TV+, aralıkta da birçok yeni dizi ve belgeseli seyirciyle buluşturuyor

İSTANBUL (AA) – Televizyon platformu TV+, yılın son ayında da birçok yeni dizi ve belgeseli seyirciyle buluşturuyor.

Turkcell'den yapılan açıklamaya göre, TV+, kasım ayında da diziden filme, spordan belgesel ve çocuk kanallarına kadar zengin içerikleriyle televizyonseverlerin tercihi oldu.

Kasım ayında yüzde 9'luk izlenme artışı yaşayan TV+'ı en çok izleyen şehir İstanbul olurken, İstanbul'u, İzmir, Ankara, Adana, Antalya, Gaziantep, Mersin, Bursa, Diyarbakır ve Kayseri takip etti.

Geçen ay TV+'ta en çok izlenen içerikler arasında ise büyük ilgi gören süper kahraman filmi "Aquaman", Amerikan psikolojik korku filmi "Ölümcül Labirent", çekimleri Amerika ve Türkiye'de gerçekleşen romantik dram "Deniz Seviyesi", 2015 Cannes Film Festivali'nde Cinema de la Plage programının bir parçası olarak gösterilen Kanadalı suç gerilim filmi "Rehineler" ve Amerikalı şarkıcı ve aktris Whitney Houston'ı anlatan 2018 belgesel filmi "Whitney" yer aldı.

– Yepyeni dizi ve filmler TV+'ta

Aralık ayında da zengin içerik yelpazesine yeni yapımlar ekleyen TV+, dünyaca ünlü yapımları seyircilerle buluşturmaya devam ediyor.

Canneseries dizi festivalinden en iyi dizi ödülüyle dönen İsveç yapımı mini dizi "Partisan", efsanevi müzisyen John Lennon'ın ölümünden önceki son röportajı üzerinden ilerleyen belgesel "Lennon'ın Son Haftası" ve 1995 yılında BBC'de yayınlanan Prenses Diana'nın sansasyonel röportajına odaklanan belgesel "Diana: Dünyayı Sarsan Röportaj" ilk kez aralık ayında TV+'ta yayınlanacak.

Birbirinden kaliteli içerikleri ilk kez kendi bünyesinde izleyiciyle buluşturan TV+, aynı zamanda dünyaca ünlü platformlarda yayınlanan içerikleri de yelpazesine ekliyor. Aralık ayında TV+'a yeni eklenen diziler arasında Britanya-İrlanda dönemi suç televizyonu draması "Miss Scarlet and the Duke" ve 4 çocuklu yalnız bir kadının yaşadığı paranormal olayları konu alan "The Enfield Haunting" yer alıyor.

Dizilerin yanı sıra filmleri ile de dikkati çeken TV+'ın aralık ayında listesine eklediği filmler arasında Christopher Nolan'ın merakla beklenen 2020 yapımı filmi "Tenet", Darin Scott tarafından yönetilen Amerikan bilim kurgu korku filmi "Deep Blue Sea 2", hem gerçek hem de hayal dünyasındaki canavarları alt etmeye çalışan genç bir kızın hikayesini anlatan "I Kill Giants", ilk gösterimini 2018'de Locarno Film Festivali'nde gerçekleştiren Türk yapımı "Sibel" yer alıyor.

Ayrıca dünyaca ünlü Sherlock Holmes oyuncularının başrollerini paylaştığı komedi filmi "Holmes & Watson", romandan uyarlanan ve kara film unsurları barındıran gerilim filmi "The Bad See", tedavi edilemez bir hastalıktan tedavi edilen genç kızının gerçek hikayesini anlatan Amerikan filmi "Miracles from Heaven" ve DC Comics ve Lego markalarına dayanan bir süper kahraman aksiyon-macera komedisi "Lego Dc Comics Super Heroes:The Flash" da aralık ayında kategoriye eklenen filmler arasında yer alıyor.

Çocukları da unutmayan TV+, bu ay 9Go'da prömiyeri yapılan Nine Network için geliştirilmiş bir Avustralya-İtalyan animasyon televizyon dizisi "Berry Bees", Türkiye'de izlenme rekoru kıran çizgi dizilerden olan "Oscar Oasis" ve maceraperest bir koalanın hayatını konu alan "Blinky Bill" çizgi filmlerini yayına aldı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

9. Boğaziçi Film Festivali’nin Ulusal Kısa Kurmaca, Ulusal Kısa Belgesel, Uluslararası Kısa Kurmaca ve Uluslararası Kısa Belgesel yarışma filmlerini​​​​​​​ değerlendirecek jüri üyeleri belli oldu.

