Yargıtay çalışma izni olmayan kişiyi özel güvenlikçi yapan şirkete verilen cezayı onadı

ANKARA (AA) – Yargıtay 19. Ceza Dairesi, bir kişiyi özel güvenlik görevlisi olmadığı halde bu alanda çalıştıran şirketin çalışma izninin iptaline hükmeden yerel mahkeme kararını onadı.

Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı koordinesinde İstanbul’da 2013’te yapılan denetimlerde, özel güvenlik görevlisi olarak çalışmasına ilişkin izni ve belgesi bulunmayan A.E’nin, bir yapı firmasında bu görevde çalıştığı tespit edildi.

Ayrıca şirketin, gerekli izinleri almadan söz konusu yapı firmasına koruma ve güvenlik hizmeti verdiği belirlendi.

Bunun üzerine A.E’nin bağlı olduğu özel güvenlik koruma ve eğitim hizmetleri sektöründe faaliyet gösteren şirket hakkında dava açıldı.

Şirket sahibi, durumun bilgisi dışında olduğunu iddia etti

İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesindeki yargılamada, şirket sahibi M.C.D, işletmesi hakkındaki iddiaları reddetti. A.E’nin, tesis yönetimi ve danışmanlık hizmeti veren diğer şirketinin personeli olduğunu savunan M.C.D, ilgili yapı firmasına bu alanda hizmet vermek için görevlendirildiğini ancak işçisinin, bilgisi dışında özel güvenlik görevlisi olarak çalıştırıldığını ileri sürdü.

Tanık olarak dinlenen A.E. ise 2012’de şirkete “danışma elemanı” pozisyonunda girdiğini, bir hafta sonra çalışma izni bulunmamasına rağmen özel güvenlik görevlisi olarak çalıştırılmaya başlandığını belirtti. A.E, kendisinden denetimlerde özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığını söylememesinin istendiğini de ifade etti.

İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi, Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un ilgili maddesi uyarınca çalışma izni verilmeyen kişileri, özel güvenlik görevlisi olarak istihdam etme suçunu işlediği sabit görülen M.C.D. hakkında 2 ay 15 hapis cezası verdi.

Mahkeme ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun “Bir kamu kurumunun verdiği izne dayalı olarak faaliyette bulunan özel hukuk tüzel kişisinin, organ veya temsilcilerinin iştirakiyle ve bu iznin verdiği yetkinin kötüye kullanılması suretiyle tüzel kişi yararına işlenen kasıtlı suçlardan mahkumiyet halinde iznin iptaline karar verilir.” hükmünü içeren 60/1 maddesi uyarınca söz konusu özel güvenlik şirketinin, çalışma izninin iptal edilmesini kararlaştırdı.

Temyiz üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 19. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin şirketin çalışma iznini iptal eden kararını onadı, sanık M.C.D. hakkındaki hükmü de eksik inceleme gerekçesiyle bozdu.

Bu kararla, çalışma izni bulunmayan kişileri, özel güvenlik görevlisi olarak çalıştırarak kazanç elde eden şirketlerin izinlerinin iptal edilmesinin önü açıldı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANTALYA (AA) – Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, Antalya’da Kundu Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Tesisleri’nde düzenlenen “Sınırı Aşan Örgütlü Suçlarla Mücadele” konulu uluslararası konferans sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı.

HDP’nin kapatılmasına ilişkin iddianameyle ilgili açıklamada bulunan Şahin, “HDP iddianamesini hazırladık, Anayasa Mahkemesine tevdi ettik. Bundan sonraki süreç Anayasa Mahkemesinin yetkisinde. 15 günlük inceleme süresi var.” dedi.

451 kişi hakkında siyasi yasak isteniyor

İddianamenin 15 günlük süre içinde değerlendirileceğini belirten Şahin, şu anda takdirin Anayasa Mahkemesi’nde olduğunu bildirdi.

Şahin, şunları kaydetti:

“Biz elimizden geleni yaptık. Tüm delilleri, kararları, dosyaları, Cd’leri, HDP yetkililerinin konuşmalarını hepsini dosyada delil olarak sunduk. 843 sayfa iddianame, 451 kişi hakkında yasak isteniyor, 69 kişi de odak olduğu için iddianamede yer alıyor. Yaklaşık 500 kişi değil, 451 kişi hakkında yasak istiyoruz, artı 69 kişi de terör örgütü lehine konuşmaları, parti kurulmadan ya da kurulduktan sonra parti üyesi olarak terör örgütü lehine konuşmaları var, ona ilişkin beyanları var, onlar da 69 kişi. 451 kişi hakkında siyasi yasak istiyoruz. Artı iddianamede partinin banka hesabına tedbir konulmasını talep ettik.”

“İddianamenin kabul edilmesini bekliyoruz”

HDP’nin üst yöneticilerinin isimlerinin olup olmadığı yönündeki soruya Şahin, “Hemen hemen hepsi zaten. Hepsinin terör örgütü lehine konuşmaları var, beyanları var, bunların hepsi hakkında yasak istiyoruz. İsim olarak şu anda bir şey söyleyemem.” dedi.

Süreci kendilerinin de beklediğine değinen Şahin, “İddianamenin kabul edilmesini bekliyoruz. 15 gün içinde kabul edilip edilmeyeceğine karar verilecek.” dedi.

“Türkiye’nin Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci kapsamında üç ayrı etkinlik düzenledik”

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, konferansta yaptığı konuşmada ise Türkiye’nin Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı olarak nisan ve mayısta üç ayrı etkinlik düzenlediklerini dile getirdi.

