Van'da devletin sürü desteği 'tersine göç'ü başlattı

VAN (AA) – Küçükbaş hayvan varlığında ilk sırada yer alan Van’da, hayvan sayısının artırılması için Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığının desteği, Ziraat Bankası’nın iş birliğiyle başlatılan “Köyümde Yaşamak İçin Bir ‘Sürü’ Nedenim Var Projesi” kapsamında hem başvurular hem de destekler devam ediyor.

Terör ve çeşitli nedenlerle yıllar önce boşalan mahallelerin yeniden canlandırılması, yerli ırk koyun yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması ve kırsaldaki vatandaşların hayat standartlarının yükseltilmesi için hayata geçirilen projeden yararlanmak isteyen çiftçilere, Ziraat Bankasınca 100 bin liraya kadar sıfır faizli, 50 bin liraya kadar da düşük faizli kredi imkanı sunuluyor.

İl ve ilçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine müracaat ederek desteklemeden yararlanan çiftçiler, aldıkları küçükbaş hayvanlarla yıllar sonra göç ettikleri topraklara dönerek hayvancılık yapıyor.

Van’ın Erciş ilçesinde projeye başvuran yaklaşık 45 kişiye verilen 4 bin 500 koyun desteğiyle 20 ailenin kırsal bölgelerdeki mahallelerine dönmeleri sağlandı.

“Bahçelerde, tarlalarda artık koyun seslerini duymaya başladık”

İlçe Tarım ve Orman Müdürü Cihat Çağrı, AA muhabirine, projenin üreticilerden ve vatandaşlardan ilgi gördüğünü, desteklerden yararlanmak isteyenlerin sayısının her geçen gün arttığını söyledi.

Kaymakamlığın koordinasyonunda başvuru sahiplerine gereken desteğin verildiğini anlatan Çağrı, şöyle konuştu:

“Vatandaşlarımıza hayvan seçiminde yardımcı oluyoruz, hayvan kabulünde görev alıyoruz. Şu ana kadar 4 bin 500 küçükbaş hayvan dağıtımı gerçekleştirdik. Bu başvurular artarak devam ediyor. İlçemizin küçükbaş hayvan varlığının artırılmasına proje önemli bir katkı sunacak. 7 yıl faizsiz, ilk 2 yıl ödemesiz olan proje ilgi gördü. Daha önce köylerinden kente göç eden vatandaşlar bu proje kapsamında geri dönüş yaparak hayvancılığa başladı. Bahçelerde, tarlalarda artık koyun seslerini duymaya başladık. Hayvancılık yapmaktan vazgeçmiş birçok vatandaşımız tekrar hayvan beslemeye karar verdi. Yaklaşık 20 ailemiz köylerine döndü. Bu gelişmeler bizi sevindiriyor.”

“Doğduğumuz, büyüdüğümüz topraklara kavuştuk”

İlçeye bağlı Karlıyaka Mahallesi’nde yaşayan Nesim Alkan ise destekten yararlandığını belirtti.

Bu sayede yıllar sonra tekrar koyun sahibi olduğunu aktaran Alkan, “4 yıl önce ekonomik nedenlerle köyden göç etmek zorunda kaldım. İmkanlarımız köye dönmeye elverişli değildi. Yeni başlatılan projeyi araştırdım, şartlarından birinin köyde ikamet edilmesi gerektiğiydi. Bu nedenle köyüme dönerek başvurumu yaptım. Hayvanları teslim aldım ve çalışmaya başladım. Şehirden dönüşün sağlanması açısından güzel bir proje. Biz de desteklerden yararlandık ve bu sayede köyümüze döndük. Doğduğumuz, büyüdüğümüz topraklara kavuştuk. Allah devletimizden razı olsun.” ifadelerini kullandı.

“Projeden de faydalanarak 100 koyun sahibi oldum”

Kocapınar Mahallesi sakinlerinden Kemal Tüncer de yeniden hayvancılığa başlamanın mutluluğunu yaşadığını ifade etti.

Proje sayesinde ahırların, tarlaların, yaylaların şenlendiğini, koyun ve kuzuların sesini duymaya başladıklarını anlatan Tüncer, “3 yıl önce maddi nedenlerle köyümü terk etmiştim. Projenin varlığını duydum ve 8 ay önce köyüme geri döndüm. Projeden de faydalanarak 100 koyun sahibi oldum. İlk yıl ödemesiz, 6 yıl taksit ödeme imkanı sunan proje bizim gibi yerini yurdunu terk etmiş insanlar için büyük bir avantaj oldu. Hayvancılıkla birlikte tarıma da başladık. Bize destek verenlere teşekkür ederiz.” şeklinde konuştu.

“Birçok aile doğdukları yerlerde yaşamaya başladı”

Aşağı Kozluca Mahallesi sakinlerinden İzzet Kaya, köyde yaşadığı ekonomik sıkıntılar nedeniyle 5 yıl önce doğup büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kaldığını anlattı.

Proje sayesinde yıllar sonra yeniden hayvancılık yapma imkanı bulduğunu belirten Kaya, şunları kaydetti:

“Başvurum kabul edilince köyüme dönerek hayvanları teslim aldım. Köyü terk edip gitmek zorunda kalan akraba ve arkadaşlarım da dönüş yaparak projeye başvurdu. Birçok aile doğdukları yerlerde yaşamaya başladı. Bazıları da göç etmekten kurtuldu. İnsanların kendi yerlerini terk etmesi, topraklarını bırakıp gitmesi iyi bir şey değil. Gurbet yaşadığımız için köyümüze geri döndük. Daha çok insanın proje sayesinde köyüne gidip çiftçilik ve hayvancılık yaparak daha güzel yaşayacağına inanıyorum. Bu proje küçükbaş hayvancılık için fakat biz köyümüze dönünce hayvancılıkla birlikte tarlalarımızı da ekmeye başladık. Her alanda bize büyük katkısı oldu.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Anzer balı üretebilmek amacıyla her yıl haziran ayı içerisinde yüz aile, yaklaşık 2 bin 500 kovanı güneşlenme oranına göre yaylaya yerleştiriyor.

