Uluslararası Mevlana Bisiklet Turu yarın Konya'da başlıyor

KONYA (AA) – Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Erol Küçükbakırcı ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, tura ilişkin Mevlana Kültür Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.

Hazırlıkların tamamlandığını belirten Küçükbakırcı, turun başlamasını heyecanla beklediklerini söyledi.

26’ncısı düzenlenecek turu başarılı bir şekilde tamamlamak için önemli bir hazırlık sürecinden geçtiklerini belirten Küçükbakırcı, “Bu yıl pandemiye rağmen 20 takımla koşuyoruz. Mevlana Bisiklet Turu’muz, Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’ndan sonra Türkiye’nin en büyük bisiklet turu haline geldi. Yarın inşallah startımızı vereceğiz. 4 gün sürecek olan Mevlana Bisiklet Turu, hem şehrimizin tanıtımına katkıda bulunacak, hem de katılanların güzel hatıralarla ülkelerine dönmelerini sağlayacak.” ifadelerini kullandı.

Küçükbakırcı, ülke genelinde bisiklet kullanımını arttırmak istediklerini vurgulayarak, “İnsanların hareketli yaşamı tercih etmesi, bu tür organizasyonlara bağlı. 70’li yıllardan bu yana otomobil çok şımartıldı. İnsanların ekonomik durumu düzeldikçe herkes otomobil aldı ama hareketli yaşam azaldı, hava kirliliği arttı, hastaneler doldu, enerji son derece sıkıntılı bir hale geldi. Bu organizasyonlarla bisiklete binen insan sayımız inşallah her geçen gün artacak.” diye konuştu.

Küçükbakırcı, katılımcıların tamamından Kovid-19 testi istediklerini, turun sağlıkla tamamlanması için gayret gösterdiklerini bildirdi.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Altay da Konya’nın, dünyanın “en önemli” bisiklet şehirlerinden biri olması için çalıştıklarını, projeler ürettiklerini söyledi.

Mevlana Bisiklet Turu’nun da bu anlamda önemli olduğunu altını çizen Altay, “Bu yıl pandemiye rağmen 15 ülkeden 20 takımla Mevlana Bisiklet Turu yapılmış olacak. Tabii Konya, bisiklet denilince ilk akla gelen şehir. Bisiklet yollarımız, bisiklet tramvayımız, ‘Bisiklet Master Planı’mız, otoparklarda bisiklet için ayırdığımız alanlar, akıllı bisiklet ulaşım sistemimiz, otobüslerdeki bisiklet aparatlarımız artık Konya’nın Türkiye’de takip edilmesini sağlamış oldu. İnşallah Mevlana Bisiklet Turu hem Konya’mızın tanıtımına hem de bisiklet şehri olmasına önemli bir vurgu yapacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Turun, kentin tanıtımı için önemli bir fırsat olduğunu dile getiren Altay, şunları kaydetti:

“Tur 4 etapta gerçekleşecek. İlk etapta Konya-Sarayönü-Ladik, ikinci etapta Konya-Kilistra, üçüncü etapta Konya-Sille ve son etapta Konya-İsmil-Çumra güzergahlarında koşulmuş olunacak. Spor camiasının gözü kulağı şehrimizde olacak. İnşallah alnımızın akıyla bunu tamamlamayı planlıyoruz. Bir de müjde vereceğim. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nun da bazı etaplarına Konya olarak 12 Nisan’da ev sahipliği yapacağız. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu, tüm dünyanın takip ettiği bir tur haline geldi. Bazı etaplarının şehrimizde olması bizim için bir memnuniyettir. İnşallah yarışların çok büyük bir mücadele ve başarıya vesile olmasını temenni ediyorum.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

KONYA (AA) – Konya’da faaliyet gösteren tohum şirketinin sahibi Samet Ergündüz, AA muhabirine, Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesinde birlikte öğrenim gördüğü iki arkadaşıyla sektöre girdiğini söyledi.

Mezuniyetin ardından bir süre tohumculuk firmalarında tecrübe kazandıklarını belirten Ergündüz, daha sonra da hububat ve yem bitkilerinde yüksek verimli ve kaliteli çeşitleri geliştirmek amacıyla şirket kurduklarını ifade etti.

