Yarın sokağa çıkacak 65 yaş ve üstüne egzersiz önerisi

İSTANBUL (AA) – Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Öğretim Üyesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Evren Yaşar, yaptığı yazılı açıklamada, yaşlanma ile birlikte tüm insanlarda kas dokusunda azalma ve kemiklerde değişen derecelerde zayıflama gerçekleştiğini belirtti.

Hareketin kısıtlanmasının kalp ve beyin sağlığını da olumsuz etkilediğine işaret eden Yaşar, normalde bunun önüne geçebilmek için yaşlı bireylere egzersiz yapmaları ve hem fiziksel hem de bilişsel olarak yaşamın her alanında aktif olmalarının önerildiğini vurguladı.

Yaşar, ancak olağanüstü günlerden geçilen şu dönemde, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle 65 yaş ve üstü vatandaşların korunabilmeleri için zaruri olarak evde kalmaları gerektiğini, bunun da dar alanlarda hareket kapasitelerini doğal olarak kısıtladığını aktararak, şunları kaydetti:

“En basit ama en sağlıklı egzersizlerden olan yürüyüşün, fiziksel etkilerinin yanında psikolojik katkıları da bilinen bir gerçektir. Yarın, 65 yaş ve üstü vatandaşlarımız yürüme mesafesiyle sınırlı olmak, sosyal mesafe kuralına riayet etmek ve maske takmak kaydıyla dışarı çıkabilecekler. Peki, verilen bu arayı en doğru şekilde nasıl değerlendirebilirler? Yaşlılık döneminde sağlıklı kalmak istiyor ve bir başkasına bağımlı olmak istemiyorsak, vücudumuzu bu inaktivite döneminden uyandırmak için egzersize zaman ayırmalıyız. Güvenliğin her şeyden önce geldiğini unutmamalı, sokağa çıkmadan önce reçeteli ilaç kullanıyor isek bu ilaçları uygun şekilde aldığımızdan emin olmalıyız. Öncelikle rahat kıyafetlerle sokağa çıkılmalı, uzun süre hareketsiz kalındığı için hafif tempoda 10 dakika yürüyüş ile egzersize başlanmalıdır. Egzersizde ilk prensibimiz ‘Yavaş başla-kademeli olarak artır.’ olmalıdır. Yürüyüş sonrası günümüzde pek çok park alanında konuşlu olan egzersiz aletleri de kontrollü bir şekilde kullanılabilir.”

Evde de egzersize devam

Prof. Dr. Evren Yaşar, yürüyüş sonrası ayaktayken hafif çökme kalkma, banklara veya sandalyeye oturup kalkma, basamak inip çıkma, hafif-orta ağırlıktaki cisimleri taşıma, dans etme, parmak uçlarında veya topuk üzerinde yürüme, düz bir çizgide yürüme, topuk-parmak ucu yürüyüşü yapma gibi egzersizlerin de kas ve kemik sağlığı açısından uygulanabilir basit egzersizler olduğunu belirterek, sosyal mesafe kurallarına dikkat etmek kaydıyla, egzersize arkadaşların da davet edebileceğini anlattı.

Egzersiz ile birlikte vücutta ayrıca endorfin ve serotonin olarak bilinen, mutluluğu artıran, ağrıyı azaltan hormonlar da salgılandığını aktaran Yaşar, şu bilgileri verdi:

“Aerobik egzersiz dediğimiz dışarıda yaptığımız bu egzersizler sadece fiziksel destek sağlamaz, aynı zamanda bilişsel ve psikolojik olarak da zinde kalmamızın en büyük yardımcılarındandır. Düzenli egzersiz yapmak kronik ağrıları azaltmak adına da yardımcıdır. Normalde kemik sağlığı için insan vücudunda D vitamini seviyesinin yeterli düzeyde olması gerekmektedir. Bunun için, vücut alanımızın en az yüzde 10-15’lik kısmının en az 30 dakika boyunca direkt güneş ışığına temas etmesi gerekmektedir. Hava sıcaklığının artması ile beraber yaşlılarımızın şapka ve güneş gözlüğü kullanımı, kronik hastalıkları olanların sıvı alımına dikkat etmesi de egzersiz toleransını artıracaktır. Yaşlı kişilerde normal şartlarda haftada 5 gün toplamda 150 dakika fiziksel aktivite önerilse de mevcut durumda ev egzersizleri yanında bu kısa fırsatı değerlendirmek sağlığımız açısından oldukça önemli. Güneşli günler başlıyor ve evimizde de güneşi içeri almak, pencereleri açarak evde de egzersiz yapmak elbette mümkün.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Bayındır İçerenköy Hastanesi ve Bayındır Levent Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Pınar Dönmez, "Egzersiz yaparken salgılanan irisin isimli bir hormon, sinir dokusu tamiri/yeniden yapımı üzerine etkili olarak, nörodejeneratif hastalıklara karşı koruyucu etki yapıyor. İrisinin osteoporoz, diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, vasküler demans ve inme gibi yaşlanma ile bağlantılı hastalıklar üzerindeki etkileri konuşulmaktadır." dedi.

