Yeditepe Üniversitesi’nde Fazıl Say konseri

İSTANBUL (AA) – Yeditepe Üniversitesi, 25’inci kuruluş yıldönümünü Fazıl Say Konseri ile taçlandırıyor

Yeditepe Üniversitesi'nden yapılan açıklamaya göre, üniversitelerde yüz yüze eğitim kararı alınmasının ardından kampüslere dönüş başladı.

Yeditepe Üniversitesi, öğrencilerine, Fazıl Say & Serenad Bağcan konseriyle hoş geldiniz diyor.

Üniversitenin 25’inci kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında Kültür Sanat Ofisi’nin düzenlediği konser, kampüsün festival alanında gerçekleşecek.

Konserde, dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say’ın, Türk edebiyatının unutulmaz şair ve yazarlarının şiirlerini bestelediği albümlerinden eserler seslendirilecek. Şan ve piyanonun başrolü oynayacağı konserde, Fazıl Say’a sahne performansıyla solist Serenad Bağcan eşlik edecek.

Maske ve mesafe kurallarının uygulanacağı konsere, Yeditepe Üniversitesi öğrencileri, mezunları, akademisyenleri ve çalışanları katılacak.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Yeditepe Üniversitesi, 2020 ve 2021 yıllarında mezun ettiği 6 bin 500'den fazla öğrencisi için ertelediği mezuniyet törenlerini 8-12 Eylül'de gerçekleştirdi.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, salgın önlemlerinin alındığı törenlerde, mezunlar ve aileleri mutluluklarını paylaştı. Törenlere, Yeditepe Üniversitesi'nin 13 fakültesi ve enstitülerinden son 2 yılda mezun olan öğrenciler ve salgın önlemleri nedeniyle sınırlı sayıda aile üyeleri katıldı.

Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Aydın, Prof. Dr. Yeşim Ekinci ve Prof. Dr. İpek Karaaslan'ın yanı sıra fakülte dekanları, enstitü müdürleri ve öğretim üyeleri de farklı fakültelerin farklı günlerde yapılan törenlerine katılarak öğrencilerin mutluluğuna ortak oldu.

– "Önünüze bir engel çıkarsa sakın vazgeçmeyin"

Açıklamada Diş Hekimliği Fakültesi mezuniyet törenindeki konuşmasına yer verilen Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, "Hayatın neresinde olursa olsun önünüze bir engel çıkarsa sakın vazgeçmeyin. Hedefinizi hep yüksekte tutun. Azimle çalışın, mutlaka başarırsınız. Zor bir eğitimden geçtiniz. Eminim bu zor eğitim, size hayatta karılaşacağınız birçok zorluğu yenecek tecrübeler kazandırmıştır." ifadelerini kullandı.

Salgın nedeniyle mezuniyet törenlerini 2 yıldır yapamamalarının üzüntüsünü aktaran Dalan, gelecek yılların daha rahat bir yaşam getirmesini umut ettiğini belirtti.

Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nin, Türkiye'de vakıf üniversiteleri arasında kurulan ilk diş hekimliği fakültesi olduğunu bildiren Dalan, gelinen noktada fakültenin ve diş hastanesinin, dünyanın JCI (Joint Commission International) akreditasyonuna sahip ilk diş hekimliği fakültesi ve diş hastanesi olduğunu vurguladı.

– "Üniversitemizi ulusal ve uluslararası arenada en iyi şekilde temsil edeceğinizi biliyorum"

Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezuniyet töreninde konuşan Rektör Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl de salgının olağanüstü şartlarında eğitimlerini tamamlayarak mezun olan tıp fakültesi öğrencilerinin çok önemli bir tecrübe kazandığını belirterek, şunları kaydetti:

"Bu dönemde hepimiz çok zorlandık ama en çok zorlanan öğrencilerimiz oldu. İnanıyorum ki en iyi şekilde yetiştiniz. Üniversitemizi ulusal ve uluslararası arenada en iyi şekilde temsil edeceğinizi biliyorum ve inanıyorum ki kendinizi istediğiniz gibi gerçekleştireceksiniz. Sizlere bilimden, akıldan, vicdan ve ahlaktan ayrılmadan mesleğinizi en iyi şekilde gerçekleştirmenizi öğütlüyorum. Çünkü biz kendimizi artık size emanet ediyoruz. Bundan sonra bizim çizdiğimiz bu yolda siz ilerleyeceksiniz. Şunu da bilin ki, üniversite olarak her zaman yanınızdayız. Yolunuz açık olsun."

Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Filiz Bakar, bulaşıcı enfeksiyon hastalıklarından biri olan el, ayak, ağız hastalığının özellikle 7 yaş altı çocukları daha fazla etkilediğini aktardı.

Kreş, okul gibi ortamlarda el hijyeninin yetersiz olmasıyla bulaşan el, ayak, ağız hastalığının tatil döneminde özellikle havuza giren çocuklarda daha sık görüldüğünü kaydeden Bakar, hastalığı önlemek için en önemli unsurlardan birinin, enfeksiyon tespit edilen çocukların diğer çocuklarla temas ettirilmemesi olduğunu vurguladı.

Bakar, el, ayak ve ağız hastalığının çocukların yanı sıra yetişkinlerde de görülebildiğine dikkati çekerek, hastalığın belirtileriyle ilgili şu bilgileri verdi:

“Özellikle el, ayak, ağız içinde ve dudak çevresinde döküntüler görülebilir. Döküntünün karakteristik özelliği ise ellerde ve ayaklarda oluşması ve genellikle de kabarık ve içinin sıvı dolu olmasıdır. Bu nedenle kimi zaman suçiçeği ile de karıştırılır. Özellikle yaz aylarında ve sonbahar başlarında sık görülen, çocuklarda salgınlara yol açabilen bir hastalıktır. Genellikle avuç içi ve ayak tabanında döküntü görülür ki bu da el, ayak, ağız hastalığının tanısını kolaylaştırıyor. Döküntüler kaşıntılı olmadığı için alerji kaynaklı döküntülerden ayırt edilebilir. Hastalığın iyileşmesi ortalama bir haftayı bulabiliyor. Bir hafta içinde döküntüler kendini sınırlıyor. Her şey kendiliğinden düzeliyor.”

Enfeksiyon hastalığı olduğu için çocukta görülen belirtilerden birinin de ateş olduğunu aktaran Bakar, “Ancak ateş genellikle çok dirençli olmuyor, 1-2 gün sürebiliyor. Bu noktada asıl sıkıntıya düşüren ağız içindeki afta benzer döküntüler oluyor. Çünkü bu süreç ağrılı olduğu için özelikle küçük çocuklarda beslenmeyi ve sıvı alımını bozuyor. Bu durumda çocukları hastaneye yatırmak zorunda kalabiliyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Çocuk yeterli miktarda sıvı alıyorsa tedirgin olmalarına gerek yok”

Prof. Dr. Filiz Bakar, vücuttaki virüsün haftalarca kalıp saçılmaya devam ettiği bilgisini vererek, şunları kaydetti:

“Virüs yaklaşık 6 hafta bağırsaklardan, solunum yolu salgılarında da 4 hafta boyunca saçılmaya devam ediyor. Dış ortama dayanıklı ve bulaşıcılığı yüksek olan bir virüs olduğundan salgını önlemek için hijyen kurallarına çok dikkat edilmesi gerekir. Virüs kaynaklı bir hastalık olduğundan destek tedavisi bizim için önemli. Tüm virüs enfeksiyonlarında olduğu gibi antibiyotik kullanmak şart değil lakin ikincil enfeksiyonlar olursa antibiyotik kullanımı destek tedavisi olarak önceliklidir. Çocuğun ağızdan alımını bozmuyorsa, daha çok ağız içindeki yaraları için birtakım tedaviler uygulanarak ailelere çocuğun bol sıvı alması önerilir.

Ebeveynlere çocukta enfeksiyon varsa, temastan kaçınılması, kreşe-okula gidiyorsa veya yaz döneminde havuza giriyorsa daha dikkatli olmalarını öneriyoruz. El hijyenine yeteri kadar dikkat edilmemesinden dolayı gelişen bir hastalık olduğundan ebeveynlerin çocuklarına el hijyenini çok iyi öğretmeleri gerekiyor. Hasta olan çocuklarda da ailelerin yapması gereken en önemli şey, çocuğun yeterli miktarda sıvı almasını sağlamaktır. Çocuk yeterli miktarda sıvı alıyorsa tedirgin olmalarına gerek yok. Ancak özellikle bebeklerde sıvı alımları bozuksa mutlaka uzman bir hekime başvurmaları gerekir.”