TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaslowski: Geleceğimizin güçlü hikayesini hep birlikte yazacağımıza inanıyoruz

İSTANBUL(AA) – Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski, TÜSİAD tarafından çevrim içi olarak gerçekleştirilen Dijital Türkiye Konferansı’nın açılışında yaptığı konuşmada, TÜSİAD’ın kuruluşunun 50. yılında dijital dönüşümün farklı boyutlarıyla kapsamlı ve derinlikli bir şekilde ele alınacağı konferansta bir araya gelmekten mutluluk duyduğunu ifade etti.

Bu çağın dinamiklerinin bir gerekliliği olarak toplumsal ve ekonomik tüm süreçlerde dijital dönüşüm yolculuğu içinde olunduğunu belirten Kaslowski, bu nedenle çalışmalarda insanların ve ekonomi aktörlerinin, bu dönüşüme ne kadar hazır olduğu, nasıl daha güçlü adım atılabileceği konularına özellikle odaklandıklarını söyledi.

Bu sürecin başarısı için yetkin insana, sağlıklı işleyen altyapıya, stratejik yatırımlara, etkili iş birliklerine, yüksek Ar-Ge ve inovasyon kapasitesine ve sürdürülebilir bir teknoloji ekosistemine olan ihtiyacı ısrarla vurguladıklarını aktaran Kaslowski, tüm paydaşların sinerji içinde hareket etmesinin kritik önemde olduğuna inandıklarını dile getirdi.

“Artık oyunun kuralları değil, oyunun kendisi değişiyor”

Simone Kaslowski, Türkiye’nin rekabet gücünü ve yaratılan katma değeri artırma hedefiyle yürüttükleri çalışmalarda paydaşlarla yakın diyalog içinde hareket ettiklerini, kamu kurum ve kuruluşlarıyla temaslarda benzer öncelik ve vizyona sahip olduklarını görmenin kendilerini cesaretlendirdiğini söyledi.

Kovid-19 salgınının ekonomik ve toplumsal olarak ciddi yaralar açtığını ifade eden Kaslowski, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Maalesef olumsuz etkileri bir süre daha devam edecek. Bu zorlu dönem tüm ekonomilerde olduğu gibi ülkemizde de önemli dönüşüm gerekliliklerini ortaya çıkardı. Gerek salgın sürecinde dayanıklılığın gerek toparlanma sürecine hızla geçişin unsurlarına baktığımızda, bu süreçlerin belkemiğini dijitalleşmenin oluşturduğunu görüyoruz. Artık oyunun kuralları değil, oyunun kendisi değişiyor. Kovid-19 salgını zaten içinden geçilen dijital dönüşüm sürecini daha da hızlandırdı. Bu yolculuğa başlamış ekonomiler ve şirketler, daha hızlı uyum sağladı ve giderek yatırımlarını bu alana yoğunlaştırdılar. Henüz başlamamış olanlar ise ciddi adımlar atıyor. En geleneksel sektörler bile dijitalleşmeye karşı duvarlarını kaldırıyor. İş dünyası olarak bu süreçte yeni iş modellerini, tüketici ve çalışan açısından ise yeni tercihleri tecrübe ediyoruz.”

“Geleceğimizin güçlü hikayesini hep birlikte yazacağımıza gönülden inanıyoruz”

TÜSİAD Başkanı Kaslowski, dijitalleşmenin iş yapış yöntemleri, çalışma hayatı, tedarik zincirleri gibi birçok alanda daha fazla yer almasının bu süreçte yeni teknolojilere yatırımı ve talebi de artırdığını belirterek, “Dijital dönüşümün itici güçlerinden olan yazılım sektörünün ve etkileşim içinde olduğu dijital sektörlerin toplam büyüklüğünün önümüzdeki 5 yıl içinde yaklaşık 2 kat artarak 4 trilyon dolara çıkması bekleniyor.” dedi.

