Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından Yazıcıoğlu davasına 'FETÖ izleri'ni gösteren ek delil dosyası

ANKARA (AA) – Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümüne ilişkin, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 5. Ceza Dairesinde görülen davada, Yargıtay Cumhuriyet Savcıları Halil İbrahim Çiftçi ile Fatma Özer’in sunduğu, 3 sanığın “görevi kötüye kullanma”, bir sanığın da “ihmali davranışla görevi kötüye kullanma” suçundan cezalandırılmaları istenen mütalaaya ek 85 sayfalık delil dosyası gönderildi.

Delil dosyasında, Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına yönelik FETÖ eylemleri anlatıldı.

Dosyada, görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılması istenen dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Gürsel Aktepe’nin örgütün şifreli haberleşme ağı ByLock’u kullandığı hatırlatıldı.

BBP Kurucu Genel Başkanı Yazıcıoğlu’nun da bulunduğu helikopterin 2009’da düştüğü anımsatılan dosyada, örgütün istihbarat biriminin takibi sonucunda olaya ilişkin bilgi kirliliği ve algı yönetimi yapılarak, gerçek ile yalanın, doğru ile yanlışın başarılı şekilde harmanlanarak maddi gerçeğe ulaşılmasının engellendiği aktarıldı.

Dosyada, olay sonrasında FETÖ tarafından planlı bir deformasyon yapıldığı, örgütün bunu strateji olarak benimsediği belirtildi.

FETÖ’den yargılanan dönemin Kahramanmaraş İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Dursun Özmen’in, “helikopterdekilerin sağ kurtulduğuna, hastaneye kaldırıldığına ilişkin bilgi notu hazırlatarak bu kirli bilgiyi Türkiye’ye yaydığı” ifade edilen dosyada, enkaza ulaşılmasının engellenmek istendiği, böylece gazeteci İsmail Güneş ve onun dışında yaşayanların, ölecekleri düşüncesiyle zaman kazanılmak istenildiği kaydedildi.

Dosyada, enkaza ulaşıldığı, Yazıcıoğlu’nun ayağının kırık olduğu yönündeki “kirli bilgi”nin, örgütsel faaliyet kapsamında arama-kurtarma çalışmalarını sabote etmek için sanık Gürsel Aktepe’nin bilgisi dahilinde yayıldığı anlatıldı.

Tamer Bülent Demirel’le irtibatlar

Basında yer alan bazı haberlerde, İstihbarat Daire Başkanlığındaki C5 diye tanımlanan büroda Yazıcıoğlu hakkında 253 belge ve rapor olduğunun belirtilmesi üzerine durumun sorulduğu aktarılan dosyada, Yazıcıoğlu hakkında 9 Eylül 2008-23 Mayıs 2012 arasında İstihbarat Dairesi Başkanlığı Merkez C Şube Müdürlüğü konuları kapsamında ilişkilendirilen 214 evrakın bulunduğunun, bunlardan 61’inin Yazıcıoğlu’nun ölümü ve cenazesiyle ilgili olduğu, 153’ünün ise “Abdullah Çatlı’yı Anma Etkinlikleri, Ülkücü Şehitleri Anma, Kara 12 Eylül’ü Talin ve Ülkü Şehitlerini Anma, yürüyüş ve miting, seçim çalışmaları, Yazıcıoğlu için gıyabi cenaze namazı, basın açıklaması, protesto etkinlikleri, BBP ve kurultay, Alperen Ocakları, ölüm yıl dönümüne ilişkin anma etkinlikleri, konferans, sempozyum” gibi konulara yönelik olduğunun belirtildiği kaydedildi.

Dosyada, Dursun Özmen’in, 1999-2006 arasında Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü’nde çeşitli görevlerde bulunan ve Hrant Dink cinayeti davasında “Anayasayı ihlal” suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve “kasten tasarlayarak öldürmeye yardım etme” suçundan 15 yıldan 20 yıla, “FETÖ üyeliği” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla, “görevi kötüye kullanma” suçundan da 3 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen Tamer Bülent Demirel’le telefon irtibatlarına dikkat çekildi.

