Vin Diesel 'Bloodshot: Durdurulamaz Güç' ile sinemaseverlerin karşısında

İSTANBUL(AA) – Türkiye’deki sinema salonlarında bu hafta 1’i yerli 5 film vizyona girecek.

“Bloodshot: Durdurulamaz Güç”

Dave Wilson’un yönettiği ve Vin Diesel’in başrolünde yer aldığı “Bloodshot: Durdurulamaz Güç” izleyici ile buluşacak.

Çok satan çizgi romandan uyarlanan film; bir çatışma sırasında öldürülen fakat nanoteknolojik yenilikler üzerine çalışan gizli bir teşkilat tarafından hayata birtakım özel güçlerle döndürülen Ray Garrison’ın, kendisini hayata döndürenlere bile güvenemeyeceği olaylar silsilesi içerisinde, öldürülmüş karısının intikamını almaya çalışmasını konu ediniyor.

Süper kahraman Bloodshot olarak tekrar hayata döndürülen asker Ray Garrison’ı Vin Diesel’in canlandırdığı filmde; başarılı oyucuya yan rollerde Eiza Gonzalez, Sam Heughan, Guy Pearce, Toby Kebbell, Talulah Riley, Lamorne Morris ve Johannes Haukur Johannesson eşlik ediyor.

“Gölgelerin Aşkı”

Claudia Myers’ın yazıp yönettiği “Gölgelerin Aşkı”, görünmez biri olarak hayatını sürdüren Holly’nin kendisini görebilen tek kişiyle tanıştıktan sonra yaşadıklarını anlatıyor.

Fantastik öğeler barındıran dram türündeki filmin başrollerinde Olivia Thirlby, Alan Ritchson, Megan Fox, Jim Gaffigan, Maria Dizzia ve Tito Ortiz oynuyor.

“İlk Aşk”

Japon sinemacı Takashi Miike’nin çektiği “İlk Aşk”, bir boksör ile aşık olduğu kızın, bir gece boyunca Tokyo’nun yeraltı dünyasında yaşadıklarını konu alıyor.

Masataka Kubota, Sakurako Konishi, Jun Murakami, Nao Ohmori ve Shota Sometani’nin oynadığı filmin senaryosu Masa Nakamura imzası taşıyor.

İzleyiciyi şaşırtacak sürprizlere filmlerinde yer veren Takashi Miike; samuray, korku ve canavar filmlerinden bir kez daha aksiyon-macera-yakuza diyarına geçiş yapıyor.

“Mürit”

“Goodnight Mommy” ile yakın dönem korku sinemasının ilgi çeken yapımlarından birine imza atan sinemacılar Severin Fiala ve Veronika Franz’ın yönettiği “Mürit”; evlenmek üzere olduğu adam ve onun iki çocuğuyla birlikte tenha bir kasabada kış tatiline çıkan genç bir kadının başına gelen ürkütücü olaylar etrafında dönüyor.

Riley Keough, Richard Armitage, Alicia Silverstone, Jaeden Martell ve Lia McHugh’un rol aldığı filmin hikayesi özetle şöyle:

“Genç bir kadın nişanlısının iki çocuğuyla uzakta bir kasabaya kar tatiline gider. Bu üçlünün arasındaki buzlar çözüldükçe, garip ve korkutucu olaylar meydana gelir.”

“Araf 4: Meryem”

Gökhan Arı’nın yönettiği haftanın yerli korku filmi “Araf 4: Meryem”, çiçeği burnunda bir öğretmen olan Meryem ile aynı evde kaldığı arkadaşı Güzide’nin başlarından geçen garip olaylar sonrası yaşananları konu ediniyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Türkiye’deki sinema salonlarında bu hafta 2’si yerli olmak üzere 9 film vizyona girecek.

Akan Satayev’in yönetmenliğini üstlendiği Tomris, 6. yüzyılda İskit-Saka İmparatorluğu’nun başına geçerek Türk tarihinin ilk kadın hükümdarı olan Tomris Hatun’un hayatını konu ediniyor.

Kazakistan ve Rusya ortak yapımı filmde, Almira Tursyn, Adil Akhmetov, Erkebulan Dairov, Aizhan Lighg ve Berik Aytzhanov rol alıyor.