Etkinliklerde Arnavutluk, Bulgaristan, Kosova, Moldova, Bosna-Hersek, Kuzey Makedonya, Karadağ, Moldova, Sırbistan, Yunanistan ve Romanya’dan katılımcılarla bir araya geldiklerini belirten Şahin, cezai konularda uluslararası adli yardımlaşma, siber suçlarla mücadele, insan ve göçmen kaçakçılığı, örgütlü uyuşturucu suçlarıyla mücadele, savcılık mesleğinin icrasında Kovid-19 salgınının etkisi konularının değerlendirildiğini ifade etti.

Son olarak da Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Karadağ, Moldova ve Romanya’dan katılımcılarla Antalya’da bir araya geldiklerini kaydeden Şahin, tarihi ve kültürel bağları olan ülkelerin arasındaki cezai konulardaki hukuki iş birliğinin daha da güçlenmesini temenni ettiklerini söyledi.

Etkili mücadele için güçlü ve hızlı iş birliği

Türkiye ve Güneydoğu Avrupa ülkelerinin Asya ile Avrupa arasında köprü konumunda bulunmaları nedeniyle sınır aşan örgütlü suçlardan en çok etkilenen ülkelerden olduğunu vurgulayan Şahin, şunları kaydetti:

“Sınır aşan suç örgütleri, teknoloji ve iletişimdeki baş döndürücü gelişmelerden ve ülkelerin mevzuatlarındaki boşluklardan istifade etmek suretiyle toplumun ve ülkelerin huzur ve güvenliğini bozmakta, ayrıca ekonomik yönden de ülkelere ve bireylere ciddi zararlar vermektedir. Bu örgütlerin karmaşık yapıları nedeniyle sınır aşan örgütlü suçlarla mücadelede güçlükler yaşanmaktadır. Sınır aşan örgütlü suçlarla etkili mücadele ancak ülkelerin ve soruşturma makamlarının güçlü ve hızlı bir iş birliği içerisine girmeleri halinde mümkündür.”

Şahin, Türkiye’nin dönem başkanlığı sloganının “Komşular Birlikte Görür” ifadesi olduğunu, bunun aynı coğrafyada bir arada yaşayan Balkan halklarının ortak geleceğine de atıfta bulunduğunu dile getirdi.

Soruşturma makamları olan savcıların koordineli hareket etmesini ve karşılıklı iş birliği içinde bulunmasının büyük önem taşıdığına dikkati çeken Şahin, şöyle konuştu:

“Suç örgütleriyle mücadelede başarılı olmak için onlardan bir adım önde olunması, uluslararası bilgi paylaşımının ve iş birliğinin en seri şekilde sağlanması gerekmektedir. Ülkelerin ulaştıkları bilgiyi diğer ülkelerle en hızlı şekilde paylaşması ve bu konuda cimri davranmamaları suçla mücadelede başarıyı getirecektir. Ayrıca suç ve soruşturmayla ilgili kavram birliğinin oluşturulması, suç örgütlerinin hedefindeki ülkelerin mevzuatlarındaki boşluklardan faydalanma imkanlarını da güçleştirecektir.”

“Göçmenler Türkiye topraklarını kullanıyor”

Irak ve Suriye halklarının dışında Asya ve Afrika ülkelerinden hatta Uzak Doğu ülkelerinden Avrupa’ya gitmeye çalışan insanların birçoğunun coğrafi konumu nedeniyle Türkiye topraklarını kullandığını anlatan Şahin, bu durumun sınır aşan örgütlü suçlardan insan ticareti ve göçmen kaçakçılığı gibi suçlara da zemin oluşturduğunu söyledi.

Şahin, Türkiye olarak sınır aşan örgütlü suçlarla etkin mücadele yürüttüklerini vurguladı.

Toplantıda da katılımcıların sınır aşan örgütlü suçlarla mücadelede ülkelerindeki düzenlemeleri, uygulamaları ve tecrübelerini paylaşacaklarını belirten Şahin, “Sınır aşan örgütlü suçlarla mücadelede daha başarılı sonuçlara ulaşabilme yolunda, özellikle daha etkili bir bölgesel iş birliğinin geliştirilmesi için ufuk açıcı değerlendirmeler yapılacağına inanıyorum.” dedi.

Muhabir: Hatice Özdemir Tosun

ANKARA (AA) – Yargıtayın bozma kararının ardından yeniden görülen, Diyarbakır’da 6-7 Ekim 2014’te Kobani (Aynularab) olayları bahanesiyle düzenlenen izinsiz gösterilerde Yasin Börü, Ahmet Dakak, Riyat Güneş ve Hasan Gökguz’un öldürülmesine ilişkin davada, savcı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı.

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıklar ile müşteki avukatları katıldı. Bazı sanık avukatlarının ise mazeret bildirmeden duruşmaya katılmadıkları zapta geçirildi.

Mahkeme Başkanı, önceki celse alınan ara karar gereği, dava dosyasına gelen evrakı okudu, buna ilişkin tarafların beyanını aldı. Ardından esasa ilişkin mütalaasını sunması için savcıya söz verildi.

Savcı, mütalaasında, sanıklardan 20’si hakkında “canavarca hisle veya eziyet çektirerek çocuğu öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, 2’si için ise beraat talebinde bulundu. Savcı ayrıca firari 3 sanığın dosyasının ayrılmasını istedi.

Sanıklar, esasa ilişkin savunma yapmak için süre talebinde bulundu.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, mazeretsiz duruşmaya katılmayan sanık avukatlarının yerine avukat görevlendirilmesi için ilgili barolara müzekkere yazılmasına karar verdi.

Tutuklu sanıkların mevcut halinin devamını kararlaştıran mahkeme, duruşmayı 25 Haziran’a erteledi.