Özmen’in, helikopter kazasının yaşandığı 25 Mart 2009’da 16.14’te 206 saniye, 16.22’de 59 saniye, 17.04’te 64 saniye, 23.07’de 72 saniye olmak üzere birden çok görüşme yaptığı ifade edilen dosyada, Özmen’in, FETÖ’den yargılanan eski Kahramanmaraş İstihbarat Şube Müdürü İsmail Duman’ı her aramasının ardından Demirel’le de görüştüğü, Demirel’in sıradan bir örgüt üyesi olmadığı vurgulandı.

Abdullah Önder’in itirafları dosyaya girdi

Delil dosyasında, itirafçı Abdullah Önder’in şu ifadelerine de yer verildi:

“2015 yılı yaz ayında Mustafa Atalar ile yaptığımız bir görüşmede, FETÖ silahlı terör örgütüne yönelik olarak bu operasyonlardan endişe duyduğunu söyledikten sonra bu görüşmede bana Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü ile sonuçlanan helikopterin düşmesiyle ilgili olarak elinde görüntülerin yer aldığı bir flash belleğin mevcut olduğunu, bunun yanı sıra pek çok belge olduğunu ve örgüt talimatı ile astsubay Aydın Özsıcak’tan el yazısı ile yazılmış iki adet dilekçe aldıklarını, dilekçelerin birinde Aydın Özsıcak’ın bu suçu tek başına işlediğini kabul eden bir beyan olduğunu, diğerinde ise resmi görev gereği işi yaptığına dair bir beyanın bulunduğu dilekçenin alındığını söyledi. Ben de buna neden gerek duyulduğunu sordum. Aydın Özsıcak’ın itirafçı olması durumunda bu dilekçelerin piyasaya sürüleceğini söyledi. Bu belgeleri Bank Asya Elazığ şubesinde Mustafa Atalar adına kiralanan bir kiralık kasada olduğunu ve bunları ne yapmamız gerektiğini bana sordu. Ben de ‘getir bir inceleyelim’ dedim. Bu olaydan bir ay sonra Mehmet Durakoğlu İstanbul’a gitmişti ve bu belgeleri orada örgütün TSK mahrem imamına teslim ettiğini söyledi. Hatta Mustafa bana defalarca ‘İnşallah Mehmet Durakoğlu bu flash ve evrakları kendisine saklamamıştır, bulunursa bizi topa koyarlar’ dedi.”

Ayrıca Önder’in, “2014 yılı başlarında dershanelerin kapatılmasına ilişkin süreçte örgütün Elazığ il yapılanması mensupları olarak İzmir iline bir geziye gittik. Bu gezide İzmir ilinde bulunan örgütün Yamanlar Kolejine de gittik. Orada bulunduğumuz sırada okulun 5. katında bir F16 maketi vardı. Orada verilen brifing de bu F16’nın aslının Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin üzerinden geçen F16’nın maketi olduğu söylenmiştir. Hatta sunumu yapan kişi o tarihte bu F16’yı kullanan pilotun bizden biri olduğunu söylemişti. Hatta örgüt içerisinde konuşulan bir mesele de şudur ki Muhsin Yazıcıoğlu’nun içinde bulunduğu helikopterin üzerinden geçen F16 nın bilinçli olarak Suriye’de düşürüldüğü söylendi. Benim tecrübelerime, örgüt içinde edindiğim bilgilere göre bu hadise tamamen FETÖ silahlı terör örgütünün işidir.” beyanı da aktarıldı.

“Tereyağından kıl çeker gibi kurtulduk”

Delil dosyasında, FETÖ’nün Elazığ imamı Mehmet Durakoğlu’nun, “Başıma Yazıcıoğlu hadisesi gelince İzmir’e Barbaros abinin (Barbaros Kocakurt FETÖ Türkiye İmamı) yanına gittim. Büyüğümüz ile görüştük, İstanbul’da toplandık, Elazize geldik, tereyağından kıl çeker gibi kurtulduk.” şeklindeki Bylock yazışması da yer aldı.