Hava şartları yıllık bal üretiminde belirleyici olurken, üretim kalitesi ve hava şartlarına uygunluğu dolayısıyla Kafkas ırkı arı tercih ediliyor.

Ayıların zarar vermemesi için kovanlarını kafeslere yerleştirerek kilitleyen arıcılar, hava şartları ve çiçek açma çokluğuna göre ağustos ve eylül ayı içerisinde bal sağımı gerçekleştiriyor.

Anzer Ballıköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi çatısı altında birleşen arıcılardan toplanan ballar, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünde polen analizi yapıldıktan sonra tescil edilip mühürlenerek piyasaya sunuluyor.

Kooperatif Başkanı Osman Civelek, AA muhabirine, 2020 yılında 2 ton balın üretilip, satışa sunulduğunu söyledi.

Bu yıl hava şartlarının yaylada iyi olması nedeniyle rekoltenin arttığını vurgulayan Civelek, “Kooperatif olarak bu yıl 2 ton 400 kilogram balı Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünde tahlile gönderdik. Tahlil sonuçlarının gelmesinin ardından etiketleyip satışa sunacağız.” dedi.

Civelek, ekonomik dengeleri gözeterek fiyat politikası oluşturduklarını kaydederek, “Son iki yılda bala zam yapmamıştık. Ekonomik girdilerin yükselmesi nedeniyle belli bir miktar zam yaptık. Kooperatif kararıyla Anzer balının kilogram fiyatını 1200 lira yaptık. Yarım kilogram fiyatını 600 lira olarak belirledik. Polen fiyatlarında bir miktar artış ile 400 gram poleni 600, 200 gram poleni 300, 10 gram poleni 150 lira olarak belirledik. ” diye konuştu.

Talebin tamamının karşılanmasının zor göründüğünü dile getiren Civelek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Salgın nedeniyle son yıllarda halkın talepleri yoğun oldu. Balın şifa kaynağı olduğu biliniyor, özellikle polen, hastalar tarafından yoğun olarak tüketildi. Bir önceki dönemden 500 kilogram sipariş var. Yeni siparişlerle bin kilograma çıktı. Tahlilden gelen ballardan bin kilogram hemen teslim edeceğiz. Aciliyet sırasına göre kalan balları vereceğiz. Balın, 2 bin 400 kilogramın tamamı tahlilden uygun gelmeyebilir. Kriterlere uygun iki ton bal elimizde olursa rahat ederiz. İki tonun altına düşerse müşterilerimizin taleplerini karşılamakta zorlanabiliriz.”

Civelek, Anzer balının taklitlerinin piyasada yer aldığına, bundan dolayı ambalajları her yıl değiştirdiklerine dikkati çekerek, tüketicilerden kooperatifin etiketi, ıslak mührü ve barkodunun olmadığı ürünleri tercih etmemelerini istedi.

DÜZCE(AA) – Bolu’nun Mudurnu ilçesinde uzun yıllar bakkal işleten 75 yaşındaki Şerafettin Durhan, doğa sevgisi dolayısıyla, emekli olduktan sonra eşiyle Gölyaka’daki 1650 metre rakımlı Pürenli Yaylası’na yerleşti.

Boş vaktini değerlendirmek için burada hobi amaçlı ahşap oymacılığı ile uğraşan Durhan, ıhlamur, kayın ve köknar ağaçlarından kaşık, kepçe, kesme tahtası ve baston gibi birçok ürün üretti

Evine yapmasına rağmen yaylaya gelen ziyaretçilerin talebiyle ürünlerin satışına başlayan Durhan, hem kazanç sağlıyor hem de yemyeşil doğada sağlıklı yaşam sürüyor.

Şerafettin Durhan’ın evinin yanından geçerken ürünleri görenler ile çevresindeki kişilerden Durhan’ın ahşap oymacılıkla uğraştığını duyanlar, sipariş veriyor.

“Ne istiyorlarsa yapıyorum”

Şerafettin Durhan, AA muhabirine, emekli olduktan sonra çocuklarına mirası paylaştırdığını, yaylaya çıktığını söyledi.

Can sıkıntısı olduğu için ağaçlardan eşyalar yapmaya başladığını aktaran Durhan, “Buraya gezmeye gelen çok olur. Onlar benden bu yaptıklarımı satmamı istedi, daha sonra sipariş vermeye başladılar.” dedi.

Durhan, bu işten ufak tefek paralar kazandığını dile getirerek, “Ama bunu ticaret olarak yapmıyorum, tamamen hobi ve can sıkıntısı. Doğada olmak için buradayım. Hanımla beraber komşularımıza yoldaşlık ediyorum. Merak olarak eve yapmıştım, sonra küçük de olsa kazanca dönüştü.” diye konuştu.

Ihlamur, kayın ve köknar gibi ağaçlardan her türlü gereç yaptığını aktaran Durhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Baston, mutfakta kullanılan doğrama tahtası, kepçe, kaşık her türlü gereci yapıyorum. Vaktimi değerlendirmiş oluyorum. Beni duyanlar veya daha önce benden yaptığım şeyleri satın alanlar sipariş veriyorlar, ben de ne istiyorlarsa yapıyorum. Burada yaşamak, benim için keyif. Sağlığım için de çok iyi.”