Uzmanlardan, “yaz aylarında görülen enfeksiyonlara karşı Anadolu propolisi tüketin” önerisi

İSTANBUL (AA) – Uzmanlar, yaz aylarında sıklıkla görülen enfeksiyonlara karşı Anadolu propolisinin tüketilmesini, tatile giderken bu propolislerden götürülmesini öneriyor.

Güvenilir Ürün Platformu'ndan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Uzman Dr. Ender Saraç, enfeksiyonların sıklıkla yaşandığı yaz mevsiminde bağışıklık desteği olarak Anadolu propolisinin tüketilmesini önerdi.

Yaz mevsiminde havuz ve denize sık girilmesiyle birlikte sindirim sistemi, dış kulak yolu, solunum yolu, göz, idrar yolu ve deri enfeksiyonlarının görülebildiğini kaydeden Saraç, sinüzit ve mantarla karşılaşılabildiğini belirtti

Saraç, bu enfeksiyonlardan korunmak adına yapılabilecekler arasında hem vücut temizliğini korumak hem de düzenli doğal bağışıklık desteği almak gerektiğini kaydederek, şu açıklamalarda bulundu:

"Bunların yanı sıra güneş yanıkları ve lekelenmeler de sık sık yaşanıyor. Benim önerim bu noktada güneş kremi ve gıda desteği alırken propolis içerikli doğal formülleri tercih etmeniz. Bilimsel çalışmalar; propolisin yüksek antioksidan içeriğine bağlı olarak bakteriyel, mantar ve viral enfeksiyonları baskılayıcı etki gösterdiği yönünde. Ben doğru teknoloji ve uzmanlar tarafından üretilen Anadolu propolisini öneriyorum. Beyan edilen etiket içeriğine ve etkinliğe sahip saf Anadolu propolisini düzenli olarak günlük 20-80 damla arasında tüketerek sağlığınızı destekleyebilirsiniz."

Dr. Ender Saraç, İtalya'da yapılan araştırma sonucunda propolisin bakteriyel ve viral enfeksiyonlarda boğaz spreyi içeriğinde yararlanılabilecek bir destek olduğunun belirtildiğini bildirdi.

– "Araştırmalar, bağışıklığı etkileyen birçok durumda faydalı olduğunu gösteriyor"

Gıda yüksek mühendisi Aslı Elif Tanuğur Samancı, propolisin, düzenli kullanımında yüksek fenolik ve flavonoid içeriği sayesinde olumlu sağlık faydaları görülen doğal bir arı ürünü ve gıda desteği olduğunu belirtti.

İyi kalitede ve doğru teknolojiyle özütlenen Anadolu propolisinin içeriğinde en az 15 farklı polifenol bileşen bulunduğunu kaydeden Samancı, şu açıklamalarda bulundu:

"Bu bileşenler antioksidan, antienflamatuvar, antiviral ve antibakteriyel etki göstererek sağlığımızı desteklemektedir. Yapılan bilimsel çalışmalar, propolisin enfeksiyonel hastalıklar, sindirim sistemi hastalıkları ve cilt hastalıkları başta olmak üzere bağışıklığı etkileyen birçok durumda faydalı olduğunu ayrıca cilt sağlığını da olumlu etkilediğini gösteriyor. Son araştırmalar gösteriyor ki propolis cilt hasarı, yara ve kırışıklıklar üzerinde de destekleyici etkileri mevcut. Propolis, dokularda birikimi zararlı olan serbest radikallerin temizlenmesini sağlayarak güneşin zararlı ışınlarına bağlı cilt yaşlanması ve doğal yaşlanma sürecinin önüne geçmeye destek olur."

Aslı Elif Tanuğur Samancı, propolisin hem beslenmeye hem de vücudun bariyeri olan cilde faydalarının çok yüksek olduğunu belirtti.

Bu faydaların görebilmesi için propolisin doğru özütlenmesi ve tüketiciye sunulması gerektiğini vurgulayan Samancı, "Önerim patentli teknoloji ile özütlenen saf Anadolu propolisinin destek olarak kullanılması olacaktır. Sözleşmeli arıcılık modeli ile üretilen, gerekli sertifikasyonlara sahip ürünlerin tüketilmesidir. Doğal cilt bakım ürünleri ve güneşten koruyucu kremlerden de faydalanabilirsiniz. Bu formüllerin özellikle kimyasal filtre yerine doğal mineral filtreye sahip olmasına dikkat edilmelidir. Burada da formüllerin kimyasal madde içermemesi ve temiz içeriklere sahip olması çok önemlidir." ifadelerini kullandı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Beslenme Uzmanı Selahattin Dönmez, pandemi sürecinde bağışıklık sistemini destekleyen ürünler arasında propolisin öne çıktığını belirterek, "Propolis, antioksidan etkisini oluşturan fenolik bileşenlerle hastalığın bulaşmasını ve virüsün akciğerlerde yaratacağı ölümcül etki mekanizmasını önlüyor, düzenli kullanımda Kovid-19 için çok önemli bir klinik tablo olan sitokin fırtına sendrom riskini azaltıyor." ifadelerini kullandı.

