Uzmanından 'diyabet hastaları kendilerini daha fazla izole etmeli' uyarısı

ANTALYA (AA) – Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Bülent Ertuğrul, AA muhabirine, koronavirüsün özellikle 60 yaş ve üzeri yaş grubunda eşlik eden kalp, tansiyon, diyabet gibi kronik rahatsızlıkları bulunanlar için risk oluşturduğunu söyledi.

Kaç yaşında olursa olsun diyabet hastalarının da bu risk grubunda yer aldığını vurgulayan Ertuğrul, sadece 65 yaş üstündeki vatandaşların değil, diyabet hastalarının da kendilerini sosyal izolasyona tabi tutmaları gerektiğini ifade etti.

Bu tür hastaların evde kalmalarını, zorunlu olarak dışarıya çıkmaları gerekirse mutlaka eldiven ve maske kullanmalarını isteyen Ertuğrul, hijyen koşullarını da hiçbir zaman elden bırakmamaları uyarısında bulundu.

Toplu bir alana girdiklerinde ya da temasta bulunduklarında mutlaka ellerini yüzlerine götürmeden önce yıkamaları ya da kolonya ile dezenfekte etmeleri ikazında bulunan Ertuğrul, ateş, solunum sıkıntısı, nefes darlığı gibi belirtiler gösterenlerin vakit kaybetmeden maske takıp, en yakın sağlık kuruluşuna gitmeleri gerektiğini anlattı.

Diyabet vücutta tüm dokuları ve organları etkileyebiliyor

Ertuğrul, risk grubundaki hastaların koronavirüsü atlatma süreçlerinin daha ağır bir tablo oluşturduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Koronavirüsün bulaşma tekniği herkeste aynı ancak hastalığı atlatma konusu bağışıklık sistemlerine göre farklılık gösteriyor. Diyabet, vücutta tüm dokuları ve organları etkileyebilen, bağışıklık sistemini tahrip edici bir hastalık. Diyabet hastaları bu süreçte kendilerini sağlıklı insanlardan daha fazla izole etmeleri gerekiyor. Çünkü koronavirüsün en ağır etki edeceği riskli hasta grupları arasında diyabetliler bulunmaktadır. Hastalık bu gruptakilerde daha ağır seyretmekte. Yapılan çalışmalarda da bu risk grubundaki ölüm oranları yüzde 10’u aşıyor. Diyabet hastalarının bu süreçte beslenmelerine çok ama çok dikkat etmeleri gerekiyor. Kan şekeri düzenlemeleri normalin üzerine çıkarsa bağışıklık sistemleri daha fazla etkileniyor.”

Kan şekeri regülasyonunun bozulmamasının önemine işaret eden Ertuğrul, her şeker hastasının kendisine göre bir diyeti olduğunu, özellikle bu süreçte diyete daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini aktardı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANTALYA (AA) – Antalya, kongre turizminde yıl sonuna kadar 138 organizasyona ev sahipliği yapacak.

Antalya Tanıtım Vakfı (ATAV) Başkanı Yeliz Gül Ege, Ekonomi Muhabirleri Derneği üyeleriyle bir araya geldi. Antalya’da tarihi ve kültürel değerler, turizm, endemik bitki türleri, coğrafi işaretli ürünler başta olmak üzere yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi veren Ege, kentin her alanda çok önemli değerlere sahip olduğunu söyledi.

Ege, Antalya’nın ılıman iklim yapısı, ulaşım olanakları, altyapı, tesis ve hizmet kalitesi, alanında eğitimli ve nitelikli iş gücü, yıllar içinde gelişen organizasyon tecrübesi ve 230 bin koltuk kapasitesi ile kongre turizminde öne çıkan bir destinasyon olduğunu bildirdi.

Ege, Antalya’nın Uluslararası Kongre ve Konferans Şirketleri Birliği (ICCA) 53. Genel Kurulu, NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı, B20 – G20 Zirveleri ve ICCA Mediterranean Chapter’in de yer aldığı, oldukça önemli etkinliklerin ev sahipliğini başarıyla gerçekleştirdiğini kaydetti.

Kongre turizminin, turizm faaliyetlerinin 12 aya yayılmasının yanı sıra sağladığı yüksek gelir bakımından da önemli olduğunun altını çizen Ege, şunları söyledi:

“Kongre, sempozyum, toplantı gibi etkinlikler, kentimizde sürdürülen ya da güçlü potansiyeli bulunan diğer turizm faaliyetlerinin geliştirilerek yaygınlaşmasına da katkıda bulunmaktadır. Antalya’da 2019 yılında 115 kongre, 2020 yılında 37 kongre düzenlendi. Bu yıl 8 ayda 123 kongre yapıldı ve yıl bitimine kadar toplamda 138 kongre gerçekleştirilmesi planlanmakta. 2020 yılında Türkiye’ye gelen her turist ortalama 762 dolar harcadı. 2023’te turist başına bin dolar gelir hedefini, kongre turizmi endüstrisinde atakla yakalayacağız. Çünkü üst segment turisti büyük kongreler getirecek.”

