Yahudi yerleşimciler Batı Şeria'da ele geçirdikleri alanda inşaata başladı

RAMALLAH (AA) – Yahudi yerleşimcilerin işgal altındaki Batı Şeria’nın güneyinde Filistinlilere ait araziye el koyarak, üzerine yerleşim yeri inşa etmeye başladığı belirtildi.

Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, çok sayıda Yahudi yerleşimci, El Halil’e bağlı Halhul beldesinin kuzeyindeki Cebel Calis bölgesine baskın yaptı.

İsrail ordusunun “askeri bölge” ilan ettiği alana Filistinlilerin girişine izin verilmezken, alana İsrail bayrakları diken Yahudi yerleşimciler inşaat hazırlıklarına başladı.

Yahudi yerleşim birimlerine yakın olan Cebel Calis bölgesi, anlaşmalara göre Filistinlilere ait olan Halhul ve Sair kentlerinin sınırları içinde bulunuyor.

İsrail’in 1967’de işgal ettiği Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te 270’ten fazla yasa dışı Yahudi yerleşim birimi bulunuyor. Bu bölgelerde ikamet eten 650 bine yakın Yahudi yerleşimci, işgalin boyunduruğu altında yaşayan Filistinlilerin hayatını daha da zorlaştırıyor.

Uluslararası hukuka göre, işgal altındaki topraklarda bulunan tüm Yahudi yerleşim birimleri yasa dışı kabul ediliyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Mavi-Beyaz İttifakı lideri Benny Gantz’ın imzaladığı koalisyon anlaşmasına göre, İsrail Başbakanı 1 Temmuz’dan itibaren Batı Şeria’daki yasa dışı Yahudi yerleşim birimleri ve Ürdün Vadisi’nin “ilhakını” kabine veya meclisin onayına sunabilecek.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

KUDÜS (AA) – İsrailli insan hakları kuruluşları B’Tselem ile Kerem Navot’un hazırladığı, “Bu bizim ve bu da bizim: İsrail’in Batı Şeria’daki Yahudi yerleşim siyaseti” adlı ortak raporda, Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimci sayısının son 10 yıldaki hızlı artışı ve nedenlerine ilişkin bilgi verildi.

İsrail hükümetinin Yahudi yerleşim birimlerinde yaşayanlara tanıdığı imtiyazların nüfus artışına neden olduğu belirtilen raporda, Batı Şeria’daki yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerinde yaşayan İsraillilerin sayısının 441 bin 619 olduğu kaydedildi.

Raporda, işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Yahudi yerleşim birimlerinde yaşayan yerleşimci sayısına değinilmezken, İsrail yönetiminin Yahudi yerleşim birimlerine daha fazla iskân sağlamak için resmi veya gayriresmi yollarla çeşitli teşvik yöntemleri uyguladığı aktarıldı.

Bir konut satın alma imkânı olmayan Yahudi, yerleşim biriminde ev sahibi oluyor

Tel Aviv yönetiminin Yahudi yerleşim birimlerinin içlerinde ve çevrelerinde birtakım ekonomik girişimler geliştirdiğine dikkati çekilen raporda, “Örneğin devlet, yerleşimcilere iskân alanında çok önemli imtiyazlar sunuyor. Öyle ki Yahudi yerleşim birimlerinde bile bir konut satın alması mümkün olmayanlara konut sahibi olma imkânı tanıyor.” ifadeleri kullanıldı.

Yerleşim birimlerindeki Yahudi nüfusunun artış hızına vurgu yapılan raporda, şu ifadelere yer verildi:

“Yalnızca geçen yıl, yerleşimcilerin sayısı yüzde 3,2 arttı. Halbuki tüm İsrail’in, vatandaşları ile oturum sahiplerinin, toplam nüfus artışı geçen yıl (2020) yalnızca yüzde 1,9’a ulaşmıştı. Bu da yerleşim yerlerindeki nüfus artışının yüzde 68 daha fazla olduğu anlamına geliyor.”

En hızlı nüfus artışının Ultra Ortodoks Yahudilerin (Harediler) yaşadığı “Modi’in Illit” ile “Beitar Illit” adlı Yahudi yerleşim birimlerinde kaydedildiği aktarılan raporda, söz konusu iki yerleşim biriminin toplam nüfusunun 140 bini aştığı bunun da Batı Şeria’daki tüm Yahudi yerleşimcilerin neredeyse üçte birine tekabül ettiği belirtildi.

