Yıllık enflasyon 7 ayın ardından ilk kez geriledi

İSTANBUL (AA) – Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) mayısta aylık yüzde 0,89 ve yıllık yüzde 16,59 artış kaydetti.

Böylece geçen yılın eylül ayından bu yana kademeli yükselen ve nisanda yüzde 17,14’ü gören yıllık enflasyonda, 7 aylık artışın ardından ilk kez düşüş görüldü.

AA Finans’ın gerçekleştirdiği ankete katılan ekonomistler, enflasyonun mayısta aylık yüzde 1,39 artmasını bekliyordu. Ekonomistlerin mayıs ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına (yüzde 1,39) göre nisanda yüzde 17,14 olan yıllık enflasyonun yüzde 17,17’ye çıkacağı hesaplanıyordu.

Yılın ikinci Enflasyon Raporu’nda yıl sonuna ilişkin enflasyon tahmini yüzde 12,2 seviyesinde bulunuyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, nisandan sonra enflasyonun aşağı yönlü geleceğini tahmin ettiklerini, tüm çalışma ve politikalarını bu öngörü doğrultusunda değerlendirdiklerini söylemişti.

Ekonomistler, açıklanan veriler ve TCMB yönlendirmelerinin nisanda zirveyi gören enflasyonda düşüş sürecinin başladığına işaret ettiğini belirterek, tüketici ve üretici enflasyonu arasındaki makasın açıldığına dikkati çekti.

Bundan sonraki süreçte enflasyonda maliyet yönlü baskıların boyutunun önem taşıdığını vurgulayan analistler, faizlerin seyri açısından ise enflasyonda düşüş trendinin devam edip etmeyeceğinin kritik olacağını söyledi.

“Enflasyon yılı yüzde 15 civarında bitirebilir”

AA Finans Analisti ve ekonomist Haluk Bürümcekçi, mayısta enflasyonun geçen yıla göre gerilemesinde, kapanmaların talebi sınırlaması nedeniyle gıda dışı gruplardaki fiyat artışlarının kısıtlı kalmasının etkili olduğunu ifade etti.

Ev eşyası, ulaştırma, eğlence, kültür ve haberleşme gruplarında fiyat değişimlerinin geçen yılın altında kaldığını, giyim fiyatlarının ise mevsimsel eğiliminden çok daha sınırlı arttığını anlatan Bürümcekçi, “Kura hassas gruplardan sadece mobilyada fiyat artışları geçen yıldan yüksek olurken, ev içi tekstil, ev aletleri, araç satın alımı, görsel-işitsel sistemler, kişisel bakım ürünleri gibi gruplarda fiyat artışları geçen yılın altında gerçekleşti.” dedi.

Bürümcekçi, gıda enflasyonunu işlenmiş gıda fiyatlarının yukarı çektiğine işaret ederek, gıda fiyatlarının seyrinin yıl sonu enflasyon tahmininden sapma konusunda yine önemli belirleyicilerden olacağını söyledi.

Küresel çapta gıda fiyatlarının yüksek seyri ile petrol ve emtia fiyatlarının tırmanışını sürdürmesinin olumsuz yansımalarının görülmeye devam ettiğini aktaran Bürümcekçi, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Kur sepetinin şubat sonundan beri yüzde 20 civarında artması ve yıllık değişiminin yüzde 35 civarında seyretmesi, bu faktörün yukarı yönlü etkisinin ithalat fiyatlarındaki yükselişle birleşerek güçlendiğine işaret etmektedir. Buna ek olarak, ekonomik aktivite ve iç talebin ikinci çeyrek ortasında parasal sıkılaşmadan sınırlı etkilenerek devam etmesi enflasyon üzerindeki riskleri yukarı yönde tutmaktadır. Temmuz sonuna kadar uzatılan hizmet sektörlerindeki KDV indiriminin sonraki dönemde kaldırılması durumunda buradan yaklaşık 1 puan yukarı yönlü etki de gelebilir. Dolayısıyla TL değer kaybının daha fazla yükselmediği durumda bile enflasyonun haziran-ağustos döneminde mevcut yüksek seyrini koruması ve yılı en iyi ihtimalle yüzde 15 civarında bitirmesi beklenebilir.”

