Yabancı ekonomistlerden 'Merkez Bankası faiz politikasını yatay yönde devam ettirebilir' öngörüsü

İSTANBUL (AA) – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını (politika faizi) yüzde 8,25’te sabit bıraktı.

TCMB duyusunda yılın ikinci yarısında talep yönlü dezenflasyonist etkilerin daha belirgin hale geleceği öngörüsü korunmakla birlikte, yakın dönemdeki gerçekleşmeler nedeniyle yıl sonu enflasyon tahmini üzerindeki risklerin yukarı yönlü olduğunun değerlendirildiği kaydedildi.

TCMB, geçen ay gerçekleşen toplantıda da faizlerde değişikliğe gitmemişti.

Konuya ilişkin olarak AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Societe Generale Gelişmekte Olan Piyasalar Strateji Direktörü Phoenix Kalen, TCMB’nin kararının beklentiler doğrultusunda gerçekleştiğini belirtti.

Kalen, TCMB’nin bu yılın ikinci yarısında faizler konusunda politikasını yatay bir yönde devam ettirebileceği öngörüsünde bulundu.

Medley Global Advisors Direktörü Nigel Rendell de “TCMB’nin bugün faizlerde indirime gitme ihtimali sıfıra yakında” ifadelerini kullandı. Yüksek enflasyonun faiz indirimine giden yol üzerinde engel oluşturduğunu aktaran Rendell, şu an için faizlerde indirime gitmenin TL’nin zayıflamasına çanak tutabileceğini dile getirdi.

“TCMB, yüzde 7,4 olan enflasyon öngörüsünü daha yüksek seviyeye revize edebilir”

Rabobank Gelişen Piyasalar Kıdemli Kur Stratejisti Piotr Matys de “Benim için TCMB’nin kararındaki ana fikir bankanın ‘yıl sonu enflasyon tahmini üzerindeki risklerin yukarı yönlü olduğu’ na dair değerledirmesiydi” dedi.

Matys, bankanın yüzde 7,4 olan enflasyon öngörüsünü daha yüksek seviyeye revize edebileceğini dile getirdi.

Capital Economics Gelişmekte Olan Piyasalar Kıdemli Ekonomisti Jason Tuvey, enflasyona dair kaygıların genişlemeci para politikası önünde engel oluşturduğunu söyledi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – TCMB Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 19 düzeyinde sabit tuttu.

Ekonomist ve stratejistler, TL’deki iyileşme ve enflasyondaki düşüşün gerekliliğine dikkati çekerek, TCMB’nin yıl sonuna doğru politika faizinde indirime gidebileceğini öngörüyor.

Garanti BBVA Türkiye Başekonomisti Seda Güler Mert, konuya ilişkin olarak AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, TCMB’nin beklentilere paralel politika faizini yüzde 19 seviyesinde koruduğunu belirtti.

Para Politikası Kurulu, metninde enflasyon ve enflasyon beklentilerindeki yüksek seviyelere dikkati çekilerek sıkı duruşun gerekliliği mesajının tekrar edildiğini aktaran Mert, “Sözlü yönlendirme noktasında da nisan enflasyon raporunda verilen tahmin patikasına referans verilmeye devam edilmesi, hala enflasyonda beklenen belirgin iyileşmenin üçüncü çeyrek sonu ya da dördüncü çeyrek başı gibi gerçekleşebileceği düşüncesinin korunduğunu gösteriyor.Bu da, bizim de piyasanın da şu an son çeyrek için çok kısıtlı da olsa öngördüğü faiz indirim beklentileriyle örtüşüyor. ” değerlendirmesinde bulundu.

TD Securities Gelişen Piyasalar Strateji Başkanı Cristian Maggio, kararın beklentiler dahilinde gerçekleştiğini belirterek Para Politikası Kurulu metninin önceki şahin ifadeleri teyit ettiğini dile getirdi.

Metinde pek fazla değişiklik olmadığını söyleyen Maggio, bankanın enflasyonla ilgili önceki endişelerini tekrar ettiğini kaydetti.

Maggio, TCMB’nin para politikası konusunda da duruşunu değiştirmediğini belirtti.

“TL iyi bir performans gösterirse TCMB daha rahat hissedecektir” değerlendirmesinde bulunan Maggio, TL’nin güçlü performans göstermemesi ve enflasyonun yüksek seyretmesi durumunda ilk faiz indiriminin ağustos değil ekim ayında gerçekleşeceği öngörüsünde bulundu.

