Yarım asırdır Darülaceze'ye emanetler

İSTANBUL(AA) – Her birinin ayrı hikayesi olan Darülaceze sakinlerinden, 52 sene ile en uzun süreli kalanı Suzan Aktaş, 2 yaşında kapının önüne bırakılan ve şu an 52 yaşında olan en küçük yaşta Darülaceze’ye bırakılan sakin olan Ceyhan Esenyel ve yine 50 sene ile kurumun en eski sakinlerinden 69 yaşındaki Sedat Çeldan yaşamlarını burada sürdürüyor.

Kimisi daha yürümeye başlamadan kapının önüne bırakılmış, kimisi engelli olduğu için terk edilmiş. Yarım asırdır Darülaceze’nin baktığı en uzun süreli kalan 3 sakininin hayat hikayelerini, Darülaceze çalışanları AA muhabirine anlattı.

2 yaşındayken Darülaceze’nin kapısına bırakıldı

Darülaceze’ye en küçük yaşta gelen isim 1970 doğumlu Ceyhan Esenyel. Henüz 2 yaşındayken kurumun kapısına bırakılan ve kurumun çocuk bölümünde büyüyen Esenyel, 1972 yılından bugüne dek Darülaceze’de yaşıyor. Çocuk yaştan itibaren engelli olan Esenyel, akülü sandalye ile hareket edebiliyor.

Yatağa bağımlı erkeklerin kaldığı Daire 8’de yaşamını sürdüren Esenyel, koyu bir Fenerbahçe taraftarı. Fenerbahçe’nin hiçbir maçını kaçırmayan Esenyel, akülü sandalyesini ve yattığı yatağın etrafını da forma ve takımının renkleriyle donatmış.

Engelli olduğu için akülü sandalye kullanan Esenyel, yanından hiç ayırmadığı müzik kutusunu her sabah kalkınca boynuna takıp Darülaceze’nin bahçesinde geziniyor. Müziği sesli bir şekilde dinleyen Esenyel, genelde Ankara havası müziklerini açıp, etrafa neşe saçıyor. Spastik engelli olan Esenyel konuşamıyor, yürüyemiyor olsa da yüzünden tebessümü eksik etmiyor.

Esenyel’den sorumlu hemşire Ahmet Sönmez, 12 yıldır kurumda çalıştığını, çalıştığı günden bugüne kadar Esenyel’i tanıdığını söylüyor.

Sönmez, “Ceyhan spastik bir hasta, epilepsisi de var ve aynı zamanda tansiyon hastası. Bu hastalıklarının tedavisini görüyor. Kendi ihtiyaçlarını kendi karşılıyor. Arabaya biz bindiriyoruz, yemeğini önüne koyuyoruz, kendisi yiyor. Ceyhan eğlenceyi seven, neşeli, müziği seven, futbolu seven birisi. Günlük 8 saat kaldığım süre içerisinde, benim gözlemlediğim kadarıyla en az 100 kişi kendisini ziyaret ediyor. Ceyhan kurumun bir rengi.” şeklinde anlatıyor.

Darülaceze’de en uzun süreli kalan Suzan Aktaş 52 yıldır burada yaşıyor

Darülaceze’de en uzun süre kalan kişi ise 1942 doğumlu Suzan Aktaş. 1968 yılından itibaren Darülaceze’de yaşayan Aktaş, birkaç kelime haricinde konuşamıyor. En büyük eğlencesi ise 2 oyuncak bebeği. Ayşegül ve Fatma adını verdiği oyuncak bebeklere isimleriyle hitap edip onlarla ilgilenen Aktaş, bebekleriyle gezip, onlarla beraber uyuyor.

Aktaş’tan sorumlu hemşire Rukiye Kahvecioğlu, 11 senedir Aktaş’ı tanıyor. Kahvecioğlu, Aktaş’ı şöyle anlatıyor:

“Suzan teyzemiz Mental retardasyon hastalığı olan, yani çocuk gibi dediğimiz bir hastalığı var. Kullandığı tek ilaç ise göz tansiyonu için kullandığı bir ilaç. Kişisel bakımlarını, tuvalet ihtiyacını, el-yüz yıkama, yemek yeme gibi işlerini kendisi yapabiliyor. Ama üzerini giydirme konusunda bizler destek oluyoruz. Özellikle bebekleri çok sever. Bebeklerle çok güzel bir sevgi bağı var. Çok konuşamasa da diğer sakinlerle iletişime geçebiliyor. Yürürken destek oluyoruz, bazen destek istemiyor.”