TÜSİAD Türkiye’de Yazılım Ekosistemi’nin Geleceği Raporu’nda, pandemi ile artan görüntülü görüşme ve uzaktan çalışma uygulamalarının yarattığı talebin bulut bilişim altyapı yatırımlarını yüzde 35 artırdığının görüldüğünü aktaran Kaslowski, şunları kaydetti:

“Bu dönemde şirketlerimizin dijital dönüşüm yatırımlarını, çevik ve stratejik bir planlama çerçevesinde gerçekleştirmeleri, etkinliği ve başarıyı belirleyen unsurlar olacak. Dönüşüm sürecinin insan kaynağından veri güvenliğine, iletişim altyapısından organizasyon yapılarına ve paydaşlarla iş birliklerine kadar her alanda bütünsel olarak ele alınması gerekiyor. Bu ay küresel bilgi havuzuna yapılmakta olan çok kıymetli katkıları takip ediyoruz. Dünya Ekonomik Forumu’nun Davos buluşması, güveni yeniden inşa etme ve kritik tercihler yapma zamanının geldiği vurgusuyla bu hafta sanal olarak gerçekleşiyor. Geçen hafta açıklanan Küresel Riskler Raporu, çevresel ve teknolojik risklerin giderek kritik boyutlara ulaşan ağırlığına dikkati çekiyor. Bir yanda iklim değişikliği ve bundan kaynaklanan riskler, diğer yanda veri ve bilgi altyapısının güvenliği üzerindeki siber tehditler…”

“Uluslararası tedarik sisteminin güçlü bir aktörü olmalıyız”

Simone Kaslowski, jeopolitik konumun ve alışageldik rekabet kurallarının yerini uluslararası iş birliğine daha fazla devrettiği bir çağda olunduğuna işaret ederek, “Ne kadar birbirimize bağımlı, değer zincirinin ise ne kadar hassas dengeleri olduğunu bu pandemi sürecinde çok derinden yaşıyoruz. Tedarik zincirlerindeki kopuklukların toplumsal ve ekonomik açıdan ne kadar kritik sonuçları olabileceğini artık daha iyi biliyoruz. Riskleri ve fırsatları titizlikle yoğurduğumuz bir yaklaşımla uluslararası tedarik sisteminin güçlü bir aktörü olmalıyız.” diye konuştu.

Pandemi şartlarının, dayanışma ve iş birliğinin kritik konularda çözümü nasıl ivmelendirdiğini de gösterdiğini ifade eden Kaslowski, “Ülkemizin bu yeni normalde rekabetçi bir ekonomik düzeni sağlayacağına, geleceğimizin güçlü hikayesini hep birlikte yazacağımıza gönülden inanıyoruz.” dedi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Boyner Grup Üst Yöneticisi (CEO) ve Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner, salgına kadar yüzde 20 olan e-ticaret cirolarının şu an yüzde 40'lara geldiğini belirterek, "Bir taraftan e-ticaret tarafımız çok hızlı büyüyor, bir taraftan da bu süreçte mağazacılığın kendi içinde çok hızlı geliştiğini görüyoruz. Son 5 senede yapmadığımız mağaza içi servis ve ürün inovasyonlar son 4-5 aya sığdı." dedi.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) tarafından çevrim içi olarak düzenlenen Dijital Türkiye Konferansı kapsamında "Yeni İş Modelleri ile Dijital Geleceği Güvenle Tesis Etmek" paneli gerçekleştirildi.

Cem Boyner, panelde yaptığı konuşmada, salgın sürecinde yaşanan, yaşanması beklenen değişim ve dönüşümler hakkında bilgi verdi.

İşi inovasyon olan şirket, birey ya da kurumların yeni fırsatlara başarısız olması kaygısıyla daha mesafeli yaklaştığını anlatan Boyner, e-ticaretin pandemi sürecindeki yerinin önemine işaret etti.

Boyner, şirket bünyesinde yaşanan değişimlere ilişkin şunları anlattı:

"Pandemiye kadar yüzde 20 olan e-ticaret ciromuz şu an yüzde 40'lara geldi. Bir taraftan e-ticaret tarafımız çok hızlı büyüyor, bir taraftan da bu süreçte mağazacılığın kendi içinde çok hızlı geliştiğini görüyoruz. Kendimizi tamamen kanal bağımsız, her kanaldan müşteriye dokunabileceğimiz bir iş haline getirdik. Gelecekte ne olacağına dair, çok sayıda müşteriye dokunan merkezimiz var. Müşteriyi dinleyerek planlarımızı uygulayabilirsek, rekabette hep bir adım önde olacağımızı görüyoruz."

