TUSAŞ'tan insansız uçak çalışması

ANKARA(AA) – Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ) Genel Müdürü Temel Kotil, SAHA İstanbul tarafından savunma, havacılık ve uzay sektöründe faaliyet gösteren firmalara özel hazırlanan Yöneticilik Gelişim Programı’nda (SAHA MBA) yürüttükleri projelere ilişkin açıklamalarda bulundu.

Şirketin 3 uçak, 6 helikopter, 2 insansız hava aracı ve hedef uçak projeleri yürüttüğünü ifade eden Kotil, bunun yanında uydu projelerini sürdürdüklerini söyledi.

Kotil, en önemli projelerinin MMU olduğuna dikkati çekerek, proje için 3 bin TUSAŞ personeli yanında, projeye katkı verecek diğer şirketlerde de 3 bin personele ihtiyaç duyulacağını bildirdi.

5. nesil uçaklarda tek pilot bulunduğunu, yapay zekanın ise ikinci pilot gibi görev yaptığını anlatan Kotil, MMU’nun da bu özelliğe sahip, “daha zeki bir uçak” olduğunu vurguladı. Kotil, uçağın 2023’te motorunu çalıştıracağını, 2025’te uçacağını, 2028’de Hava Kuvvetlerine teslim edileceğini dile getirerek, “Bunu başarınca Türkiye neyi başarıyor? ABD neyi başarıyorsa biz de onu başarıyoruz.” dedi.

MMU’nun motorunun TR Motor tarafından geliştirildiğine işaret eden Kotil, motorun alt ve yan bileşenlerinin geliştirilmesinde başka firmaların da desteğini beklediklerini kaydetti. Kotil, “İniş takımlarını bir Türk şirketi bir İtalyan şirketiyle yapacak, hakları Türkiye’de olacak. İklimlendirme Türkiye’de yapılacak. Uçağın MMU olabilmesi için tamamen Türkiye’ye ait olması gerekiyor.” diye konuştu.

Türkiye’nin kalite, hız ve ucuzluğu bir araya getirmesi gerektiğini belirten Kotil, rakiplerin de Türkiye’nin ve TUSAŞ’ın havacılıkta güçlü bir oyuncu haline geldiğinin farkında olduklarını söyledi. Kotil, şu değerlendirmede bulundu:

“F-35’in lisansını verseler TUSAŞ olarak ayda 2 tane yaparım. Önemli olan lisans, IP (fikri haklar) haklarının olması. Yoksa F-35’i şu anda yapabilecek yeteneğim var. MMU’yu daha işin başında mümkün olduğu kadar yerli yapmaya çalışıyoruz. Çünkü başlangıçta alıyorsunuz sonra alamıyorsunuz, önce ‘Veriyorum’, sonra ‘Vermiyorum’ diyorlar. MMU’yu daha işin başında olabildiğince yerli yapmaya çalışıyoruz. Bunun dost ülkelere satılabilmesi için her şeyinin yerli ve milli olması gerekiyor. Bunu zamana yaymaktan başka da şansımız yok, motoru dahil.” dedi.

Bölgesel yolcu uçağı

Dünyada 60 kişilik, maliyeti düşük bir sivil uçağa ihtiyaç bulunduğuna işaret eden Kotil, “TUSAŞ’ın böyle bir şey yapma durumu yok, çünkü bizim yükümüz yeterince ağır. MMU’yu yapıyoruz, F-22 ile F-35 arasında bir uçak. Hürjet’i yapıyoruz, Hürkuş’u yeniden yapıyoruz. Helikopter ve İHA’larımız var. Bu kadar yükümüz olduğundan kimse ‘Yolcu uçağı yap’ demez ancak böyle bir uçağa ihtiyaç var. Türkiye ve başka ülkelerde böyle bir uçak sıçrama yapabilir. Termoplastikten yapılmış, kompozit, 60 kişilik bir yolcu uçağı modern motorlarla piyasayı kırıp geçirir.” ifadelerini kullandı.

