Veriler ikinci çeyrekte güçlü büyümeye işaret ediyor

İSTANBUL (AA) – İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, ikinci çeyrekte yüzde 20 düzeyinde bir büyüme gerçekleşebileceğini belirterek, “İhracat rakamları, üretim ve kapasite kullanım oranları da ikinci çeyrekte güçlü bir büyüme yakalanacağına işaret. İkinci çeyrekte, pandemiye yönelik tedbirler nedeniyle hizmetler sektörünün katkısının zayıf kalacağını, ancak ekonominin lokomotifi olan sanayi ve tarım sektörlerinden büyümeye güçlü katkı gelmesini bekliyoruz.” dedi.

Zeytinoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Birleşik Krallık’ın Türkiye’nin önemli ticaret ortaklarından biri olduğunu belirterek, Türkiye’nin ticaret fazlası verdiği, otomotiv, dayanıklı beyaz eşya gibi ürünlerde önemli ihracatı olan bir ülke olduğunu söyledi.

Türkiye’ye gelen yatırımlarda da Birleşik Krallık’ın ön planda yer aldığını aktaran Zeytinoğlu, “Geçen yılın sonunda imzalanan STA ile Birleşik Krallık ve Türkiye arasında serbest ticaretin devamı sağlandı. Ancak Brexit ile Birleşik Krallık gümrük birliğinden ayrılmış oldu. STA’ya göre 2 yıl içinde daha ileri bir anlaşma için Türkiye ve Birleşik Krallık müzakerelere başlayabilir. Amaç yeni nesil dediğimiz daha geniş ve kapsamlı bir ticaret anlaşması imzalanması.” ifadelerini kullandı.

Zeytinoğlu, tarım ürünleri açısından Birleşik Krallık’ın önemli bir pazar olduğunun altını çizerek, “AB’den çıkışının ardından küresel Britanya sloganı ile Birleşik Krallık ticaret ilişkilerini çeşitlendirmeyi hedefliyor. Hizmet ticareti ve kamu alımları piyasalarının açılması gibi konular da bu yeni anlaşmanın kapsamına girebilir.” dedi.

Birleşik Krallık’ın hizmet ticaretinde, özellikle danışmanlık, hukuk ve iş dünyasına yönelik hizmetlerde oldukça ileri durumda olduğuna işaret eden Zeytinoğlu, “Türkiye olarak biz de turizm, inşaat, ulaştırma gibi hizmetlerde iyiyiz. Bilgi ve iletişim sektörü, eğitim gibi yüksek katma değerli sektörlerde iki ülke arasındaki işbirliği STA’nın kapsamının genişletilmesi ile daha da ilerletilebilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Zeytinoğlu, döviz kurlarındaki yukarı yönlü hareketlilik ve dünyada emtia fiyatlarındaki artışın ÜFE’ye çok hızlı yansıdığını belirterek, TÜFE’nin iki mislinden de fazla bir maliyet enflasyonunun olduğunu dile getirdi.

Üreticiler üzerinde devam eden maliyet baskısının, önümüzdeki dönem tüketici fiyatlarına yansımalarının olabileceğine işaret eden Zeytinoğlu, “Bunun yanında TÜFE’de, önümüzdeki iki üç ay boyunca, geçen yılın aynı döneminde düşük oranlar gerçekleşmesinden kaynaklı baz etkisi de TÜFE’nin artışına sebep olabilecek bir diğer etken. Dolayısıyla enflasyonda kasım ayına kadar yükselişin devam edeceğini söyleyebiliriz.” açıklamasını yaptı.

Zeytinoğlu, “Sanayiciler olarak, maliyetlerimizin enflasyon üzerinde artmasını tabii istemeyiz. Cari açık ve bütçe açıklarının ikisinin birlikte olması ülkemizi diğer ülkelere karşı kırılgan haline getirebiliyor. Bu noktada biz denk bütçenin önemini sık sık dile getiriyoruz. Devlet bütçe açığı nedeniyle bankalardan para çekme durumunda kaldığında bizim kullanımımıza açık olan kredilerde azalma oluyor. Bu da faizlerin yükselmesine neden oluyor.” yorumunu yaptı.

