Venezuela'da halk parlamento seçimleri için sandık başına gidiyor

BOGOTA (AA) – Venezuela’da en son 2015’te yapılan parlamento seçimlerinin ardından muhaliflerin çoğunluğu oluşturduğu Ulusal Meclis (AN) için halk, 2021-2026 yıllarında görev yapacak milletvekillerini seçmek üzere bügün sandık başına gidiyor.

Ulusal Seçim Konseyinin (CNE) aldığı kararla AN’de yer alacak milletvekili sayısının 167’den 277’ye çıkarıldığı ülkede, 20,7 milyon seçmen 227 sandalyeli meclise temsilci göndermek için oy kullanacak.

CNE Başkanı Alfonzo, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında seçimlerin aksamadan yapılması için bütün önlemlerin alındığını belirterek ülke genelinde 14 bin 200 sandık merkezinin oy kullanılması için hazır olduğunu dile getirdi.

AN seçimlerini takip etmek üzere 17 ülkeden heyet ve gözlemcilerin ülkeye geldiğini vurgulayan Alfonzo, parlamento seçimleri için her şeyin hazır olduğunu kaydetti.

Türkiye’den aralarında Ankara Üniversitesi Latin Amerika Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü (LAMER) Prof. Dr. Mehmet Necati Kutlu, milletvekilleri ve yüksek hakimlerin de bulunduğu geniş bir gözlemci heyeti seçimleri takip edecek.

AN’de muhaliflerin etkili olması nedeniyle ülkede yaşanan siyasi kriz ve beraberinde başta ABD olmak üzere bazı Latin Amerika ülkeleri ve Avrupa Birliği ülkeleri bunu gerekçe göstererek Maduro’nun meşruiyetini tartışmaya açmıştı.

Maduro, parlamento seçimlerini yapıp iktidarın mecliste çoğunluk elde etmesini sağlayarak ABD ve AB’nin, AN Başkanı’nı ülkenin meşru devlet başkanı olarak kabul etmesini sonlandırmak istiyor.

Muhalefet partileri seçimleri boykot ediyor

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, muhalefetin parlamento seçimlerini kazanması halinde devlet başkanlığı görevini bırakacağını ilan edip muhalif partileri seçimlere katılmaya davet etmesine rağmen muhalefet, Maduro’nun talebine olumsuz yanıt verdi.

Ülkede 23 Ocak 2019’da kendini “geçici devlet başkanı” ilan eden, başta ABD olmak üzere birçok Latin Amerika ve Batı ülkesinin desteğini alan muhalefetin kontrolündeki Ulusal Meclisin Başkanı Juan Guaido, seçimleri “hileli ve antidemokratik” ilan ederek boykot edeceklerini duyurdu.

Destekçileriyle bir araya gelen muhalif Guaido, seçim sonuçlarının uluslararası toplum tarafından tanınmayacağının öne sürerek “Hiçbir güvenirliği olmayan bu seçim saçmalıktan öte bir şey değildir. Bu süreç kabul edilmeyecek, bu nedenle sadece Venezuelalıların mücadelesi ulusal parlamentoda tanınacak.” ifadelerini kullandı.

Guaido, 7-12 Aralık arasında meydanlarda geniş katılımlı toplantılar düzenleyeceklerini belirterek adil, özgür ve uluslararası baskı mekanizmalarının da desteğini alarak seçim çağrısında bulunacaklarını söyledi.

Bunun yanı sıra seçimin hileli olacağını iddia eden siyasi partilerden Demokratik Hareket (Accion Democratica) ve Önce Adalet (Primero Justica) partileri dahil 30 siyasi hareket, kendi aralarında bir anlaşma imzalayarak seçimleri boykot edeceklerini açıkladılar.

Venezuela’da Maduro’yu devirmeyi amaçlayan ve ülkedeki muhaliflere büyük destek veren Lima Grubu ve Amerika Devletleri Örgütü (OAS), açıklamasında, “Lima Grubu üyeleri olarak, Venezuela Anayasası’nı açıkça ihlal eden ve ülkede demokrasinin geri dönüşünü zorlaştıran Ulusal Seçim Konseyinin kararlarını kabul etmiyoruz ve tanımıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

AB’ye Venezuela’daki seçimleri tanıma çağrısı

Maduro hükümetine destek olmak için 30 ülkeden çok sayıda sivil toplum kuruluşundan 3 bin 500 kişi, imzaladıkları dilekçeyi Avrupa Birliği’ne (AB) teslim ederek seçim sonuçlarına saygı duyulması talebinde bulunuldu.

Dilekçe metnine imza atanlar arasında Nobel Barış Ödülü sahibi Adolfo Peres Esquivel, eski Ekvador Devlet Başkanı Rafael Correa, İngiliz müzisyen Roger Waters ve teolog Frei Betto’nun da olduğu belirtildi.

Venezuela’da, Maduro yönetimi parlamento seçimleri öncesi aralarında 26 milletvekilinin de bulunduğu 110 muhalefet liderinin affedildiğini bildirmişti.

