Yıldız Holding, BM Kadının Güçlenmesi Prensipleri'ni imzaladı

İSTANBUL – Tüm şirketlerinde fırsat eşitliği kültürünü daha güçlü ve daha kalıcı bir yapıya dönüştürmek amacıyla Yıldız Holding Kadın Platformu’nu hayata geçiren Yıldız Holding, Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’ne (WEPs) imza attı.

Yıldız Holding'den yapılan açıklamaya göre, kuruluşundan bu yana toplumsal cinsiyet eşitliği alanında öncü uygulamalar geliştiren Yıldız Holding, Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’ni (WEPs) imzaladı. 10 Haziran Perşembe günü Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) İstanbul Bölge Ofisi’nde düzenlenen imza törenine Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ülker, UN Women Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Alia El-Yassir ve Yıldız Holding Kadın Platformu Elçisi Begüm Mutuş katıldı. UN Women ve Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) ortak girişimi WEPs, özel sektörün toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmaları için tasarlanmış bir rehber olma özelliği taşıyor.

Çatısı altındaki kadın çalışanların etkinliğinin artırılması, yönetim ve liderlik seviyesinde kadın temsilinin teşvik edilmesi amacıyla "Yıldız Holding Kadın Platformu"nu kuran Yıldız Holding, WEPs imzasıyla birlikte kurum içi cinsiyet eşitliği politikalarını tüm şirketlerinde küresel standartlara göre şekillendirecek. WEPs, Yıldız Holding’in kadın çalışanlar ve kadın liderliği özelindeki başarılı politikalarını daha da sistemli ve programlı bir anlayışla sürdürmesine yardımcı olacak.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Alia El-Yassir, "Yıldız Holding’in kadının ekonomik güçlenmesi taahhüdü ve iş yerinde fırsat eşitliğine yönelik yürüttüğü çalışmalardan dolayı takdirimizi sunmak isterim. Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’nin imzalanması toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadının güçlenmesini sağlayacak iş pratiklerini hayata geçirme konusunda önemli bir platform sağlıyor." ifadelerini kullandı.

– "Yıldız Holding’in atacağı her adım önemli bir örnek teşkil edecek"

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ülker, WEPs kriterlerinin Yıldız Holding’e cinsiyet ve fırsat eşitliği konusunda yeni bir yol haritası sunduğunu belirtti. Yıldız Holding olarak gerek Türkiye'de gerekse küresel arenada güçlü büyümelerini sürdürdüklerinin altını çizen Ülker, şunları aktardı:

"İçinde bulunduğumuz toplumu kalkındırma ve Türkiye’nin her alanda sürdürülebilir büyümesine katkı sağlama düşüncesini de tüm faaliyetlerimizin odak noktasında tutuyoruz. Bu bakış açısıyla tüm işlerimizde topluma örnek olma misyonunu üstleniyor ve özellikle cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık sağlayacak her projeye gönülden dâhil oluyoruz. Bu yıl hayata geçirdiğimiz Yıldız Holding Kadın Platformumuz ile iş dünyasında kadın temsili özelinde örnek bir yapı oluşturduk. Şimdi de fırsat eşitliği konusundaki bu çabalarımızı güçlü bir program etrafında yürütmek amacıyla önemli bir imza attık ve Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri Uygulama Rehberi’ni benimsemeyi taahhüt ettik. İlerleyen aşamalarda Yıldız Holding’in kadın emeğine dair atacağı her adımın kadınların tüm alanlarda görünür olması adına önemli bir örnek teşkil etmesini umuyorum."

– "Kadın çalışanların etkinliğinin daha da güçlendirilmesini amaçlıyoruz"

Yıldız Holding Kadın Platformu Elçisi Begüm Mutuş da tüm Holding çalışanlarına güven ve iş birliğine dayalı bir çalışma ortamı sunmaya öncelik verdiklerini söyleyerek, “Türkiye’nin en büyük işveren markalarından biri olarak kadınların iş hayatında daha fazla temsil edilmesine, üst yönetimde ve kritik noktalarda daha fazla kadının görev almasına, iş dünyasında fırsat eşitliğinin sağlanmasına liderlik etmeyi sorumluluğumuz olarak görüyoruz." açıklamasında bulundu.

Kadın Platformu ile Yıldız Holding çatısı altındaki kadın çalışanların etkinliğinin daha da güçlendirilmesini ve kadınların liderliğinin teşvik edilmesini amaçladıklarını kaydeden Mutuş, şu ifadeleri kullandı:

"İş dünyasında fırsat eşitliği ve kadınların güçlendirilmesi için Türkiye’den ve yurt dışından çalışanlarımızın önerilerini dikkate alan, katılımcı bir süreçle oluşturduğumuz bir manifesto hazırladık. Yıldız Holding Kadın Platformu Fırsat Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Manifestosu ile tüm çalışanlarımıza cinsiyetlerinden bağımsız bireyler olarak saygı duyulduğu ve değer verildiği bir şirket kültürü altında çalışma sözü veriyoruz. Aynı şekilde imzacısı olduğumuz WEPs de kadın çalışanlar ve kadın liderliği özelinde halihazırda uyguladığımız politikalarımızı daha da sistemli ve programlı bir anlayışla ele almamıza yardımcı olacak."

