Yerli baskı devre kartı üretimiyle ithalatın önüne geçtiler

KOCAELİ (AA) – Yüksek teknolojik özelliklere sahip baskılı devre kartlarına (PCB) olan ihtiyaç ve talebin artması üzerine 17 yıl önce kurulan Kocaeli’nin Dilovası ilçesindeki elektronik firması, üretimleriyle yurt içi ve dışında global firmaların onaylı tedarikçilerinden biri haline geldi.

İstanbul’da başlayan üretim faaliyetlerini artan talebi karşılamak adına 2018’de Dilovası’ndaki İMES Organize Sanayi Bölgesine taşıyan firma, faaliyetlerini 7 bin metrekarelik kapalı alanda 60 çalışanla sürdürüyor.

Elektronikle ilgili uygulamaların tamamında kullanılan, baskılı devre kartların üretimini yapan Arte Elektronik, yurt içi ve dışındaki büyük aydınlatma, beyaz eşya, savunma sanayi, küçük ev aletleri ve otomotiv firmalarının önemli tedarikçileri arasında yer alıyor.

Türkiye’nin baskı devre kartlarında dışa bağımlılığına son veren firma, yaptığı ihracatla da ülke ekonomisine katkı sağlıyor.

“Avrupa’nın sayılı tesislerindeniz”

Firmanın teknik müdürü Kıvanç Mutlu, AA muhabirine, yerli üretim elektronik baskı devre kartı yapan Türkiye’deki “en büyük” kapasiteli firma olduklarını söyledi.

Dilovası’ndaki tesislerde baskılı devre kartı üretimini yüksek hassasiyetle gerçekleştirdiklerini belirten Mutlu, tesislerde yatay HASL lehim kaplama makinesine, otomatik serigrafi hattına ve yüksek hassasiyete ve kapasiteli CNC makine parkuruna sahip olduklarını kaydetti.

Mutlu, baskı devre kartlarının tüm elektronik devrelerin içerisinde bulunduğunu dile getirerek, “Uzun bir geçmişe sahip olmakla birlikte ülkemizde önemi son yıllarda daha da artmıştır çünkü gizlilik içeren kritik ürün tasarımlarının ülke içerisinde kalması için baskı devre kartlarının yurt içinde üretilmesi gerekmektedir.” dedi.

Türkiye’de baskı devre kartlarının savunma sanayisi, otomotiv, medikal ve beyaz eşya olmak üzere birçok sektörde kullanıldığını anlatan Mutlu, üretim faaliyetlerine ilişkin şu bilgileri verdi:

“7 bin metrekare kapalı üretim alanı bulunan tesisimizin yıllık üretim kapasitesi 1 milyon metrekaredir. Makine parkuru ve üretim otomasyon sistemleriyle alanında Avrupa’nın sayılı tesislerindeniz. Ülkemizde üretilen küçük ev aletleri ve beyaz eşyalarda kullanılan baskı devre kartlarının büyük kısmı tesisimizde üretilmektedir. Baskı devre kartı üretiminde fiyat belirleyici konumdayız. Türkiye’de çalıştığımız firmalara sağladığımız fiyat avantajı ve ürün kalitesi sayesinde dışa bağımlılığın önüne geçmekteyiz.”

Mutlu, küresel firmaların önemli tedarikçileri arasında bulunduklarını belirterek, “Ürettiğimiz ürünleri Almanya, Finlandiya, Portekiz, İtalya, Avusturya, Litvanya ve Güney Afrika gibi birçok ülkeye ihraç etmekteyiz.” dedi.

“Yerli solunum cihazlarının kartlarını ürettik”

Son dönemde içerisinde yer aldıkları önemli projelere de değinen Mutlu, “Yerli otomobil TOGG projesinde elektronik kart tasarım ve üretimi konusunda mühendislik altyapımız ile hizmet vermekteyiz. 2021 yılında ilk prototip üretimleriyle birlikte onay süreci gerçekleşecektir. Ayrıca, yerli solunum cihazının çok kritik olan parçalarının da üretimini gerçekleştirdik. Sahra hastanelerinin aydınlatma sistemlerinde bizim ürünlerimiz kullanılmıştır.” ifadelerini kullandı.

Mutlu, Türkiye’de ihracatçı firmalara sağlanan destek ve teşviklerin firmaya önemli katkı sağladığını vurgulayarak, son olarak hazırladıkları Küresel Tedarik Zinciri Projesinin Ticaret Bakanlığı tarafından onaylandığını ve yeni ürünlerinin Ar-Ge ve üretim faaliyetlerinin başladığını anlattı.

Ülkenin en uzun baskı devre kartı üretimini Ar-Ge çalışmaları sonucu gerçekleştirmeyi başardıklarını dile getiren Mutlu, kapasitelerini ve üretim teknolojini artırarak farklı sektörlerde aktif rol almayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, "Türkiye ilk 3 ayda Avrupa Birliği'ne (AB) ihracatını yüzde 6,5 artırarak, AB'nin dünyadan en çok mal aldığı 6'ncı ülke oldu. Hedefimiz AB'nin dünyadan yaptığı ithalatta Çin ve ABD ile birlikte ilk 3 ülke arasına girmek." ifadesini kullandı.