“Habis”

Yönetmen ve senarist James Wan’ın yeni korku filmi “Habis” filmi, şok edici cinayet görüntüleriyle paralize olan Madison’un hikayesine odaklanıyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Annabelle Wallis, Maddie Hassos ve George Young yer alıyor.

“Sekiz”

Haftanın yerli yapımları arasındaki Buğra Kekik’in yönetmen koltuğunda oturduğu ve senaryosunu kaleme aldığı “Sekiz”, suç ve gizem türünde filmseverlerin beğenisine sunuluyor.

Film, yıllar önce bir avukat tarafından üzeri kapatılan bir kazaya neden olan bir şarkıcının yaşadıklarını konu ediniyor.

“Shang-Chi ve On Halka Efsanesi”

Marvel Comics karakteri Shang-Chi’yi temel alan “Shang-Chi ve On Halka Efsanesi”, kişisel geçmişinde büyük yer tutan The Ten Rings örgütü ve onun lideri The Mandarin ile karşı karşıya gelen dövüş sanatlarında usta Shang-Chi’nin hikayesini anlatıyor.

Marvel Studios imzalı filmde Simu Liu, Tony Leung Chiu-Wai ve Awkwafina oynuyor.

“Luka”

Haftanın tek animasyon türündeki, Pixar yapımı film, bir İtalyan sahil kasabasında, kendisine kıyasla daha maceracı olan arkadaşı Alberto’ya uyarak yaşadıkları denizden çıkıp insan hayatının renklerini keşfeden deniz canavarı Luka’nın hikayesini minik seyircilerle buluşturuyor.

“Tüp”

Yönetmen ve senarist Mathieu Turi’nin gerilim türündeki filmi “Tüp”, içinde mahsur kaldığı tüpten kurtulmaya çalışan bir kadının hikayesini ele alıyor.

Orijinal adıyla “Meandre” adlı yapımda, Gaia Weiss, Peter Franzen ve Romane Libert rol alıyor.

“Ekip Oyunu”

Muhammet Emre Aydın’ın yönetmen koltuğuna oturduğu, Ahmet Özakbalık, Ali Kemal Yıldıran, Ayşegül Saygılı, Akif İnce ve Ezgi Karaçam oynadığı “Ekip Oyunu”, birincinin büyük ödülle eve döneceği ve ormanda gerçekleştirilen bir yarışmada olayların çığırından çıkmasını konu ediniyor.

“Bir Orduya Bedel”

Aksiyon türündeki ve Stephen Durham’ın yönettiği “Bir Orduya Bedel”, kocasını öldüren çeteden intikam almak için onların peşine düşen genç bir kadını anlatıyor.

“İki Aşığın Ölümü”

2020 Sundance Film Festivali’nin favorileri arasında gösterilen “İki Aşığın Ölümü”, özellikle başrolündeki, “Convergence”, “Spectral” ve “Lethal Weapon” dizisinden hatırlanan Clayne Crawford’ın güçlü performansıyla ve düşük bütçesiyle, bağımsız bir yapım olarak vizyonda izleyici karşısına çıkıyor.

Robert Machoian’ın yönettiği ilk uzun metrajlı film olan yapım, ayrılık kararı alan bir çiftin hayatına odaklanıyor.

İSTANBUL (AA) – “Reis Bey”, “Kavanozdaki Adam”, “Kelebekler Sonsuza Uçar”, “Yalnız Değilsiniz”, “Anka Kuşu” ve “Sevda Kuşun Kanadında” gibi önemli yapımlara imza atan usta yönetmenin 15 yıl aradan sonra vizyona girecek filmi, hafız olmak isteyen 11 yaşındaki Hadim’in öğrenme aşkı, azmi, umudu, hayalleri ve Süleyman Peygamber gibi kuşdili öğrenme çabalarını konu alıyor.

Yönetmen Uçakan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2019’un yaz aylarında çekilen filmin, 1930’lu yıllarda hafız olmaya çalışan bir çocuğun gözünden Türkiye’nin bir döneminde yaşananları ele aldığını söyledi.

Senaryonun gerçek olaylardan yola çıkarak kaleme alındığını aktaran Uçakan, “Hayata bakış biçimi olarak, ben yaptığım her şeyin hesabını verme idraki, heyecanı ve korkusu içerisindeyim. Bu projede de hakikaten beni çok etkileyen bir çizgi var. Bir çocuk hafız olmaya çalışıyor fakat karşısında bunu engelleyen koca bir iktidar buluyor.” ifadelerini kullandı.

