Uzmanlar, iklim değişikliğinin zeytin ve zeytinyağı kalitesine etkisini değerlendirdi

İSTANBUL (AA) – İklim değişikliğinin zeytin ve zeytinyağına etkilerini değerlendiren uzmanlar, bu konuya ilişkin bir çalışma yapılması çağrısında bulundu.

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonundan (TGDF) yapılan açıklamaya göre, TGDF tarafından çevrim içi olarak "İklim Değişikliği-Tarladan Sofraya Zeytin ve Zeytinyağı Webinarı" gerçekleştirildi.

Etkinlikte konuşan Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği (BYSD) Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil, dünyanın en güzel coğrafyasından birine sahip olduklarını belirterek, bu özelliklerin ne kadar etkili, verimli ve kolektif akılla kullanıldığının önemli olduğunu vurguladı.

Büyükhelvacıgil, zeytin ve zeytinyağının kalite parametrelerinin iklimsel değişikliklerden sürekli etkilendiğine işaret etti.

Zeytin ve zeytinyağı haricinde, ayçiçeği ve daha birçok alanda problemlerinin olabileceğini aktaran Büyükhelvacıgil, ortak akılla bu sorunları çözebilmeleri gerektiğini kaydetti.

Tüketicilerin, sektördeki büyük ve yüksek teknolojiye sahip markaları tercih ettiğini belirten Büyükhelvacıgil, "Ancak taklit ve tağşişle ilgili sorunlar yaşıyoruz. Burada yalnızca devletten beklenti içinde olmak doğru değil. Birbirimizi kontrol etme konusunda iyi olabilmeliyiz. Planlamada ve haritalamada da kendimizi geliştirmeliyiz." ifadelerini kullandı.

Büyükhelvacıgil, zeytinyağında Şubat 2020'de yaşanan etil ester konusunda sektörün haksız eleştirilere maruz kaldığını, sürecin sonunda "tek başına etil esterlerin ifşaya vesile olmadığı" kararı alındığını bildirdi.

– "Zeytin ve zeytinyağının kalite parametreleri iklimsel değişikliklerden sürekli etkileniyor"

Ankara Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aziz Tekin de iklim değişikliği ile bağlantılı olarak zeytin ve zeytinyağı konusunda Tarım ve Orman Bakanlığına çok sayıda talep geldiğini aktararak, "Benim de üyesi olduğum Katı ve Sıvı Yağlar Alt Komisyonu olarak bunları değerlendirmeye alarak ve bilimsel verileri temel alarak sektörün önünü açmaya çalışıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Komisyon olarak, iklim değişikliği kaynaklı bir sapma olduğu zaman saflık ve kalite kriterlerini güncelleme yetkilerinin bulunduğunu belirten Tekin, daha önce böyle çalışmalar yaptıklarını bildirdi.

İklim değişikliği ve tarımsal sürdürülebilirlik uzmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ise iklim değişikliğinin mevcut sorunları artırdığını ancak her şeyi buraya bağlamamak gerektiğini, iklim değişikliğinin "günah keçisi" olarak görülmeye başlandığını kaydetti.

Kadıoğlu, "İklim değişikliği sıcaklıkla ilgili. Sıcaklığın giderek artması, yağışların azalması trendleriyle ilişkilendiriliyor. Afetlerde de büyük artışlar var. Bunlar tabii ki hayvancılığı ve tarımı olduğu gibi, zeytinciliği de etkiliyor. Aşırı yağışlar ve zeytin sineği, zeytinde kaliteyi düşüren en önemli faktörler arasında. Yağışın olmaması da sorun, aşırı olması da sorun." ifadelerini kullandı.

Türkiye'de zeytin yetiştirilen bölgelerin iklimden nasıl etkileneceğine ilişkin bir çalışma yapılması gerektiğini kaydeden Kadıoğlu, zeytin üretiminde alınabilecek önlemlere değindi.

