Yeditepe Dilek Ödülleri sahiplerini buldu

İSTANBUL (AA) – Yeditepe Üniversitesi öğrencilerinin kültür, sanat, spor ve medya gibi alanlarda 32 farklı kategoride 2019'un en iyilerini belirlediği Yeditepe Dilek Ödülleri sahiplerini buldu.

Üniversitelerde sosyal sorumluluk alanında yapılan ilk ödül töreni olma özelliğini taşıyan Yeditepe Dilek Ödülleri'nin 8'incisi, Yeditepe Üniversitesi İnan Kıraç Salonu'nda gerçekleştirildi.

Yeditepe Üniversitesi Dilek Gönüllüleri'nin 2013'ten beri düzenlediği, bu yıl 5 binden fazla öğrencinin katıldığı anketler sonucu belirlenen "yılın en iyileri" ödüllerini aldı.

Ödül töreninin açılışında İzmir Otizm Orkestrası ve Korosu, verdiği konserle izleyicilere keyifli anlar yaşattı. Yeditepe Üniversitesi'nde ödüllerin verildiği geceden elde edilen 40 bin lira gelir ise Dilek Gönüllüleri'nin gerçekleştirdiği projelere kaynak olarak aktarılacak.

– 32 farklı kategoride ödül verildi

Törende, kültür, sanat, spor ve medyanın da aralarında bulunduğu 32 farklı kategoride ödüller sahiplerini buldu.

"Yaşam Boyu Onur Ödülü"ne Ayla Algan layık görülürken, "En İyi Albüm" Elimde Dünya ile Fatma Turgut, "En İyi Çıkış Yapan Şarkıcı" Zeynep Bastık, "En İyi Jenerik" Hayat Şaşırtır ile Aydilge, "En İyi Şarkı" Avutsun Bahaneler ile Sagopa Kajmer, "En İyi Kadın Şarkıcı" Simge Sağın, "En İyi Erkek Şarkıcı" Mabel Matiz ve "En İyi Müzik Grubu" Pinhani seçildi.

"En İyi Çocuk Oyuncu" ödülünü Lavinya Ünlüer alırken, "En İyi Kadın Tiyatro Oyuncusu" ödülü Şükran Ovalı'ya, "En İyi Erkek Tiyatro Oyuncusu" ödülü Sunay Akın'a, "En İyi Kadın Oyuncu" ödülü Aslı Enver'e, "En İyi Dizi" ödülü Mucize Doktor'a, "En İyi Erkek Oyuncu" ödülü Taner Ölmez'e, "En İyi Erkek Sinema Oyuncusu" ödülü Aras Bulut İynemli'ye ve "En İyi Sinema Filmi" ödülü 7. Koğuştaki Mucize'ye verildi.

"Rektörlük Özel Ödülü"nün sahibi TRT 2 olurken, "En İyi Magazin Programı" ödülü Gel Konuşalım ile TV8'e, "En İyi TV Kanalı" ödülü Kanal D'ye, "En İyi Haber Bülteni" ödülü İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat'e, "En İyi Talk Show Programı" İbrahim Selim ile Bu Gece'ye, "En İyi Spor Programı" ödülü Spor Merkezi ile TRT Spor'a gitti.

Aslı Kızmaz "En İyi Sosyal Medya Fenomeni" seçilirken, "En İyi Youtube Kanalı" ödülü Post42'e, "En İyi Kitap" ödülü Türk Dış Politikasının ve Kıbrıs'ın Zorlu Dönemi ile Furkan Kaya'ya, "En İyi Kültürel Girişim" ödülü Zai Kütüphane'ye, "En İyi Kadın Sporcu" ödülü Eda Erdem'e, "En İyi Kültür Sanat Kurumu" ödülü İstanbul Kültür Sanat Vakfı'na (İKSV), "En İyi E-Spor Takımı" ödülü Royal Youth'e, "En İyi E-spor Oyuncusu" Asım Cihat Karakaya/Fabfabulous'e, "En İyi Uygulama" ödülü Getir'e, "En İyi Twitch Yayıncısı" ödülü Ferit 'Wtcn' Karakaya'ya verildi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Yeditepe Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Bahar Soğutmaz Özdemir ve ekibi, bitkiler üzerinde yaptıkları DNA barkodlama çalışmalarıyla bitkilere moleküler kimlik veriyor.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, bitkisel genetik kaynakların ortaya konması ve korunması amacıyla yapılan çalışmada ticari ve stratejik öneme sahip olan bitkiler de belirlenecek.

