Yerli VLP aşı adayının Faz 2 çalışmasında ikinci dozlar uygulanmaya başlandı

SİNOP(AA) – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Su Ürünleri İşleme Şoklama ve Depolama Tesisi Temel Atma, Keten Müzesi Projesi İmza ve Satem Biyokütle Enerji Santrali açılış töreninde konuştu.

Biri enerji, diğeri su ürünleri alanında olan iki yatırımın toplam bütçesinin 260 milyon liranın üzerinde olduğunu söyleyen Varank, söz konusu projelerin Sinop ekonomisine güç katacağını vurguladı.

Varank, bu projelerden Bakanlık destekleriyle kurulan Satem firmasının Sinop Biyokütle Enerji Santrali’ne değinerek şu ifadeleri kullandı:

“180 milyon lirayı bulan bu yatırım, doğrudan ve dolaylı olarak 500 Sinoplu hemşehrimize istihdam oluşturacak. Bu tesis her anlamda çevre dostu bir yenilenebilir enerji santrali. Fosil yakıt yerine rüzgar ve güneş enerjisinden sonra en az karbon salınımına sahip üçüncü enerji kaynağı, doğal biyokütle kullanıyor.”

Tesiste en modern teknolojilerle baca gazı emisyonunun anlık kontrol edildiğinin bilgisini veren Varank, Sinop’un havasına, insanına zararsız, ekonomisine yararlı tesisi kazandıran firma yetkililerine teşekkür etti.

Varank, Satem’e yatırımları için önemli destek verdiklerine işaret ederek, düzenledikleri teşvik belgesiyle birçok avantaj sağladıklarını anlattı.

“Şehirlerimizi kalkındırmanın derdindeyiz”

Bakanlığa bağlı kalkınma ajansları ve bölge kalkınma idarelerinin biyokütleden gaz ve enerji üreten 17 projeye 60 milyon lirayı aşkın destek verdiğini, bu alanda 400’ün üzerindeki araştırma ve yatırım projesine TÜBİTAK aracılığıyla 440 milyon lira kaynak aktardıklarını bildirdi.

Varank, gelecek dönemde de sürdürülebilir kalkınmanın önemli araçlarından olan bu alanlardaki destekleri sürdüreceklerini vurgulayarak şöyle devam etti:

“Birilerinin gündemi en güzel yalanı atmak, en etkili kara propagandayı yapmak, sadra şifa olmayan ama göz boyayan işlerle medyalarda boy göstermek olabilir. Bizim gündemimizse belli, yatırım, üretim, istihdam ve katma değer. Biz şehirlerimizi nasıl daha iyi kalkındırırız, nasıl daha fazla vatandaşımıza istihdam sağlarız, refahı toplumun geneline nasıl yayabiliriz bunun derdindeyiz.”

“Yerelde iş birliğine örnek”

Bugün temeli atılan “Su Ürünleri İşleme, Şoklama ve Depolama Tesisi”nden bahseden Varank, tesis tamamlandığında Sinop’un bu alanda daha verimli işleyen bir ekosisteme sahip olacağına dikkati çekti.

Varank, 105 milyon lira bütçeli projeyi, Avrupa Birliği ile beraber yürütülen “Rekabetçi Sektörler Programı” kapsamında desteklediklerini ifade ederek, koordinasyonunu da Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansının sağladığını belirtti.

Projenin yerelde iş birliği konusunda örnek olduğunu vurgulayan Varank, sürdürülebilirlik konusunda da paydaşlara önemli işler düştüğünü söyledi.

Varank, projenin 3 kısımdan oluştuğunu belirterek şunları kaydetti:

“İlk olarak Sinop OSB’de Su Ürünleri İşleme Şoklama ve Depolama Tesisi’nin temelini atıyoruz. Maliyeti 85 milyon liranın üzerinde olan bu tesis, 20 dönümlük bir alanda, yılda 3 bin ton kapasiteyle hizmet verecek. Sinop başta olmak üzere Karadeniz Bölgesi’nin tamamı da bu tesisten faydalanabilecek. Projenin ikinci ayağında, su ürünleri ve turizm işletmelerinin iş geliştirme ve girişimcilik faaliyetlerini desteklemek üzere bir KOBİ Destek Merkezi kuracağız.

