Yeşilay Haftası Üsküdar Meydanı'na kurulacak “Yeşilay Dünyası”nda kutlanacak

İSTANBUL (AA) – Yeşilay Haftası bu yıl 4-7 Mart tarihlerinde "Nice Sağlıklı Nesillere" sloganıyla Üsküdar İskele Meydanı'na kurulacak Yeşilay Dünyası'nda kutlanacak.

Yeşilay'dan yapılan açıklamaya göre, kurumun 100. yaşına özel iki ayrı çadıra yayılacak Yeşilay Dünyası'nın kuşbakışı görünümü 100 sayısı şeklinde tasarlanacak.

Etkinlik kapsamında Cem Arslan'ın moderasyonunu üstleneceği Yeşil Sahne'de ünlü isimler ağırlanacak ve 13.00 ile 15.00 saatlerinde bilgi yarışmaları düzenlenecek. Her yıl yoğun ilgi gören yarışmada dereceye girenlere çeşitli hediyeler verilecek.

Yeşilay Dünyası, cam, origami, karikatür gibi birçok atölyeye de ev sahipliği yapacak. Çocuklar, galaksiye yolculuk, biyomimikri, akıl, zeka ve bilim oyunları ile maker atölyelerine katılabilecek.

Ayrıca etkinlikte "4. Uluslararası Karikatür Yarışması"na katılanlar arasından belirlenecek 50 eser arasından "halkın favorisi" oylama ile belirlenecek. Alkol kullanımının olumsuz etkilerine dikkati çeken "Şişenin Dibi" sergisi de 4 gün boyunca ziyaret edilebilecek.

Ziyaretçiler Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim (TBM) Programı, Okulda Bağımlılığa Müdahale (OBM) Programı ve Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) stantlarından bilgi alırken, Yeşilay gönüllüsü olmak için de başvuruda bulunabilecek.

1-7 Mart haftası boyunca kentin simge yapıları da kutlamalara dahil olacak. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü yeşil aydınlatmalarla ışıklandırılırken, Galata Köprüsü'ne de Yeşilay logosu yansıtılacak.

Yeşilay Dünyası'ndaki lazer ışık gösterilerinin yanı sıra Yeşilay Genel Merkezi olan Sepetçiler Kasrı da lazer gösterilerinin merkezlerinden olacak.

– "Yeşilay'ın bilim odaklı, eğitici, sanat dolu dünyasını herkesin ziyaretine açıyoruz"

Açıklamada görüşlerine yer verilen Yeşilay Genel Müdürü Sultan Işık, 1-7 Mart'ta tüm Türkiye'de kutlanan Yeşilay Haftası etkinliklerini bu yıl 100'üncü yaş heyecanı ve coşkusuyla tasarladıklarını aktardı.

Kuruluşlarından bu yana ülkedeki bağımlılıklarla mücadele ettiklerini, sağlıklı yaşamı teşvik eden projeleri hayata geçirdiklerini belirten Işık, sanattan spora farklı alanlarda yürüttükleri çalışmalarla 7'den 70'e herkesin bağımlılıklardan uzak, sağlıklı bir yaşam sürmesine katkıda bulunduklarını kaydetti.

Işık, "Geçtiğimiz 100 yılda bu alanda çok başarılı çalışmalara imza attık, alanımızın öncüsü olduk. Bu nedenle 100. yaşımızda da 'Nice Sağlıklı Nesillere' diyoruz. Bu hedef doğrultusunda daha fazla bireyi Yeşilay'la tanıştırmak istiyor, Yeşilay'ın bilim odaklı, eğitici, sanat dolu dünyasını herkesin ziyaretine açıyoruz. Herkesi 4-7 Mart tarihleri arasında Yeşilay Dünyası'na davet ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL(AA) – Yaklaşık 50 yıldır kravatını çıkarmayan, trafiğin yoğun olduğu bu bölgede ekmek parası için bekleyen Taşlıçukur, müşterileri tarafından aynı zamanda nezaketiyle tanınıyor. Sabah mahallesindeki kedi, köpekleri besleyerek mesaisine başlayan 61 yaşındaki sıra dışı su satıcısı, yaşadıklarını kitaplaştırmak da istiyor.

Sadece herhangi bir su satıcısı değil, “İstanbul Beyefendisi” tabirini yaşatan bir emektar olan Ali Taşlıçukur, hayat serüvenini AA muhabirine anlattı.