– WEPs kriterleri cinsiyet eşitliğini güvence altına alıyor

Açıklamaya göre ayrıca, yedi temel prensipten oluşan WEPs, özel sektörün toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik mevcut çalışmalarını güçlendirmesine, kurumsal politikalar ve programlar geliştirmesine, temel göstergelerini ve raporlama uygulamalarını analiz etmesine katkıda bulunmayı hedefliyor. WEPs şu maddelerden oluşuyor:

"Toplumsal cinsiyet eşitliği için üst düzey kurumsal liderlik sağlanması. Tüm kadın ve erkeklere iş yaşamında adil davranılması, insan haklarına ve ayrım yapmama ilkesine saygı gösterilmesi, bu ilkelerin desteklenmesi. Tüm kadın ve erkek çalışanların sağlık, güvenlik ve refahının sağlanması. Kadınların eğitim, kurs ve profesyonel gelişim olanaklarının desteklenmesi. Kadınların güçlenmesi için girişimci gelişimi, tedarik zinciri ve pazarlama yöntemlerinin uygulanması. Toplumsal girişimler ve savunuculuk çalışmalarıyla eşitliğin teşvik edilmesi. Toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin elde edilen başarıların değerlendirilmesi ve halka açık raporlanması."

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

NATO’dan yapılan yazılı açıklamada, Genel Sekreter Stoltenberg’in, Guterres ile New York’taki 76. BM Genel Kurulu kapsamında bir araya geldiği belirtildi.

Açıklamada, iki liderin liderlik ettiği kurumların uluslararası barış ve güvenliğe, barış operasyonları ve terörle mücadele konularında iş birliğini derinleştirmeye bağlılıklarını vurguladıkları ifade edildi.

Genel Sekreterlerin Afganistan’daki durumu ele aldığı, Stoltenberg’in Guterres’i NATO’nun risk altındaki Afganların güvenliğe kavuşturulması konusundaki çalışmaları konusunda bilgilendirdiğinin aktarıldığı açıklamada, ayrıca Taliban’ın güvenli tahliye, insan hakları ve terörizmle ilgili sorumluluklarını yerine getirmesinin önemine işaret ettiği bildirildi.

Stoltenberg’in, iklim değişikliğini de ele aldığı, konunun NATO’nun temel meselelerinden biri haline geldiğini, müttefiklerin askeri emisyonlarını azaltma ve sıfır emisyon hedefine katkıda bulunmaları üzerindeki fikir birliğini dile getirdiği kaydedildi.

Açıklamada ayrıca NATO ve BM arasındaki iş birliğinin geçen 10 yılda arttığı, NATO’nun BM’nin barış operasyonlarına, sivillerin korunmasına ve personel eğitimlerine destek verdiği hatırlatıldı.

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün BM Genel Kurul Salonu’nda yaptığı konuşmada, “Paris İklim Anlaşması’nı, yapıcı adımlara uygun şekilde ve ulusal katkı beyanımız çerçevesinde, önümüzdeki ay Meclisimizin onayına sunmayı planlıyoruz.” ifadesini kullandı.

Bu açıklama, ABD’nin iklim finansmanı taahhüdünü iki katına çıkarma ve Çin’in diğer ülkelerde kömür santrali yatırımlarını durdurma kararıyla birlikte BM Genel Kurulu’nda iklim değişikliğiyle mücadele kapsamındaki üç önemli başlıktan biri oldu.

Paris Anlaşması, küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefiyle Aralık 2015’te Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) 21. Taraflar Konferansı’nda kabul edilmişti.

Türkiye’nin 22 Nisan 2016’da 175 ülkeyle birlikte imzaladığı anlaşma, 4 Kasım 2016’da yürürlüğe girdi. Hali hazırda BMİDÇS’e taraf 197 ülkenin imzası bulunan anlaşma, Eritre, Irak, İran, Libya, Yemen ve Türkiye olmak üzere 6 ülkenin meclisinde onaylanmamıştı.

Türkiye, BMİDÇS’in gelişmiş ülkeler kategorisini oluşturan Ek-1 listesinden çıkarılmayı ve gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yer almayı talep ettiği için bugüne kadar anlaşmayı onaylamamıştı.

Türkiye’nin Paris Anlaşması kapsamındaki hedefleri

Paris Anlaşması’nı onaylayan ülkelerin, küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırmak ve 2050’ye kadar sera gazı emisyonlarını sıfırlamak için taahhütlerini hayata geçirmesi gerekiyor.

Türkiye, 2015’te BM Sekretaryası’na sunduğu ulusal katkı beyanı çerçevesinde emisyon artışını 2030 itibarıyla yüzde 21 azaltma taahhüdünde bulundu.