Amacımız Sinop’taki girişimcilerimizin bu alandaki üretim ve hizmet kapasitelerini artırmak. Projenin son ayağındaysa bölgemizin turizm potansiyelini harekete geçirmek üzere vizyon projeler geliştireceğiz. Bu kısımdaki öncelikli işimiz, kapsamlı destinasyon planlamaları yapmak, yani bölgesel tanımlamaları yerine oturtabilmek.”

Benzer bir çalışmayı Güneydoğu Anadolu’da “Mezopotamya” markasını oluşturarak yaptıklarını anımsatan Varank, burada da bölge illerinin kültürel ve doğal varlıklarını markalaştırarak, ekonomiye kazandıracaklarının ve böylelikle Sinop’un turizm gelirlerini artıracaklarının altını çizdi.

Varank, çalışmanın bir bölgesel kalkınma projesi olduğuna dikkati çekerek, proje tamamlandığında bölge insanının hak ettiği refah düzeyine erişmesini hızlandırmış olacaklarını dile getirdi.

“OSB’lerin altyapılarını tamamladık”

Sinop’a yapılan yatırımların bunlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Varank, AK Parti hükümetleri yönetimi devraldığında Sinop’ta sadece ismen kurulu 2 OSB bulunduğunu belirtti.

Varank, 50 milyon liraya yakın yatırımla buraların altyapılarını tamamlayarak sanayicilerin hizmetine sunduklarını, bugün bu OSB’lerde yaklaşık 2 bin 700 kişinin istihdam edildiğini bildirdi.

Boyabat Marangozlar ve İnşaatçılar Sanayi Sitesi’nin 50 iş yerlik yapım işi ihalesini bu ay tamamladıklarının bilgisini veren Varank, kısa zamanda bu projeyi de sonuçlandıracaklarını, burada da en az 250 vatandaşın istihdam edileceğini anlattı.

Varank, ildeki özel sektör yatırımlarını artırmak üzere sağladıkları desteklere işaret ederek, 2012’den bu yana Sinop için 120 teşvik belgesi düzenlediklerini, bu belgelerde yaklaşık 1,5 milyar liralık yatırım öngörüldüğünü ve yatırımlar tamamlandığında 4 binin üzerinde istihdam sağlayacağını kaydetti.

Kalkınma ajansları, KOSGEB ve TÜBİTAK aracılığıyla Sinop’taki 2 bin 500’ün üzerinde projeye 110 milyon lira destek sağladıklarını dile getiren Varank, kalkınma ajansının bölgede sanayiden turizme, mesleki eğitimden girişimciliğe, KOBİ’lerden sosyal kalkınmaya kadar birçok alanda çalışma yürüttüğünü hatırlattı.

“6,5 milyon lira bütçeli”

Varank, Keten Müzesi Projesi’nin imzalarını da bugün attıklarını belirterek, Ayancık başta olmak üzere Türkeli ve Erfelek’te üretimi yapılan ketenin Sinop kültürünün bir parçası olduğuna işaret etti.

Bu kültürü yaşatmak ve turizme kazandırmak üzere Keten Müzesi Projesi’ni destekleme kararı aldıklarını söyleyen Varank, “Yaklaşık 6,5 milyon lira bütçesi olan bu proje de şimdiden Sinopumuza hayırlı uğurlu olsun.” dedi.

Varank, Sinop’a bir teknopark kazandırılması için çağrıda bulunarak, kurulacak teknoparka bakanlık olarak destek vereceklerini bildirdi.

“İkinci çeyrekte çift haneli büyüme sürpriz olmaz”

Varank, yılın ikinci çeyreğinde çift haneli büyüme rakamlarına ulaşmanın sürpriz olmayacağına dikkati çekerek, “2021’i salgınla mücadeleyi kazandığımız ve orta vadede nitelikli büyüme dönemine girdiğimiz bir yıl olarak değerlendiriyoruz. Gerek sağlık alanında gerekse sanayi ve ekonomi alanında tüm çalışmalarımızı bu hedef doğrultusunda oluşturduk.” diye konuştu.

TÜBİTAK COVİD-19 Türkiye Platformu aracılığıyla tüm Türkiye’den bilim insanlarının katkılarıyla aşı geliştirme çalışmaları yürüttüklerini vurgulayan Varank, şöyle devam etti:

“Bunlardan bir tanesi de oldukça yenilikçi bir teknolojiye dayanan VLP aşı adayımız. VLP aşısının ilk insan denemelerinde ben de gönüllü oldum. VLP aşısında Faz 2 aşamasına geçmiştik. Faz 2 çalışmalarında 1. doz aşılamaları tamamladık, 2. doz aşılar uygulanmaya başladı. Şu ana kadar herhangi bir yan etki hiçbir gönüllümüzde görülmedi.