Maggio, bu yıl 250 baz puanlık bir faiz indirimi olabileceğini belirtti.

TCMB, faiz indirimi konusunda acele etmiyor

Capital Economics Gelişmekte Olan Piyasalar Kıdemli Ekonomisti Jason Tuvey ise TCMB’nin faiz indirimi konusunda acele etmediğini ifade etti.

Yükselen enflasyonun TCMB’nin faiz indirmesini engellemede önemli bir rol olmadığını aktaran Tuvey, yüzde 17,5 seviyesinde olan enflasyonun enerji fiyatlarına yapılan zamla birlikte yüzde 19,00 seviyelerine çıkabileceğini dile getirdi.

Bir gevşeme döngüsünün, TL’deki düşüşlerin etkilerinin azalmaya başlaması ve enflasyonun keskin bir şekilde düşmesiyle olabileceğini kaydeden Tuvey, faiz indiriminin bu yılın sonundan önce başlama ihtimalinin düşük olduğunu söyledi.

Tuvey, “Tahminimiz, politika faizinin bu yılı yüzde 17,00’de 2022 sonuna kadar da yüzde 12,00’ye indirilmesi yönünde” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Burhan Sansarlıoğlu

TAHRAN (AA) – İran’da yayın yapan Asya gazetesinin Genel Yayın Yönetmenliğini de yürüten siyasi uzman Cemşidi, İran’ın bölgedeki askeri varlığı, nükleer anlaşmanın geleceği ve ülkedeki siyasi tabloyu AA muhabirine değerlendirdi.

ABD, nükleer anlaşmaya dönüp yaptırımları kaldırsa dahi bunun halk üzerinde bir etkisi olmayacağını, sadece devlete biraz daha zaman kazandıracağını belirten Cemşidi, “İran’da rejim siyasi ve ekonomik açıdan bir çıkmazdadır. Bu çıkmazdan kurtuluşun tek yolu temel değişikliklerdir. İran devletinin dünya görüşü değişmelidir. İran, batı-ABD düşmanlığı, İsrail’i yok etme çabası ve medeniyetlerle savaşmayı bırakmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Cemşidi, İran’da idarenin ülke içinde ve dışında rejimle araları iyi olmadığı için kenarda duran “işin ehli” uzman kişilere teslim edilmesi gerektiğini savunarak, “İran’da geride kalan 42 yıllık politikalarda esaslı ve büyük değişiklikler tek çıkış yoludur. Dünya, bölge ülkeleri ve kendi halkıyla barışmalıdır. Siyasi ve ekonomik yapıdaki değişiklik için geniş müzakereler başlatılmalıdır.” görüşlerini paylaştı.

“İran’ın ABD değil, AB ile müzakere yaptığına dair söylemler propagandadan ibarettir”

İran’ın yaptırımların başlamasıyla günlük 5 milyon varile çıkması beklenen petrol ihracatının 300 bin varilin altına indiğini ve bu nedenle ciddi mali sorunlarla karşı karşıya kaldığı için müzakere yapmaya karar verdiğini ancak Trump ile olmaması için çaba gösterildiğini dile getiren Cemşidi, şunları anlattı:

“ABD’de Demokratların iş başına geçmesi İran’ı sevindirdi ancak Trump da kazansaydı Tahran yönetimi yine müzakerelere başlayacaktı. İran, zaman kaybetmeden hızlı adımlar attı ve şimdi Viyana’da müzakerelerde bulunuyor. İran’ın ABD değil, Avrupa Birliği (AB) ile müzakere yaptığına dair söylemler propagandadan ibarettir ve içeriye dönük mesajlardır. İran fiili olarak Viyana’da hem AB hem de ABD ile kapalı kapılar ardında direkt müzakerelerde bulunuyor.”

“Tüm yaptırımların bir seferde lağvedilmesi mümkün değildir”

İran için öncelikli meselenin yaptırımların kalkması, paralarının serbest kalması ve bankacılık faaliyetlerinin yapılabilmesi olduğunu ifade eden Cemşidi, buna karşılık Biden’ın acelesi olmadığını ve Tahran’ın dış siyaset öncelikleri arasında yer almadığını söyledi.

