Ürdün'deki ünlü macera kampını Türk mühendislerin tasarımları süslüyor

ÜRDÜN (AA) – LEYS EL-CUNEYDİ – Ürdün'ün Ceraş kentindeki ünlü macera kampı Ranger'da gün boyu zorlu spor etkinliklerine katılan ziyaretçiler, yorgunluklarını Türk mühendislerin tasarımı ahşap kulübelerde atarak yeniden güç topluyor.

Ranger Kampı, adeta Brezilyalı ünlü yazar Paulo Coelho'nun “Eğer maceranın tehlikeli olduğunu düşünüyorsan rutini dene; ölümcüldür.” şeklindeki sözlerini özetliyor.

Ceraş kırsalında 2014'te kurulan kamp, sıra dışılığı doğanın güzelliğiyle birleştirerek Ürdünlülere alışık olmadıkları karşılıklı rekabete ve meydan okumaya dayanan sporları yapma imkanı sağlıyor.

Macera, eğlence ve kamp içindeki yarışmalar, doğanın zenginliklerine en ufak bir zarar vermeden ağaçlardan yapılmış ahşap kulübelerde dinlenme ve huzurla devam ettiğinde benzersiz bir deneyime dönüşüyor.

– Kampa zarafet katan Türk mühendisler

Kamp alanındaki küçük kır evlerinin güzelliği bir ustalığa işaret ediyor. Türk mühendislerin tasarımlarıyla süslenen ahşap evler, mekana girer girmez ziyaretçilerin dikkatini çeken özel bir karaktere sahip.

Kamp alanındaki kulübeler, ziyaretçilere ağaçların üstünde yaşama deneyimi sağlıyor. Çeşitli alanlarda girişilen maceralardan sonra kamp alanındaki 10 kulübede, etrafı çevreleyen muhteşem doğayı her yönüyle keşfetmeye sıra geliyor.

Kamp, Ceraş bölgesine bağlı "kuş geçidi" olarak adlandırılan ormanların içinde 42 bin metrekarelik bir alanda hizmet veriyor. Kampta, macera ve eğitim alanlarına ek olarak çok amaçlı eğitim odaları ve sağlık ekipleri de bulunuyor.

Ranger Kampı aynı zamanda günlük iş rutininden uzak toplantı düzenlemek isteyenler ve doğayla iç içe eğlenceli bir alanda vakit geçirmek isteyen aileler için de doğru adres sayılıyor.

– Kamp tüm dünyadan ziyaretçileri ağırlıyor

Kampın kurucusu ve yöneticisi Sair Ayyaş, macera sporlarında Ürdün ve dünya şampiyonlukları bulunan bir sporcu.

AA muhabirine konuşan Ayyaş, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı alınan önlemler kapsamında 2 aydan uzun süredir kapalı olan kampın tekrar ziyaretçileriyle buluşmaya hazır olduğunu söyledi.

Kamp fikrinin öncü ve farklı bir fikir olduğunu belirten Ayyaş, "İnsanın doğa ile bağını biliyoruz. En önemlisi kamp alanı, insanların özel yaşam becerilerini uygulayabilmesine olanak sağlıyor." diye konuştu.

Kamp alanının insanlara macera sporları yapmanın yanında çadırlarda ya da ahşap kulübelerde dinlenme imkanı da sağladığını aktaran Ayyaş, "Ahşap kulübeler, Türk mühendisler tarafından ağaçlara inşa edildi ve Ranger Kampı'na özel ve ayırt edici bir zarafet kattı. Kamp şu anda eğitim ve insanların kendilerini geliştirmeleri için dünyanın her yerinden şirketlere, uluslararası organizasyonlara ve yabancılara hizmet veriyor." dedi.

– Her yaş grubuna uygun aktiviteler mevcut

Çeşitli meslek gruplarında çalışan macera sporları tutkunu yaklaşık 50 eğitimci, kampa gelenlerin güvenli bir şekilde spor yapmalarını sağlamak ve macera sporunda birbirlerine meydan okumak isteyenlerin yarışmalarını organize etmek için çalışmalarını sürdürüyor.