“Çiftçilerden olumlu dönüş alıyoruz, çok fazla talep geliyor”

Ergündüz, ülke şartlarına uygun, yüksek rekolteli hububat tohumu üzerine araştırma yaptıklarını dile getirerek şöyle devam etti:

“Yurt dışından getirdiğimiz, ıslah ve Ar-Ge çalışmalarıyla deneme sahasında üretimini geliştirdiğimiz 6 sıralı arpa çeşidini çiftçimizle buluşturduk. Bu yıl üretim sezonu kurak başladı ve öyle de gitti. Hububat ciddi etkilendi. Konya başta olmak üzere ülkemizin çeşitli bölgelerinde 6 bin dekar sözleşmeli üretim sahamız var. Kendimiz de 3 bin dekar arazide üretim yapıyoruz. Rekolteyle rekor kırıyoruz. Suluda 600 ila 1200 kilogram verim gerçekleşiyor, bu iyi bir rakam. Çiftçilerden olumlu dönüş alıyoruz, çok fazla talep geliyor. Biz de yaptığımız işten keyif alıyoruz. Islahçı bir firmayız, global iş ortaklarımız var. Türkiye’den üretimini ve satışını yaptığımız 6 sıralı mutlak kışlık arpa, soğuğa ve mantar hastalıklarına dayanıklı, yüksek verimli bir ürün. Kendini ispat etti.”

Kuraklıkta yüksek zararın önüne geçilebilir

Ziraat Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Murat Akbulut da özel sektörün ve enstitülerin kuraklığa dayanıklı ürün geliştirmek için çalıştığını söyledi.

Birçok bölgede çok sayıda çeşit üzerine deneme yapıldığını belirten Akbulut, “Bu anlamda olumlu gelişmeler var. Kuraklığa dayanıklı ürünle susuz tarım yapılacağı anlamına gelmez. Kuraklıkta yüksek hasarın olmasına karşın bu çeşit ürünlerle zayiat düşecek. Bu da genel rekoltedeki kaybı azaltır. Bu çeşitler kuraklığın yaşandığı yıllarda elimizi kuvvetlendirecektir. Bu çalışmaların hızla artması gerekiyor. Su olmadan tarım olmaz. Suyla ilgili tedbirlerin alınması büyük önem taşıyor.” dedi.

“Sezon kurak gitmese yüzde 60-70 daha fazla ürün çıkardı”

Sarayönü ilçesi Gözlü Mahallesi’nde ektiği bu arpa çeşidini hasat eden İbrahim Yıldırım da bölgede kuraklık nedeniyle hububatın çoğunun tarlada kaldığını ifade etti. Yıldırım, “Bu tarladan iyi mahsul alındı. Dekarına 700-800 kilogram ürün çıktı. Böyle bir senede bu çok iyi. Sezon kurak gitmese yüzde 60-70 daha fazla ürün çıkardı.” diye konuştu.

Çumra ilçesinde sözleşmeli üretim yapan çiftçilerden Mevlüt Ferahkay da arpanın kurak sezonda yüksek rekolteyle diğer ekim alanlarındaki verim kaybını telafi ettiğini dile getirdi.

İSTANBUL(AA) – Bisiklet Endüstrisi Derneği (BİSED) Yönetim Kurulu Başkanı Esat Emanet, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ihracat anlamında sektörün en büyük iş birliği adresi olan Avrupa Birliği (AB) bölgesinde ciddi bir büyüme ve talep artışının yaşandığını belirtti.

Türkiye’nin bisiklet ihracatında yakaladığı başarıya dikkati çeken Emanet, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Türk bisiklet endüstrisi, TÜİK verilerine göre 2020 yılını elektrikli ve konvansiyonel bisikletlerde ve tüm segmentlerde 90 milyon doların üzerinde bir ihracat ile kapatmıştır. İhracatımızda 41 milyon dolar değerindeki elektrikli bisiklet payı gelişmiş teknoloji ile desteklenen çevreci ulaşım araçlarının AB’de değer kazanmaya devam ettiğine işaret etmektedir. Elbette konvansiyonel bisiklet üretim ve ihracatında yakalanan 53 milyon dolar değer son derece önemli olmakla birlikte geleceğin sektörel atılımının elektrikli bisikletlerde olduğu aşikardır.”

“Yurt içi talep artışı yerli yatırımlarımız ile rahatlıkla karşılanıyor”

Emanet, Türkiye’de tüm yaş aralığında bisiklete olan ilginin hızlı bir şekilde arttığını belirterek, şunları kaydetti:

“Altyapıda tamamlanan yenilikler ve iyileştirmeler insanımızı sempati duyduğu bisikleti konforlu ve güvenli imkanlar ile günlük hayatına çok daha fazla almaktadır. Hükümetimiz ve yerel yönetimlerin bu yöndeki hassasiyet ve girişimlerini takdir ve saygı ile anıyoruz. Yurt içi talep artışı yerli yatırımlarımız ile rahatlıkla karşılanmakta olup büyük resmin asıl önemli parçasının yurt dışı pazarlarda bu dönemde kazanacağımız yeni satıhlar olduğu şüphesiz.