Daha önce temizlik işçisi olarak hayatını idame ettiren ve emekli olduktan sonra “Şimdi ne yapmalıyım?’ sorusunun yanıtını su satarak bulan Taşlıçukur, esnaflığın en önemli inceliğinin gülümsemek olduğunu söyledi.

Üsküdar Beylerbeyi’nden 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne girişte bulunan yokuşta, trafik sıkışıklığında su satan Ali Taşlıçukur, parıldayan ayakkabıları, burnuna düşen gözlükleri, renkleri uyumlu takım elbisesi ve kravatının yanı sıra, pazar arabası ile dikkati çekiyor. Taşlıçukur, yaklaşık 50 yıldır kravatını boynundan çıkarmıyor.

Özellikle sabah işe gidenlerin aşina olduğu bir sima olmanın yanında, taksi esnafına da bozuk para sağlayan Taşlıçukur, kendisine selam vermeden geçmeyen vatandaşlara gülümseyerek “günaydın” derken, aracını durdurarak su alanlara tepki olarak basılan kornaya ise “tamam” işareti yapıyor.

İlkokulu memleketi Ordu’da okuduktan sonra 1969 yılında İstanbul’a geldiğini ve amcasının yanında kaldığını kaydeden Taşlıçukur, “Yengem vardı, bana annelik yaptı. Bundan 5-6 ay önce koronavirüs dolayısıyla vefat etti. Çocuklarını yıkar, aynı leğende beni de yıkardı o zamanın şartlarında. Orta 2. sınıfa giderken çalışkan bir öğrenci olmama rağmen Fen Bilgisi hocam beni sınıfta bıraktı, kravat yüzünden. Kravat takmıyordum. ‘Hocam ne olursun, beni sınıfta bırakma. Bundan sonra devamlı takacağım.’ dedim. Yine de bıraktı. Kursa gittim, imtihanda başardım. O gün bu gündür takım elbise devamlı.” diye konuştu.

“Takım elbiseyle su satmak çok dikkati çekiyor”

Ortaokulu bitirdikten sonra kömürlü yolcu gemilerinde garsonluk yaptığını, daha sonra belediyede çalışacak temizlik işçisi arandığını duyarak başvuruda bulunduğunu belirten Taşlıçukur, şöyle devam etti:

“Belediyede temizlik işçisi olarak işe başladım. İyi ki de başlamışım. 3-4 ay maaş alamadığımız zamanlar da oldu ama yine de sabrettik. En son 3,5 yıl İSTAÇ’da çalıştım, oradan da emekli oldum. Emekli oldum eve geldim, ‘ne yapayım?’ diye düşündüm. Kitap yazıyordum, taşınırken onu kaybettim. Şimdi onu da toparlamaya çalışıyorum bir yandan. Emekli olduktan sonra canım sıkıldı, temizlik yaptığım yerde su satayım diye düşündüm. Boğaz katılımında su satmaya başladım. 4 senedir orada su satıyorum. Takım elbiseyle su satmak çok dikkati çekiyor. 50 metreden gördüğünde vatandaşlar almayacaksa bile alıyor. Oranın esnafı oldum artık. Yüzde 90’ı tanıyor. Adamın parası olmuyor ‘Devam et’ diyorum. Adam Van’a gidip geliyor; ‘Bir tane su borcum vardı, buyur’ diyor. Sabah 7’de orada oluyorum. Trafiğin durumuna göre çalışıyorum. Trafik bitince bizim iş de bitiyor. İnsanlarla diyaloğu çok seviyorum. Bu iş de beni mutlu ediyor.”

Kedi, köpeklerin can dostu

Sabah saat 06.30’da kalkarak mahalledeki kedileri beslediğini daha sonra 06.40 otobüsüyle Anadolu Hisarı’ndan Beylerbeyi’ne gittiğini dile getiren Taşlıçukur, hayatının alışık olduğu kedi ve kuşları beslemek ve insanlarla diyalog kurarak geçtiğini ifade etti.