İkinci dozlar da uygulanıp gönüllülerden alınacak sonuçlar değerlendirildikten sonra son aşama olan Faz 3’e geçeceğiz. Tüm süreçler olumlu tamamlanırsa da yerli VLP aşımıza kavuşacağız. Kovid-19 belasıyla mücadeleye Türkiye’den tüm dünyaya şifa olabilecek bir katkı sunmuş olacağız.”

Törene Sinop Valisi Erol Karaömeroğlu, AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş, Sinop Belediye Başkanı Barış Ayhan, KOSGEB Başkanı Hasan Basri Kurt, Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Serkan Genç, AK Parti Sinop İl Başkanı Uğur Giresun, Satem Sinop Biyokütle Enerji Müdürler Kurulu Başkanı Ali Birinci de katıldı.

Konuşmaların ardından Varank ve beraberindekiler, butonlara basarak Su Ürünleri İşleme Şoklama ve Depolama Tesisi’nin temelini attı. Varank ile Vali Karaömeroğlu, Keten Müzesi Projesi’ne ilişkin protokolü imzaladı.

Daha sonra Varank, Satem Biyokütle Enerji Santrali’nin açılışını gerçekleştirdi ve tesiste incelemelerde bulundu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Roketsan ve TÜBİTAK SAGE yürütücülüğünde Tuz Gölü’nde düzenlenen TEKNOFEST Roket Yarışması’nı izlemek için geldiği Aksaray’da, AA muhabirine, Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu’nun (TOGG) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde 25 Haziran 2018’de kurulduğunu anımsattı.

Geçen 3 yılda otomobil üretim sürecinde önemli aşamalar katedildiğini dile getiren Varank, 27 Aralık 2020’de “Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu Yeniliğe Yolculuk Buluşması” adıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşen tanıtımda yerli otomobilin özelliklerinin ilk kez kamuoyuyla paylaşıldığını hatırlattı.

Türkiye’nin Otomobili Projesi’nde şu anda her şeyin planlandığı şekilde devam ettiğini belirten Varank, “Biliyorsunuz fabrikamızın inşaatı başlamıştı. İnşaat son hızda devam ediyor. 2022 yılının sonunda arabalarımızın banttan indirileceğini biz zaten ilan etmiştik. Şu anda o takvimde bir değişiklik gözükmüyor. İnşallah bir aksilik olmazsa 2022 yılının sonunda Türkiye’nin Otomobili’ni seri üretim bandından indiğini görmüş olacağız.” ifadelerini kullandı.

Varank, elektrikli otomobiller konusunun şu anda tüm dünyanın gündeminde olduğuna dikkati çekerek, “Otomotiv endüstrisi çok hızlı bir dönüşüm yaşıyor. Global markalar artık neredeyse hiç içten yanmalı motorlu araç üretmeyeceklerini ilan etmeye başladılar. Baktığımızda bu fırsatı doğru zamanda yakaladığımızın farkındayız. İnşallah Türkiye’nin Otomobili Projesi de TOGG ile birlikte neticeye erdirildiğinde burada gerçekten başarılı bir şekilde, bu sektörde yer almış olacağız. Biz buna inanıyoruz.” diye konuştu.

“Biz aslında tam zamanında bu otomobil projesini başlatmış olduk”

Türkiye’nin Otomobili’nin elektrikli yapılmasının da verilen çok doğru bir karar olduğunu belirten Varank, şunları kaydetti:

“Biz Türkiye’nin Otomobili’nin otonom özellikleri olan, yüzde 100 elektrikli ve doğuştan elektrikli bir araç olacağını ilan ettiğimizde, sektörden bize eleştiriler geldi. Dediler ki ‘Elektrikli araçlar için daha erken. Hibrit belki olabilir ama elektrikli araçlara başlamak aslında bir hayal gözüküyor’ ama bugün geldiğimiz noktada çok hızlı bir şekilde endüstri dönüşüyor. Bütün markalar elektrikliye geçiyor. Avrupa’nın her tarafında pil yatırımları ilan ediliyor. Biz aslında tam zamanında bu otomobil projesini başlatmış olduk. Zaten şu anda 100 yıldır otomotiv üreten markalar var. Bizim onlarla aynı kulvarda yarışa girip onları geçme şansımız yoktu ama onlarla aynı zamanda elektrikli otomobil piyasasına girdiğimiz için artık bu yarışta biz de varız diyebileceğiz.”

