Yargıtay Polatlı'daki darbe girişimine ilişkin davada kararını açıkladı

ANKARA (AA) – Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimi gecesi Polatlı 58. Topçu Tugayı ile Topçu ve Füze Okul Komutanlığındaki eylemlere ilişkin davada temyiz incelemesini tamamladı.

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 19 Nisan 2018’de sanıklar hakkında verdiği karar, istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesince hukuka uygun bulundu.

İstinaf kararının temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay 16. Ceza Dairesine geldi.

Daire, sanıklar dönemin Topçu ve Füze Okulu Komutanı eski tümgeneral Osman Ünlü, 58. Topçu Tugayı Komutanı eski tuğgeneral Murat Aygün, Oğuz Serdar Özgür, Abdulkerim Ceyhan, Murat Dinlecener, Bilal Akdoğan, Selçuk Serhat Pesek, Ali Dilcioğlu, Uğur Tümürlek, Alper Doğan ve Mustafa Kemal Biber’e “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis ile eski yüzbaşı Aytekin Kara’ya aynı suçtan verilen müebbet hapis cezasını onadı.

Gerekçede sanık eski tuğgeneral Murat Aygün’ün darbe girişimi sırasında iş bölümü yaptığı, 2 fırlatma aracına Bora füzesi yüklenmesi talimatını verdiği aktarıldı.

Sözde sıkıyönetim atama listesinde eski tümgeneral Osman Ünlü’nün 4. Kolordu Komutanı olarak görevlendirildiği ifade edilen gerekçede, sanığın 4. Kolordu Komutanlığına gittiği, burada bulunan 28. Mekanize Tugay Komutanlığındaki komutan odasına geçerek zırhlı birlikleri ve darbe sürecini sevk ve idare eden firari eski tuğgeneral Ali Kalyoncu ile bir arada bulunarak süreci izlediği anlatıldı.

Daire, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçuna yardımdan 51 sanığa verilen çeşitli oranlardaki hapis cezalarını da onadı. İki sanığın delil yetersizliğinden beraatinde isabetsizlik görmeyen Daire, beraat eden diğer 62 sanık hakkındaki beraat hükmünü de “ceza verilmesine yer olmadığına” şeklinde düzelterek onadı.

Bozma gerekçeleri

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 11 sanık hakkında “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve bu suça yardımdan verilen cezaları, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 62. maddesi kapsamındaki indirimin yapılmaması nedeniyle bozdu.

“Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçuna yardımdan ceza verilen iki sanık hakkındaki karar da “fazla ceza tayin edilmesi”, “TCK’nin 62. maddesindeki indirimin uygulanmaması” nedenleriyle bozuldu.

Daire, “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezasına mahkum edilen 26 sanık hakkındaki hükümleri, bu kişilerin eylemlerinin “anayasayı ihlale yardım” suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bozdu.

Darbe girişiminin yaşandığı dönemde uzman çavuş, uzman onbaşı ve uzman er rütbelerinde olan 160 sanık hakkındaki kararlar da bozuldu. Bu sanıkların eylemlerinin, “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçunu oluşturduğuna işaret edilen gerekçede, sanıkların askeri hiyerarşi içinde en alt rütbede görev yaptıkları belirtildi.

“FETÖ irtibatları araştırılsın”

Tüm sanıkların FETÖ ile irtibatlarının bulunup bulunmadığının araştırılması istenen gerekçede, sanıkların “askeri hiyerarşi içinde, mutlak itaat ve emrin muhtevasını sorgulayamama ilkeleri sonucu kaçınılmaz bir yanılgıya düşüp düşmediklerinin araştırılması” gerektiği bildirildi.

Sanıkların ayrıca bilgi düzeyleri, gördükleri eğitim, yaşları, rütbe ve görevleri, içinde bulundukları sosyal ve kültürel çevre koşulları gibi kriterlerin suç tarihi itibarıyla yaşanan kalkışmanın olağanüstü şartları da dikkate alınarak değerlendirilmesi istendi.

Gerekçede sanıkların mevcut irade ve bilgilerini “eylemin haksızlığını algılama, davranışlarını bu algılama doğrultusunda yönlendirme ve böylece haksızlığı tercih etmeme bakımından kendilerinden beklenebilen tercih ve tutum noktasında kullanıp kullanmadıklarının da değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği” kaydedildi.

Muhabir: Kemal Karadağ, İsmet Karakaş

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Divanı Ahkam-ı Adliye adıyla İstanbul’da kurulan Yargıtay, 150 yılı aşkın tarihinin 52 yılını İstanbul’da, 3 yılını Sivas’ta, 12 yılını Eskişehir’de geçirdi. Başkentin Ankara olması ve tüm devlet kuruluşlarının burada bulunması nedeniyle, Yargıtay, 10 Haziran 1935’te Ankara’da hizmet vermeye başladı.