– "Son 5 senede yapmadığımız mağaza içi servis ve ürün inovasyonlar son 4-5 aya sığdı"

Online'ın avantajları hakkında değerlendirmelerde bulunan Boyner, salgın sürecinin getirilerinden bahsederken, mağazalarda bile bu süreç içinde çok sayıda ürün ve servis çeşidinin geliştiğini dile getirdi.

Boyner, son 5 senede yapmadıkları mağaza içi servis ve ürün inovasyonlarının, son 4-5 aya sığdığına işaret ederek, şunları söyledi:

"Dolayısıyla bu değişiklikler sadece dijital alanda olmuyor, hayatın bütün alanlarında oluyor. Mobil ödemeye başlayalı 3-4 sene oldu, şu an 2 milyonun üzerinde işlemimiz var. Biz bunu Hopi'de bir servis olarak sunmuştuk, altın madeni gibi bir şey oldu. Boyner'de mobil ödeme kullanan müşterilerle, kullanmayan müşteriler arasında, kullananlar lehine 4 misli fazla satış yaptığımızı, ziyaret frekansının daha fazla olduğunu gördük. Şu an bütün endüstriye bu hizmeti vermek için kolları sıvadık, önemli bir damar yakaladık.

'Kulakları duymayanlar, dans edenleri deli zannedermiş.' diye bir söz var, bizim de aslında neden dans ettiğini anlamak için bir çok deliye kulak vermemiz lazım çünkü gerçekten çok parlak fikirler var. Bu parlak fikirleri işlerimize eklemlendirmemiz lazım çünkü gerçek bir tek yerde değil."

Şu an Türkiye'de her 9 kişiden birinin Hopi'li olduğunu bilgisini veren Boyner, 2021 sonunda her 6 kişiden birini Hopi'li yapma hedefinde olduklarını söyledi.

Boyner, "Teknoloji de dijital teknoloji de bu işin çok önemli bir temeli olmakla birlikte, kafanın, ticari zihniyetin, işin içindeki kişilerin tüccar gibi düşünmelerinin, işin teknoloji yatırımı kadar ve hatta daha da önemli olduğunu düşünmeye başladım. Elde çok fırsat var aslında. Dijital taraf ile gerçek hayatta insanlara dokunduğunuz alanı birleştirerek çok büyük işler yapma imkanı var. Bu işin temelinde de 'connectivity-bağlanılırlık' var. Bunu da sadece teknoloji olarak düşünmemek gerek. Kafaların, fikirlerin birbirine bağlanmasını, iş birliği ve ilişkilerin çok önemli olduğunu düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

– "Online market alışverişine talep ciddi bir artış gösterdi"

Yemeksepeti CEO'su Nevzat Aydın da Yemeksepeti ile Türkiye'deki kullanıcıların ve yemek sektörünün ihtiyaçlarına uygun özgün bir model kurguladıklarını belirterek, "20 yıl önce kaç tane restoranla çalışabileceğimizi hesaplarken, bugün Türkiye'nin en önemli online yemek siparişi platformu olarak 70 ilde 35 binin üzerinde üye restoran ile 19 milyondan fazla kullanıcımıza hizmet veriyoruz." dedi.

Dijitalleşmenin son birkaç yıldır tüm dünyada her sektörde iş yapış şekillerinin merkezinde bulunduğuna işaret eden Aydın, şunları kaydetti:

"Pandemi süreciyle bu daha da hızlandı ve dünyanın dijitalleşmeye daha da fazla uyum sağlaması kaçınılmaz bir hal aldı. Öngörülerin çok ilerisinde bir dijitalleşme sürecine girildi. Geçen yıl e-ticaretin perakende içerisindeki payı yüzde 5 civarında seyrediyorken, pandeminin etkisiyle bu çok hızlı bir büyüme oranına ulaştı. Ticaret Bakanlığı 2020 verilerine göre, e-ticaret hacmi yılın ilk 6 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 64 arttı.