Zaman zaman su satarken tepkiler de aldığını söyleyen Taşlıçukur, “Trafik sıkışıyor. İşaret veriyorum. Kimisi gülüp geçiyor, kimisi de tepki veriyor. Bunlar yazdığım kitabın malzemesi. Oradaki diyalog bana 5 sayfalık malzeme oluyor. Kitabın ismi “Köyümün delisi” olacak. Türü macera olacak. Bir sponsor bulursam da bastıracağım. Kitap benim yaşanmışlıklarımı anlatıyor. Zamanında çok kitap okudum. Rus yazarları, Yaşar Kemal’in ağalık düzeni üzerine romanlarını ve İnce Memed’in çektiklerini okurken kendimi yazma isteğiyle buldum. Bu bir çocukluk hayali.” diye konuştu.

Şiir yazdığını da anlatan Taşlıçukur, “Eşime de şiir yazmıştım. Tek başıma istedim kendisini. 34 yıllık evliyiz. Hala ona şiirler yazarım.” dedi.

“Müşterimin yanında düğmemi iliklerim”

Cumartesi ve pazar günleri dinlendiğini aktaran Taşlıçukur, şunları kaydetti:

“İdare ediyorum şükürler olsun. Takım elbisemi eksik etmem. Kredi kartı var, taksit var. Böyle giyinmeden oraya çıktığımda kendimi boşlukta hissediyorum. Esnafın albenisi olacak. Gördünüz elimde eldiven, dezenfektanım yanımda. 15 dakikada bir ellerime sürüyorum pandemiden dolayı. Bana göre esnaf güler yüzlü olmalı. Saygılı davranmalı. Ben esnaf olarak müşterimin yanında düğmemi iliklerim. Fazla para veren oluyor. Köpeklere, sokak hayvanlarına mama alıyorum. Gariban da bir çocuk var, ona götürüyorum. Çalışmak zinde tutuyor. Çalışmasam ne yapacağım? Yaşıtlarıma tavsiyem kendini boşlukta bırakmasınlar. Hareket edip, bir meşgale bulsunlar.”

“Darbecilere karşı direndik Beylerbeyi’nde”

Bu iş sayesinde dostluklar da edindiğini, taksicilere kolaylık olsun diye ‘bozuk vereyim mi?’ diye sorduğunu dile getiren Ali Taşlıçukur, “Selam vermeden geçen nadirdir. Köprü çıkışı bana aşinadır.” dedi.

15 Temmuz hain darbe girişiminde gece sıralarında orada olduğunu belirten Taşlıçukur, “Karşıdan geliş yönünde Altunizade’ye çıkış yerinde bilboardlara mermi geldi. Camı parçaladı. Dizimi kesti. Oradan sürünerek aşağı geldim, taksi durağının orada kaldım. Darbecilere karşı direndik Beylerbeyi’nde. O gece hanım bana ‘senin çalıştığın yerde askerler orada, ihtilal oluyor.’ dedi. Ben de ‘Ne ihtilali? İhtilal 80’de oldu. Neler çektim, bir de şimdi mi olacak?’ dedim. Araba yok, bir şey yok, yürüdük mahalleliyle. Neler gitti orada. Allah bir daha yaşatmasın.” şeklinde konuştu.

İSTANBUL (AA) – Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisi nedeniyle daha çok evde vakit geçirilen bu süreçte can sıkıntısı, yapacak bir şey bulamama, problemleri nasıl çözeceğini bilememe, dürtüleri kontrol etmekte zorlanmak gibi durumların oyun, teknoloji, alışveriş ve benzeri birçok türü bulunan davranışsal bağımlılık riskini artırdığını ifade etti.

Kovid-19 pandemisinin bağımlılıklar üzerindeki etkilerine ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Mücahit Öztürk, stresin arttığı dönemlerde bağımlılık yapan maddelerin kullanım sıklığında, özellikle de sigara tüketiminde artış yaşansa da Kovid-19 pandemisinin sağlıklı yaşamın ve bağışıklık sistemini güçlendirmenin önemini ortaya koyduğunu, bunun da zararlı alışkanlıkları bırakmak için motivasyon oluşturduğunu söyledi.

Yeşilay’ın pandemi sürecinde “Sigarayı bırakmanın tam zamanı” ve “O nefes sana lazım olacak” başlıklı kampanyalar yürüttüğünden bahseden Öztürk, bu çalışmalarda tütün bağımlılığının bağışıklık sistemini zayıflatarak tedaviyi güçleştirdiğinin, sigara içenlerin daha çok Kovid-19 riski altında olduğunun, dumanın akciğerde öksürük refleksini bloke edip virüs ve bakterilerin solunum yolları ile akciğerde tutunmasını kolaylaştırdığının vurgulandığını anlattı.