“Sanayi ve tarım sektörlerinden büyümeye güçlü katkı gelmesini bekliyoruz”

Bütçenin iyileştirilmesi noktasında petrolden alınan ÖTV oranının artırılabileceğini kaydeden Zeytinoğlu, “2003 yılında ülkemizde petrol 1,3 avro iken, şuanda 0,75 avro civarına kadar gerilemiş durumda. Buranın iyileştirilmesinin, açıkların azaltılması yönünde kullanılmasıyla enflasyona da katkı sağlayacağını düşünüyoruz.” dedi.

Türkiye’nin bu yılının ilk çeyreğine salgın koşullarına rağmen 7’lik büyüme ile güçlü bir başlangıç yaptığını anımsatan Zeytinoğlu, şunları kaydetti:

“Bu koşullarda dünya genelinde yaşanan daralmaya rağmen bizim gerçekleştirdiğimiz yüzde 7’lik oran, 2018’in ilk çeyreğinden bu yana da en yüksek büyüme oranı oldu. Bunu memnuniyetle karşılıyoruz. Yılın ikinci çeyreğinde baz etkisinin de devreye girecek olmasıyla, yıla çift haneli büyüme oranlarıyla devam edeceğimizi bekliyoruz. Geçen yıl, pandeminin en belirgin etkisini ikinci çeyrek verilerinde hissetmiştik. Zira pandemi yoğunluğu ve talep eksikliğinden, geçen yıl ikinci çeyrekte neredeyse yarı yarıya üretim kısılmıştı.

Bundan kaynaklı baz etkisiyle de ikinci çeyrekte yüzde 20 oranında bir büyüme gerçekleşebileceğini bekliyoruz. İhracat rakamları, üretim ve kapasite kullanım oranları da ikinci çeyrekte güçlü bir büyüme yakalanacağına işaret. İkinci çeyrekte, pandemiye yönelik tedbirler nedeniyle hizmetler sektörünün katkısının zayıf kalacağını, ancak ekonominin lokomotifi olan sanayi ve tarım sektörlerinden büyümeye güçlü katkı gelmesini bekliyoruz.”

Bu yıl ihracatta da rekorlara imza atıldığına işaret eden Zeytinoğlu sözlerini şöyle tamamladı:

“İhracatçıların çip, konteyner ve gemi hatlarında yaşanan sorunlara rağmen bu seviyelere ulaşma başarısı gösterdiğini de memnuniyetle görüyoruz. Bu seviyeler ikinci çeyrek büyümesini güçlü destekleyecektir. Normalleşmeyle birlikte hizmetler sektörünün de katkısının kademeli olarak artacağını düşünüyoruz. Yılsonunda, aşılamanın da artmasıyla, AB ile tır taşımacılığı konusunda yaşadığımız sorunlar, kotalar, geçiş sınırlamaları ve ücretler de olumlu olursa bu yıl rekor büyüme gerçekleştirebiliriz diye düşünüyoruz.

Tabii önemli olan yabancı sermaye çekebiliyor olmamız. Gerekli reformların yapılarak, yatırım ikliminin iyileştirilmesiyle, ülkemizin 2004-2005 yıllarında doğrudan yatırımların çekilmesinde yaptığı ivmelenmenin tekrar yakalanabileceğini düşünüyoruz. Yatırımların artması, ekonomide sanayinin payının artması, ihracatın artması, ekonominin istihdam yaratma kapasitesinin de artması anlamına gelir. Sürdürülebilir büyümenin sağlanması için çok önemli görüyoruz. AB adayı bir ülke olarak üyelik perspektifinin korunması ve buna yönelik reformların hızlandırılması, Türkiye’nin yeni büyüme hikâyesi açısından büyük önem taşıyor.”

Muhabir: Yunus Türk

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Birliği (AB) Belgrad-Priştine Diyaloğu Özel Temsilcisi Miroslav Lajcak, Kosova’nın 20 Eylül’de Sırbistan plakalı araçların geçişlerine izin vermemesiyle başlayan gerginliğin azaltılması amacıyla AB’nin ara buluculuğunda Sırp ve Kosovalı yetkililer arasında iki gündür süren müzakerelerin, anlaşmayla sonuçlandığını duyurdu.

Lajcak’ın sosyal medyadan paylaştığı 3 maddelik anlaşma metnine göre, Jarinje ve Bernjak sınır kapılarına gönderilen özel polis birlikleri 2 Ekim’den itibaren karşılıklı ve eş zamanlı çekilecek.

Çekilme öncesinde bu iki sınır kapısına NATO’nun Kosova Gücü (KFOR) konuşlandırılacak. KFOR, güvenli bir ortamın ve hareket özgürlüğünün sağlanması amacıyla burada yaklaşık iki hafta kalacak.

