Türkülere konu olan allı turnalar Çukurova Deltası'nı 'renklendirdi'

ADANA (AA) – Türkiye’de kuş göç yollarının kesiştiği bölgedeki Çukurova Deltası, Anadolu’da allı turna olarak da bilinen ve türkülere konu olan flamingolara da ev sahipliği yapıyor. Deltadaki renk cümbüşü kartpostallık görüntüler oluşturuyor.

Göçmen kuşların Türkiye’deki dinlenme ve beslenme yerleri arasında önemli yere sahip Adana, kış aylarında birçok kuş türünü ağırlıyor. Türkiye’nin en büyük lagünü olan Akyatan’a gelmeye başlayan flamingolar, güzellikleriyle görenleri kendisine hayran bırakıyor.

Su içindeki bitkilerin yeşil rengiyle gökyüzünün mavisinin karıştığı gölde konaklayan ince bacaklı, uzun eğri bir boyuna ve renkli tüylere sahip binlerce allı turna, doğa harikası lagüne ayrı bir güzellik katıyor.

Doğa Koruma ve Milli Parklar 7. Bölge Müdürü Turgut Çangır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçen yıla göre bölgede flamingo sayısında artış olduğunu söyledi.

Mevsim şartlarına göre flamingo sayılarında değişiklikler olabildiğini belirten Çangır, “Bölge Müdürlüğümüz sorumluluk alanında geçen yıl 4 bin 500 civarında olan flamingoların sayısı bu yıl 20 bine ulaştı. Çok önemli bir artış var. Sadece Akyatan Lagünü’nde 12 bin flamingo sayımı yapıldı.” diye konuştu.

Allı turnalar güzellikleri ile doğaseverleri cezbediyor

Çangır, bölgenin birçok kuşa ev sahipliği yaptığına dikkati çekerek, “Bölgede çeşitli kuş seçeneklerimiz var ancak flamingoların görsel güzellikleri doğaseverleri ve fotoğraf tutkunlarını cezbediyor. Kuşların bu alanda rahat yaşamaları için elimizden geleni yapıyoruz, bundan sonra da göstereceğiz. Sayımları sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte yapıyoruz. Her geçen yıl bu sayının artması bizi ziyadesiyle memnun ediyor.” ifadesini kullandı.

Doğa Araştırmaları Derneği biyologlarından Güler Bozok da Çukurova Deltası’nın hem balık hem bitki açısından kuşların beslenmesi için oldukça zengin alan olduğunu dile getirdi.

Çukurova’nın, insanlar açısından olduğu gibi kuşlar açısından da bereketli bir bölge olduğunu ifade eden Bozok, “İklim çok müsait ama iklimden önce besin, kuşları buraya çeken en önemli özelliklerden bir tanesi. Akyatan Lagünü iki karakteristik göl özelliğinde, bir taraf tatlı bir tarafı tuzlu su karakteristiğinde. Zaten flamingolar gölün daha tuzcul olan tarafındayken derin yerlerinde ve tatlı su alanlarında sakar mekeler ve ördek türleri bulunabiliyor. Bu da tür çeşitliliğini artıran durumlardan bir tanesi.” şeklinde konuştu.

Geçmiş yıllarda bölgede yüksek sayılarda flamingo görüldüğünü anımsatan Bozok, şunları kaydetti:

“Geçmiş yıllarda Adana toplamında 96 bin civarında, Akyatan Lagünü’nde 89 bin civarında flamingo vardı fakat bu çok ekstrem bir sayıydı. Bu başka ülkelerdeki göllerle alakalı bir durumdu. Daha önce yaptığımız araştırmada, İran’daki yoğun bir flamingo popülasyonu olan bir gölün kurumak üzere olduğu ve oradaki flamingoların Akyatan Lagünü’nü kullandığını tahmin etmekteydik. İran’daki göl 2-3 yıldır tekrar yenileme aşamasına girdi ve toparlandı. Flamingoların tekrar o tarafa döndüğünü düşünüyoruz. Bu yıl Adana’da yaklaşık 20 bin flamingo saydık. Akyatan Lagünü’nde toplam 12 bin civarında flamingo var. Bu aslında alanın normal ortalama sayıları.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ADANA(AA) – Merkez Yüreğir ilçesindeki bir restoranda, kentin tescilli lezzeti Adana içli köfte, klasik pişirilme yöntemi olan suda haşlanmıyor veya yağda kızartılmıyor.