Prof. Dr. Mücahit Öztürk ayrıca bu dönemde yaptıkları “Sigara Kullanım Alışkanlıkları ve Bırakma Eğilimi Araştırması”nın Kovid-19 salgınının sigarayı bırakma düşüncesini artırdığını, son 6 ayda sigarayı bırakan her 10 kişiden birinde salgının etkili olduğunu, her 4 kullanıcıdan 1’inin sigarayı azalttığını ortaya koyduğunu aktardı.

Kovid-19 tedbirleri kapsamında kısıtlamaların artırıldığı bu günlerde Yeşilay’ın bağımlılıklarla mücadele noktasında üzerine düşeni yapmaya devam edeceğini vurgulayan Öztürk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tütün ürünlerinin kullanılmaması yönünde yaptığı çağrının da çok değerli olduğunu dile getirdi.

“Ailece etkinlikler yapmak kaygıyı azaltacaktır”

Prof. Dr. Öztürk, daha çok evde zaman geçirilen bu süreçte teknolojik aletlerin kullanım sürelerinin artmasıyla oyun, alışveriş gibi davranışsal bağımlılıkların da tehlike arz etmeye başladığını belirterek, şunları kaydetti:

“Uzun süre evden çıkamama sonucunda bireyler sıkılma, iş yapamama ya da bir şeyleri arkadaşlarıyla paylaşamama nedeniyle problemler yaşayabiliyorlar. Bu durumda da farklı maddelere ya da davranışlara yönelerek kaygılarını ve can sıkıntılarını bu şekilde çözme eğiliminde olabiliyorlar. Önerim; bu süreci bir fırsat görerek avantaja çevirmeleridir. Aile bireyleri ortak etkinlik yaparak belki uzun süredir özlemini çektikleri bir birliktelik de oluşturabilirler.”

Okulların tatil olmadığını, derslerin devam ettiğini, bu nedenle ailelerin çocuklarının derslerini takip etmeleri ve sorumluluklarını yerine getirip getirmediklerini gözlemlemeleri gerektiğini aktaran Öztürk, şöyle devam etti:

“Ebeveynler, işlerini evlerinden sürdürüyorlarsa kendi sorumluluklarını planlamalı, iş yaşam dengesine de özellikle dikkat etmeliler. Günün belli saatlerinde ailece etkinlikler yapmak, paylaşımlarda bulunmak hem kaygıyı azaltacak hem de daha keyifli vakit geçirmelerini sağlayacaktır. Sohbet etmek, birlikte oyun oynamak, film seyretmek, ortak bir kitap okumak, küçük yarışmalar yapmak, anılar anlatmak, var olan hobileri devam ettirmek ya da yeni hobiler oluşturmak bunun birkaç örneği. Çocukların mutfakta ve diğer ev işlerinde anne ve babaya yardımcı olmaları da bir etkinlik olarak keyifli hale getirilebilir. Kısacası günlük yaşam becerilerini kazanmalarını sağlayabilecek birçok faaliyet birlikte yapılabilir.”

“İnternet kullanımında anne babaların iyi örnek olması gerekiyor”

Prof. Dr. Öztürk, ailelerin sahip olduğu her tür bağımlı davranış örüntüsünün, çocuklar tarafından kopyalandığını, bu nedenle çocukların evde kaldığı bu dönemde ailelerin davranışlarına her zamankinden daha çok özen göstermesi gerektiğini anlattı.

Uzaktan eğitimin yaygınlaşmasıyla çocukların teknolojik cihazlarla geçirdikleri sürenin olağan dışı seviyede arttığından bahseden Öztürk, bu konuda ebeveynlere şu tavsiyelerde bulundu:

“Çocukların ekran başında geçirdikleri süre ve ilgilendikleri içeriklerin kontrol edilmesi büyük önem taşıyor. İnterneti yararlı şekilde kullanmaları sağlanmalı çünkü bu nesil görerek ve duyarak daha iyi öğreniyor, bu öğrenme de daha kalıcı oluyor. Erken yaşta sağlıklı yaşamı öğrettiğimizde bu kalıcılık yaşam boyu devam ediyor ve bir yaşam şekline dönüşüyor. Çocuklar internet kullanımını ilk olarak ailelerinden görüp öğrendikleri için annelerin ve babaların bu konuda da iyi birer örnek olmaları gerekiyor. Çocukların teknolojinin doğru kullanımı hakkında bilinçlendirilmesi önemli ancak ilgilerini çekecek sanat ve spor faaliyetleri de hayatlarına kazandırmalı, gençler diğer yeteneklerini geliştirmeleri konusunda teşvik edilmeli.”