Raporlara göre, şu an dünya nüfusunun yüzde 60'a yakını internet kullanıyor. Bu yeni dijital dünya, sürekli gelişim gösterdiği için şirketler olarak daha dinamik olmamız gerektiği ortada. Çünkü teknoloji değişirken, tüketici trendleri de aynı hızla değişmeye devam ediyor. Başarılı olmak için de bu değişimleri aynı hızla takip etmemiz ve yaptığımız işe adapte etmemiz gerekiyor. Pandemi döneminin önemli değerlerinden biri de sistematik bir dönüşüm oldu. Bu dönemde iş yapış şeklimizden günlük alışkanlıklarımıza kadar birçok konuda değişiklik yaşadık."

Aydın, teknolojik inovasyonların takipçisi değil, öncüsü bir şirket oldukları için, değişen süreçlere de hızlıca adapte olabildiklerini belirterek, "Bu doğrultuda pandemiye nispeten hazırlıklı girdik diyebilirim. Teknik altyapımız sayesinde evden çalışma modeline geçişte herhangi bir sorun yaşamadık. İnsanlar evde vakit geçirdikleri için daha çok evde yemek yapmaya başladı. Bu da temel gıda ürünlerinin tedarikini evden çıkmadan internet üzerinden gidermeye yönelik ihtiyacı beraberinde getirdi. Sonuç olarak, online market alışverişine talep ciddi bir artış gösterdi." ifadelerini kullandı.

– "Küresel e-ticaret hacminin 4 yılda ikiye katlanması bekleniyor"

TÜSİAD eTicaret Çalışma Grubu Başkanı ve GittiGidiyor Genel Müdürü Öget Kantarcı ise TÜSİAD eTicaret Çalışma Grubu'nu e-ticaret sektörünün gelişimini hızlandırmak ve Türkiye'nin bu alandaki küresel rekabet gücünü artırmak hedefiyle 2018'de hayata geçirdiklerini söyledi.

Bu süre içinde sektör için raporlar yayınlayıp, etkinlikler düzenlediklerini aktaran Kantarcı, "Ekonomik politikalarımızda sektörel varlığımızı güçlendirecek çalışmalara imza attık. Sektör temsilcileri olarak, e-ticaretin gelişiminin ülke ekonomisine sağladığı katkıyı yakından takip ediyor ve bu katkıyı artırmak için var gücümüzle çalışıyoruz." diye konuştu.

Kantarcı, 2019 sonunda küresel e-ticaret hacminin 3,5 trilyon dolar olarak ölçüldüğüne dikkati çekerek, "2020'de ise 4 trilyon doları aşan bir hacimden bahsediyoruz. Tahminler 2023'te bu rakamın en 6,5 trilyon dolara ulaşacağı yönünde. Pandeminin etkisi ve dijitalleşmenin de iyiden iyiye hızlanmasıyla birlikte rakamların daha hızlı büyümesi sürpriz olmayacak. 4 yılda ikiye katlanması beklenen bir sektörün yaratacağı ekonomiyi öngörüp, yeni yatırımları da buna göre planlamak gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Equinix Türkiye Ülke Müdürü Aslıhan Güreşcier de Kovid-19 salgınının pek çok alanda hızlı bir dönüşüm sürecini başlattığını belirterek, "Salgının sosyal hayattan eğitim ve iş yaşamına kadar pek çok alanda ciddi etkileri oldu ve görmeye devam ediyoruz. Zaten gündemde olan dijital dönüşüm iyiden iyiye etkisini hissettirmeye başladı." değerlendirmesinde bulundu.

İSTANBUL (AA) – Koç Holding'in yenilikçi teknoloji şirketlerini büyütmek için kurduğu Inventram AŞ'nin Genel Müdürü Cem Soysal, "Teknoloji şirketlerini alıp gerekli donanımları çevresinde oluşturup mutlaka büyük pazarlara götürüyoruz. Yerel olarak kesinlikle bırakmıyoruz. Bugün 9 tane yatırımı var Invertram'ın, 5 tanesi ABD'de konuşlanmış vaziyette." dedi.