Türkiye İş Bankası grup şirketleri arasında yer alan Bayındır Sağlık Grubu'ndan yapılan açıklamaya göre, hareketsiz yaşam biçimi, hareket sistemi de dahil tüm vücut sistemlerinin hastalanma riskini artıran önemli bir faktör. Bu riskten kurtulmak ve sağlığı korumak için ise mutlaka egzersiz yapılması gerekiyor.

Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Bayındır İçerenköy Hastanesi ve Bayındır Levent Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. M. Pınar Dönmez düzenli egzersizin Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı bile koruyucu etkisi bulunduğunu belirterek, yanlış yapılan ya da bedeni fazla zorlayan fiziksel aktivitelerin ise sağlık için ciddi sorunlar oluşturabileceğine vurguladı.

– "Fiziksel aktivitenin, beyin aktivitesi üzerinde de olumlu etkisi var"

Dönmez, düzenli beden egzersizlerinin hem genel sağlığı hem de hareket sisteminin sağlığını artırdığını ifade ederek, şunları kaydetti:

"Haruki Murakami, roman yazmaya ilk kez 1978 yılında başlamış. Romanı yazması 1 yıl sürmüş ve uzun süreli oturmanın etkilerini fark ederek, koruyucu bir önlem olarak koşmaya karar vermiş. Hatta sonunda maraton koşucusu olmuş. Koşmasaydım Yazamazdım isimli kitabında, bu spor yaşamını anlatırken 'Koşuyorum, o nedenle bu kişi oldum' diyor. Düzenli ve sürekli bir egzersiz programının hayatımızda yer almasının faydaları düşünülünce, Descartes'ın 17'nci yüzyıldan günümüze kadar ulaşan 'Düşünüyorum, öyleyse varım' sözünü, hareket ediyorum, öyleyse varım şeklinde kullanmak çok yerinde olacaktır."

Fiziksel aktivitenin, beyin aktivitesi üzerinde de olumlu etkisi olduğunu kaydeden Dönmez, "Egzersiz yaparken salgılanan irisin isimli bir hormon, sinir dokusu tamiri/yeniden yapımı üzerine etkili olarak, nörodejeneratif hastalıklara karşı koruyucu etki yapıyor. İrisinin osteoporoz, diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, vasküler demans ve inme gibi yaşlanma ile bağlantılı hastalıklar üzerindeki etkileri konuşulmaktadır." ifadelerini kullandı.

Dönmez, doğru şekilde ve kişiye özel planlanmadan başlanan egzersizlerin ise yarardan çok zarar verebileceğine dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:

"Ani kararla başlanan ve uygun olmayan egzersizler, kişilerin sakatlanmasına neden olabilir. Sporcu olmayan ve sağlık için spor yapmaya karar veren birinin, sakatlanmamak için öncelikle iç hastalıkları hekimi ile görüşüp genel sağlığı, sonrasında ortopedi veya fizik tedavi hekimleri ile görüşerek var olan duruş bozuklukları ve eklem/omurga bozuklukları konusunda bilgi alması, kişiye özel programı benimsemesi gerekiyor."

– "Tempoyu giderek artırarak spor yapmak sağlığı koruyacaktır"

Spora yeni başlanılan dönemde ani ve şiddetli programların kesinlikle yapılmaması gerektiğine vurgu yapan Dönmez, şunları kaydetti:

"Böyle bir başlangıç dokuların sakatlanmasına yol açabilir. Egzersizlerin ilk etapta haftada iki veya üç gün süreyi ise 20-30 dakika tutularak yapılması gerekiyor. Eğer daha uzun programlar hedefleniyor ise 20 dakikada bir 10 dakikalık molalar verilerek spora başlanılmalı. Kısaca tempoyu giderek artırarak spor yapmak sağlığı koruyacaktır. Ayrıca ayakkabı seçimi, yürüme zeminlerinin sertliği, doğru aydınlatma, kullanılan cihazların bakım durumu çok önemli. Eklemlere yüklenme ve sakatlanmaya yol açabilecek egzersizlerin tercih edilmemesi doğru olur. Ayrıca spor seansının başında ve sonunda esneme egzersizleri mutlaka yapılmalı."