DNA dizileme teknolojilerinin hızla ilerleyişinin bilime kazandırdığı önemli araçlardan biri de DNA Barkodlama yöntemi.

Flora ve faunanın belirlenmesi, çevresel genom çalışmaları, adli tıp alanında biyolojik numunelerin suç mahalliyle ilişkilendirilmesi, gıda güvenliği ve çevrebilimle ilgili çalışmalarda faydalanılan yöntem, evrimsel akışı ve ilişkileri inceleme konusunda da bilim insanlarının önemli bilgiler elde etmesini sağlıyor.

Özdemir ve ekibi de Türkiye'deki her bitki türüne kimlik verilmesini sağlayacak olan Ulusal DNA Barkodlama Projesi'ni Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğiyle yürütüyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Yeditepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Bahar Soğutmaz Özdemir, Türkiye'de 12 bin çeşit takson olduğunu belirterek bugüne kadar endemik bitkiler başta olmak üzere 2 bine yakın bitkiye kimlik verildiğini kaydetti.

Genetik kaynakların çeşitliliğinin ve korunmasının önemine dikkat çeken Özdemir, "Belki eskiden yediğimiz domateslere o kokuyu, tadı veren bir gen vardı. O çeşidi kaybettiğinizde o geni kaybediyorsunuz. Gen havuzunuz ne kadar zengin olursa yeni çeşitler üretme şansınız da artıyor. Gen havuzunu kaybederseniz tekrar yaratamazsınız. O eski tatları bulamamamız, çevre faktörlerinin yanı sıra genetik çeşitliliğin kaybolmasından da kaynaklanıyor." ifadelerini kullandı.

Önce sahip olanların bilinmesi gerektiğini, ancak bu aşamadan sonra genetik kaynakların koruyabileceğini kaydeden Özdemir, şunları kaydetti:

"Türkiye'de bitki çeşitliliği açısından aşağı yukarı 12 bine yakın takson var. Bu kadar çeşide sahip çok fazla ülke yok. Avrupa’daki endemik türün üçte ikisi Türkiye'de. Buğdayın ana vatanı Türkiye, bütün yabani akrabaları burada. Buğdayın ana vatanının Türkiye olması, bütün dünyanın hayranlıkla baktığı bir durum. DNA Barkodlama projesine endemik bitkilerden başladık. Moleküler kimliklendirmeyle bitki türlerinin Türkiye’ye ait olduğunu söyleyebiliyoruz. Günümüzde bitki çeşitliliği, genetik çeşitlilik, genetik kaynakların korunması ve yeni çeşitlerin oluşturulması dünyanın gündeminde. Biz de elimizdekileri bilip, kaynaklarımızı korumak zorundayız.

Genetik kaynaklarımız üzerinde hak sahibi olabilmek, bitki kaçakçılığının önüne geçmek ve Ar-Ge çalışmalarına genetik kaynak desteği vermek için genetik kaynaklarımızın envanter altına alınması gerekiyor. Türkiye’nin sahip olduğu gen havuzu DNA Barkodlama gibi moleküler yöntemlerle açığa çıkarıldıktan sonra bu kaynaklardan, tarım, gıda ve ilaç sanayi gibi önemli sektörlerde kullanılacak yeni ürünlerin geliştirmesi çalışmalarında faydalanılacaktır."

İSTANBUL (AA) – Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Aydın, "Üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler, evdeler, online dersteler, sıkılmış durumdalar. Bu yaşlarında, dünyanın uğraştığı çok ciddi bir krizi tecrübe ediyorlar. Gençlerimiz bu dönemde 'yılmazlık' sınavı veriyorlar. Hiç endişelenmesinler, çok güzel bir eğitim hayatı onları bekliyor." ifadelerini kullandı.

Yeditepe Üniversitesi'nden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Aydın, üniversite sınavına hazırlanan gençlere önerilerde bulunarak, 21. yüzyılın başında insanlığın önemli bir sınav verdiğini aktardı.