Soysal, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) tarafından düzenlenen TÜSİAD Dijital Türkiye Konferansı'nda yapılan Dijital Dönüşüm Yolculuğunda Startupların Rolü Paneli'nde, sektöre ve şirketinin faaliyetlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Koç Topluluğu'nun dijital dönüşüm ve inovasyon kültürünün benimsenmesi konusunda uzun süredir çalışmalar yaptığını ifade eden Soysal, pek çok şirketin verimliliğini artıracak programların uzun zaman önce hayata geçirildiğini söyledi.

Invertram AŞ'nin 11 yıl önce bir tohum sermayesi yatırım şirketi olarak ortaya çıktığını anlatan Soysal, "Erken aşama startup teknoloji şirketlerine yatırım yapmanın yanı sıra bir iş modeli daha geliştirdi şirketimiz. O da; bu startup teknoloji şirketleriyle büyük kurumlar arasında bir köprü görevi görmek. Yani ekosistemi daha verimli kılabilmek ve ekosistemi büyütebilmek için bu şirketlere satış kanalı oldu." bilgilerini verdi.

Şirket olarak sadece Koç Topluluğu şirketlerine değil Türkiye'nin bütün gruplarına bu teknoloji startuplarını tanıtmaya başladıklarını anlatan Soysal, startupların büyük firmalarla birlikte üretim, lojistik ve dağıtım, kurumsal yönetim süreçleri ve satış kanalları konusunda ihtiyaçlarını projelendirdiğini ve hizmetlerini hayata geçirdiklerini söyledi.

– "Tüm şirketlerimizin girişimcisi, buluşçusu Türk"

Soysal, Invertram'ın son 4 yıl içinde büyüdüğünü belirterek, yeni nesil bir yatırım şirketine dönüştüklerini kaydetti.

Şirketini "globalleştirme katalizörü" diye nitelendiren Soysal, "Teknoloji şirketlerini alıp gerekli donanımları çevresinde oluşturup mutlaka büyük pazarlara götürüyoruz. Yerel olarak kesinlikle bırakmıyoruz. Bugün 9 tane yatırımı var Invertram'ın, 5 tanesi ABD'de konuşlanmış vaziyette. Bu 9 şirkette 200'e yakın çok yüksek kalifikasyonlu arkadaşımız çalışıyor. Bunun yüzde 60'ı da Amerikalı. Ancak hepsinin ortak bir noktası var hepsinin girişimcisi, buluşçusu Türk. Yani bunların hepsi milli teknoloji aslında." ifadelerini kullandı.

Şirket olarak; internet nesneleri, yapay zeka, savunma sanayisi, nano-teknoloji, medikal teknolojiler, tüketici elektroniği ve robotik gibi alanlarda faaliyet gösteren şirketleri bulunduğunu aktaran Soysal, "Biz konvansiyonel iş modellerini bozan her türlü disruptive teknolojiye yatırım yapan ve bunu büyüten bir şirketiz. Biz Venture Capital (Girişim sermayesi) değiliz, bir yatırım AŞ'yiz. Yatırım büyüklüklerimiz 2-10 milyon dolar arasında. Şirketlerimizi çok data odaklı yöneten bir şirketiz." bilgilerini verdi.

Soysal, Türkiye'nin inovasyon liginde öne çıkması için teknoloji KOBİ'lerinde kendisine bir omurga oluşturması gerektiği değerlendirmesini yaptı.

– "Uzmanlığımızla startupların akıl gücünü birleştiriyoruz"

Sabancı Holding Strateji ve İş Geliştirme Bölüm Başkanı Burak Turgut Orhun, ileri veri analitiği, siber güvenlik ve yapay zeka gibi yeni nesil teknolojilere yatırımlar yapan SabancıDx ve Sabancı Holding Kurumsal Girişim Sermayesi Fonu (Sabancı Ventures) ile girişimcilik ekosisteminde yer aldıklarını belirtti.

Sabancı Hoding'in startupları grubun dijital dönüşüm sürecinde nasıl konumlandıracağıyla ilgili hummalı bir çalışma içinde olduklarını anlatan Orhun, şunları kaydetti:

"Biz kas gücümüzün yanına bu yenilikçi startupları yani akıl gücünü de koyarak hem halihazırdaki iştiraklerimizde hem daha fazla değer yaratma hem de bu yakınsak alanlarda startupların getirdiği yeni teknolojileri kullanarak yeni büyüme platformları, endüstrideki uzmanlığımızla bu startupların akıl gücünü birleştirip bir win/win oluşturabilir miyiz şeklinde bir iş birliğini yapıyoruz.