İTO Meclisi Haziran ayı toplantısında yaptığı konuşmada, aşılamanın güçlü olduğu ülkelerde tüketici talebinin de yüksek olduğunu belirterek, bu gelişmenin Türkiye’nin ihracatı için önemli bir imkan olduğunu söyledi.

Avdagiç, "Avrupa Birliği İstatistik Kurumu (Eurostat) verilerine göre Türkiye ilk 3 ayda AB'ye ihracatını yüzde 6,5 artırarak, AB'nin dünyadan en çok mal aldığı 6'ncı ülke oldu. Hedefimiz AB'nin dünyadan yaptığı ithalatta Çin ve ABD ile birlikte ilk 3 ülke arasına girmek. Bunu başarmamamız için hiçbir neden yok." dedi.

Türkiye'nin, AB ülkelerine yaptığı ihracatı yüzde 6,5 arttığını belirten Avdagiç, bu dönemde İngiltere'nin ihracatının yüzde 35,4, ABD'nin yüzde 12,1, İsviçre'nin yüzde 4,3, Rusya'nın yüzde 2,5, Japonya'nın yüzde 4,5, Hindistan'ın ihracatının ise yüzde 2 gerilediğini kaydetti.

Avdagiç, söz konusu dönemde ihracatta Türkiye'nin önünde yer alan ülkeler de olduğunu ifade ederek, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Çin'in AB'ye ihracatı yüzde 25, Norveç'in yüzde 10,4, Güney Kore'nin ise yüzde 10,3 arttı. Bu rakamlar, 2021'in ilk çeyreğinde AB'nin en çok ithalat yaptığı 6'ncı ülke olduğumuza işaret ediyor. Ama aynı zamanda Çin'in bütün gücüyle AB dış ticaretinde varlığını devam ettirdiğini de gösteriyor. Dolayısıyla bizim bu gerçeği kabul ederek, kendimize yeni bir ilke koymamız lazım. O da Kovid-19 sonrası dönemde 'kurulacak yeni düzende' AB'ye ihracatımızı artırmaktır."

– "Aşılamanın güçlü olduğu ülkelerde tüketici talebi daha yüksek"

Aşılamanın güçlü olduğu ülkelerde tüketici talebinin daha yüksek olduğunu kaydeden Avdagiç, "Mal satmak için kanallar açılıyor. Türkiye olarak, hükümetiyle iş dünyasıyla Kovid-19 sonrası dönemde başarmamızın bir tek yolu var. Kovid-19'un açacağı yeni küresel ticaret yolunda tekerlek izlerini takip eden değil, 'tekerlek izleri bırakan' ülke olmalıyız." ifadelerini kullandı.

Avdagiç, 2021 yılının turizm için, bir toparlanma ve harekete geçme yılı haline getirilmesi gerektiğini ifade ederek, "Özellikle önümüzdeki dönemde, Almanya’dan Türkiye'ye gelecek turist sayısının 2-3 kat artmasını, Rusya'nın da açılmasıyla birlikte bu artışın daha da yükselmesini bekliyoruz." dedi.

"Kur, faiz ve enflasyon" baskısının, yakın dönem risklerinin temel bileşenlerini oluşturduğunu belirten Avdagiç, şunları kaydetti:

"KOBİ'ler başta olmak üzere, işletmelerin ayağa kaldırılması ve kısa sürede sağlıklı üretim yapısına kavuşabilmeleri için gerekli politika önlemlerinin devreye sokulması büyük önem taşıyor. Dolayısıyla dışarıdaki faiz artırımları gündeme gelmeden likidite sıkıntılarının hafifletilmesine yönelik araçların devreye alınması anlamlı olacaktır. Bu durum, muhtemel şoklara karşı Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını artırabilecektir. Bir diğer ifadeyle, uygulanacak program ve stratejiyle 'Post-Kovid' dönemin oluşturacağı finansal risklere karşı Türkiye ekonomisinin bağışıklık sistemi hızla geliştirilebilir ve sürecin maliyeti minimuma çekilebilir."

İSTANBUL(AA) – Kullanılmış cep telefonları ve tabletlerin belirli bir standartta yenilenerek garantili ve sertifikalı bir şekilde “yenilenmiş ürün” olarak tekrar satışa sunulmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen Yenilenmiş Ürünlerin Satışı Hakkında Yönetmelik, geçen yıl Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmişti. Yönetmelik hükümleri uyarınca, “yenileme” işlemlerini yapma ve “yenilenmiş ürün” piyasaya arz etme faaliyetleri, sadece Ticaret Bakanlığınca yetkilendirilen yenileme merkezlerince gerçekleştirilebiliyor. Yetkilendirilen firmalara ilişkin bilgiler, Bakanlığın internet sitesindeki “https://tuketici.ticaret.gov.tr/yayinlar” sayfasından yayımlanıyor.