Eğitimcilerden Selam Dada, bu işi çok farklı bulduğu için seçtiğini belirterek, "Kamptaki sporlar tehlike açısından farklılık gösterir ve her spor diğerinden farklıdır, kampta her yaş için uygun yüksek ve alçak alanlar var." dedi.

Bir diğer eğitmen Abdullah Cemal ise, kampta herkesin sağlığını korumak için bütün ekipmanların bulunduğunu söyledi.

Cemal, macera sporlarını seven herkesi eğlenmek ve muhteşem manzaraya sahip ahşap kulübelerde güzel vakit geçirmek için kampa davet etti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BURSA(AA) – Bursa’daki Uluslararası Murad Hüdavendigar Anadolu İmam Hatip Lisesinde 25 farklı ülkeden 33 öğrencinin katılımıyla mehter takımı kuruldu.

Osmangazi Belediyesince yaptırılan, Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğüne bağlı lise, 70 ülkeden öğrencilerin eğitim öğretim faaliyetlerinin yanı sıra Türk kültürünün tanıtılmasında önemli görevler üstleniyor.

Bu kapsamda lise öğrencileri arasında kurulmasına karar verilen mehter takımına, Pakistan, Ürdün, Burkina Faso ve Fildişi Sahili gibi 25 farklı ülkeden 33 öğrenci katıldı. Öğrenciler, ilk konserlerini de arkadaşlarına verdi.

Osmangazi İlçe Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer, AA muhabirine, Bursa’nın Osmanlı tarihinde önemli yeri olduğunu söyledi.

Lisede 70 ülkeden öğrencinin eğitim gördüğünü belirten Çokgezer, “Osmanlı zamanında kurulan mehter takımlarında da farklı coğrafyalardan ve farklı milletlerden kişiler vardı. 5 yıl önce bu fikir oluştu, bu mehter takımında farklı renklerden, farklı milletlerden, farklı ırklardan öğrenciler var. İnşallah bunu Türkiye’nin her yerine konser verecek hale getirip gönül coğrafyamızı bu müzik sayesinde birleştireceğiz.” dedi.

Çokgezer, kıyafetlerin Bursa Olgunlaşma Enstitüsü tarafından en kaliteli kumaşlarla, öğrencilerin bedenlerine uygun dikildiğini de ifade etti.

“Buradan bir barış, sevgi, üç kıtaya yayılmış”

Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar ise öğrencilerin her alanda başarılarını ispatladığını, mehter takımının da bunun göstergesi olduğunu söyledi.

Müziğin evrensel olduğunu vurgulayan Dündar, “Bursa, Osmanlı’yı kuran payitaht şehir. Buradan bir barış, sevgi, üç kıtaya yayılmış, 600 sene sürekli barış ortamında dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin insanlığa hizmet verilmiş. İşte bu okulda da bunu görüyoruz. Öğrencilerimiz aynı mantalite ile burada eğitimlerini alıp, ülkelerinin insanlarına hizmetlerini sunmuş olacak. Biz dışarıdan yabancı bir müziği alıp kendi insanımıza, kendi gençlerimize vermiyoruz, kendi müziğimizi, kendi milli tablomuzu yine bu gönül coğrafyamıza göndermiş oluyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Okul müdürü Mehmet Türkmen, okulun Osmanlı padişahlarından 1. Murat’ın adını taşıdığını dile getirdi.

Projeye 40 öğrenciyle başladıklarını belirten Türkmen, “Bizim için çok anlamlı ve özel bir program. Önce okul genelinde mehterle ilgili bilgilendirme yaptık. Sonra mehtere ilgi duyanları takıma aldık.” dedi.

Öğrenciler projede yer almaktan mutlu

10. sınıfta okuyan Ürdünlü Huzeyfe Alavne, takımda mehter başı olarak görev yaptığını, marşları söylettiğini, duaları okuduğunu aktardı.

Daha önce haberdar olmadığı mehter takımını proje sayesinde tanıdığını belirten Alavne, “Proje içinde yer almak çok güzel. Hem eğleniyoruz hem de kültürümüzü genişletiyoruz. Mehter, harp zamanlarında askerleri savaşa teşvik ediyordu, onları cesaretlendiriyordu. Okulda farklı kültürlerle, farklı insanlarla, farklı renklerle tanışıyoruz.” diye konuştu.

