Yargıtay, DHKP-C'nin avukatlık yapılanması davasında kararını verdi

ANKARA (AA) – Yargıtay 16. Ceza Dairesi, DHKP-C’nin avukatlık yapılanması davasında 18 sanıktan 14’ünün hapis cezalarını onadı, 4’ü hakkındaki hükümleri ise bozdu.

Daire, İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin sanıklar hakkında verdiği kararlara yönelik temyiz incelemesini tamamladı.

Sanıklar Özgür Yılmaz, Behiç Aşçı, Şükriye Erden, Engin Gökoğlu, Süleyman Gökten, Naciye Demir, Aycan Çiçek ile cezaevinde açlık grevi yapan ve temyiz incelemesi sırasında iyileşinceye kadar tahliyesine karar verilen Aytaç Ünsal’ın “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan aldıkları hapis cezaları onandı.

Kararda, sanıkların “avukatlık görevi kapsamı dışında örgütü gizleme, faillerinin yakalanmasını engelleme, soruşturma organlarını yanıltma ve direnme yönünde telkinde bulunma, adli olaylarla ilgili örgüt üst düzey yöneticilerine rapor verme, terör örgütü mensuplarının cenazelerine, anma toplantı ve yasa dışı gösterilere katılma, örgüt faaliyeti çerçevesinde düzenlenen yurt dışında gerçekleştirilen konferanslara konuşmacı ya da dinleyici olarak katılma, kod isim kullanma, cezaevindeki örgüt mensuplarına kuryelik yapma” şeklindeki eylemlerinin kanunda öngörülen suç tipine uyduğu belirtildi.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, sanıklar Didem Baydar Ünsal, Ahmet Mandacı, Zehra Özdemir, Yaprak Türkmen, Ayşegül Çağatay ve Yağmur Ereren Evin’in “silahlı terör örgütüne yardım” suçundan aldıkları hapis cezalarının da onanmasına hükmetti.

Bozma kararları

Daire, sanıklar Barkın Timtik, Ebru Timtik, Selçuk Kozağaçlı ve Ezgi Çakır Gökten hakkındaki hükümleri ise bozdu.

Kararda, silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan 18 yıl 9 ay hapis cezası verilen Barkın Timtik hakkında İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinde silahlı terör örgütü üyeliğinden açılan başka bir dava daha olduğu, bunların birleştirilerek delillerin bir arada değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği anlatıldı.

Selçuk Kozağaçlı hakkında da İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinde “silahlı terör örgütü yönetmek” suçundan dava bulunduğu kaydedilen kararda, “Her 2 davanın birleştirilip sanığın eyleminin terör örgütünü yönetmek vasfını taşıyıp taşımadığı, eylemler arasında fiili ve hukuki kesinti bulunup bulunmadığı saptandıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayininde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.” ifadesi yer aldı.

Kararda, silahlı terör örgütü üyeliğinden ceza alan sanık Ezgi Çakır Gökten’in eylemlerinin “örgüte yardım” suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında hata yapılmasının bozma nedeni sayıldığı ifade edildi.

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kararında, cezaevinde yaptığı açlık grevi sırasında hayatını kaybeden Ebru Timtik’in ölümüne ilişkin nüfus kaydının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği bildirildi.

Dava süreci

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, DHKP-Cnin avukatlık yapılanmasına yönelik davada, 18 sanığı 3 yıl 1 aydan 18 yıl 9 aya kadar değişen hapis cezasına çarptırmış, firari sanıklar Oya Aslan ve Güray Dağ’ın dosyalarını ayırmıştı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, sanıklar hakkındaki kararı hukuka uygun bulmuş, temyiz üzerine ise dosya Yargıtay 16. Ceza Dairesine gönderilmişti.

Muhabir: Aylin Dal,Kemal Karadağ

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANTALYA (AA) – Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, Antalya’da Kundu Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Tesisleri’nde düzenlenen “Sınırı Aşan Örgütlü Suçlarla Mücadele” konulu uluslararası konferans sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı.