Yaşanan zorlu sürecin bu yüzyılın yetkinliklerinin en önemlilerinden biri olan "Yılmazlık" kavramını insanlara anımsattığını belirten Aydın, şunları kaydetti:

"Yaşanan zorlu süreç, aynı zamanda fırsatlar da doğurdu. Bu dönemden önemli dersler çıkardık ve önemli kazanımlar elde ettik. Yolculuk gibi bir zorunluluğu ortadan kaldırması sayesinde online konferansların bile çevreye ve dünya ekonomisine katkısı yadsınamaz. Çok daha önemli bir kazanımımız oldu; yılmazlık. Yeni yüzyılın gençlerinden beklenen en önemli özelliklerden biri; yılmazlık. Gençlerimiz bu dönemde 'Yılmazlık' sınavı veriyor. Kolay değil, üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler, sürekli evdeler, dışarı çıkamıyorlar, online dersteler, sıkılmış durumdalar. Bu yaşlarında, dünyanın uğraştığı çok ciddi bir krizi tecrübe ediyorlar. Daha sonraki yıllarında karşılaşacakları farklı zorluklar için önemli bir tecrübedir bu.

Önemli olan bu dönemden elde ettiğimiz kazanımlara bakmamız. Bu dönemden yılmasınlar, önlerine baksınlar. Yılmadan derslerine çalışsınlar, yeni kazanımlar elde etmeye baksınlar. Bu dönemin geçeceğini bilsinler. Bu dönemde 'yılmazlık' özelliğini kazanıp kazanmadıklarını test etmiş olacaklar, bu yetkinliği kazandıklarını ispat edecekler. Eğer bu dönemi atlatabiliyorlarsa ne mutlu onlara. Hiç endişelenmesinler, çok güzel bir eğitim hayatı onları bekliyor. Biz gençlerimizin kampüs hayatını yaşamalarını isteriz. Arkadaşlarıyla bir arada olabilmelerini, hocalarıyla yüz yüze ders yapabilmelerini isteriz. Şartlar şu anda uzaktan eğitimi gerektiriyor. Ancak geçici bir süreç yaşıyoruz."

– "Üniversite kavramının önemini anladık"

Aydın, salgının insanlara bilimin hayat için olduğunu hatırlattığının altını çizerek, bu dönemde üniversitenin binalardan ibaret olmadığının görüldüğünü aktardı.

"Üniversite kavramının önemini, üniversite ortamının, üniversite hayatının özellikle öğrenciler için ne kadar önemli olduğunu, akranlarla birlikte olmanın sosyal hayat için ne kadar değerli olduğunu anladık." ifadelerini kullanan Aydın, uygulamalı dersleri olan ve kampüse gelerek bu derslere gönüllü olarak katılmak isteyen öğrenciler için Yeditepe Üniversitesi kampüsünü ve yurtlarını bu dönemde açık tuttuklarını bildirdi.

Aydın, salgın öncesinde öğrencilerin bazen derse girmek istememesi gibi durumlarla karşılaşırken, şimdi kampüse gelmek isteyen, dersleri yüz yüze yapmak isteyen büyük bir öğrenci grubu ile karşı karşıya olduklarını belirten Aydın, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Geçtiğimiz dönemde kampüsümüzü, Kovid-19 için güvenli bir kampüs haline getirerek açık tuttuk ve hibrit eğitimimizi gerçekleştirebildik. Bu dönemde üniversitenin laboratuvarları hiç kapanmadı, hizmet vermeye devam etti. Bu dönemde, üniversitemizde ventilatör geliştirildi. Siperlik, maske ve dezenfektan geliştirilip üretildi.

Üniversitemizin hastanelerinde bu ürünler kullanıldı. Bakanlıklarımıza yazı yazarak bu dönemde laboratuvarlarımızın açık olduğunu belirttik ve laboratuvarlarımızda, diğer üreticiler tarafından üretilen tıbbi cihaz, cerrahi giysi, maske, dezenfektan gibi tıbbi ürünleri de test ettik ve pandemi dönemindeki güçlükleri yenmek için yola çıkan üreticilerimize önemli katkılarda bulunduk."