Üniversite yerleşkesindeki “kültür merkezi” gibi cami projesinin yüzde 35'i tamamlandı

BURSA (AA) – Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Görükle Yerleşkesi'nde toplamda 25 bin metrekarelik alana sahip olacak ve yaklaşık 20 bin metrekaresinin kültür merkezi olarak değerlendirileceği cami projesinin yüzde 35'i tamamlandı.

BUÜ'nün merkez Nilüfer ilçesindeki Görükle Yerleşkesi'nde 10 bin metrekare alana 2,5 kat inşa edilecek Uludağ Üniversitesi Yeni Camii, bittiğinde Türkiye'nin en büyük üçüncü camisi olacak. Cami ibadet merkezi olmanın yanında sosyal, kültürel ve eğitim mekanlarını içinde barındıran modern bir külliye hüviyetini taşıyacak.

Üniversite kaynakları kullanılmadan hayırseverlerin yardımlarıyla külliye şeklinde yapılacak caminin 4 minaresi olacak. Cami 41,7 metre kubbe, 75,8 metre minare yüksekliğiyle Bursa'nın birçok bölgesinden görülebilecek.

Yarısı kapalı alanda olmak üzere 20 bin kişinin ibadet edebileceği külliye bünyesinde bin 1500 kişilik konferans salonu da yapılacak. Ayrıca cami bünyesinde farklı inançlara sahip kişiler için de özel ayrılmış ibadethaneler bulunacak.

– "20 bin metrekaresi kültür merkezi olarak planlandı"

BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Adem Doğangün, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projenin sıradan bir ibadethane niteliğinde olmayacağını, içinde sosyal etkinliklerin gerçekleştirileceği bir külliye şeklinde tasarlandığını söyledi.

Beştepe Külliyesi'nin mimarları tarafından hazırlanan caminin Osmanlı ve Selçuklu mimarisinden izler taşıyacağını vurgulayan Doğangün, "Cami mimari açıdan özel olacak. Üniversitenin içinde olması hasebiyle daha çok kültür merkezi yönü öne çıkıyor. Namaz kılınan kısım mevcut caminin 1,5 katı kadar büyüklüğünde. Çok aşırı büyük değil. 25 bin metrekare inşaat alanının 20 bin metrekaresi kültür merkezi olarak planlandı. Kültür merkezinde, toplantı salonları, konferans salonu, fuaye alanları, kütüphane olacak. Daha çok öğrencilerin sosyal etkinliklerini yapabilecekleri, kültürel etkinlikleri gerçekleştirebilecekleri mekanlar bulunacak. Bu bizim açımızdan önemli." dedi.

Yapının üç katlı olacağını dile getiren Doğangün, alt iki katın tamamen kültürel etkinliklere ayrıldığını ve tamamlandığında öğrencilerin de bu mekanlardan yararlanabileceğini anlattı.

– "Hasta yakınlarının kalabileceği mekanlar da olacak"

Doğangün, inşaatın Üniversite Camii ve Müştemilatını Yaptırma ve Yaşatma Derneği tarafından finanse edildiğini ve üniversite tarafından herhangi bir maddi kaynak sağlanmadığına dikkati çekerek şunları kaydetti:

"Üniversite olarak biz sadece derneğe yer tahsisi yaptık. Burayı kültür merkezi ve cami diye değerlendirmek daha doğru olur. Mevcut cami ihtiyacı karşılayamıyor. Cuma günü öğrenciler namazını dışarıda kılmak zorunda kalıyor. Üniversitenin içinde Tıp Fakültesi Hastanesi var. Hasta yakınları bazen kalacak yer bulamıyor. Araç içinde kalanlara şahit oluyoruz. İnşaatı devam eden camide hasta yakınlarının kalabilecekleri ve istirahat edebilecekleri, duşları olan mekanlar da olacak. Bu da bir sosyal hizmet olacak. Camilerin asıl görevi de bu, Allah'ın sığınma evi. Öyle değerlendirmek lazım. Hem öğrencilerimiz hem de hasta yakınları buradaki mekanlardan faydalanabilecek."

– "Bittiği zaman da muhteşem bir eser olacak"

Üniversiteyi ziyaretinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a iki minareli, nispeten daha küçük bir cami projesi sunduklarını aktaran Doğangün, "Kendisi dört minareli olmasını istedi. Bittiği zaman da muhteşem bir eser olacak. Bursa'ya değer katacak. Yeni camiler arasında ziyaret edilen bir mekan olacak." diye konuştu.

– İnşaatın yüzde 35'lik bölümü tamamlandı

Üniversite Camii ve Müştemilatını Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Mustafa Kütahyalıoğlu da BUÜ'nün kompleks bir camiye ihtiyacının olduğunu ve bu nedenle projenin hayata geçirildiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fahri doktora töreni için BUÜ'yü ziyareti esnasında kendisine cami ihtiyacından bahsedildiğini aktaran Kütahyalıoğlu, "Cumhurbaşkanımız Bursa'ya ve üniversiteye yakışır, Osmanlı ve Selçuklu mimarisini yansıtacak bir eser yapılmasını istedi. Biz de dernek olarak bu inşaata başlamış olduk." dedi.