Farklı ilgi alanlarına yönelerek ekrandan uzak kalmanın yolları aranmalı

Prof. Dr. Mücahit Öztürk oyun, teknoloji, alışveriş gibi birçok türü bulunan davranışsal bağımlılıklarda kişinin bir madde olmadan belirli bir davranışı gerçekleştirerek beynindeki ödül-haz mekanizmasını aktive ettiğini ve zaman içinde bağımlılığının geliştiğini anlattı.

“Pandemi nedeniyle daha çok evde vakit geçirilen bu süreçte can sıkıntısı, yapacak bir şey bulamama, problemleri nasıl çözeceğini bilememe, dürtüleri kontrol etmekte zorlanma gibi durumlar davranışsal bağımlılık riskini artırıyor” diyen Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Davranışsal bağımlılığın birçok belirtisi var. En çok bilinen belirtileri arasında ise davranışı sürekli yapma ihtiyacı, davranışa planlanandan daha uzun süre ve sık devam etmek, zamanın çoğunu davranışla meşgul olarak geçirmek, davranışı kontrol etme, bırakma ya da azaltma konusunda başarısız girişimler, iş, aile ve akademik başarıda olumsuz sonuçlar, aynı etkiyi alabilmek için davranışın sıklığını ve miktarını artırmak, davranış yapılmadığında gergin, huzursuz, sıkıntılı hissetmek yer alıyor. İnternet kullanımı, alışveriş ya da oyun oynama davranışı sosyal ve ekonomik alanlardaki işlevselliği bozmaya başladıysa kişinin mutlaka uzman desteği alması gerekiyor. Ayrıca bireylerin evde hareket etmeleri, farklı ilgi alanlarına yönelerek ekrandan uzak kalmanın yollarını aramaları ve kaygılarıyla başa çıkamadıklarında destek almaları, bağımlılıklardan korunmaları açısından önem taşıyor. Bu dönemde, teknolojik alet kullanımı sınırlanmalı, çeşitli hobiler edinilmeli. Telefonda geçirilen süreyi ölçmek için kullanılan uygulamalar da faydalı olacaktır.”

Prof. Dr. Öztürk, davranışsal bağımlılıklarda, hareketsiz yaşamı tercih eden, arkadaş edinme ve iletişim kurma becerileri az olan, aile üyeleriyle sağlıklı iletişimi olmayan, hayatında kaliteli vakit geçirebileceği aktiviteler bulunmayan, sosyal ilişkilerinde kendini ifade etmekte güçlük yaşayanların daha fazla risk altında olduğuna dikkati çekti.

Davranışsal bağımlılıklar için YEDAM, psikolojik ve sosyal destek sağlıyor

Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, Yeşilay Danışmanlık Merkezinde (YEDAM), bağımlı ve yakınlarına ücretsiz psikolojik danışmanlık ve rehabilitasyon desteği sunduklarını aktardı.

Davranışsal bağımlılıklar için de çalışmalar yürüttüklerini, bu çalışmaların danışanlara sağlanan psikolojik ve sosyal destekle birlikte ilerlediğini anlatan Öztürk, gerekli görülen durumlarda, özellikle eşlik eden bir psikopatoloji varsa danışanın ilaç desteği için yönlendirildiğini, böylece üç ayaklı ve kapsamlı bir süreç yürütüldüğünü ifade etti.

Pandemi sürecinde de çalışmalarını sürdüren YEDAM’ın bugüne kadar 260 bini aşkın çağrı aldığını, bu aramaların 19 bininin tütün, 8 bininin alkol, 16 bininin madde, 3 bininin kumar ve 682’sinin teknoloji bağımlılıkları için yapıldığını aktaran Öztürk, sigarayı bırakmak maksadıyla gelen çağrılarda da 9 kat artış yaşandığını dile getirdi.

Prof. Dr. Mücahit Öztürk, bağımlılıklarından kurtulmak isteyen herkese yardımcı olmaya hazır olduklarının altını çizerek, destek almak isteyenlerin 444 79 75 numaralı YEDAM Danışma Hattına başvurabileceklerini sözlerine ekledi.