HDP’nin kapatılmasına ilişkin iddianameyle ilgili açıklamada bulunan Şahin, “HDP iddianamesini hazırladık, Anayasa Mahkemesine tevdi ettik. Bundan sonraki süreç Anayasa Mahkemesinin yetkisinde. 15 günlük inceleme süresi var.” dedi.

451 kişi hakkında siyasi yasak isteniyor

İddianamenin 15 günlük süre içinde değerlendirileceğini belirten Şahin, şu anda takdirin Anayasa Mahkemesi’nde olduğunu bildirdi.

Şahin, şunları kaydetti:

“Biz elimizden geleni yaptık. Tüm delilleri, kararları, dosyaları, Cd’leri, HDP yetkililerinin konuşmalarını hepsini dosyada delil olarak sunduk. 843 sayfa iddianame, 451 kişi hakkında yasak isteniyor, 69 kişi de odak olduğu için iddianamede yer alıyor. Yaklaşık 500 kişi değil, 451 kişi hakkında yasak istiyoruz, artı 69 kişi de terör örgütü lehine konuşmaları, parti kurulmadan ya da kurulduktan sonra parti üyesi olarak terör örgütü lehine konuşmaları var, ona ilişkin beyanları var, onlar da 69 kişi. 451 kişi hakkında siyasi yasak istiyoruz. Artı iddianamede partinin banka hesabına tedbir konulmasını talep ettik.”

“İddianamenin kabul edilmesini bekliyoruz”

HDP’nin üst yöneticilerinin isimlerinin olup olmadığı yönündeki soruya Şahin, “Hemen hemen hepsi zaten. Hepsinin terör örgütü lehine konuşmaları var, beyanları var, bunların hepsi hakkında yasak istiyoruz. İsim olarak şu anda bir şey söyleyemem.” dedi.

Süreci kendilerinin de beklediğine değinen Şahin, “İddianamenin kabul edilmesini bekliyoruz. 15 gün içinde kabul edilip edilmeyeceğine karar verilecek.” dedi.

“Türkiye’nin Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci kapsamında üç ayrı etkinlik düzenledik”

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, konferansta yaptığı konuşmada ise Türkiye’nin Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı olarak nisan ve mayısta üç ayrı etkinlik düzenlediklerini dile getirdi.

Etkinliklerde Arnavutluk, Bulgaristan, Kosova, Moldova, Bosna-Hersek, Kuzey Makedonya, Karadağ, Moldova, Sırbistan, Yunanistan ve Romanya’dan katılımcılarla bir araya geldiklerini belirten Şahin, cezai konularda uluslararası adli yardımlaşma, siber suçlarla mücadele, insan ve göçmen kaçakçılığı, örgütlü uyuşturucu suçlarıyla mücadele, savcılık mesleğinin icrasında Kovid-19 salgınının etkisi konularının değerlendirildiğini ifade etti.

Son olarak da Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Karadağ, Moldova ve Romanya’dan katılımcılarla Antalya’da bir araya geldiklerini kaydeden Şahin, tarihi ve kültürel bağları olan ülkelerin arasındaki cezai konulardaki hukuki iş birliğinin daha da güçlenmesini temenni ettiklerini söyledi.

Etkili mücadele için güçlü ve hızlı iş birliği

Türkiye ve Güneydoğu Avrupa ülkelerinin Asya ile Avrupa arasında köprü konumunda bulunmaları nedeniyle sınır aşan örgütlü suçlardan en çok etkilenen ülkelerden olduğunu vurgulayan Şahin, şunları kaydetti:

“Sınır aşan suç örgütleri, teknoloji ve iletişimdeki baş döndürücü gelişmelerden ve ülkelerin mevzuatlarındaki boşluklardan istifade etmek suretiyle toplumun ve ülkelerin huzur ve güvenliğini bozmakta, ayrıca ekonomik yönden de ülkelere ve bireylere ciddi zararlar vermektedir. Bu örgütlerin karmaşık yapıları nedeniyle sınır aşan örgütlü suçlarla mücadelede güçlükler yaşanmaktadır. Sınır aşan örgütlü suçlarla etkili mücadele ancak ülkelerin ve soruşturma makamlarının güçlü ve hızlı bir iş birliği içerisine girmeleri halinde mümkündür.”