12. sınıfta okuyan Pakistanlı Muhammed Enes ise yeni marşlar öğrendiklerini, projede yer almaktan mutluluk duyduklarını söyledi.

Enes, ailesine mehter takımıyla çekildiği fotoğrafları gönderdiğini, onların da çok mutlu olduğunu kaydetti.

12. sınıftaki Burkina Fasolu Abdulkerim Tenkodogo, zırh olarak mehter takımında görev yaptığını, askerleri temsil ettiğini belirtti. Projede yer aldığı için çok mutlu olduğunu dile getiren Tenkodogo, arkadaşlarıyla bağını da güçlendirdiğini anlattı.

Fildişi Sahili’nden Seydou Diakite, mehter takımında çift davul çaldığını belirterek, “Bazen hareketleri yapmaya çalışıyorum. Çok mutluyum, fotoğraflarımı babama gönderdim, çok sevindi.” ifadelerini kullandı.

İSTANBUL (AA) – Orta Doğu’da yaşanan tüm istikrarsızlıklara rağmen uzun yıllardır güvenli ülke olma konumunu korumaya çalışan Ürdün Krallığı, 100. kuruluş yıl dönümüne darbe girişimi olayının gölgesinde giriyor.

Bölge ve dünya ülkeleri nezdinde, dış politikada sakin bir tavır sergileyerek dengeli ilişkiler geliştiren bir devlet imajı oluşturan Ürdün, iç siyasetinde de fırtınalı bir iklimden mümkün olabildiğince uzak kalmaya çalışıyor.

Ülkenin resmi ajansı PETRA’nın haberine göre, Basından Sorumlu Devlet Bakanı Ali el-Ayid 10 Ocak’ta kamera karşısına geçerek, ülkenin 100. yıl dönümüne ilişkin ulusal planını açıkladı.

“Kamu düzenini ve ülke güvenliğini tehdit edecek” eylem ve planları, sahip olduğu güçlü istihbarat ağıyla def etmeyi başaran bu küçük Arap ülkesinin siyasi istikrarı son günlerde güçlü bir şekilde test edildi.

Uluslararası kamuoyunda büyük ses getiren olayda eski Veliaht Prens Hamza bin Hüseyin ile bazı üst düzey kişiler “ülkenin istikrarına tehdit oluşturdukları gerekçesiyle” 3 Nisan’da gözaltına alınarak, haklarında soruşturma açılması kararı verildi.

Prens Hamza’nın Ürdün Kralı 2. Abdullah’a bağlılığını ilan etmesi sonrasında Kral, 7 Nisan’da devlet televizyonunda yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında “fitnenin bertaraf edildiğini” açıkladı.

Yüzüncü yıl kutlamaları

El-Memleke adlı televizyonuna ait Youtube kanalında yer alan tanıtım videosunda, kutlamalar kapsamında 56 büyük faaliyet gerçekleştirileceği belirtildi.

Kutlama çerçevesinde 30 adet program ve projeye imza atılacağı aktarılırken, 10 özel konferans tertip edileceği kaydedildi.

Ülkeyi farklı açılardan ele alan 200 kitabın basılacağı ifade edilen videoda, ayrıca birçok şarkı yarışması, spor müsabakası ve film festivali düzenleneceği duyuruldu.

Videoda ayrıca 100. yıla özel demir para ve pul basılacağına işaret edildi.

Ürdün’de 100. yıl dönümü nedeniyle 11 Nisan tarihi resmi tatil, 16 Nisan da Ürdün Bayrak Günü ilan edildi.

PETRA’da da tüm vilayetlerde kutlamaların devam ettiğine dair haberler yer alıyor.

İngiliz mandasından bağımsızlığa

Osmanlı Devleti egemenliği altında 400 yıl kalan Ürdün, 1920’de İngiltere manda yönetimi tarafından idare edilmeye başlandı.

Ürdün, 11 Nisan 1921 tarihinde “Mavera-i Ürdün Emirliği” adıyla Hicaz Emiri Şerif Hüseyin’in oğlu Abdullah tarafından İngiliz mandası altında kuruldu. 25 Mayıs 1946’da manda yönetiminden ayrılarak bağımsızlığına kavuşan Ürdün, bugünkü ismini 1950 yılında aldı.