F-16’ları pilotsuz uçurmak gibi bir gündemleri olup olmadığına yönelik sorusuna Kotil, “F-16’ları pilotsuz uçurmak değil ama başka uçaklar üzerinde çalışıyoruz. F-16’lar Hava Kuvvetlerinin belkemiği. Pilotlarımız da 10 numara.” yanıtını verdi.

İnsanlı ve insansız uçak arasında net bir ayrım olmayacağını, iki uygulamanın birlikte kullanılacağını anlatan Kotil, “5. nesil savaş uçağı ülkenin savunması için önemli bir cihaz olacak. Projeyle önemli fiziksel altyapı kazanılacak ve projede 6 bin uçak mühendisinin yetişmesi de önemli bir avantaj olacak. MMU’yu güzel bir uçak yapmak istiyoruz. İnsanlı-insansız olacak olması çok ikincil bir konu. Zaten içinde yapay zeka var. Pilot bayıldığında uçak kendi üssüne dönebiliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Temel Kotil, uçağın konsept tasarımı dışında her şeyi dışarıya iş olarak verebileceklerini, bunun karşılığında sorumluluk alanların buna odaklanmasını, uzun soluklu olarak bunu devam ettirmelerini beklediklerini vurguladı.

Şirket bünyesindeki değişim ve yapılanmayı da değerlendiren Kotil, “Türkiye savunma sanayisinde büyük oynuyor, TUSAŞ da dönüştü.” dedi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Aksigorta'nın, Yapay Zeka ile Risk Fiyatlandırma Projesi, IDC European Data Strategy & Innovation Awards tarafından ödüle layık görüldü.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Sabancı Holding iştiraki Aksigorta'nın, müşteri deneyimini üst sıralara taşıyan Yapay Zeka ile Risk Fiyatlandırma projesi, IDC Data Strategy & Innovation Awards 2021'de Avrupa'dan katılan 58 şirket arasından Yapay Zeka ile İnovasyon kategorisinde genel kategori birincisi seçildi.

Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Aksigorta Genel Müdür Yardımcısı Metin Demirel, konuya ilişkin olarak şunları kaydetti:

"2020'de bütün bireysel trafik portföyümüzü yapay zeka ile fiyatlamaya başlamamız Aksigorta'yı Türkiye'de bunu yapan ilk şirket, dünyada da sayılı şirketlerden biri haline getirdi. Bu ödüllü proje ile artık yapay zekayı trafik ve kasko ürünlerinin fiyatlamasında kullanıyoruz. Özellikle markette çok önemli yeri olan kasko ve zorunlu trafik sigortalarında yapay zekayla fiyatlama yapıyoruz bunun etkilerini de pazar payımızdaki artışta hemen görmeye başladık. Bu bizi rekabette öne geçirirken müşterilerimize de en uygun ve adil fiyatı vermemizi sağlıyor."

ANKARA (AA) – ODTÜ URAP Koordinatörü Prof. Dr. Ural Akbulut, yapay zeka alanında Türkiye kaynaklı bilimsel makalelerin sayısını dünyadaki 136 ülke ile kıyaslayan araştırmanın sonuçlarını AA muhabirine açıkladı.

Çalışmalarında, Türkiye’de yüksek öğretimde yapay zeka araştırmalarının dünyada olduğu gibi genel bilgisayar bilimleri alt alanları arasında öne çıkan bir alan olduğunun görüldüğünü dile getiren Akbulut, şöyle devam etti:

“Türkiye’de yapay zeka araştırmaları gelişmiş ülkelere benzerlikler göstermekle birlikte farklılıklar da sergilemektedir. Örneğin, birçok ülkede araştırmacılar yayınlarını dergilerde olduğu gibi çalıştay, konferans, sempozyum gibi etkinliklerde bildiri olarak da yayınlamaktadır. Günümüzde üniversite sıralamaları çoğunlukla dergi yayınlarına ağırlık vermekle birlikte bilgisayar bilimleri gibi bazı alanlarda konferans bildirileri de dergi yayınları kadar önemlidir. Yapay zeka alanındaki araştırma çıktılarına bakıldığında, dünya genelinde, indislenen yayınların yüzde 36,9’u dergi yayını, yüzde 58,6’sı ise konferans bildirisi olarak yayınlandığı görülmektedir. Türkiye’de ise bu oran yüzde 58 dergi yayını, yüzde 39 konferans bildirisi olarak gerçekleşmiştir. Dergi makalesi oranının yüksek olduğu ülkelere bakıldığında bu durum sadece İran ve Türkiye’de yüksek farklılık olarak göze çarpmaktadır. “