Bu vizyonla 2021 yılı ilk yarısında ihracat verilerimiz olumlu seyretmekte olup istatistiklere yansıması ile 2020 yılı üzerinde bir ihracat ile dönemi kapatabileceğimiz düşünülmektedir. BİSED temsil ettiği camia ile bisiklet ve elektrikli bisiklette ihracat potansiyelimizin artırılması ve en önemlisi sürdürülebilir büyümenin tesisi anlamında tüm imkanları ile sektöre öncülük etme görevini sürdürmektedir.”

Türkiye’nin gelecek 10 yıl içerisinde elektrikli bisiklet pazarından kazanacağı ciddi fayda bulunduğuna vurgu yapan Emanet, sözlerini şöyle sürdürdü:

“AB raporları incelendiğinde açıkça görülmektedir ki bahsi gecen pazar büyüklüğü 2030’lu yıllarda 20 milyon adedi geçecek. Finansal büyüklüğün ne kadar ciddi olduğu bu raporlardan anlaşılmakta. Yine aynı AB rapor ve öngörüleri ticari kullanımlarda elektrikli bisiklet payının önümüzdeki 10 yıl içerisinde mevcuttan çok daha büyük rakamlara ulaşacağını anlatmaktadır. AB ülkeleri şimdiden ilgili mevzuat ve kurallarını bu yönde revize ederek ticari ve sosyal hayatta elektrikli bisikletin kapsayacağı kitlelerin sürüş güvenliği, konfor ve kanuni haklarını geliştirmektedir.”

Emanet, elektrikli bisiklet konusunda Türkiye’nin hem ticari hem de sosyal anlamda tam zamanında teşhis edilmiş bir potansiyele sahip olduğunu belirterek şunları kaydetti:

“Yerli üretim pil ile güzel bir atmosfer yakaladık, geriye yerli ve milli elektrik motorumuzu geliştirmek kaldı. Biliyoruz ki, kitlesel kullanıma açılacak olan bu tip motorları geliştirmek ve küresel rekabette söz sahibi olmak çok kolay değil ama imkansız da değil, denildiği gibi ‘deneyenler başarıyor’ bizde denemekten çekinmeyerek yerli pilimizin yanına yerli elektrikli motorumuzu yerleştirmek istiyoruz.

Bunun için tecrübe, altyapı, zaman ve vizyonumuz mevcut. Elektrik motoru ve pil aslında elektrikli bisikletin neredeyse yarısından fazlası. Yazılım gibi teknik konularda ülkemizin yetişmiş beyin gücü düşünüldüğünde bizler istenirse bu işin yüzde 70’ini yerli ve milli kabiliyetlerimiz ile gerçekleştirebiliriz. Özellikle son bir yılda derneğimize Ar-Ge ve pazar detayları konusunda ulaşarak araştırma yapan firmalarımızın elektrikli bisiklet motorunun geliştirilmesi için girişimlere başladıklarını heyecan ile takip ediyoruz.”

Genel anlamda sektörün ara malların tedariki bakımından ithalata dayalı bir yapıya sahip olduğunu kaydeden Emanet şunlara dikkati çekti:

“Aynı durum AB için de geçerlidir. Yerli bisiklet sanayicimiz ve Avrupalı çözüm ortakları belli ara ürünlerde Uzak Doğu ile çalışmak zorundadır ancak pandemi sürecinde bu bağımlılığın sektörü olumsuz etkilediği net olarak görülmüştür. Ara ürün üretiminin ülkemizde desteklenmesi bu bağımlılığı doğal olarak azaltacaktır.Avrupalı ortaklarımız uzun süreli teslim ve çok pahalı navlun fiyatları karşısında tedarik zincirlerine yeni çözümler aramaktadırlar. Ülkemiz, lojistik imkânları ile bu talebe penetre edebilecek konumda olup, oluşan ara mamul talebinden çok daha fazla pay alabilir. Anılan sürecin iyi yönetilmesi ile yan sanayide yeni istihdam imkanlarının yaratılması mümkündür. Bu durum elbette yerli sanayimize de olumlu yansıyacaktır.”