Hafriyat kısmında Büyükşehir Belediyesinin büyük katkılarının olduğunu anlatan Kütahyalıoğlu, inşaatın bölgedeki iş insanlarının desteğiyle devam ettiğini dile getirerek şöyle konuştu:

"Genel bütçeden veya üniversite bütçesinden herhangi bir destek almadan cami inşaatımızı devam ettiriyoruz. İş adamlarımızın desteklerine ve yardımlarına ihtiyacımız var. Bu güzel eseri el birliğiyle Bursa'ya kazandırmaya gayret ediyoruz. İnşaatımıza başladığımız günden bugüne kadar 16 milyon liralık harcamamız oldu. Toplam 70 milyon liraya mal olacağını tahmin ediyoruz. İnşaatımızın yüzde 35'lik bölümünü tamamlamış vaziyetteyiz. Üç bölüm halinde inşaat devam ediyor. İki bölümlük kısmını tamamladık. Ön tarafta iki minarenin ayağının olduğu bölümü de kısa sürede tamamlamak istiyoruz. Tabii bu planımız iş insanlarımızın desteğiyle olacak."

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Türk Telekom'un müşteri deneyimi şirketi AssisTT, sektör deneyimini gençlere aktarmak amacıyla kurduğu Çağrı Merkezi Okulu programı için Bursa Uludağ Üniversitesi ile iş birliği protokolü imzaladı.

AssisTT açıklamasına göre, Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz ve AssisTT Genel Müdürü Haktan Saran arasında imzalanan protokol kapsamında AssisTT Çağrı Merkezi Okulu'nda çeşitli eğitimler, teknik gezi ve staj programları sunulacak. Ayrıca, öğrencilere mezuniyet sonrasında AssisTT bünyesinde istihdam imkanı da verilecek.

Açıklamada görüşlerine yer verilen AssisTT Genel Müdürü Haktan Saran, sektörle ilgili bilgi ve deneyimleri aktarmak ve sektörün yetişmiş insan kaynağına katkıda bulunmak amacıyla hayata geçirdikleri Çağrı Merkezi Okulu'nda Bursa Uludağ Üniversitesi öğrencilerini ağırlayacak olmaktan son derece mutlu olduklarını belirterek, "Üniversite, Türkiye'nin aydınlık gençlerini yetiştirirken, biz de Çağrı Merkezi Okulumuz ile gençleri yeni teknolojilerle donatıp onların iş hayatına geçiş sürecini kolaylaştırmak istiyoruz. Bu anlamda Türkiye'nin en büyük çağrı merkezi olarak vereceğimiz teorik eğitimin yanında gençlere staj, tam ve yarı zamanlı çalışma olanaklarında öncelik sağlayacağız. Bu tür özel sektör ve üniversite iş birliklerimizin sürdürülebilir bir şekilde devam etmesi ve çoğalmasını diliyoruz." ifadelerini kullandı.

Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz da "Bursa Uludağ Üniversitesi olarak kampüsün içinde kalan bir üniversite yerine şehirle, sanayiyle, toplumla ve iş dünyasıyla entegre, hayatın içerisinde ve öğrenci memnuniyetinin üst düzey olduğu bir üniversite olarak konumlanıyoruz. Bu anlayışla öğrencilerimizi hayata hazırlarken özel sektör ile önemli iş birlikleri gerçekleştiriyoruz. AssisTT ile yaptığımız protokol sayesinde öğrencilerimiz hayata bir adım önde başlayacak." değerlendirmesinde bulundu.

BURSA(AA) – Konservatuvardaki öğretim görevlisi Ozan Sari ile yaptığı çalışmalarla kısa sürede uluslararası yarışmalarda önemli başarılara imza atan Elif Çalışan, 2020 yılında katıldığı Music & Stars Awards Yarışması’nda Golden Star ödülünü alırken, öğretmeni Ozan Sari’ye de “Best Teacher of the Year” (Yılın En İyi Öğretmeni) ödülü verildi.

Çalışan 2020’de Kazakistan Uluslararası Müzik Yarışması’nda Grand Prix ödülü, Uluslararası Music and Stars Awards Müzik Yarışması’nda Golden Star ödülü, Sırbistan XI. Uluslararası Müzik Yarışması’nda 2’incilik ödülü, 2021’de Türkiye Genç Yetenekler Müzik Yarışması, Polonya Uluslararası Enstrüman Performans Yarışması ve 2. Uluslararası Alkanova Müzik Yarışması’nda birincilik ödülü kazandı.

Elif Çalışan, AA muhabirine, keman çalan amcasının çocuğundan etkilendiğini söyledi.