URAP’ın her yıl dünya alan sıralaması yaptığını, bu yılki sıralamayı da yakında açıklayacaklarını belirten Akbulut, “Bu yılki dünya alan sıralamalarında, Türkiye’nin yapay zeka alanındaki bilimsel makale sayısında dikkat çekici sonuçlara ulaştık. Dünyada yapay zeka alanında bilimsel makale üreten ülkeler ile Türkiye’yi kıyaslayan bir sıralama yaptık. Buna göre, Türkiye yapay zeka alanındaki bilimsel makalelerin sayısı açısından 137 ülke arasında 13’üncü sırada yer aldı. Türkiye’nin sıralamadaki yeri itibarıyla gelişmekte olan ülkeler arasında en başarılı ülkelerden birisi olduğunu gösteriyor.” diye konuştu.

YÖK’ün çalışmaları önemli

Akbulut, yapay zeka alanında konferans bildirilerinin önemine işaret ederek, “Türkiye’deki araştırmacıların bu alanda önde gelen bilimsel toplantılara katılması, uluslararası çalışmalarda daha aktif rol almasını sağlayarak yapay zeka alanındaki yayınlarımızın güçlenmesini sağlayacak, bu da etki değeri olan yayın sayısının artmasına yol açacaktır.” dedi.

Ural Akbulut, yapay zeka araştırmacılarının bir kısmının akademik araştırmacı değil bilişim firması çalışanı olmasının, yapay zeka araştırmalarına özgü bir diğer boyut olduğuna dikkati çekti.

Yapay zekanın bilgi ve iletişim teknolojileri ile entegre olarak gelişmesi sonucunda bilişim firmalarının bu alanda yapılan yayınlarda, halen ağırlığı elinde tutan akademik kurumların yanında varlık göstermeye başladığını anlatan Akbulut, son 10 yıldaki yayınlara bakıldığında ABD’de bilişim firmaları tarafından yapılan yayınların yapay zeka alanındaki tüm yayınların yüzde 7,4’ünü oluşturduğunu aktardı.

Bu oranın Japonya’da yüzde 8.3, Almanya’da yüzde 8,4, Güney Kore’de yüzde 4,9, Türkiye’de ise yüzde 2.2 olarak gerçekleştiğini dile getiren Akbulut, şunları kaydetti:

“Akademik yayın ağırlığına bakıldığında Türkiye’de akademik kökenli yayınların payı yüzde 94,1’i bulmaktadır. Türkiye’de yapay zeka araştırmalarının üniversiteler yanında bilişim firmaları, kamu kurumları ve sivil toplum örgütleri tarafından yürütülmesi ülkenin yapay zeka alanında global ölçekte söz sahipliğini artıracaktır. Bu doğrultuda YÖK’ün Türkiye genelindeki üniversitelerde yapay zeka bölümleri kurmasına yönelik atılımların sürdürülmesi ve veri bilimi araştırmaları ile zenginleştirilmesi Türkiye için bu alanda çalışabilecek insan kaynağının yaratılması için önemli bir fırsattır.

Yapay zeka alanındaki bilimsel araştırmalar için en kısa sürede bu konuda başarılı olan üniversitelere ek araştırma bütçeleri verilmesi çok yararlı olacaktır. Üniversitelerde yapay zeka alanında çalışan akademisyenlerin uluslararası sempozyumlara katılarak uluslararası iş birlikleri geliştirmeleri için ek bütçe ayrılması önem taşımaktadır. Benzer şekilde bu alanda başarılı olan bilişim şirketlerine de teşvikler verilmesi ve mali kolaylıklar sağlanmasında büyük yarar vardır.”