Çok sayıda ByLock içeriğine, telefon görüşme kayıtlarına da yer verilen dosyanın değerlendirme bölümünde, TİB tarafından elde edilen koordinatlar dışında arama yapıldığı, enkaza yetkililerden habersiz köylüler tarafından ulaşıldığı kaydedildi.

Enkaz alanındaki köylülerin alana 300-500 mesafede ağaç altında yeni kumanyaların bulunduğunu söylediği bildirilen dosyada, arama kurtarmanın en kritik olduğu saatlerde FETÖ’nün organizesinde kirli bilgi yayıldığı, radar kayıtlarında 4 dakikalık kesinti bulunduğu ifade edildi.

Dosyada, Aydın Özsıcak ile beraberindeki Davut Uçum, Nusret Memiş, Cemal Şahin başta olmak üzere FETÖ mensuplarının suç delillerini yok ettiği, savunma dilekçelerinin tek merkezden hazırlandığı, avukatların FETÖ üyesi olduğu, Özsıcak ve Uçum’un darbe girişiminde de yer aldığı aktarıldı.

Delil dosyasının değerlendirme bölümünde, eylemin FETÖ tarafından gerçekleştirildiği sonucuna ulaşıldığı kaydedildi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

KAHRAMANMARAŞ (AA) – Seçim çalışmaları kapsamında partisinin Çağlayancerit mitinginin ardından Yozgat’a gitmek üzere bindiği helikopterin 25 Mart 2009’da Kahramanmaraş’taki Keş Dağı’na düşmesi sonucu Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki BBP Sivas İl Başkanı Erhan Üstündağ, İl Başkan Yardımcısı Yüksel Yancı, BBP Sivas Belediye Meclis Üyesi adayı Murat Çetinkaya, pilot Kaya İstektepe ve gazeteci İsmail Güneş hayatını kaybetti.

Halkın gönlünde önemli bir yeri olan Yazıcıoğlu’nu sevenleri dualarla anıyor. Vefatının ardından Muhsin Yazıcıoğlu’nun ismi, başta memleketi Sivas olmak üzere Türkiye’nin birçok şehrinde cami, cadde, park ve okul gibi çeşitli yerlerde yaşatılıyor.

Yazıcıoğlu ile geçmişte yolu kesişenlerden Mahmut Yardımcıoğlu, merhum liderin kurduğu partide görev yaparken, avukatlar Selami Ekici ve Kemal Yavuz ise hukuki süreçleri takip ediyor.

BBP Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Yardımcıoğlu, AA muhabirine, Muhsin Yazıcıoğlu ile 1992 yılında tanıştığını söyledi.

Vatanını ve milletini çok seven bir insan olarak öne çıkan Yazıcıoğlu’nun ilkeli duruşuyla birçok kişiye örnek olduğunu anlatan Yardımcıoğlu, merhum Yazıcıoğlu’nu liderliğinin yanı sıra bir ağabey olarak gördüklerini ifade etti.

“Onun kurduğu kurumsal yapının, tüzel kişiliğin şu an genel başkan yardımcılığını yapıyor olmaktan onur duyuyorum.” diyen Yardımcıoğlu, 1992 yılında tanıştığı siyasi hareketle 2021 yılında halen aynı yolda yürümenin mutluluğunu yaşadığının altını çizdi.

Yardımcıoğlu, tek arzularının Yazıcıoğlu’nun vefatıyla ilgili sürdürülen hukuki sürecin yürekleri soğutacak şekilde neticelendirilmesi olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Şu ana kadar yüreğimiz soğumadı. Verilen bazı cezaları iyi emareler olaraktan görüyoruz. Zaten açılan davalara baktığımızda en üstten cezalar veriliyor. En üstten cezaların verilmesinin yanında neredeyse hiç indirim oranı uygulanmıyor. Süreçte sümen altı edilen işlere baktığımızda verilen cezalar elbette hoşumuza gidiyor.”

Yardımcıoğlu, ana soruşturma kapsamında açılacak davayı beklediklerini sözlerine ekledi.