Raporda, “Ayrıca devlet, arazi fiyatlarını düşürerek ve buradaki fabrikalarda iş gücü istihdamını destekleyerek Batı Şeria’daki Yahudi sanayi bölgelerine tavizler ve teşvikler sağlıyor. Bu teşvikler fabrika sayısının da sürekli artmasına neden oluyor.” ifadeleri kullanıldı.

Filistinlilere ait mülklerin yağma edilmesine devlet desteği

Yahudi yerleşimcilerin, Filistinlilere ait arazileri yağmalamalarının bazı İsrail makamlarınca desteklendiği vurgulanan raporda, şunlar kaydedildi:

“Sadece son 10 yılda, Batı Şeria’da yerleşimciler, Filistinlilere ait on binlerce dönüm araziyi ele geçirdi. Bu arazilerde 40 kadar koyun ve sığır çiftliği kuruldu. Filistinlilerin ise bu arazilere ulaşımı tamamen veya büyük ölçüde engellendi.”

Beytüllahim kenti çevresindeki ve Batı Şeria’nın orta kesimindeki Yahudi yerleşim birimleri bloklarının bölgenin coğrafi yapısını değiştirdiğine dikkati çekilen raporda, daha fazla yerleşimci çekmek için söz konusu birimlerin genişletilmesi çalışmalarının sürdüğü belirtildi.

Bu yerleşim birimlerinin Batı Şeria’daki Filistin kentlerini birbirinden ayırdığı, özellikle orta bölgedeki yerleşim birimlerinin Filistinlilerin en verimli topraklarına hakim olduğu vurgulandı.

Apartheid rejiminin somutlaşması

Batı Şeria’daki Filistin kentlerinin Yahudi yerleşim birimleri arasında uzanan yollar nedeniyle parçalandığına işaret edilen raporda, şunlar kaydedildi:

“İsrail’in Batı Şeria’da yürüttüğü Yahudi yerleşim birimi politikası, bir grup insanın (Yahudilerin) deniz ile nehir arasında (Akdeniz ila Ürdün Nehri – Tarihi Filistin coğrafyası) uzanan tüm topraklarda yaşayan başka bir halka (Filistinliler) üstünlüğünü sağlamayı amaçlayan apartheid rejiminin (ırkçı, ayrımcı devlet) apaçık şekilde somutlaşmasıdır.”

İsrail yönetiminin Yahudi yerleşim birimlerine dev bütçeler ayırdığı, bununla rejimin Batı Şeria’daki “ayaklarını” sabit hale getirdiği ve milyonlarca Filistinliyi hakları ellerinden alınmış, gelecekleri karartılmış ve kendilerini savunmaktan aciz bir insan yığınına dönüştürdüğü vurgulanan raporda, şu ifadelere yer verildi:

“21. yüzyılın ikinci 10 yılının sonunda İsrail’in, kontrolü altındaki tüm topraklarda apartheid rejimini güçlendirmek ve pekiştirmek üzere önümüzdeki on yıllarda daha büyük azimle ilerlemekte kararlı olduğu görülüyor.”

Raporda, İsrail’in Batı Şeria’yı resmen ilhak etmediği ancak bunun sahada hiçbir anlam taşımadığı belirtilerek, “Son zamanlarda Batı Şeria’nın çeşitli yerlerinde on yıllardır görülmeyen bir ölçekte inşaat ve altyapı geliştirme atölyeleri faaliyet gösteriyor. Bunlar, Batı Şeria’daki yerleşimci sayısında bir başka sıçrama yapma amaçlayan çalışmalardır. Yahudi yerleşimcilerin liderleri öngörülebilir gelecekte bölgedeki sayılarının bir milyona yükselmesini bekliyor.” cümleleri kullanıldı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ile Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kararları, işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail tarafından kurulan Yahudi yerleşim birimlerini “yasadışı ve savaş suçu” olarak değerlendiriyor.

Yahudi yerleşim birimlerini reddeden Avrupa Birliği (AB) de 2015 yılında bu yerleşim birimlerinde üretilen İsrail ürünlerinin tüketiciler tarafından ayırt edilebilmesi için farklı şekilde etiketlenmesi kararı almıştı.

İsrail ile Filistin arasındaki barış görüşmeleri, “İsrail’in 1967 sınırlarını kabul etmemesi, zorunlu göçe maruz bırakılan Filistinlilerin geri dönüş hakkını tanımaması ve illegal Yahudi yerleşim birimleri inşa faaliyetlerini durdurmaması” nedeniyle Nisan 2014’te durmuş ve bütün çabalara rağmen yeniden başlatılamamıştı.