Yaralı yırtıcı kuşlar, tedavilerinin ardından özgürlüğe kanat çırpıyor

ANTALYA(AA) – Antalya Hayvanat Bahçesi ve Doğa Parkı’na getirilen yaralı yırtıcı kuşlar, tedavi ve rehabilitasyonun ardından özgürlüklerine kavuşuyor.

Barındırdığı 140 türde bin 600 hayvan ile Türkiye’nin en büyük hayvanat bahçelerinden olan Antalya Büyükşehir Belediyesi Hayvanat Bahçesi ve Doğa Parkı’nda yaralı ve hasta hayvanların bakım, tedavi ve rehabilitasyonları gerçekleştiriliyor.

Hayvanat bahçesindeki klinikte bu yıl yaklaşık 250 hayvan tedavi edildi. Bu hayvanlar arasında ise en fazla kuşlar yer alıyor.

Avcılık faaliyetleri, araç çarpması ya da yuvadan düşme sonucu hayvanat bahçesine yaralı getirilen yırtıcı kuşlar, klinikte cerrahi müdahaleleri yapılıp, eski güçlerine kavuşunca yeniden özgürlüğe kanat çırpmaya başlıyor.

Bu kapsamda hayvanat bahçesine getirilen 5 kerkenez kuşu da tedavilerinin ardından doğaya salındı.

“Tedavi ve iyileştirme sürecinde özveriyle çalışıyoruz”

Antalya Hayvanat Bahçesi ve Doğa Parkı Müdürü Aygül Arsun, AA muhabirine, hayvanat bahçelerinin aynı zamanda koruma alanları olduğunu söyledi.

Hayvanları, türlerinin devam ettirilmesi için yeniden doğaya kazandırdıklarını vurgulayan Arsun, “Bütün bu tedavi ve iyileştirme sürecinde özveriyle çalışıyoruz. Onları bazen günlerce tedavi edip, önce büyük kafeslerde doğaya alıştırıyor sonra da özgürlüklerine kavuşturuyoruz. Kerkenez kuşları zaten hayvanat bahçesindeki falezlerde doğal hayatlarını sürdürüyor. Yuvalarını falezlere yapıyorlar, beslenmelerini yine bu alanda gerçekleştirebiliyorlar. Tedavilerini tamamladığımız 5 kerkenezi de falezlere yakın bir bölgede doğaya bıraktık.” ifadesini kullandı.

Hayvanat bahçesinde özellikle bahar ve yaz dönemlerinde serçe, karga, ebabil, kırlangıç, kerkenez, atmaca, şahin gibi çok sayıda yaralı kuş getirildiğine değinen Arsun, “Hayvanat bahçesinin bulunduğu arazide özgürce yaşayan çok sayıda tilki, atmaca, şahin gibi hayvanlar da yer alıyor. Ziyaretçiler zaman zaman bu hayvanları da görebiliyor.” diye konuştu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANTALYA (AA) – Otomotivden mobilyaya, gıdadan tekstile, kimyadan inşaata kadar 22 sektörde yaklaşık 300 firmanın faaliyet gösterdiği Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB), 6 yıl kadar önce 1 milyon avroluk yatırımla Solar Çamur Kurutma Tesisi kuruldu.

Tesise gelen çamurlar sudan arındırılıp solar sistemle kurutulduktan sonra pelet haline dönüştürülerek çimento fabrikalarına yakıt olarak gönderiliyor. Bu sayede atıklar doğaya karışmadan bertaraf edilmiş oluyor.

Antalya OSB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar, AA muhabirine, fabrikalardan çıkan atıkların su içerdiği için çok büyük hacim kapladığını söyledi.

Bu hacimden kurtulmak ve sakıncalı unsurların doğaya karışmasını engellemek amacıyla araştırma yaptıklarını belirten Bahar, araştırma sonucunda kentin iklimini de göz önünde bulundurarak, çamur kurutma tesisi projesini hayata geçirmeye karar verdiklerini ifade etti.

OSB’deki kapalı bir alan içinde solar çamur kurutma tesisini kurduklarını aktaran Bahar, “Tesisimizde önce susuzlaştırma işlemi yapıyoruz, solar ya da yerden ısıtma sistemiyle atıkları kurutup, pelet haline dönüştürüyoruz. Ardından da çimento fabrikalarına yakıt olarak kullanılmak üzere gönderiyoruz. 5 yılda 2 bin 650 ton atık çamuru işleyerek çimento fabrikalarına gönderdik.” diye konuştu.