Burada da değer yaratma diye bahsederken sadece kısa vadeli kar odaklı diye düşünmemek lazım. Örneğin Kordsa'da yapay zeka ve görüntü işleme üzerine kurulu bir startupla yaptığımız iş birliğinden TÜSİAD Sanayide Dijital Dönüşüm (SD2) Programı'nda 'Uluslararası Rekabetçilik' alanında ödül aldık. Bu direkt çalışan güvenliği ve sağlığını yükseltmede yaptığımız bir iş birliğiydi. Bunun kısa vadede kar etkisi yok ama uzun vadede sürdürülebilirliğe ve değer yaratımına katkısı var."

– "Geleneksel şirket kültürü startup kültürünü ezebilir"

Orhun, dijital dönüşümün "dijitalleşme" kavramının üstünde yer aldığını ifade ederek, dijital dönüşümün bir kültürel dönüşüm olduğunu kaydetti.

Aynı zamanda startupları büyük şirketlerin dönüşümüne adapte ettiklerini anlatan Orhun, "Eğer doğru kurgulamayı yapamazsanız dominant, geleneksel şirket kültürü o startup kültürünü ezebilir, içine alabilir ve yok edebilir." değerlendirmesini yaptı.

Girişimcilerin ticari serüvenlerinde doğru yatırımcıları seçmesinin önem taşıdığını aktaran Orhun, iş birliklerinin artması için de yasa koyucunun çağa ve ihtiyaçlara daha uygun mevzuat ve destekleri ortaya koyması gerektiğini söyledi.

Sanayi-üniversite iş birliğini geliştirmek için çaba gösterdiklerini anlatan Orhun, Sabancı şirketlerinin bu iş birliklerine son derece açık olduğunu kaydetti.

– "Pandemi döneminde kısa süreli panik yaşandı"

TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Girişimcilik ve Gençlik Yuvarlak Masası Başkanı/ Odak Group Yönetim Kurulu Üyesi İrem Oral Kayacık moderatörlüğünde gerçekleşen panelde konuşan Aslanoba Capital Kurucusu Hasan Aslanoba da, Kovid-19 salgınının ilk başlarda yatırım iştahını düşürdüğünü, sonrasında tablonun değiştiğini söyledi.

Aslanoba küresel ölçekte startuplara yatırım atmosferiyle ilgili şu değerlendirmeleri yaptı:

"Pandemi döneminde kısa süreli bir panik yaşandı ve startuplara yatırımlar dramatik şekilde azaldı. Bu mart-nisan aylarında bu şekilde gerçekleşti. Fakat sonradan tekrar aslında bazı şirketlerin olumlu bile etkilendiği anlaşıldıktan sonra hızlı bir şekilde yatırımlar arttı.

Şimdi globaldeki yatırımlara biraz daha geriden baktığımız zaman 2011 ve 2013'ün globalde düz ilerlediğini görüyoruz. Yani 70 milyar dolarlar seviyesinde bir yatırım vardı. 2014'te paradigma bir anda değişti. Muhtemelen mobil teknolojilerin devreye girmesiyle bir anda büyük bir sıçrama gerçekleşti ve 100 milyar dolarları geçti yatırımlar. Ondan sonra bu yatırımların sürekli olarak arttığını görüyoruz. 2018'de 330 milyar dolarlara kadar çıktı. Sonra 2019'da biraz gevşedi, 290 milyar dolarlar… Geçen sene pandemiye rağmen yüzde 4 artış gösterdi. Globalde yatırımlar sürekli artıyor, muazzam bir yatırım ekosistemi var."

Aslanoba, ABD, Çin, Avrupa ve Hindistan'ın startuplara yatırım konusunda atağa kalktığını belirterek, Türkiye'nin bu konuda çok geriden geldiğini söyledi.

Aslanoba, B2B yazılım işleri, finansal teknoloji (FinTech) şirketleri ve yapay zeka konusunda faaliyet gösteren startuplara yatırım yapılmasını önerdi.