Şahin, Türkiye’nin dönem başkanlığı sloganının “Komşular Birlikte Görür” ifadesi olduğunu, bunun aynı coğrafyada bir arada yaşayan Balkan halklarının ortak geleceğine de atıfta bulunduğunu dile getirdi.

Soruşturma makamları olan savcıların koordineli hareket etmesini ve karşılıklı iş birliği içinde bulunmasının büyük önem taşıdığına dikkati çeken Şahin, şöyle konuştu:

“Suç örgütleriyle mücadelede başarılı olmak için onlardan bir adım önde olunması, uluslararası bilgi paylaşımının ve iş birliğinin en seri şekilde sağlanması gerekmektedir. Ülkelerin ulaştıkları bilgiyi diğer ülkelerle en hızlı şekilde paylaşması ve bu konuda cimri davranmamaları suçla mücadelede başarıyı getirecektir. Ayrıca suç ve soruşturmayla ilgili kavram birliğinin oluşturulması, suç örgütlerinin hedefindeki ülkelerin mevzuatlarındaki boşluklardan faydalanma imkanlarını da güçleştirecektir.”

“Göçmenler Türkiye topraklarını kullanıyor”

Irak ve Suriye halklarının dışında Asya ve Afrika ülkelerinden hatta Uzak Doğu ülkelerinden Avrupa’ya gitmeye çalışan insanların birçoğunun coğrafi konumu nedeniyle Türkiye topraklarını kullandığını anlatan Şahin, bu durumun sınır aşan örgütlü suçlardan insan ticareti ve göçmen kaçakçılığı gibi suçlara da zemin oluşturduğunu söyledi.

Şahin, Türkiye olarak sınır aşan örgütlü suçlarla etkin mücadele yürüttüklerini vurguladı.

Toplantıda da katılımcıların sınır aşan örgütlü suçlarla mücadelede ülkelerindeki düzenlemeleri, uygulamaları ve tecrübelerini paylaşacaklarını belirten Şahin, “Sınır aşan örgütlü suçlarla mücadelede daha başarılı sonuçlara ulaşabilme yolunda, özellikle daha etkili bir bölgesel iş birliğinin geliştirilmesi için ufuk açıcı değerlendirmeler yapılacağına inanıyorum.” dedi.

Muhabir: Hatice Özdemir Tosun

ANKARA (AA) – Yargıtayın bozma kararının ardından yeniden görülen, Diyarbakır’da 6-7 Ekim 2014’te Kobani (Aynularab) olayları bahanesiyle düzenlenen izinsiz gösterilerde Yasin Börü, Ahmet Dakak, Riyat Güneş ve Hasan Gökguz’un öldürülmesine ilişkin davada, savcı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı.

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıklar ile müşteki avukatları katıldı. Bazı sanık avukatlarının ise mazeret bildirmeden duruşmaya katılmadıkları zapta geçirildi.

Mahkeme Başkanı, önceki celse alınan ara karar gereği, dava dosyasına gelen evrakı okudu, buna ilişkin tarafların beyanını aldı. Ardından esasa ilişkin mütalaasını sunması için savcıya söz verildi.

Savcı, mütalaasında, sanıklardan 20’si hakkında “canavarca hisle veya eziyet çektirerek çocuğu öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, 2’si için ise beraat talebinde bulundu. Savcı ayrıca firari 3 sanığın dosyasının ayrılmasını istedi.

Sanıklar, esasa ilişkin savunma yapmak için süre talebinde bulundu.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, mazeretsiz duruşmaya katılmayan sanık avukatlarının yerine avukat görevlendirilmesi için ilgili barolara müzekkere yazılmasına karar verdi.

Tutuklu sanıkların mevcut halinin devamını kararlaştıran mahkeme, duruşmayı 25 Haziran’a erteledi.