Bakan Varank, Türkiye’nin Otomobili için tüm Türkiye’nin seferber olduğunun altını çizerek, “Tabii ki Türkiye’nin Otomobili projesinin üretim tesisleri Bursa’da Gemlik’te ama tedarikçileri aslında Türkiye’nin her tarafında ve bir sürü tedarikçisini de şu anda farklı şehirlerden seçmiş durumda. Dolayısıyla o tedarikçilerin olduğu şehirlere baktığımızda Türkiye’nin Otomobili Projesi’ni sadece tek bir şehir değil tüm Türkiye sırtlamış diyebiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Kendi tasarladığımız insansız uzay aracımızı ayla buluşturma hedefimiz var”

Milli Uzay Programı’na da değinen Varank, “Biz yakın zamanda Milli Uzay Programımızı ilan ettik ve o hedefler doğrultusunda şu anda aslında yoğun bir şekilde çalışmaya devam ediyoruz. En önemli hedeflerimizden bir tanesi ‘ay’ misyonuydu ve 2023 yılının sonunda kendi tasarladığımız insansız uzay aracımızı, kendi motorlarımızı da kullanarak ayla buluşturma hedefimiz var. Buna dönük olarak ekiplerimiz ciddi bir şekilde çalışıyor.” diye konuştu.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde devam eden 15’inci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nı (IDEF 2021) ziyaret etti. Milli Savunma Bakanlığı, Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi (MKE AŞ), ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN, TÜBİTAK ve diğer bazı şirketlerin stantlarını tek tek dolaşan Varank, sergilenen ürünleri yakından inceleyerek yetkililerden bilgi aldı.

Fuar ziyaretinde savaş gemisi, uçuş ve atış simülasyonlarını da deneyimleyen Bakan Varank, aynı saatlerde fuarı ziyaret eden Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile de selamlaştı.

Bakan Varank, ziyareti esnasında ASELSAN standında sergilenen yerli ve milli işletim sistemi “Çakıl Milli İşlemci Projesi”, Terahertz (THz) Gerçek Zamanlı Yolcu Görüntüleme Sistemi Projesi’ ve AB-SGS Sınır Güvenlik Sistemi Projesi hakkında açıklamalarda bulundu.

Çakıl Milli İşlemci Projesi’ni TÜBİTAK Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (BİLGEM) ve ASELSAN’ın beraber gerçekleştirdiğini aktaran Varank, “Türkiye’nin ilk yerli ve mili olarak tasarlanmış işlemcisini elimizde tutuyoruz. Aslında burada uygulamada da bu işlemcinin kullanıldığını bir simülatörde test etmiş olduk. Tabii burada altını çizmemiz gereken husus mikro işlemciler günümüz teknoloji dünyasının olmazsa olmazları ve bildiğiniz gibi çip krizi dediğimiz dünyadaki çip krizinin aslında bir parçasını elimizde tutuyoruz.” diye konuştu.

“Bu tip ürünlerde bağımlılığımızı çok daha azaltmış olacağız”

Özellikle savunma sanayinde kullanabilecek mikro işlemcilerle ilgili dünyada büyük kısıtlamalar olduğunu belirten Mustafa Varank, şunları söyledi:

“Ülkeler başka ülkelere özellikle savunma sanayinde kullanmak üzere bu işlemcileri vermiyorlar. İşte biz de ASELSAN’la beraber Savunma Sanayi Başkanlığının desteklediği bir projeyle TÜBİTAK Bilgem olarak ilk işlemcimizi tasarladık ve üretimini yaptırdık. Şu anda elimizde tutuyoruz. Normalde bu süreçler çok uzun süreler alıyor. Tasarladığınız işlemcinin ilk üretimde çalışması nadir rastlanan hususlardan bir tanesi ama biz burada iş birliği sayesinde TÜBİTAK Bilgem’in ASELSAN’la beraber geliştirdiği işlemciyi, ilk üretimde çıkan ürünleri kullanabiliyoruz, çalıştığını görebiliyoruz. Tabii bu bizim bir gurur projemiz. Bundan sonra savunma sanayi alanında bu tip ürünlerde bağımlılığımızı çok daha azaltmış olacağız. Ben burada tabii, genel müdürümüze, ASELSAN’a çok teşekkür etmek istiyorum. Burada TÜBİTAK’la gerçekleştirdikleri iş birliği işte böyle güzel neticeleri ortaya çıkardı.”