– "Zeytinyağı kültürü oluşturmalıyız"

İzmir Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Ünal Kaya, iklim değişikliğinin 50-100 yıllık verilerle değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, zeytinyağı kültürü oluşturmaları, vatandaşa zeytin ve zeytinyağının ne olduğunu anlatmaları gerektiğini bildirdi.

Bazı üreticilerin iyi yetiştiricilik yapma gayesiyle aşırı gübreleme ve sulama yapabildiğini aktaran Kaya, "Bunlar, bitkiyi hastalığa ve zararlı canlılara açık hale getiriyor. İlerleyen süreçte iklim değişikliğinin en ufak bir etkisi bu ağaçlarda ciddi zararlar meydana getiriyor." değerlendirmesinde bulundu.

İzmir Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Gıda Teknolojisi Bölümü'nden Dr. Didar Sevim de yağış ve sıcaklığın, zeytinyağının birçok kalite parametresini değiştirdiğini belirterek, "Yağışlar ve sıcaklıklar yıldan yıla değişmektedir. Bu değişimlerin zeytin rekoltesine, sofralık zeytin ve zeytinyağı kalitesine etkisi net bir şekilde gözlemlenmektedir." ifadelerini kullandı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

EDİRNE (AA) – Trakya Üniversitesi (TÜ) Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Belgin Elipek, AA muhabirine, küresel ısınmanın dünya genelindeki etkilerinin açıkça görüldüğünü ifade etti.

Son zamanlarda atmosferik bazı olayların Türkiye’yi etkisi altına aldığını belirten Elipek, bunların başında kuraklık, sel, fırtına ve hortumların geldiğini kaydetti.

Uzun süreli kuraklığın, yaşanan aşırı iklim olaylarının başlıca nedeni olduğuna dikkati çeken Elipek, şöyle devam etti:

“Özellikle sel ve hortum gibi olayların en büyük sebebi aslında kuraklık. Kuraklığın en büyük sebebi küresel iklim değişikliği ve onun da en büyük sebebi insanoğlunun çevreye vermiş olduğu olumsuz etkiler. Özellikle kurak dönemlerde toprağa düşen yağış, topraktan emilmeyerek direkt atmosfere buharlaşıyor. Fırtınalar ve hortumlar da suyun buharlaşmasından gücünü alıyorlar, şiddetini artırıyorlar. Buharlaşan su, çok yüklü bir miktarda yoğunlaşarak yer küreye aşırı yağış olarak iniyor. Tabii bu her zaman buharlaştığı alanda değil, atmosferle farklı bölgelere taşınarak o alanlardaki sel felaketlerine sebep olabiliyor.”

“Çiftçiler, yüzeysel su kaynakları azalınca yer altı sularına yöneldi”

Prof. Dr. Elipek, iklim değişikliği ve kuraklıkla mücadelede insanların üzerine önemli görevler düştüğünü, su tasarrufuna dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.

Kuraklığa bağlı olarak nehirler ve göllerin kuruduğunu anlatan Elipek, tarımsal üretimin yaşanan kuraklıktan zarar gördüğünün altını çizdi.

Yüzeysel su kaynaklarındaki azalmanın özellikle çiftçileri yer altı sularına yönlendirdiğine işaret eden Elipek, şunları kaydetti:

“Bu da yer altı su kaynaklarının çok hızlı şekilde tükenmesine neden oluyor. Bizim öncelikle su tasarrufuna çok dikkat etmemiz gerekiyor. Özellikle araçları her gün yıkamaktan vazgeçerek boş yere su kullanımını en aza indirmeliyiz. Özellikle bu dönemlerde bahçe ve yeşil alan sulamalarının gündüz kesinlikle yapılmaması, sulamanın sabah erken ya da gece geç saatlerde yapılması gerekli. Halı yıkamak, bahçe yıkamak gibi suyu boşa harcayacak faaliyetlerden kaçınmalıyız.”

Gökhan Zobar

İSTANBUL (AA) – İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Şaylan, sıcak iklimlerde aşırı yağış olasılığının yüksek olduğunu belirterek, “Bu nedenle, drenaj sistemleri, iklim değişikliğinden kaynaklanan artan yağış şiddetine uyum sağlamak için uyarlanmalıdır.” dedi.