“Yatırım 4 yılda kendini amorti etti”

Ali Bahar, tesis sayesinde fabrikalardan çıkan atıkların ekonomiye kazandırılmasının yanı sıra çevreye ve yer altı sularına karışmasının engellemesinin de çok önemli olduğunu dile getirdi.

Yatırımın bölgeye “çevre dostu” unvanı kazandırdığını kaydeden Bahar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yerin altından su almıyoruz, yerin altına su da vermiyoruz, böyle bir ilişki yoksa kirlilik de yok demektir. Eğer bu yatırımı yapmasaydık, atığı muhafaza etmek için ilave alana ihtiyaç duyulacaktı. Bir milyon avroluk bir yatırım yaptık ancak tesis bunu 4 yılda amorti etti. Şu an 6. yılımıza giriyoruz, 2 yıldır elde edilen yakıtla ülke ekonomisine kazanç sağlıyoruz.”

MERSİN(AA) – Doğu Akdeniz’in en büyük hayvanat bahçesi olma özelliğine sahip Mersin’deki Tarsus Doğa Parkı’nın tropikal iklimlere alışkın sakinlerinden lemurların popülasyonu, her geçen yıl yeni doğumlarla birlikte artıyor

Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal ve Veteriner Hizmetleri Dairesi bünyesinde hizmet veren doğa parkının üyelerinden lemurlar, hayvanat bahçesi içerisinde ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği türler arasında yer alıyor.

Ana vatanı Madagaskar olan ve iri parlak gözleriyle dikkati çeken, doğa parkın sevimli sakinleri için özel bakım ve beslenme programı uygulanıyor.

Tropikal iklimlere alışkın lemurlar, kendilerinden sorumlu bakıcılar tarafından özel yaşam alanlarında çeşitli meyve ve sebzelerle günde iki kez besleniyor.

Veterinerlerinin kontrolünde bakımları da yapılan lemurlar, gün içerisinde yaşam alanlarındaki ipler ve parkurlarda oyunlar oynayarak vakit geçiriyor.

Bu yıl 3 yavrunun dünyaya gelmesiyle sayıları 13’e ulaşan ve yaşam alanları ayrılıp iki farklı aile haline getirilen lemurların popülasyonu her geçen yıl artıyor.

“Popülasyon açısından doğa parklar içeresinde iyi sıralardayız”

Tarsus Doğa Parkı Müdürü Veteriner Hekim Nilay Serpin, AA muhabirine, doğa parkın 2 bine yakın üyeye ev sahipliği yaptığını söyledi.

Doğa parkında en çok dikkati çeken türün lemurlar olduğunu ifade eden Serpin, “Popülasyon açısından doğa parklar içeresinde iyi sıralardayız. İki familyamız var. Bunlar dişi sosyal hayvanlar oldukları için kendi içlerinde yavru yarışlarına giriyorlar. Hangi lemurun hangi familyanın üyesi olduğuna dikkat edip popülasyonumuzu arttırmaya çalışıyoruz. Bu sene yine doğum oldu. Oldukça güzel, yavrularımızı aldık. Şu an 3 yavrumuz var.” diye konuştu.

Serpin, halka kuyruklu makilerin, lemur cinsinin üyesi olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Halka kuyruklu makiler arasında genellikle ‘koku savaşları’ oluyor. Kendi alanlarını sahipleniyorlar. Biz de popülasyona yönelik olarak sayıları arttıkça kendi alanları içerisindeki refah koşullarını arttırmaya çalışıyoruz. Üyelerimizi familyalarına göre 2 farklı alana ayırdık. Sabit bakıcılarıyla beslenme ve bakımlarına devam ediyoruz. Türkiye genelinde değerlendirdiğimizde, ilk sıralarda yer aldığımızı söyleyebiliriz. Doğu Akdeniz’de de en baştayız.”

Serpin, özellikle çocukların, çizgi film karakterlerine benzettiği için doğa parkındaki lemurlara büyük ilgi gösterdiğini kaydetti.