“Böyle netameli bir dönemi ele almak çok kolay değil”

Usta yönetmen, 1928’deki Harf Devrimi sonrası yaşananlara vurgu yaparak, şunları kaydetti:

“Malum 1928’de harf devrimi oluyor. Harf devriminde, bizim bin küsur yıllık hafızamız topyekun bıçak gibi kesiliyor, çıkartılıp atılıyor ve yeni ile eski nesil arasında müthiş bir uçurum ortaya çıkıyor. Harf devriminin sonucu olarak 1932’de Arapça öğrenim yasağı çerçevesinde sıkıntılar oluşturan bir uygulama karşımıza çıkıyor. Aslında Kur’an-ı Kerim yasak olmamasına rağmen, pratikteki kimi yanlış uygulamalarla yasağa dönüştürülüyor. Aynı sene ezan yasağı geliyor. Orijinali bırakılıp Türkçe okunmasına dönük bu uygulamalarla halkın gerçekten travmaya dönüşecek sıkıntıları karşımıza çıkıyor. Uygulamalar çok daha aşırı ve acımasız hallere dönüşüyor. Böyle netameli bir dönemi ele almak çok kolay değil.”

Dönemin zor şartları altında yaşamaya çalışan halkın ne yapacağını şaşırdığına işaret eden Uçakan, “Bunu ajite ederek de anlatmak mümkün ama ben, hem daha önce çektiğim ‘Kelebekler Sonsuza Uçar’ filminde hem de bunda mümkün olduğu kadar naif şekilde dokunuşlar yapmaya çalıştım. Çünkü hem içerisinde bulunduğunuz ortam, konjonktür bakımından çok hassas hem de asker o asker değil. Bugün halkıyla bütünleşen bir asker var karşımızda.” dedi.

Mesut Uçakan, Orta Anadolu’nun köylerinde yaşananları beyaz perdeye aktarmaya çalıştıklarını vurgulayarak, yakın tarihi ele alan filmler yapmanın kolay olmadığını fakat dürüst eleştiriler karşısında halkın övgüyle karşılayarak desteklediğini söyledi.

Başrol oyuncusu 11 yaşında bir hafız

Pek çok konudan haberi olmayan ve “Z Kuşağı” olarak adlandırılan neslin yakın tarihle ilgilenmesini de amaçladığını sözlerine ekleyen yönetmen, “Bu filmi aslında gençlere yaptım. Bu idealizm içerisinde film çalışmaları yapmak, pek çok yönetmenin tercih ettiği bir şey değil. Günümüzde popülizm çok fazla hakim olduğu için herkes güldürecek veya ağlatacak filmlerle köşeyi dönmeye çalışıyor. Ama biz hiçbir zaman büyük paralar düşünmedik.” diye konuştu.

Uçakan, filmi kısıtlı imkanlar ve küçük bir bütçeyle 5 haftada çektiklerini, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile TRT ortak yapım desteğinin yanı sıra yerel halktan ve belediyelerden destek gördüklerini aktardı.

Başrol oyuncusu, 11 yaşındaki Necip Fazıl Belge’nin gerçek hayatında, hafızlık yarışmalarında ödüller aldığına işaret eden Uçakan, şu bilgileri verdi:

“Ben bütün Türkiye’yi dolaşmayı kafama koymuştum. Kur’an kurslarını ve hafızlık kurslarını… Bir oyuncu arkadaşımız sağ olsun, ‘Hocam ben (oyuncu) bulurum.’ dedi ve epey arkadaş getirdi ama ben onları tip ya da oyun olarak çok doğru bulmadım. En son 2 kişide karar kıldık. Hem hafızdılar hem de aradığım vasıflara sahiplerdi ama onların oyun gücünü yakalamak adına 3 ay oyunculuk dersi verdik. Orada en iyi performansı gösteren Necip Fazıl Belge isimli kardeşimiz oldu.”