Bürümcekçi, Merkez Bankasının haziran ayı Para Politikası Kurulu toplantısında faizlerde değişiklik yapmayacağı öngörüsünde bulunarak, faiz indirimlerinin son çeyreğe doğru gündeme gelme olasılığının arttığını sözlerine ekledi.

“Temkinli duruşumuzu koruyoruz”

Gedik Yatırım Ekonomisti Serkan Gönençler de mayıs ayında enflasyonun aylık yüzde 0,89 seviyesinde gerçekleşerek, kendilerinin ve piyasa tahminlerinin oldukça altında kaldığını söyledi.

Beklentilerin altında gelen veriye gerekçe olarak, “nihai fiyatlar üzerindeki kur geçişkenliğinin oldukça hafif gerçekleşmesi”ni gösteren Gönençler, “Kur geçişkenliğinin en net görüldüğü dayanıklı mal grubu enflasyonu yüzde 0,9, diğer temel mallar enflasyonu da sadece yüzde 0,2 seviyesinde gerçekleşmiş görünüyor. Ek olarak, giyim kalemindeki sezonluk fiyat artışlarının da yüzde 1,8 ile yüzde 6-7’lik mevsimsel ortalamaların altında kaldığı görülüyor.” dedi.

Gönençler, hizmet enflasyonunun yüzde 1,2 seviyesinde gerçekleşmesi ve yıllık bazda da yüzde 13,1’den yüzde 13,6’ya yükselmesinin fiyat katılıklarının sürdüğüne işaret ettiğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu durum aynı zamanda salgına bağlı kısıtlamaların olumsuz etkilerini yansıtıyor. Sonuç olarak, çekirdek enflasyonun (C grubu) yüzde 17,8’den yüzde 17’ye gerilemesi enflasyon tahminlerindeki sapmayı açıkladığını söyleyebiliriz. Bununla beraber, yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi de aylık yüzde 3,92 gibi çok yüksek bir seviyede gerçekleşirken, yıllık bazda da yüzde 35,2’den yüzde 38,3’e yükseldi. TL’deki değer kaybı ve emtia fiyatlarındaki yükselişlerden kaynaklı maliyet artışlarının bir noktada nihai fiyatlara yansıtılmak zorunda olmasına bağlı olarak, enflasyonun birkaç ay yükseliş trendinde olacağını ve muhtemelen de yıl içi zirveyi henüz görmediğimizi düşünüyoruz. Bu nedenle, beklentilerin altında kalan mayıs ayı enflasyonuna karşın, enflasyon görünümüne ilişkin temkinli duruşumuzu koruyoruz.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BURSA (AA) – Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Büyük Salonu’nda düzenlenen “Bursa İş Dünyası ile Buluşma” programında, salgının etkilerinin nispeten azalmasıyla, artık sahaya daha sık inmek, yerelin sesini yerinde duymak istediklerini söyledi.

Bu yüzden Anadolu turuna da Bursa’dan başladıklarını belirten Elvan, tarımıyla, üretim ve turizmiyle güçlü bir ekonomik altyapısı olan kadim kentin, Türkiye ekonomisinin can damarlarından biri olduğunu vurguladı.

Elvan, Bursa sanayisinin çok dinamik ve üretken yapıya sahip olduğunu, imalat sektörünün neredeyse her kalemde ihracat yapabildiğini dile getirerek şöyle devam etti:

“Otomotivin ve tekstilin kalbi burada atıyor. Türkiye’nin otomobilinin Gemlik’ten yola çıkacak olması elbette tesadüf değil. Sahip olduğunuz kabiliyetler, güçlü tedarik zincirleri ve firma etkileşimini kolaylaştıran ekosistem, Bursa’nın taşıdığı avantajlardan sadece birkaçı. Çekim merkezi konumunda olan Bursa, bölgesel gelişme açısından da çevre illerin kalkınmasında bir kaldıraç görevi üstleniyor. Dolayısıyla taşıdığınız bu potansiyel, ülkemize de yüksek katma değer, üretim çeşitliliği ve istihdam olarak geri dönüyor. Bu etkileyici performans, sizleri bir rol model olarak da öne çıkartıyor.”