“Milletin sevgilisi bir insandı”

Yazıcıoğlu’nun ailesinin avukatlarından Selami Ekici de merhum BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu ile 1987’de öğrencilik yıllarında tanıştıklarını söyledi.

Fakülteyi bitirip 1994 yılında memleketi Elazığ’a dönüp serbest avukatlık yapmaya başladığını ancak diyaloglarının hiç kesilmediğini anlatan Ekici, 1999 seçimlerinden önce BBP Elazığ İl Başkanlığı görevine getirildiğini ve Yazıcıoğlu’nun vefatına kadar bu görevi yürüttüğünü dile getirdi.

Yazıcıoğlu’nun vefatının ardından verilen hukuk mücadelesinde şahsı ve diğer avukat arkadaşlarının ciddi çaba sarf ettiğini belirten Ekici, “Bu süreçte gerek hayatlarımızla gerek itibarlarımızla da sınandık ve denendik. Zor bir iş farkındayız ama Yazıcıoğlu bizim sevdiğimiz bir insan ve liderimizdi. Milletin sevgilisi bir insandı, bu açıdan biz bu meşakkatlere severek, gönüllü olarak katıldık diyebilirim.” dedi.

Bu davayı sadece “müvekkil işi” olarak değil vatan millet borcu olarak gördüklerine değinen Ekici, şöyle konuştu:

“Muhsin başkanın davası ne ise biz de aynı yolda yürümek istiyoruz. Onun adımlarını takip ederek, onun bastığı ize basarak yürüyoruz. Yazıcıoğlu’nun davasının aydınlatılması demek milletin geleceğine vurulabilecek darbelerin aydınlatılması demektir. Yazıcıoğlu olayının aydınlatılması demek Türkiye’de artık karanlık oyunların oynanmayacağı, bu derin yapıların tasfiye edileceği, çetelerin tasfiye edileceği manasına gelir. Biz bunun farkındayız belli noktalarda tıkansak bile gerek Yazıcıoğlu’nu seven devletin içindeki kişiler, gerekse milletimizin bu noktada bize büyük destekleri oluyor. Biz bu davayı milletin davası olarak gördüğümüz için o hassasiyetle de yürütüyoruz. İnşallah bir nihayete vardıracağız.”

“Yazıcıoğlu birçok yönüyle insanlara örnek oluyordu”

Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Kemal Yavuz da yıllar önce cezaevinden çıktıktan sonra Kahramanmaraş’a gelen Muhsin Yazıcıoğlu ile o dönem tanıştığını anlattı.

BBP’nin 10 yıl Kahramanmaraş İl Başkanlığını yaptığını belirten Yavuz, Yazıcıoğlu’nun vefatına kadar parti içerisinde çeşitli görevlerde bulunduğunu söyledi.

Yazıcıoğlu’nun Türkiye’deki önemli siyaset adamlarından biri olduğuna değinen Yavuz, “Yazıcıoğlu birçok yönüyle insanlara örnek oluyordu.” dedi.

Yavuz, Yazıcıoğlu’nun vefatının ardından dava süreçlerinin titizlikle takip edildiğini ve arkadaşlarıyla olayın aydınlatılması amacıyla ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini kaydetti.

Suçluların hukuk çerçevesinde cezalandırılmasını talep ettiklerini belirten Yavuz, şunları söyledi:

“Biz suçluların yargı önüne çıkartılmasını istiyoruz. Olayların bütün maddi gerçekliği ile ortaya çıkartılıp Türk yargısının önünde onların vereceği kararla cezalandırılmalarını istiyoruz. Bunun dışında bir beklentimiz yok. Bizim bu zamana kadar hukukun dışında bir eylemimiz olmadı. Biz hukukun içerisinde kalarak bütün suçluları, eylemi gerçekleştiren ve sonrasında yardım edenlerin, öncesinde planlayanların, karar verenlerin, karar verenlere emir verenlerin arkasındaki odaklarıyla ortaya çıkartılarak cezalandırılmasını istiyoruz. Muhsin Yazıcıoğlu suikastı aydınlatıldığı takdirde bundan sonra insanların keyfi bir şekilde bu şekilde suikastlerle insanları susturma yolunu benimseyemeyeceklerini, bunun yanlış bir yöntem olacağı ve dolayısıyla demokrasimizin de daha sağlıklı işleyeceği inanç ve kanaatindeyim.”