Ülkede 2015 yılında yapılan parlamento seçimlerine yüzde 74,25 katılım sağlanmış ve muhalefet, oyların %65’inden fazlasını alarak 167 sandalyeli Ulusal Mecliste 112 sandalyenin sahibi olmuştu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Birliği (AB) Belgrad-Priştine Diyaloğu Özel Temsilcisi Miroslav Lajcak, Kosova’nın 20 Eylül’de Sırbistan plakalı araçların geçişlerine izin vermemesiyle başlayan gerginliğin azaltılması amacıyla AB’nin ara buluculuğunda Sırp ve Kosovalı yetkililer arasında iki gündür süren müzakerelerin, anlaşmayla sonuçlandığını duyurdu.

Lajcak’ın sosyal medyadan paylaştığı 3 maddelik anlaşma metnine göre, Jarinje ve Bernjak sınır kapılarına gönderilen özel polis birlikleri 2 Ekim’den itibaren karşılıklı ve eş zamanlı çekilecek.

Çekilme öncesinde bu iki sınır kapısına NATO’nun Kosova Gücü (KFOR) konuşlandırılacak. KFOR, güvenli bir ortamın ve hareket özgürlüğünün sağlanması amacıyla burada yaklaşık iki hafta kalacak.

Ayrıca kalıcı bir çözüm bulunana kadar geçici tedbir olarak 4 Ekim’den itibaren araçlara “çıkartma” yapıştırılacak.

Araç plakası meselesine AB standartları ve uygulamalarına uygun kalıcı bir çözüm bulunması için AB başkanlığında, Kosovalı ve Sırp yetkililerin dahil olacağı bir çalışma grubu oluşturulacak. Çalışma grubu ilk toplantısını 21 Ekim’de Brüksel’de yapacak ve 6 ay içinde kalıcı çözüm için ilk bulgularını bir rapor olarak sunacak.

Kosova ile Sırbistan arasındaki “plaka” sorunu

Kosova İçişleri Bakanlığı, 20 Eylül’de yaptığı açıklamada, ülke sınırlarından geçmek isteyen Sırbistan plakalı araçların geçişlerine izin verilmediğini ve ülkeye giren araçlara geçici Kosova plakası verileceğini duyurmuştu.

İki ülke arasında 2016’da imzalanan serbest trafik dolaşımı anlaşmasının 15 Eylül’de süresinin dolduğuna işaret edilen açıklamada, ülkede sadece Kosova Cumhuriyeti plakalı araçların dolaşımının mümkün olacağı kaydedilmişti. Açıklamada, geçici plakaların araçların ön ve arka camına yerleştirildiği, gerçek plakaların ise söküldüğü ifade edilmişti.

Sırbistan, Kosova’nın plaka kararına oldukça sert tepki gösterdi ve ordu birliklerini Kosova sınırına konuşlandırdı. Kosova’nın da polis birlikleri sınırda konuşlanmıştı. Jarinje ve Bernjak sınır kapılarına giden yol Kosovalı Sırp protestocular tarafından kurulan barikatlarla kapatılmıştı.

Gerginliğin artması üzerine AB ve NATO’dan diyalog ve tansiyonu düşürme çağrıları gelmişti.

BRÜKSEL (AA)- AB Konseyinin Afganistan hakkında bugün kabul ettiği kararda, AB’nin Afganistan’da barış ve istikrarın sağlanmasına bağlılığını sürdürdüğü, ayrıca Afgan halkını desteklemek istediği belirtildi.

AB’nin Afganistan’da yakın gelecekteki hareket tarzını belirleyen kararda, Birliğin ülkenin başkenti Kabil’deki güvenlik durumuna bağlı olarak asgari bir mevcudiyet bulundurma niyeti ifade edildi.

Bu mevcudiyetin insani yardımların ulaştırılmasıyla insani durumun gözlemlenmesini kolaylaştıracağı, ayrıca yabancılar ve ülkeden ayrılmak isteyen Afganların Afganistan’dan güvenli şekilde çıkışının koordine edilmesini sağlayacağı belirtildi.

AB’nin Afganistan ile “operasyonel ilişkisinin” Taliban tarafından atanan geçici hükümetin eylemlerine ve politikalarına göre belirleneceği ifade edilen kararda, Taliban’a meşruiyet tanınmayacağı vurgulandı.

AB Konseyi, Taliban ile ilişkinin özellikle kadınların ve kız çocuklarının haklarının göz önünde bulundurulacağı 5 şarta bağlı olarak şekilleneceğini bildirdi.

AB ülkelerinin dışişleri bakanlarının eylül başında yaptıkları toplantıda üzerinde uzlaşılan 5 şart, Taliban’ın diğer ülkelere terör ihraç etmemesi, insan haklarına, hukukun üstünlüğü ve medya özgürlüğüne saygı göstermesi, insani yardımın teslimini kolaylaştırması, ülkeyi terk etmek isteyen yabancı uyrukluların ve risk altındaki Afganların gitmesine izin vermesi, Afganistan’daki siyasi güçler arasında müzakereler yoluyla kapsayıcı ve temsili bir geçiş hükümetinin kurulması şeklinde sıralanmıştı.

Başta BM olmak üzere uluslararası toplum ile Afganistan konusunda iş birliğinin vurgulandığı kararda, AB’nin Afganistan’ın doğrudan komşularıyla “bölgesel siyasi iş birliği platformu” kuracağı, bunun yüksek öncelik taşıdığı kaydedildi.

Muhabir: Ömer Tuğrul Çam