Balparmak'tan yapılan açıklamada, işçi arıların doğadaki otsu ve odunsu bitkilerin kabuk, yaprak, dal, filiz, tomurcuk gibi çeşitli kısımlarından topladıkları reçineleri salgıladıkları enzimlerle birleştirerek oluşturdukları propolisin, en yüksek antioksidan etki gösteren arı ürünü olduğu aktarıldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Beslenme Uzmanı Dönmez, pandemi sürecinde bağışıklık sistemini destekleyen ürünler arasında propolisin öne çıktığını, bunun en önemli nedeninin vücudun savunma sistemini adeta "şaha kaldırması" olduğunu belirtti.

Dönmez, propolisin, içerdiği Kafeik Asit Fenetil Ester (CAPE) ve Pinocembrin adlı bileşenler sayesinde virüsün hücrelere tutunmasını önleyerek hastalıktan korunmaya katkı sağladığına işaret ederek, yapılan birçok araştırmanın propolisin, virüslerin çoğalmasını önlediği, kanın pıhtılaşmasını engellediği ve bağışıklığı güçlendirmeye yardımcı olduğunu ortaya çıkardığını kaydetti.

– "Önerim, propolis seçerken mutlaka etiketini okumanız"

Selahattin Dönmez, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Propolis, antioksidan etkisini oluşturan fenolik bileşenlerle hastalığın bulaşmasını ve virüsün akciğerlerde yaratacağı ölümcül etki mekanizmasını önlüyor, düzenli kullanımda Kovid-19 için çok önemli bir klinik tablo olan sitokin fırtına sendrom riskini azaltıyor. Propoliste doğal olarak bulunan CAPE etken maddesinden günde 1200 mg kadar kullanıldığında etkinin görülebileceğinin altı önemle çizilmişti.

Propolisin değerli olmasını sağlayan ayrıcalık, kovandan alındıktan sonra uygulanan ekstraksiyon işlemine bağlı. Çünkü propolisin tüketiciye ulaşan son halindeki biyoaktif bileşenlerin miktarı ve kalitesi uygulanan ekstraksiyon tekniğinden etkileniyor. Propolisin ekstraksiyonunda çözücü olarak etanol veya propilen glikol gibi alkol türevleri yaygın olarak kullanılıyor. Ancak günümüzde yeni geliştirilen teknolojiler sayesinde tüketicilere son üründe alkol içermeyen yeni nesil propolisler sunulmaya başlandı. Hiçbirimiz bu konuda uzman değiliz ama etiket okuyabiliriz. Benim önerim, propolis seçerken mutlaka etiketini okumanız, son üründe taşıyıcı olarak alkol türevi maddeler yerine su içeren ve saf propolis miktarı belli olan ürünleri tercih etmek. Çünkü birçok sağlık otoritesi ve bilimsel araştırmalar ekstraksiyonda taşıyıcı olarak kullanılan mono propilen gibi alkol türevi maddelerin yetişkinlerde, hatta çocuklarda merkezi sinir sistemi, böbrek, karaciğer, solunum ve kalp fonksiyonları üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini vurguluyor."

Propolisi hamile ve emziren anneler, 4 yaş altındaki çocuklar ve arı ürünlerine alerjisi olanlar dışında herkesin kullanabileceğini aktaran Dönmez, "Propolis buruk, kekremsi bir tada sahip. Bu nedenle taze sıkılmış meyve suları, çay, kahve, süt, maden suyu ile daha rahat tüketilebilir. Bunun yanı sıra alkolsüz propolisi suya ekleyip karıştırın, boğazınızın derinliklerine kadar çalkalayın ve yutun. Boğaz yoluyla geçen virüslerin de temizlenmesine yardımcı olacağından emin olabilirsiniz." ifadelerini kullandı.

İSTANBUL (AA) – Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, vücuda gerekli beslenme destekleri sağlanması koşuluyla orucun bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkisi bulunmadığını ifade ederek, bu dönemde bağışıklık sistemini güçlendirecek önerilerde bulundu.

Yeşilada, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19 salgını nedeniyle oruç tutmanın bağışıklık sistemini olumsuz etkileyip etkilemeyeceği sorusunun akıllara takıldığını söyledi.