Seçim çalışmaları kapsamında partisinin Çağlayancerit mitinginin ardından Yozgat’a gitmek üzere bindiği helikopterin 25 Mart 2009’da Kahramanmaraş’taki Keş Dağı’na düşmesi sonucu Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki BBP Sivas İl Başkanı Erhan Üstündağ, İl Başkan Yardımcısı Yüksel Yancı, BBP Sivas Belediye Meclis Üyesi adayı Murat Çetinkaya, pilot Kaya İstektepe ve gazeteci İsmail Güneş hayatını kaybetti.

  • Vatan ve millet sevdalısı Muhsin Yazıcıoğlu vefatının 12. yılında anılıyor

Helikopterin düşmesinin ardından Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca görevlendirilen savcılar, soruşturma başlattı ve kaza kırım ekibi oluşturuldu.

Eski BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu ile Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ve aile fertleri, 16 Şubat 2011’de Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak, olayla ilgili “özel yetkili savcı ve özel yetkili mahkeme” talep etti.

Ana soruşturma sürüyor

Devlet Denetleme Kurulu raporuna göre, helikopterin düşmesinde ihmali, hatası olanlar hakkında suç duyurusunda bulunan ailenin talebini de dikkate alan Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayı içeriğinin incelenmesi için Malatya Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığına gönderdi.

Özel yetkili mahkemeler kaldırıldıktan sonra da soruşturma dosyası tekrar Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığına döndü. Bu süreçte 2014 ve 2016’da ana soruşturma dosyasına 2 kez takipsizlik kararı verildi.

Olaya ilişkin 132 şüphelinin yer aldığı “ana soruşturma dosyası” hakkında ise 20 Haziran 2016’da takipsizlik kararı verildi. BBP ve Yazıcıoğlu ailesinin avukatları, 13 Temmuz 2016’da takipsizliğe karşı itirazda bulundu.

Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Hakimliği, itiraza ilişkin incelemesinin ardından 10 Nisan 2018’de, şüpheliler A.O.Ç, A.K, A.P, A.A, A.Ö, D.U, D.Ö, İ.D, M.K, M.S.Ç, M,Y, M.K, M.G, M.A, N.M, O.Ö, T.B.D, Y.Y, Y.Ç. ve Z.Ö. yönünden kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına, kararda adı geçen diğer şüpheliler yönünden yapılan itirazların reddine hükmetti.

Bu kapsamda, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca yeniden açılan ana soruşturma sürüyor. Başsavcılık tarafından konuyla ilgili 25 Aralık 2020’de yapılan açıklamada, milletin gönlünde acısı hala taze olan bu elim olaya ilişkin tüm iddiaların eksiksiz ve ayrıntılı şekilde araştırılarak sonuçlandırılması için ana soruşturmanın kapsamlı şekilde yürütülmeye devam ettiği belirtildi.

Soruşturmanın özellikle 15 Temmuz 2016 sonrasında elde edilen tüm deliller ışığında yürütüldüğüne dikkati çekilen açıklamada, “Gelinen aşamada, olayın nasıl meydana geldiği, olayın oluşumunda harici kişilerin kastı, kusuru ya da ihmali bulunup bulunmadığı gibi hususlarda tüm soru işaretlerinin giderilmesine yönelik yeni bir rapor hazırlanması için konusunda uzman isimlerden oluşan yeni bir bilirkişi heyeti teşekkül ettirilmiştir.” ifadesine yer verildi.