Ayrıca kalıcı bir çözüm bulunana kadar geçici tedbir olarak 4 Ekim’den itibaren araçlara “çıkartma” yapıştırılacak.

Araç plakası meselesine AB standartları ve uygulamalarına uygun kalıcı bir çözüm bulunması için AB başkanlığında, Kosovalı ve Sırp yetkililerin dahil olacağı bir çalışma grubu oluşturulacak. Çalışma grubu ilk toplantısını 21 Ekim’de Brüksel’de yapacak ve 6 ay içinde kalıcı çözüm için ilk bulgularını bir rapor olarak sunacak.

Kosova ile Sırbistan arasındaki “plaka” sorunu

Kosova İçişleri Bakanlığı, 20 Eylül’de yaptığı açıklamada, ülke sınırlarından geçmek isteyen Sırbistan plakalı araçların geçişlerine izin verilmediğini ve ülkeye giren araçlara geçici Kosova plakası verileceğini duyurmuştu.

İki ülke arasında 2016’da imzalanan serbest trafik dolaşımı anlaşmasının 15 Eylül’de süresinin dolduğuna işaret edilen açıklamada, ülkede sadece Kosova Cumhuriyeti plakalı araçların dolaşımının mümkün olacağı kaydedilmişti. Açıklamada, geçici plakaların araçların ön ve arka camına yerleştirildiği, gerçek plakaların ise söküldüğü ifade edilmişti.

Sırbistan, Kosova’nın plaka kararına oldukça sert tepki gösterdi ve ordu birliklerini Kosova sınırına konuşlandırdı. Kosova’nın da polis birlikleri sınırda konuşlanmıştı. Jarinje ve Bernjak sınır kapılarına giden yol Kosovalı Sırp protestocular tarafından kurulan barikatlarla kapatılmıştı.

Gerginliğin artması üzerine AB ve NATO’dan diyalog ve tansiyonu düşürme çağrıları gelmişti.

BRÜKSEL (AA)- AB Konseyinin Afganistan hakkında bugün kabul ettiği kararda, AB’nin Afganistan’da barış ve istikrarın sağlanmasına bağlılığını sürdürdüğü, ayrıca Afgan halkını desteklemek istediği belirtildi.

AB’nin Afganistan’da yakın gelecekteki hareket tarzını belirleyen kararda, Birliğin ülkenin başkenti Kabil’deki güvenlik durumuna bağlı olarak asgari bir mevcudiyet bulundurma niyeti ifade edildi.

Bu mevcudiyetin insani yardımların ulaştırılmasıyla insani durumun gözlemlenmesini kolaylaştıracağı, ayrıca yabancılar ve ülkeden ayrılmak isteyen Afganların Afganistan’dan güvenli şekilde çıkışının koordine edilmesini sağlayacağı belirtildi.

AB’nin Afganistan ile “operasyonel ilişkisinin” Taliban tarafından atanan geçici hükümetin eylemlerine ve politikalarına göre belirleneceği ifade edilen kararda, Taliban’a meşruiyet tanınmayacağı vurgulandı.

AB Konseyi, Taliban ile ilişkinin özellikle kadınların ve kız çocuklarının haklarının göz önünde bulundurulacağı 5 şarta bağlı olarak şekilleneceğini bildirdi.

AB ülkelerinin dışişleri bakanlarının eylül başında yaptıkları toplantıda üzerinde uzlaşılan 5 şart, Taliban’ın diğer ülkelere terör ihraç etmemesi, insan haklarına, hukukun üstünlüğü ve medya özgürlüğüne saygı göstermesi, insani yardımın teslimini kolaylaştırması, ülkeyi terk etmek isteyen yabancı uyrukluların ve risk altındaki Afganların gitmesine izin vermesi, Afganistan’daki siyasi güçler arasında müzakereler yoluyla kapsayıcı ve temsili bir geçiş hükümetinin kurulması şeklinde sıralanmıştı.

Başta BM olmak üzere uluslararası toplum ile Afganistan konusunda iş birliğinin vurgulandığı kararda, AB’nin Afganistan’ın doğrudan komşularıyla “bölgesel siyasi iş birliği platformu” kuracağı, bunun yüksek öncelik taşıdığı kaydedildi.

Muhabir: Ömer Tuğrul Çam