Yargıtay düğün magandasına verilen 25 yıl hapis cezasını onadı

ANKARA (AA) – Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2009’da Ankara Pursaklar’daki bir düğün sırasında havaya ateş ederek, 3 yaşındaki çocuğu öldüren sanığa “olası kasıtla öldürme” suçundan verilen 25 yıl hapis cezasına yapılan itirazı reddetti.

Olay, Ankara’nın Pursaklar ilçesinde 2009’da yaşandı. Mahalledeki düğün sırasında tabancayla 4 kez ateş eden kişi, karşı binanın dördüncü katında balkonda bulunan 3 yaşındaki çocuğun ölümüne neden oldu.

Sanık hakkında “olası kasıtla öldürme” suçundan kamu davası açıldı. Ancak yargılama sonunda sanığa, “bilinçli taksirle ölüme neden olmak” suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairesi sanığa verilen hapis cezasını az bularak bozdu. Dairenin kararında, “sanığın yere paralel şekilde ateş ettiği sırada topluluk içerisinde bulunan veya çevredeki evlerin balkon ve pencerelerinden düğün törenini izlemekte olan kişilerin isabet alabileceğini ve eylemin ölümle sonuçlanabileceğini öngörmesine rağmen sonucu kabullenmek suretiyle eylemini sürdürmesinin ‘çocuğu olası kasıtla öldürme’ suçunu oluşturduğu” belirtildi.

Sanığın bu suçtan cezalandırılması yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçundan cezalandırılmasına karar verilmesinin bozma nedeni yapıldığı kararda ifade edildi.

Bozmaya uyan yerel mahkeme, sanığa, “olası kasıtla nitelikli öldürme” suçundan 25 yıl hapis cezası verdi. Yargıtay 1. Ceza Dairesince bu karar onandı.

Başsavcılık itiraz etti, “bilinçli taksir” dedi

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise Yargıtay 1. Ceza Dairesinin kararına itiraz etti.

Başsavcılık, “Sanığın havaya ateş etmek şeklinde gerçekleşen hareketi kasta bağlı bir harekettir. Sanığın istemediği bir netice meydana gelmiştir. Sanığın havaya ateş etmesi sırasında ne ölene karşı ne de üçüncü bir şahsa karşı kasti bir suç işlemek amacıyla hareket etmediği sabittir. Meydana gelen netice suç bakımından taksir söz konusudur. Bu taksir de bilinçli taksir düzeyindedir. Bu gerekçelere bağlı olarak düğünde ateş eden sanığın, gerçekleşen ölüm neticesini istememesinin ancak sonucun gerçekleşmesinin bilinçli taksir suçunu oluşturmuştur.” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurdu.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin itiraz nedenlerini yerinde görmemesi üzerine, dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirildi.

Ceza Genel Kurulu son sözü söyledi

Kurul, sanığın eyleminin, “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçu mu yoksa “olası kasıtla nitelikli öldürme” suçunu mu oluşturduğunu irdeledi.

Sanığın eyleminin “olası kasıtla nitelikli öldürme suçunu oluşturduğu” sonucuna varan Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını reddetti.

Kurulun gerekçesinde, tüm uygar hukuk düzenlerinin, insan yaşamını en üstün değer olarak kabul ettiği, gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde gerek Anayasa’da mutlak, en üstün değer olarak algılanan insan hayatının, “korunmasında sadece bireyin çıkarı olduğu için değil aynı zamanda toplumun da menfaati olduğu için ceza himayesinin konusu yapıldığı” belirtildi.

“Olası kast” ile “bilinçli taksiri” ayırma konusunda doktrinde, “her somut olay bakımından failin ayrıca neticeyi göze almış, kabullenmiş sayılıp sayılamayacağı yönünde bir değerlendirme yapılmasının zorunlu olduğu” şeklinde görüşlerin bulunduğu vurgulanan gerekçede, “öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği durumda bilinçli taksir”in söz konusu olacağı kaydedildi.

Ceza Genel Kurulunun gerekçesinde, şu tespitler yapıldı:

“Sanığın ateşlediği mermilerin, gerek kendi ikamet ettiği apartmanın üst katındaki balkonlarda bulunan kişilere gerek civardaki balkon veya pencereden düğünü seyreden kişilere hatta havaya yükselen mermi çekirdeğinin yorgun mermi olarak düştüğü sırada herhangi bir kimseye isabet etme ihtimali bulunmaktadır.

Düğünde rastgele ateş eden sanığın göze aldığı, kabullendiği ve kayıtsız kaldığı netice, ateşlediği mermi çekirdeğinin civarda bulunan herhangi birisine isabet etmesi, bu kişinin de ölmesi veya yaralanmasıdır. Düğünü izleyenler arasında çocukların da bulunabileceğini öngörebilecek durumda olan sanığın sorumluluğu meydana gelen muhtemel neticenin ağırlığına göre, yani bir çocuğun ölümü neticesine göre belirlenmelidir.

Sanığın eylemi, bir çocuğun ölümüyle sonuçlandığından, kabullenilen ve öngörülebilen muhtemel neticenin gerçekleşmiş olması ve Türk hukuk sisteminde yerleşik hale gelen ‘olası kasıt netice ile belirlenir’ kuralı karşısında sanığın eyleminin olası kasıtla nitelikli öldürme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 16. Ceza Dairesince Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları Kampüsünde görülen davanın karar duruşmasında, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Duruşmada, sanıkların son sözlerinin alınmasının ardından mahkeme heyetine başkanlık yapan Daire Üyesi Mehmet Öztunç, hükmü açıkladı.