Son yıllarda bilimsel araştırmaların “aralıklı açlık” uygulamalarının insan sağlığı ve özellikle bağışıklık sisteminin desteklenmesinde önemli rol oynadığını ortaya koyduğunu dile getiren Yeşilada, “Bu suretle vücutta biriken ve bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen toksinlerin uzaklaştırılabilmesi mümkün olabiliyor. Bu bakımdan orucun vücuda gerekli beslenme destekleri sağlanması koşuluyla bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkisi bulunmamaktadır.” diye konuştu.

Yeşilada, oruç tutanlara beslenme konusunda önerilerde bulunarak, sahurda ve iftarda propolisin tercihen portakal suyuna katılarak içilebileceğini söyledi.

Bu şekilde bağışıklık sistemi desteklenirken, açlığa bağlı gelişebilecek ödem ve ağrıya yol açan moleküllerin salınmasının da bastırılabileceğini dile getiren Yeşilada, şöyle devam etti:

“Propolis vücutta ödeme yol açan moleküllerin salımını bastırırken, bağışıklık sistemi için yararlı olan moleküllerin salgılanmasını sağladığı bilimsel araştırmalarla gösterilmiştir. Bu bakımdan Kovid-19 sırasında korkulan ‘sitokin fırtınası’ (bağışıklık sistemi tarafından aşırı sitokin üretilmesi) gibi bir risk söz konusu değildir. Bu noktada doğru propolisi seçmek de büyük önem taşımaktadır. Alkol içermeyen, suda tamamen çözünen, saf ve sudan oluşan standardize propolis tercih edilmelidir. Bu şekilde elde edilen propolisin antioksidan kapasitesi ve toplam fenolik madde miktarı diğer propolislere göre daha yüksektir.”

Propoliste etil alkol veya alkol türevi olan propilen glikol gibi çözücülerin kullanılması durumunda günlük miktara dikkat edilmesi gerektiğine işaret eden Yeşilada, Dünya Sağlık Örgütü tarafından propilen glikolün günlük kullanım miktarının kilogram başına 25 miligramla sınırlandırıldığını aktardı.

Yeşilada, farklı bilimsel araştırmaların bu tür çözücülerin özellikle çocuklarda kullanılmasının sakıncalı olduğunu ortaya koyduğunu, ancak özel teknolojiyle saf propolisin su içinde çözündürülmesiyle elde edilen ürünlerin yetişkinler ve çocuklarda güvenle kullanıldığını anlattı.

Prof. Dr. Erdem Yeşilada, oruç tutanlara şu önerileri sıraladı:

“Bağışıklık sistemini desteklemek için bir başka öneri ise çörek otu tohumu kullanılmadan önce toz edilip bir çay kaşığı alınarak 1 tatlı kaşığı kestane balıyla karıştırılıp içilmesidir. Bu suretle kan değerlerinin hızla düzeldiği görülmektedir. Ancak çörek otu demir bakımından zengin olduğundan Akdeniz Anemisi gibi demir metabolizması olan hastalarda kullanımından kaçınılmalıdır.”

“Sahurda bir çay kaşığı arı poleni toz edilip yoğurtla tüketilebilir”

Prof. Dr. Erdem Yeşilada, iftar ve sahur arasında süre kısa olduğu için iftarda yenen yemeklerin hızla sindirilmesi, buna karşılık sahurda yenenlerin sindiriminin mümkün olduğunca geciktirilmesinin akılcı bir yaklaşım olacağını vurgulayarak, şunları kaydetti:

“İftarda yemekten sonra mide asidini artırıcı, yağ yakılmasını hızlandırıcı, şeker metabolizmasını düzenleyici destek ürünleri kullanılması düşünülebilir. Örneğin bal, zencefil, biberiye, tarçın, karabiber, limon karışımının iftardan sonra kullanılması yenilen besinlerin hızla yakılmasını sağlamaya ve dolayısıyla yatarken hazımsızlık sorunlarının giderilmesine yardımcı olabilir. Ancak bu uygulamanın etkisi yenilen besin ve miktarına göre değişlik gösterebilir.

Sahurda reçel gibi kan şekerini yükseltecek ürünler yerine glisemi indeksi düşük olan narenciye balı, çam balı tercih edilmelidir. Bal taşıdığı polifenoller nedeniyle vücutta birçok fonksiyon üzerinde olumlu katkı sağlar. Sahurda bir çay kaşığı arı poleni toz edilip yoğurtla tüketilebilir. Bilimsel araştırmalar arı poleninin (güvenilir kaynaktan olmalı ve içerisine doğrudan bitki poleni ilave edilmemiş olmalı) bir insanın sağlıklı yaşaması için gerekli tüm protein, karbonhidrat, vitamin ve mineralleri dengeli bir oranda taşıdığını ortaya koymaktadır.”