FETÖ’nün soruşturmaya müdahalesiyle ilgili dava açıldı

Soruşturmalara Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) müdahalesiyle ilgili aralarında FETÖ’nün darbe teşebbüsü sırasında Cumhurbaşkanına suikast girişiminden mahkum olan eski yarbay Davut Uçum ve eski astsubay Aydın Özsıcak’ın da olduğu 17 sanık hakkında hazırlanan iddianame, 25 Aralık 2020’de Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

Sanıkların helikopterin düşmesinin ardından başlatılan soruşturma sürecinde, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in ve örgüt yöneticilerinin talimatları doğrultusunda, soruşturmaya müdahale ederek örgütün amaçları doğrultusunda yönlendirmede bulundukları kaydedilen iddianamade, Yazıcıoğlu’nun ölümüyle ilgili soruşturmada, FETÖ’nün amaç ve menfaatleri doğrultusunda usulsüz birçok işlem yapıldığı, kurgu mahiyetinde gizli tanık ifadeleri ve ortam dinlemesi ile zorlama deliller oluşturulduğu, aynı zamanda yaşamını yitirenlerin yakınlarının acılarının istismar edildiği belirtildi.

GPS cihazı sökülmesiyle ilgili dosya birleştirildi

Soruşturmalara FETÖ müdahalesiyle ilgili dava dosyası ile helikopterden GPS cihazının sökülmesine ilişkin Göksun Asliye Ceza Mahkemesinde 10 sanığın yargılandığı dava, sanık ve eylem yönünden bütünlük oluştuğu gerekçesiyle 6 Ocak 2021’de birleştirildi.

Göksun Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanan 10 kişiden 7’si her 2 dosyada da sanık olarak yer alırken, birleştirme kararı sonrası yeni 3 kişinin de eklenmesiyle Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki dava dosyasında sanık sayısı 17’den 20’ye çıktı.

Muharrem Tunç’un vefatı nedeniyle yargılanan sanık sayısı ise 19 oldu.

Sanıklar, 22 Mart’ta görülen ilk duruşmada hakim karşısına çıktı. Sanıkların savunmalarının ardından duruşma 28 Haziran’a ertelendi.

Bu arada, İstanbul’da hücre evinde yakalanan FETÖ’nün Gaziantep bölge avukatlar imamı Kamil Bakum’un, Yazıcıoğlu ile 5 kişinin öldüğü helikopterin düşmesine ilişkin yürütülen soruşturmaya FETÖ’nün müdahalesine yönelik verdiği ifadesi de ana soruşturma dosyasına girdi.

Arama kurtarma faaliyetlerindeki ihmale ilişkin davalar karara bağlandı

Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin içinde bulunduğu helikopterin düşmesi sonrası yürütülen arama kurtarma çalışmalarındaki ihmallere ilişkin görülen davalar ise bir süre önce karar bağlandı.

Dönemin Kahramanmaraş Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli olan FETÖ hükümlüsü eski emniyet amiri Dursun Özmen, helikopterin düşmesi sonrası “Yazıcıoğlu’nun bacağı kırık, ambulansla hastaneye götürülüyor” şeklindeki bilgi notunu hazırladığı iddiasıyla “görevi kötüye kullanma” suçundan yargılandığı davada mahkum oldu.

Kahramanmaraş 1. Asliye Ceza Mahkemesi, 25 Ocak’ta verdiği kararda Özmen’i 2 yıl hapis cezasına çarptırdı. Yerel mahkemenin kararı, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince de hukuka uygun bulundu.

Yargıtay 5. Ceza Dairesince, ilk derece mahkemesi sıfatıyla 9 üst düzey kamu görevlisinin yargılandığı dava da 5 Şubat’ta karara bağlandı.

Bu kapsamda dönemin Kahramanmaraş Valisi Niyazi Tanılır, eski İl Jandarma Komutanı Sezai Akgün ve eski İl Emniyet Müdürü Necdet Çelikbilek’e “görevi kötüye kullanma” suçundan 1 yıl 2’şer ay hapis cezası verildi, indirim uygulanmadı. 6 sanık hakkında ise beraat kararı verildi.

Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca, Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin bulunduğu helikopterin düştüğü tarihte Adana Jandarma Bölge Komutanı olan emekli Korgeneral Lapanta, eski Kurmay Başkanı Mazlum Koçoğlu, dönemin Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürü Orhan Birdal ve eski Sivil Havacılık Genel Müdürü Ali Arıduru, arama kurtarma faaliyetlerinde ihmali olduğu iddiasıyla “görevi kötüye kullanma” suçundan 16 Kasım 2020’de Kahramanmaraş 5. Asli Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

Yargılama sonucunda 15 Şubat’ta görülen karar duruşmasında, Orhan Birdal ve Mazlum Koçoğlu’na “görevi kötüye kullanma” suçundan 1 yıl 1’er ay hapis cezası veren mahkeme aynı suçtan Ali Arıduru’yu 1 yıl 3 ay, Ali Lapanta’ya da 1 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırarak, sanıklar hakkında indirim ya da erteleme yapılmasına yer olmadığına hükmetti.

“FETÖ organizasyonu olduğunun daha net olarak ileriki aşamalarda anlaşılacağı inancındayız”

Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Kemal Yavuz, AA muhabirine, 12 yıldır adeta iğneyle kuyu kazdıklarını belirterek, ana soruşturma dosyasının da 175 klasöre ulaştığını ve sona gelindiğini söyledi.

Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinde soruşturmalara FETÖ müdahalesiyle ilgi dava açıldığını hatırlatan Yavuz, “Nihayet 12 yıl sonra da olsa örgütlü bir yapının varlığı kabul edildi. Bizim ilk günden itibaren iddiamız, ‘Bu eylem örgütlü bir yapı tarafından gerçekleştirildi.’ şeklindeydi. Şu an yargı örgütlü yapının eylem sonrasında var olduğunu, suç delillerini yok etmenin, arama kurtarmayı önlemenin, daha sonrasında maddi delilleri gizlemenin örgütlü bir yapı tarafından gerçekleştirilmiş olduğuna karar verdi ve bu anlamda bir iddianame hazırladı.” diye konuştu.

Ana soruşturmanın devam ettiğini ve FETÖ ile ilgili ciddi gelişmelerin olduğunu ifade eden Yavuz, “Çok etraflı araştırmalar yapıldığında ve askeri yapıdaki FETÖ yapılanması tam olarak çözüldüğünde bunun tamamının bir FETÖ organizasyonu olduğunun daha net olarak ileriki aşamalarda anlaşılacağı inancındayız. Biz olayın örgütlü yapı tarafından gerçekleştirildiği inancındayız.” dedi.

Davadaki 2 sanığın FETÖ’nün darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanına yönelik suikast timinin içerisinde yer almasının meselenin ne kadar vahim olduğunu ortaya kayan unsurlardan biri olduğunu belirten Yavuz, şunları kaydetti:

“Biz vicdani bir kanaat olarak, olayın bir suikast olduğu, bu suikastın askeri jetlerin oluşturdukları türbülansla gerçekleştirildiği ve karbonmonoksitle pilotu sersemletme düzeyine getirip ‘işi sağlama aldıkları’ inancındayız. İsmail Güneş’in konuşmaya başlamasıyla örgütlü yapının paniklediğini, bu delil karartma işlemlerini bu nedenle gerçekleştirmeye çalıştıkları inanç ve kanaatindeyiz.”

Türk yargısına güvendiklerine dikkati çeken Yavuz, “Ana dosya olarak kabul edilen çatı dosyanın açılarak, diğer dosyaların güncellenerek, yargılamanın devam etmesi gerektiği inancındayız. Türk yargısının bunu yapacağını ve Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının da bu amaçla çok ciddi bir çalışma içerisinde olduğunu biliyoruz. Kısa zaman içerisinde de sonuçlarını Türk yargısının alacağı, sanıkların yargı önünde hesap vereceği günün geleceği inancı ve kanaatindeyiz.” ifadelerini kullandı.

Kemal Yavuz, “Yazıcıoğlu’nun ölümüne ilişkin olayın Cumhuriyet tarihinin en profesyonel suikastı olduğunu” vurgulayarak, olayın bütün yönleriyle aydınlatılmasını istedi.