AA muhabirine yaptığı açıklamada, son yıllarda artan aşırı hava olaylarının etkisinin sadece Türkiye’de değil dünyanın farklı ülkelerinde de hissedildiğini dile getiren Şaylan, son yıllarda kuraklık ve sel olaylarının sürekli arttığını anlattı.

Bilim insanlarının, küresel sıcaklıktaki artış ve iklim değişikliğinin, hem sel hem de kuraklık riskini artıracağına yıllar önce dikkat çektiğini söyleyen Levent Şaylan, şöyle devam etti:

“Bu konunun önemini ülkemizde de yıllardır anlatmaya çalışıyoruz. Yaklaşık 20 yıl önce, Avrupa’nın birçok yerinde sel veya kuraklık riskinde önemli değişiklikler beklendiği araştırmacılar tarafından bildirilmiştir. Sel olaylarının sıklıklarında artışa en yatkın bölgeler kuzey ve kuzeydoğu Avrupa olurken, güney ve güneydoğu Avrupa’da kuraklık sıklıklarında önemli artışlar beklendiği de belirtilmiştir. Temmuz ayında ülkemizde Doğu Karadeniz’de, Avrupa’da ve Asya’da meydana gelen şiddetli yağışlar; sel felaketine, taşkınlara, toprak kaymalarına, can ve mal kayıplarına neden oldu. Batı Avrupa’da, onlarca yıldır yaşanan en kötü sel felaketleri gerçekleşti ve şu ana kadar 200’den fazla can kaybına neden oldu. Çok sayıda insan hala kayıp, köprüler, evler, tarım alanları zarar görmüş durumda. Ülkemizde de sel felaketi nedeniyle ne yazık ki can kayıpları meydana geldi. Avrupa’da Temmuz ayının ilk yarısının sonuna doğru şiddetli yağışlar sonucu oluşan seller nedeniyle, en fazla can kaybı şu ana kadar Almanya’da meydana gelmiştir. Bunun sonucunda, Almanya’da, yöneticiler iklim değişikliğine karşı kararlı bir savaş çağrısında bulundu. Benzer şekilde Asya kıtasında; Çin ve Hindistan’da da meydana gelen seller can ve mal kayıplarına neden oldu.”

“Gerekli hazırlıkların yapılması gerekiyor”

Şaylan, dünyada sel, kuraklık gibi aşırı hava olayları nedeniyle her yıl can kayıpları yaşandığını vurgulayarak, “Dünya’da sel ve taşkınlardan dolayı en fazla can kaybı 1931’de 3,7 milyon (Çin seli) ve 1959’da 2 milyon kişi olarak gerçekleşmiştir. Benzer şekilde dünyada kuraklıktan dolayı en fazla can kaybı ise 1900’de 1,26 milyon, 1928’de 3 milyon, 1943’te 1,9 milyon, 1965’de 1,5 milyon ve 1983’te yaklaşık 450 bin kişi olarak kaydedilmiştir. Dünyada ekstrem sıcaklıklardan en fazla can kaybı 2003 yılında yaklaşık 75 bin, 2010’da 57 bin ve 2015’de yaklaşık 7 bin 500 olarak kayıtlara geçmiştir.” ifadelerini kullandı.

Ülkelerin emisyonlarında önemli kesintiler yapmadıkça sıcaklıkların yükselmeye devam edeceğini aktaran Şaylan, sözlerini, “İklim modeli projeksiyonlarına göre, daha sıcak iklimlerde, aşırı yağışların meydana gelme olasılığı çok yüksektir. Bu nedenle, drenaj sistemleri, iklim değişikliğinden kaynaklanan artan yağış şiddetine uyum sağlamak için uyarlanmalıdır. Bu nedenle dünyada aşırı hava olaylarını besleyen sera gazı emisyonlarının azaltılması, sera gazını yutan kaynakların arttırılması, aşırı hava koşullarına ve olası sonuçlarına karşı gerekli hazırlıkların yapılması gerekiyor.” diye tamamladı.