Garantili Teknoloji Genel Müdürü Zafer Sucuoğlu, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de yetkili yenileme merkezi olmaya hak kazanan ilk şirket olduklarını belirterek, “Kullanılmayan cep telefonlarını fabrikadan çıktığı ilk günkü düzey ve performansına getiriyoruz. Gerek duyulan tüm parçalarını değiştiriyoruz. Kendimize ait orijinal kutusunda 1 yıl garantili olarak tekrar hizmete sunuyoruz.” dedi.

“Her yıl milyonlarca cep telefonu çöpe atılıyor”

İlgili yönetmelik öncesinde Türkiye’de cep telefonu yenileme işlemi yapıldığını ancak bu yenilemenin nerede, kimler tarafından yapıldığı konusunun net olmadığını aktaran Sucuoğlu, “Örneğin, siz bir cep telefonu satacaksınız, sizden sonraki kullanıcının kim olduğunu, ne amaçla kullanacağını bilmiyorsunuz. Ya da cep telefonu alacaksınız. Sizden önce bu telefonu kim, ne amaçla kullandı, bilmiyorsunuz. Dolayısıyla satarken de, alırken de çok büyük risk alıyorsunuz. Bu riskler nedeniyle birçok kişi cep telefonunu satmak yerine evinin bir köşesinde atıl şekilde bekletmeyi tercih ediyordu ya da çöpe atıyordu.” diye konuştu.

Sucuoğlu, Türkiye’de her yıl çöpe atılan milyonlarca cep telefonu olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Cep telefonlarını satın alırken öncelikle devletin bize sağladığı Beyaz Liste’de olup olmadığını kontrol ediyor ve ona göre yeniliyoruz. IMEI numarasının kayıtlı olup olmadığını doğrulayan Beyaz Liste’de yer almayan telefonlarla ilgili herhangi bir işlem yapmıyoruz. Ayrıca, yenilemek üzere telefon satın alırken, satış tarihinden önceki tüm sorumluluğun satıcıya ait olduğunu belirten ıslak imzalı taahhüt alıyoruz. Aynı şekilde yenilediğimiz telefonu satarken de, satış tarihinden önceki tüm sorumluluğun bize ait olduğunu, satış tarihinden sonraki sorumluluğun da satın alan kişiye ait olduğuna dair taahhütname alıyoruz. Böylece herkes kendisini garantiye almış oluyor.

Şu anda yönetmelik kapsamında yenileme yapmayan firmalar bunu yapamıyor. Ayrıca, bir yere telefon yenilettiğiniz zaman, telefonunun hangi işlemlerden geçtiği, kullanılan parçaların kalitesi, orijinal parçalarda oynama olup olmadığı, verilen garantinin kimin teminatında olduğu bilinmiyor. Yönetmeliğe tabi olan yenileme merkezleri ise devlet tarafından yetkilendirilmiş, Türk Standardları Enstitüsü (TSE) tarafından periyodik olarak kontrolleri yapılan firmalar oluyor.”

“Sıfır telefona rağbet düşecek”

Garantili Teknoloji Genel Müdürü Sucuoğlu, batarya içindeki bileşenlerin çok zehirli olduğunu belirterek, “Bu zehirli bileşenler toprağa karıştığı zaman toprağı, içme sularını zehirliyor. Cep telefonunun çöpe atılması engellenince hem çevre kirliliği önlenmiş oluyor hem de ekonomiye katkıda bulunuluyor.” dedi.

Yenilenmiş cep telefonlarının en önemli katkılarından birinin atıl şekilde bekleyen ya da çöpe atılacak telefonların tekrar ekonomiye kazandırılması olduğuna işaret eden Sucuoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu sayede cep telefonu ithalatında ciddi bir düşüş olacağını ve bu düşüşle birlikte yurt dışına çıkan milyonlarca dolar ve avronun ülkemizde kalacağını düşünüyoruz. Yenilenmiş telefonların piyasaya çıkmasıyla birlikte her şeyden önce sıfır telefona rağbetin düşeceğini biliyoruz. Çünkü yenilenmiş telefonlarla sıfır telefonlar arasında performans açısından hiçbir fark bulunmuyor. Ekonomik olarak onlardan çok daha ucuz olduğu için kullanıcılar bir süre sonra yenilenmiş telefonlara yönelecektir.

Amacımız, ‘bayi’ adı verdiğimiz yetkili alıcı ve satıcılarımızda Türkiye çapında hemen her noktada yenilenmiş cep telefonu hizmetini halkımıza sunmak. Yenilenmiş telefon satış mağazamızı İstanbul Bakırköy’de açtık ve bu mağazaların sayısı hızla artacak. Yenileme işlemi uyguladığımız telefonları son kullanıcılardan topluyoruz. Bu son kullanıcı gerçek ya da tüzel kişi olabilir. Örneğin, bir firmanız var ve personelinize telefon veriyorsunuz. Bu telefonları belli bir kullanımdan sonra yeniletmek istiyorsunuz. Tüzel kişi olarak bu telefonları bize verip yeniletip geri alabiliyorsunuz ya da bize satabiliyorsunuz.”