50 yıldır yatağa bakımlı yaşıyor

50 yıldır Darülaceze’de kalan Sedat Çeldan ise, 18 yaşından beri Darülaceze’de kalıyor. Yatağa bağımlı bir şekilde yaşamını sürdüren Esenyel, konuşamıyor, hareket edemiyor, kendi ihtiyaçlarını kendisi gideremiyor. Doğuştan engelli olan Çeldan, kişisel bakımından, yemeğine kadar Darülaceze çalışanları tarafından karşılanıyor.

Çeldan’dan sorumlu hasta bakıcı Mehmet Doğan, şunları kaydetti:

“Sakinlerimiz için elimizden gelenin fazlasını yapmaya çalışıyoruz. Amacımız burada kalan sakinlerimizin hayatlarını daha rahat sürdürmeleri. Sedat ağabey öz bakım ihtiyaçlarını, banyo, yemek vs karşılayamıyor. Sedat ağabey daha farklı, kendini ifade edemiyor, ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Belli bir süreden sonra anlaşabiliyorsun, gözle iletişime geçiyorsun. Sabah saat 7.00’de iş başı yapıyoruz, önce hastalarımızın üzerini değiştirip kahvaltı için hazırlıyor. Sedat ağabeyi kendimiz kaldırıp, yıkanması gerekiyorsa yıkıyoruz. Kahvaltısını yediriyoruz. Gün içerisinde öz bakımı oluyor, banyosu, tıraşı oluyor. Gün içerisinde mümkün olduğu kadar aynı pozisyonda yatmasını istemiyoruz. İki saatte bir pozisyonunu değiştiriyoruz. Genelde yaz günlerde onları dışarı çıkarıp dışarıda etkinlikleri görmesini, eğlenmesini istiyoruz.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Aras Kargo, çevre ve toplum gibi çeşitli alanlarda yürüttüğü gönüllülük çalışmaları kapsamında Darülaceze sakinlerine bayram ziyareti gerçekleştirdi.

Şirket açıklamasına göre, sıcak ve samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarete Aras Kargo Genel Müdürü Utku Ayyarkın ve Aras Kargo Finans Direktörü (CFO) Barbara Hagen'in yanı sıra şirketin genel müdür yardımcıları ve çeşitli birimlerinden yöneticiler katıldı.

Darülaceze Başkanı Hamza Cebeci'nin ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmada Darülaceze sakinleriyle sohbet eden Aras Kargo yöneticileri, hep birlikte açık havada kurulan dev ekranda Türk filmi izledi, konser dinledi ve bayram yemeğine katıldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Aras Kargo Genel Müdürü Utku Ayyarkın, Ramazan Bayramı'nın ardından ikinci kez Darülaceze sakinleriyle buluşmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, şunları kaydetti:

"Bizim için burada sizlerle birlikte olmak çok kıymetli. İçinden geçtiğimiz bu zor dönemde paylaşmanın ve dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu bütün dünya bir kez daha görmüş oldu. Yaşamın yoğun temposunda bazen hepimiz bu duyguların ne kadar önemli olduğunu gözden kaçırıyoruz. Bu zor dönemde Sayın Başkan Hamza Cebeci, bize buranın kapılarını açtı ve sizlerle bir araya gelme imkanı sundu. Bu süreçte çoğumuz annemizi babamızı göremedik. Bu vesileyle onlara duyduğumuz hasreti de bir bakıma sizlerle gidermiş oluyoruz. Sayın Başkan, buraya ikinci kez gelenlerin artık gönüllü kabul edildiğini belirtti. Geçen bayramda olduğu gibi bu bayram da büyüklerimizi ziyaret ettik ve bayramlarını kutladık. Biz Aras Kargo yöneticileri olarak kendimizi artık Darülaceze Gönüllüsü addediyoruz. Bundan sonra da çeşitli vesilelerle hem ziyaretlerimiz hem de desteğimiz devam edecek."

Sultan Abdülhamid Han’ın talimatıyla Okmeydanı’nda yaptırılan Darülaceze, kurulduğu günden bu yana binlerce yaşlı, bakıma muhtaç, kimsesiz ve engelli vatandaşa yuva oldu.

Kuruluşunun 125. yılını geride bırakan Darülaceze, din, dil, ırk fark etmeksizin bakıma muhtaç herkese eşit şekilde hizmet vermeye devam ediyor.

Abdülhamid Han tarafından yaptırılan, içinde cami, kilise, havra gibi ibadethanelerin bulunduğu Darülaceze, 500’ü aşkın bakıma muhtaç kişiye, sağlığından beslenmesine, bakımından sosyal aktivitesine kadar birçok alanda hizmet veriyor.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı olarak hizmet veren Darülaceze’nin başkanlığını Hamza Cebeci yürütüyor.