Usta Fatih Cavlak, şişe taktığı içli köfteleri mangal ateşinde pişirip, bazı yeşillikler, yağ ve baharat içeren özel sosla servis ediyor.

Hem görüntüsü hem de lezzetiyle müşterilerin beğenisini toplayan mangalda içli köfte, damaklara lezzet katıyor.

Restoranda, kent dışından gelen müşterileri de ağırlayan ve günde 300-500 içli köfte satan Cavlak, siparişlere yetişmeye çalışıyor.

“Öyle bir iştahla yiyorlar ki o zevki ben yaşıyorum”

Fatih Cavlak, AA muhabirine, 17 yıldır kentte kebapçılık yaptığını söyledi.

Kebabın yanı sıra müşterilerinin beğenisini kazanan mangalda içki köfteyi nasıl yaptığını anlatan Cavlak, “İçli köfteyi genelde haşlanmış olarak yerler. Ben közde yapıyorum.” dedi.

Cavlak, içli köftenin iç harcına kendinden yağlı koyun eti koyduğunu belirterek, “Bulguru baharatlarken de içine dövülmüş dana eti koyuyorum. Zaten içinde et olmazsa bulguru şiş tutmaz, düşer. Baharatını özellikle kullanacağımız zaman makineden çektiriyoruz. Taze olacak, kokusu içine sinecek. Bu çok önemli. İçli köfte için küllü ateş olacak. Belirli bir aşamada piştikten sonra fırçayla yağlıyoruz. Pişirdikten sonra sosuyla servis ediyoruz. Harika bir tat, ayrı bir lezzet.” diye konuştu.

Müşterilerinin, mangalda içli köfteyi keyif alarak yemesinden mutluluk duyduğunu vurgulayan Cavlak, şöyle devam etti:

“Müthiş bir şey, ayrı bir zevk. Pişirirken, şişe saplarken, elime aldığımda, hatta dolaba baktığımda bile zevk alıyorum. Ben yemek yemeyi severim. Değişiklik olsun diye közde pişirmeyi deneyeyim dedim. Ayrı bir lezzet çıktı. Müşterilerime ikram ettim, herkese çok farklı geldi. İnan şu an yetiştiremiyorum. Türkiye’nin birçok iline gidiyor. Sosyal medyada gören arıyor. Türkiye’nin her yerinden gelen var. Sabah bile içli köfteyi öyle bir iştahla yiyorlar ki o zevki ben yaşıyorum. Ben yiyorum gibi zevk alıyorum.”

“Özellikle mangalda içli köfte yemeye geliyoruz”

Müşterilerden Ahmet Çetinkaya ise kentin yemek kültürünün yüksek olduğunu ifade etti.

Genelde et ve ev yemeklerini tercih ettiğini aktaran Çetinkaya, şöyle konuştu:

“Mangalda içli köfteyi bir tek burası yapıyor. Bize özellikle mangalda içli köfte yemeye geliyoruz. Ustamızın da güzel bir sosu var. Biz uzun süredir geliyoruz, Adana’da meşhur bir yer burası. Adana’nın içli köftesi normalde suda kaynatılarak pişirilir. Mangalda içli köfteyi ustam keşfetmiş. Biz ilk defa burada yedik. İçli köfteye farklı bir tat katmış. İçli köfte biraz daha kızarmış oluyor, mangal tadı veriyor. Biz Adana olarak mangalda olan her şeyi yiyoruz. ‘Denizden babam çıksa yerim.’ lafını biz ‘Mangalda pişen her şeyi yeriz.’ olarak söyleyebiliriz.”