Buna göre, aralarında, Cihan Kansız, Celal Kara ve Muammer Akkaş’ın da bulunduğu firari 23 sanığın dosyalarının ayrılarak, dairenin başka bir esasına kaydedilmesi kararlaştırdı.

Daire, tüm sanıklar hakkındaki, “siyasi ve askeri casusluk” ile “devletin gizli kalması gereken belgelerini açıklama” suçlarından açılan davaların da ayrılmasına hükmetti.

Sanıklar Abdullah Mirza Coşkun, Abdullah Öztürk, Ayhan Bedirhan, Hakan Karaali, Mehmet Erdoğan, Murat İnam, Mustafa Çavuşoğlu, Osman Kaya, Rasim Işıkaltın ve Yakup Kaya ise ayrılan suçlar yönünden hariç olmak üzere atılı tüm suçlardan beraat etti.

Sanıklar Metin Özçelik ile Mustafa Başer hakkında, “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan daha önce başka davada mahkumiyetlerine hükmedildiğinden, bu davaların reddine karar verildi.

Mahkeme, diğer 20 sanık hakkında ise “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan 1 yıl 6 ay 22 günden 11 yıl 3’er aya kadar değişen sürelerde hapis cezasına hükmetti.

Bu sanıklardan, 25 Aralık kumpasında da yer alan eski hakim Süleyman Karaçöl ile MİT Başkanı Hakan Fidan’ı ifadeye çağıran eski savcı Sadrettin Sarıkaya, FETÖ üyeliği suçundan 11 yıl 3’er ay hapis cezasına çarptırıldı. Karaçöl ayrıca, “görevi kötüye kullanma” suçundan da 1 yıl 8 ay hapse mahkum edildi.

Daire, sanık Adnan Çimen ile Mehmet Ali Uysal’a ise aynı suçtan 10 yıl hapis cezası verdi. Çimen hakkında ayrıca, “resmi belgede sahtecilik” suçundan 2 yıl 6 ay, “görevi kötüye kullanma” suçundan ise 1 yıl 3 ay hapis cezasına hükmedildi.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, futbolda şike davasına bakan eski hakim Mehmet Ekinci ile eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında tutuklama kararı veren eski hakim Vedat Dalda ve Fatih Mehmet Uslu’yu FETÖ üyeliğinden 8 yıl 9’ar ay hapse çarptırdı.

Dairece sanıklar Birol Bilen, Bülent Kınay, Hikmet Şen, Kazım Kahyaoğlu, Muzaffer İren, Rüstem Eryılmaz ve Ümit Zafer Çolak’a ise 7 yıl 8 ay 15’er gün hapis cezası verildi.

Sanıklar İsmail Işık, Menekşe Uyar, Nalan Can ve Salim Duran, aynı suçtan 6 yıl 10 ay 15 gün hapisle cezalandırıldı.

İki sanığın cezasında etkin pişmanlık indirimi

Mahkeme, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak, itirafçı olan sanıklar Mehmet Hamzaçebi ile Dursun Ali Gündoğdu’ya ise silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 1 yıl 6 ay 22’şer gün hapis cezası verdi. Bu sanıklar hakkındaki hükümlerin açıklanması geriye bırakıldı.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, mahkumiyetlerine hükmettiği bazı sanıklara atılı olan diğer suçlardan ise beraat kararı verdi.

Daire, hükümle birlikte sanıklardan Nalan Can ve Menekşe Uyar’ı adli kontrol şartıyla tahliye etti. Diğer tutuklu sanıkların ise tutukluluk hallerinin devamı kararlaştırıldı.

ANKARA (AA) – Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu, 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Yargıtay Kanunu’na eklenen geçici 15. madde uyarınca, kapanacak dairelerin saptanması ve daireler arasındaki iş bölümünün yeniden belirlenmesi amacıyla toplandı.

Toplantıda, 1 Temmuz’dan itibaren geçerli olmak üzere 16. Hukuk Dairesinin kapatılmasına, dairenin işlerinin 1. ve 8. Hukuk Dairelerine devrine karar verildi.

Kararda ayrıca, Yargıtay 14, 15 ve 19. Ceza Dairelerinin de kapatılması ve görevlerinin de diğer dairelere devri kararlaştırıldı.

Kurul tarafından, yüksek yargıçları ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılayan Yargıtay 9. Ceza Dairesinin bu görevinin, Yargıtay 16. Ceza Dairesine verilmesine hükmedildi. Söz konusu dairenin tefecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarına ilişkin işlerini inceleme görevi ise 5. Ceza Dairesine devredildi.

Yargıtay 9. Ceza Dairesine de kapatılan 14. Ceza Dairesinin baktığı davalar verildi.

Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunca, kapatılan daireler nedeniyle bazı dairelerin isimlerinde de değişikliğe gidildi.

Buna göre, darbe girişimi ve örgüt üyelikleri dosyalarına bakan 16. Ceza Dairesinin adı, 3. Ceza Dairesi olarak, 15. Hukuk Dairesinin adı 6. Hukuk Dairesi olarak, 14. Hukuk Dairesinin adı da 7. Hukuk Dairesi olarak değiştirildi.

Kurul tarafından ayrıca, diğer bazı daireler arasındaki iş bölümü ve görevlere ilişkin de değişiklikler yapıldı.

Yapılan değişikliklerle, Yargıtayın 12 hukuk ve 12 ceza dairesi olmak üzere 24 daireden oluşturulması kapsamındaki çalışmalar tamamlandı.

Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu, bazı dairelerin daha önce kapatılmasına ya da birleştirilmesine karar vermişti.