Darülaceze’de görev yapmayı “nasip” olarak tanımlayan Cebeci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türklerin, Müslüman, Hristiyan ayırt etmeden her kesime yardım eden bir millet olduğunu dile getirdi. Osmanlı İmparatorluğu’nun en zor dönemlerinde bile Balkanlar ve Kafkaslar’daki mağdurlara kucak açtığını anlatan Cebeci, “Darülaceze’ye girdiğiniz zaman sağ tarafta cami, sol tarafta kilise ve havra, ortada mefharet sütunu var. O sütun da öyle hassas bir şekilde dikilmiş ki camiye, kilise ve havraya eşit mesafede. Bu duyarlılık dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Mefharet sütunu, tarihte insanlara zulmetmeyen, tarihte gücünü insanları sömürmeye kullanmayan bir milletiz demek.” dedi.

“70 sene burada yaşamış insan var”

Kurumun farklı bir ruhu olduğunu dile getiren Cebeci, 150 civarında yatağa bağımlı kişinin bakımını üstlendiklerini anlattı. Cebeci, “Yedirmezseniz yiyemez, temizlemezseniz temizlenemez, çevirmezseniz dönemez. 70 sene burada yaşamış insan var, engelli çocuk olarak gelmiş, evlatlık alınmamış, 50 senedir burada yatan insan var.” ifadelerini kullandı.

Cebeci, 550 kapasitenin hemen hemen her dönem dolu olduğunu, çarşamba günleri toplanan tıbbi heyetin kurumda bakılan kişileri kontrolden geçirdiğini söyledi. Bir kişinin Darülaceze’ye aylık maliyetinin yaklaşık 10 bin lira olduğunu kaydeden Cebeci, kurulduğu günden bu yana bağışlanan mülklerden kira geliri elde ettiklerini aktardı. Bağışların yanı sıra İstanbul’daki belediyelerin eğlence vergilerinden kuruma pay aktarıldığını dile getiren Cebeci, binanın arkasındaki kurban bağış yerinden de gelir elde ettiklerini belirtti.

“İnsanlar burada kalmak için sırada beklemiyor”

Cebeci, Darülaceze binasının orijinalliğini bozan eklentileri kaldırdıklarını, bina içindeki banyolardan kantine, hamamdan fırına her şeyi sponsor kanalıyla yenilediklerini anlattı. Yurt dışından ziyaretçilerin, “Böyle hizmetlere rağmen, neden insanlar burada kalmak için sırada beklemiyor” diye sorduklarını belirten Cebeci, şöyle devam etti:

“Bu milletin bir örfü, bir inancı var. Çok mecbur kalmadıkça yaşlısını, büyüğünü, mağdurunu huzurevine, Darülaceze veya benzeri yerlere bırakmaz. Böyle müesseselere hiç ihtiyaç olmasın ama ihtiyaç olduğu zaman da en güzeli bizde olsun. Devlet kendi ülkesinin insanının sokakta, meydanda ölmesine razı olmaz. Sosyal devlet de bu, adil devlet de bu. Burası veya benzeri yerler kucak açmazsa, bu insanlar sokakta ölür.”

Dünyanın çeşitli yerlerinden insanların gelerek Darülaceze’yi ziyaret ettiklerini vurgulayan Cebeci, aylık ziyaretçi sayısının ortalama 5 bin olduğunu, bayram günlerinde ise bu sayının 10 bini geçtiğini söyledi.

“Yaşlı bakım bölümü ve uygulamalı dersler olacak”

Hamza Cebeci, kurumun yanındaki 37 bin metrekarelik alanda yürütülen ve 16 ay sonra faaliyete geçecek proje kapsamında bin kişilik öğrenci yurdu ve kapalı otopark olacağını, ayrıca herhangi bir üniversiteye bu alanda yer verilebileceğini bildirdi.

Cebeci, Darülaceze’de her an doktor olduğunu, muhtaç kişilere hastalığına göre yemek hazırlandığını, 5 yıldızlı bir hizmet verildiğini kaydetti.

Darülaceze’nin dünyada örneği olmadığını vurgulayan Cebeci, “Darülaceze gibi bir kurumu, müesseseyi görmek bizi onurlandırıyor. Darülaceze, 100 bine yakın insana şefkat ve merhamet yuvası olmuş, kol kanat germiş, adeta taş duvarlarından merhamet ve insanlık tecessüm eden bir yer.” şeklinde konuştu.