Cemşidi şöyle devam etti:

“Tüm yaptırımların bir seferde lağvedilmesi mümkün değildir. İran’ın her bir milyar dolarının serbest kalması onun için büyük ganimettir. O yüzden acele ediyor ve müzakerelerde bulunuyor. ABD yaptırımları İran’ı ağır baskı altında bıraktı ve çok zayıflattı. Bunun üzerine müzakereler başladı. İran, hızlı bir şekilde bazı tavizler almak istiyor. Yaptırımların kaldırılması ve paraların serbest kalması halinde müzakerelerin uzun sürmesi İran için o kadar önemli değil.”

Cemşidi, ABD’nin birkaç küçük adım atması halinde İran’ın taahhütlere geri dönmeye hazır olduğunu savunarak, “Natanz Nükleer Tesisi’ne yapılan saldırı İran’ın Viyana’daki müzakereleri terk etmesine yol açmadı. İran, o masaya yapışmış durumda ve yaptırımların kaldırılmasını sağlayana kadar müzakerelere devam edecektir.” şeklinde konuştu.

“İran Körfezi’ndeki küçük ülkeleri rehin alarak ABD’den taviz koparabileceğini zannediyor”

İran’ın bölgesel askeri faaliyetlerini ve Biden ile Demokratların Tahran’a yönelik politikalarını eleştiren Cemşidi, ABD’nin Husileri terör listesinden çıkarmasının ardından Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların artığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Yemen’de Husiler, oradaki ateşi körüklüyor ve krizi derinleştiriyor. Bunlar İran’ın desteğinde. Biden, bunları terör listesinden çıkardı ve ardından Suudi Arabistan ile diğer hedeflere saldırıların arttığını gördük. Bu da gösteriyor ki; bu örgütler Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’de tavizlerle sakinleşmez. Trump bunlara taviz verilmemesi gerektiğini düşünüyordu. İran’ın bunlara en büyük desteği mali ve silahtır. Bu kanalın kapatılması gerekiyor. Lübnan Hizbullahı’nın faaliyetleri son 2 yılda çok azaldı.”

Cemşidi, Yemen ve Suriye’deki insani şartların kötü olduğunu ancak coğrafyanın başka ülkelerin rekabet alanına döndüğünü belirterek, “İran’ın Suriye ya da Yemen gibi yerlerdeki mevcudiyeti güç göstergesi değildir. Buralarda fitne, şer ve sorun çıkarabileceğinin bir göstergesidir. Buraları imar etmeniz, siyasi, ekonomik ve kültürel nüfuza sahip olmanız güç göstergesidir. Oranın halkı ve yönetimi sizi istemelidir. Aksi takdirde tahripkar ve şer gücü olarak görülürsünüz.” değerlendirmesinde bulundu.

Gelişmelerin aynı şekilde devam etmesi halinde İran’ın askeri çatışmalarla karşı karşıya kalabileceğini ve İsrail’in Suriye’deki hedefleri sürekli olarak vurduğunu kaydeden Cemşidi, “İran çaresiz olduğu için Suudi Arabistan ya da Fars (Basra) Körfezi’ndeki diğer küçük ülkeleri rehin alarak ya da tehdit ederek ABD’den taviz koparabileceğini zannediyor. Bu çıkmaz İran servetinin heba olmasına ve ülkenin adının kötüye çıkmasına yol açıyor. Ülke sermayesinin buralarda telef edilmesi ve komşu ülkelerin ateşe verilmesi İran’a hiçbir yarar sağlamaz.” diye konuştu.

“İran, seçimleri sadece dışarıya karşı olumlu bir imaj çizmek için kullanıyor”

Cemşidi, İran’da 18 Haziran’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılımın son 42 yıldaki en düşük seviyede kalacağını ve yeni cumhurbaşkanının nükleer anlaşma üzerinde etkili olmayacağını iddia ederek,”İran’ın genel siyasetinde Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu çok etkili değildir. Özellikle nükleer enerji konusunda son karar alıcı ülke lideri Hamaney’dir. Seçimler sadece görüntüden ibarettir ve katılımın en düşük seviyede olması bekleniyor. İran, seçimleri sadece dışarıya karşı olumlu bir imaj çizmek için kullanıyor.” değerlendirmesini yaptı.

Ülkede seçimlerin öneminin azaldığı tespitinde bulunan Cemşidi, sözlerini şöyle noktaladı:

“Genel siyaset ve nükleer enerji politikaları Cumhurbaşkanı’nın yetkisinde değildir. Askeri ve güvenlik kurumları ile Hamaney’in elindedir. İran’da köklü değişikliklerin olması lazım ve bunun çok uzun zaman almayacağını düşünüyorum.”