Meşruti monarşi sistemiyle yönetilen ülkede kralın ülke üzerinde “mutlak hakimiyeti” andıran geniş yetkileri bulunuyor.

Ülkeyi 1953-1999 yıllarında Kral Hüseyin yönetti. Hüseyin, ABD, Sovyetler Birliği ve Britanya arasında güç dengelerini idare eden bir Kral olarak biliniyordu.

Kral Hüseyin’in büyük oğlu mevcut Kral 2. Abdullah, babasının ölümü üzerine 7 Şubat 1999 tarihinde tahta geçerken, 1994 doğumlu büyük oğlu Prens Hüseyin’i 2009’da Veliaht Prens ilan etti.

Irak ve Suriye’nin güvenli komşusu

Coğrafi konumu itibariyle Ürdün uzun yıllardır iç savaş ve istikrarsızlıkların yaşandığı Suriye ve Irak’a komşu bir ülke.

ABD’nin Irak’ı Mart 2003’te işgal etmesinden sonra birçok Iraklı Sünni çareyi daha güvenli gördükleri Ürdün’e sığınmakta buldu. Ürdün kısa bir süre içinde önemli Iraklı Sünni ailelere ev sahipliği yapan bir ülkeye dönüştü.

2003’ten 8 yıl sonra 2011’deki Arap Baharı’yla başka bir komşu Suriye’de iç savaş patlak verdi. Suriye’deki durumdan Türkiye, Lübnan, Irak gibi Ürdün de etkilenen ülkelerden oldu. Suriyeli yüz binlerce sığınmacı Ürdün’e kaçtı.

Birlemiş Milletler (BM) verilerine göre, son 10 yıl içinde 650 binden fazla Suriyeli sığınmacı Ürdün’e geçti.

Ürdün istikrarına uluslararası destek

Ürdün’de son günlerde yaşanan “ülke güvenliğini tehdit eden” girişimlerin ardından başlatılan adli sürece uluslararası camiadan da büyük destek geldi.

Stratejik konumu ve çevresindeki problemli ülkeler dolayısıyla “güvenlik adası” olma konumunun sürdürülmesi istenen Ürdün’e, ABD, Rusya ve Çin gibi dünya güçlerinin yanı sıra, tüm Arap ülkelerinden de tam destek geldi.

Birçok ülke gerek yayınladığı mesajlarda, gerekse bizzat Kral 2. Abdullah’ı telefonla arayarak, “tam ve güçlü desteğini” ifade etti.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric de 5 Nisan’da yaptığı açıklamasında “Ürdün, Ortadoğu’da önemli bir rol oynuyor ve ülkenin barış, güvenlik ve istikrarı kritik öneme sahip. Ürdün ayrıca 650 binin üzerinde Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor.” ifadelerini kullanmıştı.

Ekonomik gücü istenilen düzeyde değil

Ürdün 100. yılına büyük ekonomik buhranlarla adım attı. Zayıf ekonomisiyle dış yardıma muhtaç ülke konumundaki Ürdün, sırtında bulunan ağır mülteci yükünü dış yardımlarla idare etse de, bu durum ülkenin ekonomisini sarsıyor.

Mütevazı kaynaklara ve sınırlı tarım arazilerine sahip Ürdün’de toprakların sadece yaklaşık yüzde 5’i işlenebilir durumda.

Dünyanın en büyük fosfat üreticileri arasında yer alan ülkenin 100 yıllık tarihinde ekonomisine katkı sağlayacak başarılı hamlelerin gerçekleştirilememiş olması ülkeyi dış sermaye ve yardımlara bağlı hale getirdi.

Az miktarda petrol çıkarılan Ürdün’de, ham madde ve enerji kaynakları sınırlı olduğu ve ülkede sanayinin de fazla gelişmediği ifade ediliyor.

Ekonomisi hizmet sektörüne, turizme ve yabancı sermaye-yatırıma bağlı olan Ürdün, 2000’de Dünya Ticaret Örgütü’ne katıldı, 2001 yılında ise Avrupa Serbest Ticaret Birliği’yle ortaklık kurdu.

Muhabir: Ekrem Biçeroğlu