“Yabandaki Casus” belgeselinin yeni sezonu seyirciyle buluşuyor

İSTANBUL (AA) – BBC Earth'ün özel yapımlarından biri olan "Spy in the Wild" (Yabandaki Casus) ikinci sezonu ile 9 Nisan'da ekranlara dönüyor.

Gizli kameralarla hayvanların doğal hayatını ekranlara yansıtan doğa belgeselinde, izleyiciler doğanın en büyük dramalarına ve duygusal karşılaşmalarına yakından tanıklık edecek.

Eskisinden daha gerçekçi casus cihazların, vahşi hayvan topluluklarının içine sızarak seyircileri aksiyonun tam ortasına götüreceği yeni sezon, hayvanlar alemindeki kitlesel buluşmaları ekrana taşıyacak.

Sürünün bir parçası olmanın nasıl bir duygu olduğu, ve hayvanların değişen mevsim ve iklim koşulları ile nasıl başa çıktığı gibi sorulara yanıt aranan "Yabandaki Casus"un ikinci sezonu 9 Nisan saat 22.00'den itibaren BBC Earth ekranlarında olacak.

– "Nasıl İnşa Edildi" özel mühendislik yapıları anlatacak

Özel mühendislik yapılarının yapılışını ve doğa ile uyumunu anlatan "Nasıl İnşa Edildi?" ise 6 Nisan'da seyirciyle buluşacak.

Mühendislik harikalarının sırlarını açığa çıkaracak belgeselde, Çin'deki lüks bir yeraltı oteli, dünyanın zirvesine yapılan asansör yolculuğu, bakır kaplı bükülmüş bir Manhattan gökdeleni ve Singapur'da 500 metre yüksekteki gökyüzü bahçesi anlatılacak.

"Bunu nasıl yapmışlar?" sorusuna cevap arayan 8 bölümlük özel belgesel, 6 Nisan saat 22.00'den itibaren yayınlanmaya başlayacak.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

9. Boğaziçi Film Festivali’nin Ulusal Kısa Kurmaca, Ulusal Kısa Belgesel, Uluslararası Kısa Kurmaca ve Uluslararası Kısa Belgesel yarışma filmlerini​​​​​​​ değerlendirecek jüri üyeleri belli oldu.

Festivalin kurmaca film yarışmalarında yer alacak filmleri değerlendirecek jüri üyeler arasında; “Kovan” filminin yönetmeni Eylem Kaftan, “Boğulan Adam” (A Drowning Man) kısa filmi ile 2017 Cannes Film Festivali’nde resmi seçkide yer alan yönetmen Mahdi Fleifel ile 8. Boğaziçi Film Festivali’nden “Tapınak” kısa filmleri ile “En İyi Ulusal Kısa Kurmaca Film” ödülleri alan yönetmen Murat Uğurlu yer alıyor.

Kurmaca, animasyon ve deneysel türündeki filmlerin yarışacağı Ulusal Kısa Kurmaca ve Uluslararası Kısa Kurmaca film yarışmalarında en iyi filmler onar bin TL’lik “En İyi Kısa Kurmaca Film Ödülü”nün sahibi olacak.

Ulusal kısa kurmaca kategorisinde ise bir film İstanbul Medya Akademisi tarafından genç kısa filmcileri desteklemek için verilen 5 bin TL’lik “İstanbul Medya Akademisi Genç Yetenek Ödülü”nün sahibi olacak.

Festivalin kısa belgesel film yarışmalarında yer alan belgeselleri değerlendirecek jüri üyeleri arasında ise Saraybosna Film Festivali endüstri bölümünün direktörü Armin Hadzic, Bastau Uluslararası Öğrenci ve İlk Film Festivali’nin Artistik Direktörü Diana Ashimova, dünya prömiyerini 8. Boğaziçi Film Festivali’nde yapan “Kodokushi” filmi ile “Jüri Özel Ödülü”ne layık görülen yönetmen Ensar Altay bulunuyor.

Ulusal ve Uluslararası Kısa Belgesel film yarışmalarında en iyi filmlere onar bin TL’lik “En İyi Kısa Belgesel Film Ödülü” verilirken, festivalin yarışmalı kısa bölümlerinde yer alan tüm filmler aynı zamanda 25 bin TL’lik “Ahmet Uluçay Büyük Ödülü” için de aday olacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü desteği ve TRT’nin Kurumsal İş Ortaklığı ve Global İletişim Ortağı Anadolu Ajansı’nın destekleriyle Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen festival, 23-30 Ekim arasında sinemaseverlerle buluşacak.

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Akbulut, AA muhabirine, Türkiye’nin tek belgesel film festivalinin “Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali” olduğunu belirtti.

Festivalin özgünlüğünü koruduğunu, ana temasının “Kültürel Miras ve Korumacılık”, yan temasının ise “Ahilik Kültürü” olduğunu dile getiren Akbulut, “Festivale çok sayıda proje ve belgesel film katıldı. Jüri üyeleri olarak gerçekten bu eserleri değerlendirirken hem çok mutlu olduk hem de umutlandık. Festivalde emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.” dedi.

Akbulut, festivalin UNESCO Kültürel Miras Listesi’ndeki Safranbolu’da yapılmasının çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Belgesel sinemanın hem bu kentin gelişmesi için çok önemli anahtar rol oynaması hem de bundan sonra bu festivalin belgesel sinemanın gelişiminde büyük rol oynayacak olması önemli.” diye konuştu.

“Sinema yapmak isteyen çok sayıda genç var”

Belgesel sinemanın toplumsal sorunları ele alan bir sinema olduğuna işaret eden Akbulut, “Teknolojik ve tarihsel gelişmelerle kendi biçimini oluşturdu. Günümüzde dijitalleşmeyle çok sayıda belgeselin yapıldığını görebiliyoruz ama değişmeyen bir şey var; o da belgesel sinemanın toplumsal sorunları gören, onlar için farkındalık uyandıran niteliği.” dedi.

Türkiye’de çok sayıda iletişim ve güzel sanatlar fakültesi olduğunu anlatan Akbulut, iletişim araçlarının gelişmesi ve yaygınlaşmasının da gençlerin sinemaya ilgisini artırdığını belirterek, “Bu açıdan sinema yapmak isteyen çok sayıda genç var.” ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Hasan Akbulut, gençlerin artık ellerindeki cep telefonlarıyla film çekilebildiğini vurgulayarak, “Gençler bence neyi anlatacaklarına karar verirlerse yani bir dertleri olursa, gerisi çok daha rahat gelecektir. Son yıllarda gençlerin aldığı ödüller ve dünya festivallerindeki performansları bizi umutlandırıyor. Gençlerin bu alanda Türkiye’nin başarısını daha da yükselteceğini düşünüyorum. Belgesel sinemanın ve gençlerin yolu açık olsun.” diye konuştu.