Türkiye’nin 1930’lu yıllardaki köy ortamını bulmak üzere ülkenin çeşitli yerlerini dolaştıklarını dile getiren yönetmen, Kayseri’nin Develi ilçesiyle şehrin farklı noktalarında çekim yaptıklarını kaydederek, “O köyde cami lazım, ne yapacağız? Bir evi cami yaptık, etrafını çevirdik, bir sedir yaptık. Çok daha önemlisi minareyi, tahtadan minare şeklinde diktik. Çok da orijinal oldu. Yani köy hayatı… Evin birini de mektep yaptık. Çünkü orada ilkokul olması gerekiyordu. Biraz zorlanarak da olsa mevcut mekanları yöneterek filmi çekmeye çalıştık.” değerlendirmesinde bulundu.

“Gala Kayseri’de yapılacak”

Usta yönetmen, post-prodüksiyon aşamasının ve CGI efektlerinin filme uygulanması için çok uğraştıklarını, müzikleri de titiz bir çalışma sonucu seçtiklerini vurguladı.

Filmin 10 Eylül’de Türkiye’de vizyona gireceğine dikkati çeken Uçakan, “Önce 85 salonda gösterilecek. Sonra Aralık ayına kadar 150-160 salonu bulacak. Tabii biz her filmimize görkemli galalar yaparız ama bu sefer, Kayseri’deki yöneticiler ve halk bize destek verdiği için, onlara da söz verdiğimiz gibi Kayseri’de yapmaya karar verdik.” dedi.

Yönetmen Uçakan, ilk filmini yaptığı 1977’den, 2006’daki Anka Kuşu filmine kadar pek çok sinema filmine imza attığını kaydederek, şunları aktardı:

“Onca sene sonra nihayet bir sinema filmiyle seyircinin karşısına çıkmak hakikaten güzel, garip bir heyecan. İlk filmlerdeki o genç, delikanlı Uçakan’ın duyduğu heyecanın tekrar bizi çepeçevre sardığını görüyoruz çünkü milletin önüne çıkacak iddialı bir iş yapıyorsunuz. Film üzerine çok titizlendim. Tabii o titizlenme içerisinde kimi yerde iyi güzel şeyler yaptık, kimi yerde de yine yapamadıklarımız karşınıza çıkacaktır.”

Suveyda’nın harf devrimi konusunda, Türk sinema tarihinde yapılan ilk film olduğunun altını çizen Uçakan, en çok önem verdiği kriterin her yaptığı işte Allah rızasını kazanabilmek olduğunu vurgulayarak, “Bu film, son dönem toplum yapımızdaki bilhassa kültürel planda, inanç düzeyinde karşımıza çıkan parçalanmışlıklar, dağılmalar ve savrulmalar içinde yine birbirimize tutunabileceğimiz, aynı duygularla ortak paydada bir araya gelebileceğimiz sıcak bir kültür olayı olarak görülebilir. Buna ihtiyacımız var. Yani toplumun yine kendi değerleri üzerine muhteşem bir inşa yapabilmesi için bu hareketler çok önemli. Umarım ki bu tür dokunuşlar buna bir kıvılcım teşkil eder ve bir de inşallah çok dualar almamıza sebep olur.” ifadelerini kullandı.

Film hakkında

Yönetmen ve yapımcılığını Mesut Uçakan’ın yaptığı, senaryosunu ise Hasan Yılmaz’ın kalem aldığı filmin görüntü yönetmenliğini Durmuş Sorgut, genel koordinatörlüğünü Gönül Moroğlu, yapım danışmanlığını ise Mustafa Karadeniz üstlendi.

Hafız olma çabasındaki 11 yaşındaki “Hadim”in öğrenme aşkını, beyaz bir güvercinle kurduğu muhabbeti ve kuş dili öğrenme çabalarını ele alan yapımda, Hadim’i canlandıran Necip Fazıl Belge, katıldığı hafızlık yarışmalarında birincilik kazandı.

Yapımda, “Tığlı Hoca” karakterini tiyatro ve dizi oyuncusu Fatih Küçük, köyün imamı “Macid”i tecrübeli oyuncu Yusuf Duru’nun yanı sıra Mehmet Kefli, Sıla Naz Akça, Seda Kement Aydın, Kıvılcım Kaya, Hülya Akyol, Sezai Yeşilyurt, Mehmet Fatih Yıldız, Burhan Vural ve Ahmet Şahin de rol aldı.

Yakın zamanda hayatını kaybeden karakter oyuncularından Fikri Solmaz “Kuşçu”, Suat Keskin ise “Bosnalı Ramiz” karakteriyle izleyici karşısına çıkıyor.