Muhabir: Hatice Özdemir Tosun

İSTANBUL (AA) – Medipol Çamlıca Üniversite Hastanesi Diyetisyeni Habibe Ramle Duzcan, "Diyabet hastalarında kan şekerinin dengeli olması için kişiye özel, yeterli bir beslenme programı yapmalıyız." ifadelerini kullandı.

Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Duzcan, ana öğün-ara öğün düzenini kurarak kompleks karbonhidrat, protein, sağlıklı yağ ve vitamin-mineralleri doğru miktarda almaya özen gösterilmesi gerektiğini belirtti.

Doğru besini, doğru zamanda tüketmenin önemini belirten Duzcan, şunları kaydetti:

"Beslenmenin önemli noktalarından birinin de porsiyon kontrolü olduğunu unutmadan, sağlıklı içerikleri de makul seviyelerde tüketmeyi sürdürelim. Günlük yeterli seviyede su tüketimini ihmal etmeden yerine getirelim. Bunun yanı sıra hekimlerinizin izni dahilinde hafif tempolu yürüyüşler ile fiziksel aktivite düzeyine önem verelim.

Diyabet hastaları kan şekerini hızlı yükseltebilecek sebze, meyve ve içeriklerden uzak durması gerekiyor. Bal, sofra şekeri ve kahvaltının vazgeçilmezleri olarak da görülen reçel, marmelat, pekmez tüketiminden vazgeçilmeli. Şekerli-gazlı içecekler, hazır meyve suları, eklenti şeker içeren meyve aromalı içecekleri de kullanmaktan kaçınmalıyız. Tatlılar, hazır paket ürünler, fast food tüketimi, trans yağlar, beyaz unlu mamuller gibi işlenmiş gıdalardan uzak durulmalı. Patates, pirinç, havuç, bezelye, mısır, kuru incir-üzüm, kavun, karpuz, muz, dut, incir, üzüm gibi meyve ve sebzeler de uzak durulmalıdır."

– "Şeker içeriği düşük meyveler ve sebzeler tavsiye ediyoruz"

Duzcan, kan şekeri için glisemik indeksi düşük olan besinlerin, diyabet hastaları tarafından tercih edilmesi gerektiğini belirten Duzcan, yapılan çalışmalar ile birçok hastalık üzerinde olduğu gibi diyabet üzerinde de olumlu etkileri olduğu gösterilen besinleri kontrollü şekilde beslenmeye ekleyebildiklerini belirtti.

Bu çerçevede elma, çilek gibi şeker içeriği düşük meyveler ve ıspanak, pazı, lahana, brokoli gibi sebzeler tavsiye ettiklerini belirten Duzcan, şunları kaydetti:

"Karbonhidrat içeren bir besin ile kan şekerini dengede tutabilecek az yağlı yoğurt grubu veya 1 ila 2 tam ceviz gibi besinleri birlikte tüketebiliriz. Bitkisel protein içeren ve aynı zamanda diyet lifi yüksek olan mercimek, nohut türü baklagiller, glukoz metabolizması ve insülin duyarlılığı üzerinde olumlu etkileri olan tarçın (güvenli kullanım olarak seylan tarçını) güvenle yiyebiliriz.

Temel besin ögelerinin yanı sıra polifenoller, tokoferoller ve lignin gibi fayda sağlayan bileşenleri içeren taze öğütülmüş keten tohumu, içerdiği bileşenlerden biri de D-chiro-inositol olan ve kan glukoz seviyesini ve insülin aktivitesini olumlu yönde etkileyebileceği çalışmalarla gösterilen karabuğdayı da tüketimini öneriyoruz.

Tam tahıl, bulgur, sade yulaf ezmesi gibi sağlıklı kompleks karbonhidratlara yer vererek az yağlı süt ve süt ürünlerinin tüketimine dikkat edelim. Sağlıklı yağ grubu içinde yer alan zeytinyağı, avokado, antioksidan vitamin ve minerallerin yanı sıra resveratrol, fitosterol gibi sağlığa olumlu etkileri olan biyoaktif bileşikleri de içeren yer fıstığı, antidiyabetik etkisi de olan allisin gibi bileşikleri içeren sarımsak, porsiyon kontrolü yapıldıktan sonra sağlıkla tüketebiliriz."