Dönmez, yapılan egzersiz anında ağrı oluşturan hareketin derhal durdurulması gerektiğini belirterek, "Uzun süre spor yapmamış kişilerde egzersiz yaptıktan sonra kas ağrılarının olması normaldir. Ancak ağrı şiddetli ve 24 saat sonrasında da devam ediyorsa, belirli bir kas veya ekleme ya da omurga bölgesine yoğunlaşmışsa hekime başvurmakta gecikmemek gerekiyor." dedi.

İSTANBUL (AA) – Medipol Mega Üniversite Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümü'nden Doç. Dr. Didem Sezgin Özcan, "Özellikle aerobik egzersizler, kalbinizi güçlendirip akciğer kapasitenizi artırarak kondisyonunuzda artış sağlar." ifadelerini kullandı.

Medipol Mega Üniversite Hastanesi'nden yapılan açıklamayla, kalp ve akciğeri güçlendirecek egzersizler hakkında bilgi verildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Medipol Mega Üniversite Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümü'nden Doç. Dr. Didem Sezgin Özcan, salgın döneminde evde yapılacak farklı egzersiz çeşitlerinin sadece kas ve eklemleri güçlendirmekle kalmayıp, kalp ve akciğerleri de kuvvetlendireceğini aktardı.

Düzenli bir egzersiz programının yapılmasının önemli olduğunu belirten Özcan, şunları kaydetti:

"Özellikle aerobik egzersizler, kalbinizi güçlendirip akciğer kapasitenizi artırarak kondisyonunuzda artış sağlar. Kas ve eklem sakatlanmalarına neden olabilecek egzersizlerden kaçınmak gerek, kişinin kendi kondisyonuna uygun egzersiz çeşitlerini yapması gerek. Salgın döneminde şartlara uygun egzersizler yapılabilir. Bisiklete binme, tempolu yürüyüş yapabilir ya da dans edebilirsiniz. Evlerimizde tabii ki imkanlarımız dahilinde eğer varsa yürüyüş bandı veya sabit bisiklet kullanabilir. Sokağa çıkma yasağı günlerinde ise daha çok ev içi tempolu yürüyüş ya da ip atlama, dans gibi egzersizleri kendi kondisyonunuza uygun şekilde yapabilirsiniz."

– "Kondisyonu olmayan kişiler, başlangıçta egzersizlerin yoğunluğunu ve süresini düşük tutmalı"

Özcan, sağlıklı erişkinler için orta yoğunlukta yapılan aerobik egzersizlerin haftada en az 5 gün ve günde en az 30 dakika olması gerektiğinin altını çizdi.

Kuvvetlendirme, eklem hareket açıklığına, esneklik ve dengeye yönelik egzersizleri de haftada 2 ila 3 gün önerdiklerini bildiren Özcan, "Kuvvetlendirme egzersizleri için her iki kol ve bacaklarımızdan toplam 8-10 tane kas grubumuzla çalışmalıyız. Evimizde varsa egzersiz bantları, dambıl ya da hiçbiri yoksa yarım litrelik pet şişeleri kullanabiliriz. Yine kendi vücut ağırlığımızı kullanarak bu egzersizleri yapabilir ve egzersizleri yaparken motivasyon ve doğru yapabilmek adına ehil kişilerin eğitim videolarından yararlanabiliriz." bilgisini paylaştı.

Özcan, kas ve eklem yaralanmaları hakkında da uyarılarda bulundu.

Egzersize yeni başlamış veya daha önce düzenli egzersiz yapmamış olan sağlıklı kişilerin, uygun egzersiz yapmadıkları takdirde kas eklem yaralanmaları ve düşme açısından risk taşıdığını belirten Özcan, şu tavsiyelerde bulundu:

"Özellikle kondisyonu olmayan kişiler başlangıçta egzersizlerin yoğunluğunu ve süresini düşük tutmalı. Aerobik egzersizler mutlaka 5- 10 dakikalık ısınma ve soğuma periyodlarını da içermeli. Özellikle daha önceden omurgalarında ya da herhangi bir eklemlerinde bir rahatsızlık yaşamışlarsa o bölgeye yönelik aşırı zorlama ve yük vermeden kaçınmaları gerekir. Egzersiz anındaki ağrı hissinin dikkate alınması gerekir. Rahatsızlık boyutunda bir ağrı fark edildiğinde o egzersizin şiddetinin azaltılması ya da o hareketin yapılmaması, kondisyon kazandıkça yoğunluk ve sürenin artırılması gerekir"