Çalışan, 4 yaşında kemana ilgi duymaya başladığını belirterek, şunları dile getirdi:

“Ailem ilk başta, ‘Çocuklar bir şeyi isterler, iki gün sonra kenara atarlar.’ diye keman almamıştı, 6 ay ağlamamın sebeplerinden biri de buydu. Daha sonra yeteneğim olduğunu keşfettiler, bazı öğretmenlere götürdüler beni. Oralarda başladım. Çok küçüktüm, Ozan öğretmenimin konserine gitmiştim orada kendisine, ‘Ben sizin öğrenciniz olacağım’ demiştim. Babamlar beni konservatuvara yönlendirdiler. İlk önce yarı zamanlı girmeye çalıştım ama sınavı kazanamadım. Daha sonra bir sene sonra tam zamanlı girmeye çalıştım ve o zaman kazandım çünkü çok sıkı çalışmıştım. Sınav benim doğum günümdeydi, o günü sınavla geçirmiştim ama sonucu öğrenmek benim için doğum günü partisinden daha güzeldi.”

“İz bırakan bir sanatçı olmak istiyorum”

“Keman benim ayrılmaz bir parçam” diyen Elif Çalışan, kendini kemanla ifade ettiğini belirtti.

Lisede müzik eğitimi için Almanya’ya, üniversite eğitimi için de ABD’ye gitmeyi hedeflediğini dile getiren Çalışan, şunları kaydetti:

“2019’dan beri birçok yarışmaya katıldım, çok stresli dönemlerdi ama yarışma sonuçlarını gördüğüm zaman havalara uçuyordum ve o strese değiyordu. Çevremdeki insanlar, arkadaşlarım, akrabalarım benimle gurur duyuyorlar, onlar da benimle birlikte sevinip, benimle birlikte strese giriyorlardı. Benim hep arkamda oldular, hep destek çıktılar. Sizi zorlayan şeyler sizi aslında geliştirir, bu süreç beni hem zorluyor hem de geliştiriyor ama bu vakti başka bir yerde harcasaydım herhalde bu kadar mutlu olmazdım. Benim kuzenim benden özenip piyanoya başladı, eski okulumda da birçok kişinin keman çalmasında etkili oldum. Vazgeçmek en kolay olan, sıkı sarılmak en zor olandır. O yüzden kesinlikle eminseniz müziğe başlayın. Kemanda Maxim Vengerov, Alexander Markov, Hilary Hahn’ı örnek alıyorum. İz bırakan bir sanatçı olmak istiyorum, herkes tarafından hatırlanacak şeyler yapmak istiyorum.”

Çalışan, müzik eğitiminde yüksek lisans ve doktora da yapmak istediğini belirtti.

“Elif için ‘ileride çok büyük bir kemancı olacaktır’ diyebilirim”

Elif’in öğretmeni Ozan Sari ise konservatuarda keman dersleri verdiğini, kendisinin de ilkokuldan itibaren üniversitede müzik eğitimi gördüğünü söyledi.

Öğrencileri yetenek sınavıyla ilkokulun son iki senesinden itibaren kabul ettiklerini ifade eden Sari, “Biz de diğer okullara göre ders saatleri 9-10 saat. Elif, 5’inci sınıfta okulumuza kabul edildi, 2 senedir Bursa Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuarının müzik ve bale ortaokulunda eğitim alıyor. Burada verdiğimiz eğitim tam anlamıyla bir sanatçı yetiştirme, bir sanatçının tüm meslek hayatında ihtiyacı olacak tüm dersleri ve bilgi, birikimi verecek şekilde bir eğitim sürüyor.” dedi.

Elif’in kazandığı yarışmaların ilerideki müzik yaşamında daha büyük yarışma birinciliklerinin habercisi olduğunu aktaran Sari, şöyle konuştu:

“Elif şu anda bir yarışmaya nasıl hazırlanılır, o süreç nasıl takip edilir, nasıl yönetilir bunları öğreniyor. Okulumuz ülkemizin sayılı konservatuvarlarından biri, biz bu ayrıcalıkları öğrencilerimizin pozitif anlamda ve uzun vadede faydalanabilmeleri için elimizden geleni yapıyoruz. Elif için ‘ileride çok büyük bir kemancı olacaktır’ diyebilirim. Ben de kendisi de ailesi de bu temenniyle çalışıyoruz. Bu yüzden zaman zaman birlikte ağlıyoruz, birlikte gülüyoruz, derslerimiz zannedildiği gibi hiç öyle sevimli ve güler yüzlü geçmiyor çünkü her seferinde biraz daha zorlamak gerekiyor. Elif’in içinde bulunduğu ortamı o an ne kadar zor tutarsak o zorluğun üstesinden kısa sürede gelebiliyor. Elif’in ismini ileride çok daha sık ve çok daha büyük mecralarda uluslararası anlamda ülkemizi, okulumuzu, naçizane beni ve kendisini çok başarılı temsil edeceğini söyleyebilirim.”