Yargıtayın bu tarihten itibaren hizmet verdiği Alman Neo-Klasizm tarzındaki mimari üsluba sahip ana bina, TBMM, Çankaya Köşkü, Genelkurmay Başkanlığı, Güven Anıtı ve birçok bakanlığın mimarı olan Avusturyalı Mimar Prof. Clemens Holzmeister tarafından yapıldı.

İlk yıllarda Yargıtayın yanı sıra Adalet Bakanlığı ve Askeri Yargıtay tarafından da kullanılan bina, Bakanlık ve Askeri Yargıtayın kendi binalarına taşınmasına karşın, artan iş yoğunluğu karşısında yetersiz kaldı. Bunun üzerine 1956-1958 yılları arasında orijinali iki kat olan binaya üçüncü kat eklendi.

Mimar Holzmeister’in 1955 yılında adli yıl açılışı ve yüce divan yargılamaları için yaptığı “Kubbe altı” olarak adlandırılan bölüm, 1960’lı yıllarda yıkılarak, konferans salonu ve genel kurul salonları olarak kullanılan bölümler yapıldı.

Yargıtayın iş yükünün artmaya devam etmesiyle daire sayısı zaman içinde 46’ya kadar yükseldi. Bu süreçte 2010’da Yargıtaya yıllık gelen dosya sayısı da 1 milyonu aştı.

Süreç içinde iş yoğunluğu nedeniyle bazı kamu binaları Yargıtayın kullanımına tahsis edildi. Son olarak 2015 yılında Yargıtayın başkanlık katı, daha önce Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca kullanılan Vekaletler Caddesi 1 numaradaki binaya taşındı.

Yargıtay, Kızılay’da Atatürk Bulvarı üzerindeki ana bina, Vekaletler Caddesi üzerindeki Hukuk Ek 1 bina ile yönetim binası, Milli Müdafaa Caddesi üzerindeki ceza ek bina, Kavaklıdere’deki TRT eski binası ve Balgat’taki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı binası olmak üzere toplam 6 ayrı binada hizmet verdi.

Bu dağınık yapı ve mevcut binalarının yetersizliği üzerine 2018’de yeni hizmet binasının inşaatına başlandı. Temmuz ayında inşaatın bitmesinin ardından taşınma süreci ağustos ayında tamamlandı.

Yargıtayın yeni binası, 1 Eylül’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılışı yapılarak bu tarihte resmen faaliyete geçti.

Yargıtayın Ahlatlıbel’de bulunan yeni binasına taşınmasıyla Kızılay’da bulunan eski binalar boşaltıldı. Yargıtayın eski ana binası ile ek binaların kamu kurumu binası olarak hizmet vermeye devam edeceği öğrenildi. Tarihi binaların hangi kamu kurumlarınca kullanılacağı ilerleyen günlerde netleşecek.

Adli yıl açılışlarına uzun yıllar ev sahipliği yaptı

Yargıtay’ın tarihi ana binasındaki konferans salonu, uzun yıllar adli yıl açılış törenlerine ev sahipliği yaptı. Çok sayıda Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakan, yabancı konukların ağırlandığı salon, son dönemde büyük davalarda da duruşma salonu olarak kullanıyordu.

Tarihi davalara tanıklık etti

Yargıtayın Kızılay’daki yaklaşık 86 yıl kullanılan binaları, Türkiye için tarihi nitelikteki davalara tanıklık etti.

Birçok önemli dosyanın temyiz incelemesinin yanı sıra ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülen duruşmalarda da önemli kararlara imza atıldı. Bu binalarda alınan kararlar bir dönem ülke gündemini belirledi.

Öcalan’ın ölüm cezası, Yargıtay’daki temyiz duruşmasında onanmıştı

Ankara 2 No’lu DGM tarafından “terör örgütü PKK’yı aldığı kararlar ve verdiği emir ve talimatlarla sevk ve idare ederek devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf eylemlerde bulunduğu” gerekçesiyle “ölüm” cezasına çarptırılan terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan hakkındaki davanın Yargıtay’daki temyiz duruşması, 7 Ekim 1999 Perşembe günü yapılmıştı. Öcalan’ın avukatlarının katıldığı, yerli yabancı çok sayıda kişinin izlediği duruşmalarda karar, 25 Kasım 1999’da açıklandı. Yargıtay 9. Dairesi heyeti, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan hakkında Ankara 2 No’lu DGM’ce verilen ölüm cezasını oybirliği ile onadı.

FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sonrası kamu görevinden ihraç edilen eski yüksek yargıçlara yönelik davalar, son dönemde Yargıtayda duruşmalı yapılan önemli yargılamalar olarak öne çıktı.

FETÖ’nün “Selam Tevhid” soruşturmasında kumpas kurmasıyla ilgili binlerce kişi hakkında usulsüz dinleme kararı vermekle suçlanan 55 eski hakim ve savcının yargılandığı dava da Yargıtay 16. Ceza Dairesinde görüldü.

Büyük Birlik Partisi Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin yaşamını yitirdiği helikopter kazasıyla ilgili 9 üst düzey kamu görevlisinin yargılandığı dava ise Yargıtay 5. Ceza Dairesince karara bağlandı.

Ergenekon, Balyoz, Futbolda Şike gibi kumpas davalarının temyiz duruşmaları da bu davalarda görev alan FETÖ’cü hakim ve savcılara yönelik yargılamalar da Yargıtayın tarihi binalarındaki duruşma salonlarında yapıldı.

Yargıtayda görülen önemli davalardan biri de 2014’te FETÖ mensuplarınca Adana ve Hatay’da MİT’e ait tırların durdurulmasına ilişkin dava oldu.

Ülkenin her yerinden gelen milyonlarca temyiz dosyası, Yargıtayın tarihe tanıklık eden binalarındaki müzakere salonlarında karara bağlandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, adli yıl ve yeni Yargıtay binasının açılışı sırasında dua okumasının eleştirilmesiyle ilgili yazılı açıklama yaptı.

Devlet Bahçeli, özellikle değerler üzerinden yeniden nifak cepheleri açmaya, bunu da toplumun geneline teşmil etmeye gayret edenlerin, hem sorumsuz hem de sağduyudan yoksun kesimler olarak dikkati çektiklerini belirterek, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de herkes vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. Bununla birlikte hiç kimsenin dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamayacağı ve suçlanamayacağı açık bir Anayasa kuralıdır. Kaldı ki bunun aksini düşünmek bile mümkün değildir. On yıllar boyunca nice badiresine maruz kaldığımız, laik-anti laik, inanan-inanmayan kamplaşması çok ağır sosyal maliyetlere, hatta duygu ve duyarlılık alanında vasat bulan yapay bölünmelere neden olmuştur.

Adli yılın başlaması münasebetiyle ve aynı zamanda yeni Yargıtay binasının açılışı esnasında bizzat Diyanet İşleri Başkanı tarafından okunan duanın bazı çevrelerde şiddetli tepkiyle karşılanması kelimenin tam manasıyla ilkelliktir. Türkiye, Müslüman bir ülkedir. Bu manevi hakikat değişmeyecektir. Türk milleti, Müslüman bir millettir. Bu yalın gerçek ihlal, ihmal ve inkar edilemeyecektir. Kulaklarında çan sesi çınlayan fikri ve siyasi yobazların, son günlerde ‘laiklik elden gidiyor’ feryadı koparmaları tahammülsüzlük, inanç ve insan haklarına kategorik bir başkaldırı olarak yorumlanmalıdır.”

MHP Genel Başkanı Bahçeli, günlerdir gazete köşeleriyle manşetlerde, haber ve tartışma programlarında felaket tellallığı ve provokasyon yapıldığını, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın duasına tahammül edemeyenlerin, Atatürk’e ve laikliğe savaş açıldığını iddia edecek kadar izan ve insaflarını kaybettiklerini dile getirdi.

“Sayın Erbaş doğru bir iş yapmıştır ve desteğimiz tamdır”

İçi boş demokratikleşme ve özgürleşme çağrısı yapanların alenen “ateistleşme” güzergahına kaymalarının, ileri düzeyde bir tehdit olduğunu ifade eden Bahçeli, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“Onlar dayatıyor ya da istiyor diye Müslüman Türk milleti hak yolundan, hidayet çizgisinden asla dönmeyecektir. Merhum Cemil Meriç’in ifadesiyle, ‘Bizim aydınımız din düşmanı değil, İslam düşmanıdır’. Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş, doğru bir iş yapmıştır ve desteğimiz tamdır. Onun hedef alınması bir bakıma din ve vicdan hürriyetini hedef almaktır. Laiklik, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel harcı, kilit taşıdır. Bunun üzerinden sanal korkular üretmek, toplumsal ve siyasal kutuplaşmayı derinleştirmeye çalışmak, Türkiye’ye yapılabilecek en büyük kötülüklerden birisidir.”