Meclis’te anlaşmanın onaylanmasının ardından karar, BM Sekretaryasına iletilecek ve Türkiye anlaşmaya taraf olacak.

Anlaşmanın gelecek ay onaylanmasıyla Türkiye için iklim değişikliğiyle mücadelede yeni bir diyalog kapısının açılacağını belirten uzmanlara göre, bu konuda net hedef ve politikaların belirleneceği yeni bir döneme giriliyor.

“Türkiye, 2050 itibarıyla net sıfır emisyona ulaşmayı hedeflemeli”

Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği Kurucu Direktörü Bengisu Özenç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Meclis’te ilgili komisyonun bu alanda bir yıldır çalışmalar yürüttüğünü belirterek, “Türkiye’nin anlaşmayı onaylaması ve uluslararası iklim müzakerelerinde ciddi bir taraf olarak yer almasını talep ediyorduk. Bu bizim için ilk aşama, çok önemli ve olumlu bir adım.” dedi.

Özenç, Türkiye’nin Paris Anlaşması kapsamında sunduğu hedefleri güncellemesi gerektiğine işaret ederek şöyle konuştu:

“Yakın zamanda olmasa bile önümüzdeki bir yıl içinde yeni bir ulusal katkı beyanı ortaya çıkacaktır. Türkiye de Paris Anlaşması’nın bilimsel hedefi doğrultusunda hareket edecekse 2050 itibarıyla net sıfır emisyona ulaşmayı hedeflemeli. Resmi olarak Paris Anlaşması’nın bu doğrultuda getirdiği bir yükümlülük bulunmuyor fakat 2050’de sıfır emisyon hedefine ulaşmak için bunu destekleyecek politikalar ivedilikle devreye alınmalı. Anlaşmanın onaylanmasının açtığı bu diyalog kapısının iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerini güçlendirmek ve bu yöndeki politikaların tasarımında ortak aklın geliştirilmesi için kullanılabileceği bir döneme giriyoruz.”

“Türkiye iddialı bir iklim eylemiyle milli gelirini yüzde 7 artırabilir”

Avrupa İklim Eylem Ağı Türkiye Politika Koordinatörü Özlem Katısöz de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasının Türkiye için “Ek-1” tartışmasının bittiği anlamına gelebileceğini ifade ederek, “Bu da olumlu bir gelişme. Türkiye, dönüşüm için ihtiyacı olan fona Ek-1’den çıkarak değil, politika düzeyinde bir dönüşüm kararı alarak ulaşabilir. Finansa erişim istiyorsak, küresel finansın yönlendiği karbonsuz bir kalkınma patikasına girmemiz gerekiyor.” dedi.

Ülkelerin anlaşma kapsamında emisyon azaltım zorunluluğu olmadığını dile getiren Katısöz, şöyle devam etti:

“Türkiye ne zaman ve ne kadar sera gazı azaltım taahhüdünde bulunacağına ulusal katkı beyanı çerçevesinde karar verebilir. Paris Anlaşması’nın bir yaptırım uygulama ya da belli bir emisyon azaltım seviyesini zorunlu tutma gibi bir mekanizması yok. Ancak küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefini tutturmak için emisyonların azaltılması gerekiyor. Hatta geçtiğimiz hafta yayınlanan BM raporuna göre 1,5 derece hedefine ulaşmak için ülkelerin iklim çabalarını acilen iki katına çıkarması gerekiyor. Türkiye de Paris Anlaşması’na taraf olarak küresel iklim hareketinin bir parçası olacağını, dolayısıyla emisyon azaltımı çabalarına ortak olacağını duyurmuş oldu.”

Katısöz, Türkiye’nin bu çerçevede 2030’a kadar önemli adımlar atması gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye, yeni kömür yatırımlarını durduracağını duyurmalı. Mevcut kömür santrallerini kapatma tarihini belirlemeli ve diğer fosil yakıtlardan çıkış planlarına bir an önce başlamalı.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 1’inden sorumlu olduğunu fakat kişi başı emisyon salımının giderek arttığını belirten Katısöz, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin Paris Anlaşması’nı onaylayarak gerçekçi bir hedefle sorumluluk alması, iklim değişikliğini durdurma çabalarına önemli bir katkıda bulunacak. Dünyada iklim krizini tek başına durdurabilecek bir ülke yok, bu yüzden herkesin sorumluluğu oranında çözüme katkıda bulunması gerekiyor. Türkiye, iklim değişikliğinin giderek artan tahribatından korunmak, daha adil ve sağlıklı refah toplumu yaratmak için küresel iklim tartışmalarının bir parçası olma fırsatını yakaladı. Türkiye, iddialı bir iklim eylemiyle milli gelirini yüzde 7 artırabilir. Karbona dayalı bir ekonomiye göre daha fazla istihdam yaratabilir, sanayideki değer zincirini büyütebilir.”

Muhabir: Nuran Erkul Kaya