Terahertz (THz) Gerçek Zamanlı Yolcu Görüntüleme Sistemi Projesi

Bakan Varank, Terahertz (THz) Gerçek Zamanlı Yolcu Görüntüleme Sistemi Projesi’nin de TÜBİTAK’ın geliştirdiği bir sistem olduğunu anımsatarak, “Burada özellikle gümrük kapılarında, üzerinde yabancı cisim taşıyan insanların tespit edildiği bir sistem. Bu ürünü ilk olarak TÜBİTAK Bilgem geliştirdi. Daha sonra bunun seri üretimi için ASELSAN ile iş birliği yaptık.” dedi.

Aslında halihazırda bu sistemin sınır kapılarında güvenli bir şekilde çalıştığını dile getiren Varank, “Özellikle yabancı cisim taşıyan insanları tespit ederek burada güvenlik güçlerimize yardımcı oluyor. İşte bu ürünü de artık ASELSAN seri üretimi gerçekleştirip bundan sonra hem Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılayacak hem de bununla ilgili önemli bir ihracat potansiyeli var. Bu sistemin özelliği bu bir X-ray değil. Yani vücuda herhangi bir ışığı göndermiyor. Dolayısıyla hiçbir zararı olmadan bir vücutta ya da kapalı bir çantanın içerisindeki yabancı cisimleri, kaçakçılığı vs. çok rahat bir şekilde tespit edebiliyor. İşte aslında bizim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak TÜBİTAK gibi enstitülerimizde hedeflediğimiz işler bunlar. Biz ileri teknoloji gerektiren ürünleri geliştirip bunları seri üretimini Türkiye’deki firmalarımızda yapıp bunları ticarileştirmeye çalışıyoruz. Terahertz sistemi de onların en güzel örneklerinden bir tanesi.” diye konuştu.

AB-SGS Sınır Güvenlik Sistemi Projesi

Sınır güvenliğinin de çok önem verdikleri bir alan olduğunu vurgulayan Varank, “Bildiğiniz gibi hem güney hem de doğu sınırımızda sınır güvenliğiyle ilgili çok ciddi, milyarlarca liralık yatırımlar yapıyoruz. Burada gördüğünüz aslında bizim sınırlarımızda uyguladığımız güvenlik sisteminin bir prototipi. Burada fiziki olarak duvarların yanında özellikle elektro optik sistemlerle biz, her türlü sınır geçişini kontrol altında tutuyoruz ve bir kaçak geçiş olduğunda, izinsiz geçiş olduğunda tabii ki güvenlik güçlerimiz bu geçiş yapanları yakalayabiliyor.” dedi.

Bakan Varank, AB-SGS Sınır Güvenlik Sistemi Projesi’nde elektro optik sistemlerin büyük faydası olduğuna dikkati çekerek, “Burada hemen güvenlik duvarlarının ön tarafında yer altına optik kablolar döşeniyor ve bu optik kablolar sayesinde o kabloların üzerinden bir hayvan mı, bir insan mı, bir araç mı geçtiğiyle ilgili kilometrelerce öteden anında bildirim ve sinyaller alınıyor ve güvenlik güçlerimiz müdahale ediyor. Biz dediğim gibi şu anda güney sınırımızın tamamında aslında bu güvenlik duvarlarını inşa ettik. Doğu sınırımızda da yaklaşık 3 senedir bu projeyi uyguluyoruz. Ama bildiğiniz gibi doğu sınırımız çok dağlık bir alandan oluşuyor. Orada bunları tamamlamak, güney sınırımız kadar hızlı olmadı ama orada da inşallah hem güvenlik duvarlarıyla hem elektro optik sınır güvenlik sistemleriyle tüm doğu sınırımızı da tamamen kapatmış olacağız.” ifadelerini kullandı.

Söz konusu projenin hem Türkiye’de çok faydalanılan bir proje hem de özellikle yurt dışından da sınır güvenliğiyle ilgili ülkelerin çok merakla takip ettiği bir proje olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Özellikle yer altına döşenen optik kablolarla geçişlerin kilometrelerce öteden hem tespit edilmesi hem de geçen canlı mı değil mi, bunun tespit edilmesi güvenlik güçlerimizin işini kolaylaştırıyor. Burada ASELSAN’ı tebrik ediyorum. Böyle bir entegre sistemi oluşturmuş olmaları bizim sınır güvenliğimiz açısından bize oldukça büyük katkılar ve kolaylıklar sağlıyor.”