Festivalin kurmaca film yarışmalarında yer alacak filmleri değerlendirecek jüri üyeler arasında; “Kovan” filminin yönetmeni Eylem Kaftan, “Boğulan Adam” (A Drowning Man) kısa filmi ile 2017 Cannes Film Festivali’nde resmi seçkide yer alan yönetmen Mahdi Fleifel ile 8. Boğaziçi Film Festivali’nden “Tapınak” kısa filmleri ile “En İyi Ulusal Kısa Kurmaca Film” ödülleri alan yönetmen Murat Uğurlu yer alıyor.

Kurmaca, animasyon ve deneysel türündeki filmlerin yarışacağı Ulusal Kısa Kurmaca ve Uluslararası Kısa Kurmaca film yarışmalarında en iyi filmler onar bin TL’lik “En İyi Kısa Kurmaca Film Ödülü”nün sahibi olacak.

Ulusal kısa kurmaca kategorisinde ise bir film İstanbul Medya Akademisi tarafından genç kısa filmcileri desteklemek için verilen 5 bin TL’lik “İstanbul Medya Akademisi Genç Yetenek Ödülü”nün sahibi olacak.

Festivalin kısa belgesel film yarışmalarında yer alan belgeselleri değerlendirecek jüri üyeleri arasında ise Saraybosna Film Festivali endüstri bölümünün direktörü Armin Hadzic, Bastau Uluslararası Öğrenci ve İlk Film Festivali’nin Artistik Direktörü Diana Ashimova, dünya prömiyerini 8. Boğaziçi Film Festivali’nde yapan “Kodokushi” filmi ile “Jüri Özel Ödülü”ne layık görülen yönetmen Ensar Altay bulunuyor.

Ulusal ve Uluslararası Kısa Belgesel film yarışmalarında en iyi filmlere onar bin TL’lik “En İyi Kısa Belgesel Film Ödülü” verilirken, festivalin yarışmalı kısa bölümlerinde yer alan tüm filmler aynı zamanda 25 bin TL’lik “Ahmet Uluçay Büyük Ödülü” için de aday olacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü desteği ve TRT’nin Kurumsal İş Ortaklığı ve Global İletişim Ortağı Anadolu Ajansı’nın destekleriyle Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen festival, 23-30 Ekim arasında sinemaseverlerle buluşacak.

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Akbulut, AA muhabirine, Türkiye’nin tek belgesel film festivalinin “Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali” olduğunu belirtti.

Festivalin özgünlüğünü koruduğunu, ana temasının “Kültürel Miras ve Korumacılık”, yan temasının ise “Ahilik Kültürü” olduğunu dile getiren Akbulut, “Festivale çok sayıda proje ve belgesel film katıldı. Jüri üyeleri olarak gerçekten bu eserleri değerlendirirken hem çok mutlu olduk hem de umutlandık. Festivalde emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.” dedi.

Akbulut, festivalin UNESCO Kültürel Miras Listesi’ndeki Safranbolu’da yapılmasının çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Belgesel sinemanın hem bu kentin gelişmesi için çok önemli anahtar rol oynaması hem de bundan sonra bu festivalin belgesel sinemanın gelişiminde büyük rol oynayacak olması önemli.” diye konuştu.

“Sinema yapmak isteyen çok sayıda genç var”

Belgesel sinemanın toplumsal sorunları ele alan bir sinema olduğuna işaret eden Akbulut, “Teknolojik ve tarihsel gelişmelerle kendi biçimini oluşturdu. Günümüzde dijitalleşmeyle çok sayıda belgeselin yapıldığını görebiliyoruz ama değişmeyen bir şey var; o da belgesel sinemanın toplumsal sorunları gören, onlar için farkındalık uyandıran niteliği.” dedi.

Türkiye’de çok sayıda iletişim ve güzel sanatlar fakültesi olduğunu anlatan Akbulut, iletişim araçlarının gelişmesi ve yaygınlaşmasının da gençlerin sinemaya ilgisini artırdığını belirterek, “Bu açıdan sinema yapmak isteyen çok sayıda genç var.” ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Hasan Akbulut, gençlerin artık ellerindeki cep telefonlarıyla film çekilebildiğini vurgulayarak, “Gençler bence neyi anlatacaklarına karar verirlerse yani bir dertleri olursa, gerisi çok daha rahat gelecektir. Son yıllarda gençlerin aldığı ödüller ve dünya festivallerindeki performansları bizi umutlandırıyor. Gençlerin bu alanda Türkiye’nin başarısını daha da yükselteceğini düşünüyorum. Belgesel sinemanın ve gençlerin yolu açık olsun.” diye konuştu.