Müşterilerden Süleyman Çekçen de restorana tavsiye üzerine gittiklerini belirterek, şunları kaydetti:

“Bir akşam yemeğinde arkadaşlarla oturuyorduk. Burayı tavsiye ettiler. Kendisine has bir lezzeti olduğunu, içli köfteye yeni bir hava kattığını söylediler. Biz de mangalda içli köfteyi denemek için geldik. Normal içli köfteden çok farklı. Biri suda kaynatılarak diğeri mangalda yapılıyor. İkisinin de kendine has ayrı bir lezzeti var. Adana’da içli köfteyi böyle yapan başka bir yer yok. Herkese tavsiye ederim, mutlaka gelip test etsinler. Ben yerken çok keyif aldım.”

Merkez Yüreğir ilçesi Köprülü Mahallesi’nde, Bosnalı Salih Efendi öncülüğünde yapımına başlanan ve 91 yıl önce ibadete açılan Köprüköy Camisi, botanik bahçesini andırıyor.

Bahçesine uzun yıllar önce dikilen sarmaşıkların cami duvarlarını ve minareyi kaplaması dolayısıyla halk arasında “Yeşil Cami” olarak bilinen Köprüköy Camisi, baharda yeşile bürünüyor ve bu özelliğini yaz aylarında da koruyor.

Minaresi çam ağacını andıran ve kentin simge mekanlarından biri olan cami, bahçesindeki birbirinden renkli çiçeklerle de dikkati çekiyor.

Cemaat, daha önce bahçesinde zaman geçirdiği “Yeşil Cami”yi, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle sadece ibadet için kullanabiliyor.

Camide, Hazreti Muhammed’in Sakal-ı Şerif’i de bulunuyor.

“Halkımız botanik bahçesi olarak adlandırıyor”

Cami imamı Fahri Onur, AA muhabirine, 6 yıldır “Yeşil Cami” olarak bilinen Köprüköy Camisinde görev yaptığını söyledi.

Caminin sarmaşık ve çiçekleriyle dikkati çektiğini belirten Onur, “Camimizde 280 civarında bitki çeşidimiz bulunuyor. Halkımız botanik bahçesi olarak adlandırıyor. Görselliği ve Peygamberimizin Sakal-ı Şerif’i dolayısıyla ziyaretçilerimizin ilgisini çekiyor.” dedi.

Onur, Türkiye’nin her bölgesinden ziyaretçileri olduğuna işaret ederek, “Hatta pandemiden önce Avrupa’dan da ziyaretçilerimiz geldi. Protestanlıktan Müslümanlığa geçen bir turist, Eyüp Sultan Camisi’ndeki maneviyatı burada bulduğunu söyledi.” diye konuştu.

Kovid-19 nedeniyle camiye ziyaretin olmadığını aktaran Onur, şunları kaydetti:

“Vatandaşlarımız sosyal mesafe, temizlik ve maske kurallarına uyarak burada ibadetini yaparak evlerine gidiyor. Camimize gelen ziyaretçilerimiz hayran kalıyor çünkü bu Cenab-ı Allah’ın takdiri. 1983 yılında bu sarmaşıklar minarenin çevresine dikilmiş. O günden sonra bu hale gelmiş. Tabii insanlarımızın, Türkiye’de bir ilk olması sebebiyle ilgisini çekiyor. Diğer camilerin de böyle olmasını istiyorlar.”

Cami cemaatinden Mehmet Ayhan da camilerinin botanik bahçesi gibi olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

“Kışın yaprağını döker, bir tane yaprağı kalmaz. Yazın baharla birlikte yeşillenir. Çiçekleri ve bahçesi çok güzel. Biz de yardımcı oluyoruz. Bahçede çok sayıda çiçeğimiz var. İsmi Köprüköy Camisi ama ‘Yeşil Cami’ olarak biliniyor. Camimizden memnunuz. Eskiden ramazan aylarında buraya masa kurarlardı. Herkes evinden bir şey getirir, burada iftarımızı açardık. Ezan okunurdu, camiye girerdik. Cemaatimiz fazlaydı, kalabalıktık.”