Çok zorlu bir yılı geride bıraktıklarını aktaran Elvan, “Yaşadığımız bu küresel salgın, sosyolojik, ekonomik ve toplumsal pek çok sorunu da beraberinde getirdi. Bakın biz bu dönemde, sorunsuz işleyen bir düzenin aniden durabileceğini, deyim yerindeyse tüm şalterlerin bir anda kapanabileceğini gördük. Küresel ekonomi, belki de son 100 yılın en şiddetli daralmasını yaşadı. Dünya ticareti ve uluslararası sermaye hareketleri derin yaralar aldı. Küresel çapta işsizlik, bütçe açıkları, borçluluk oranları ve enflasyon artış eğilimine girdi. Oluşan bu hasarın giderilmesi maalesef zaman alacak. Türkiye, işte böylesine zorlu bir mücadeleyi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sağladığı hızlı koordine olabilme yeteneği sayesinde başarıyla yürüttü. Emekçiler, işverenler ve vatandaşlarımız için tüm imkanlarımızı seferber ettik.” değerlendirmesinde bulundu.

“Gereken tedbirleri gereken zamanda alacağız”

Elvan, salgından etkilenen işletmelere çeşitli hibe destekleri sunduklarını ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Vergi ve sosyal güvenlik prim ödemelerinde ertelemeler getirdik, KDV ve kira stopajlarında indirimler yaptık. Üretimde sürdürebilirliği sağlamak için benzersiz adımlar attık. Kısa çalışma ödeneği, işsizlik ödeneği, nakdi ücret desteği ve normalleşme desteği gibi mekanizmalar, Türk sanayisini bu zorlu dönemde ayakta tuttu. Bahsettiğim bu dört uygulamayla, 9,5 milyon vatandaşımıza 55 milyar liralık bir destek sunduk. Bütçeden ve çeşitli fonlardan sunduğumuz desteklerin tutarı 141 milyar lirayı aştı. Yıl sonuna kadar bu tutarın 191 milyar liraya, yani milli gelirin yüzde 3,4’üne ulaşmasını bekliyoruz. Şunu da çok net ifade edeyim, bundan sonraki süreçte de ihtiyaç duyan her kesimin yanında olmaya devam edecek, gereken tedbirleri gereken zamanda alacağız. Kimsenin bundan en ufak bir kuşkusu olmasın.”

Aşılama konusuna da değinen Elvan, “Günde 1 milyon dozun üzerinde aşı yapılıyor, bakınız bu muazzam bir başarıdır. İnşallah bu durumun olumlu etkisini de önümüzdeki dönemde, hem ekonomide hem de sosyal hayatın normalleşmesinde göreceğiz. Atılan adımların katkısıyla, 2020 yılını büyümeyle kapattık. Ekonomik aktivite 2021’in ilk çeyreğinde canlı bir performans gösterdi.” diye konuştu.

“200 milyar doların üzerine bir ihracat performansı gerçekleştireceğimize inanıyorum”

Bakan Elvan, ilk çeyrekteki yüzde 7’lik büyümenin yüzde 30’unu imalat sanayinin tek başına sırtladığını anlatarak, “Yine bu dönemde, dış talebin ve yatırım harcamalarının da büyümeye önemli bir katkı sağladığını görüyoruz. İhracat tarafı çok güçlü gidiyor, bu sene tarihimizde ilk defa 200 milyar doların üzerine bir ihracat performansı gerçekleştireceğimize inanıyorum.” ifadesini kullandı.

Bursa’nın ihracat rakamlarının da yılın ilk 5 ayında, geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 38’in üzerinde arttığını vurgulayan Elvan, şöyle konuştu:

“Sizlerin de desteği ile yıl sonu hedefimize ulaşacağımızdan hiç kuşkum yok. Makroekonomik politikalarımızda 3 temel önceliğimiz var. Birincisi, ekonomide dengesizlik ve kırılganlık oluşturmayacak, kaliteli ve istikrarlı bir büyümeyi temin etmek. Bizim için önemli olan büyümenin sürdürülebilirliği ve kapsayıcılığıdır. İstihdam oluşturan, gelir dağılımını iyileştiren, verimliliği artıran ve rekabeti teşvik eden politikalarla büyüme patikamızı şekillendirmek istiyoruz. Bu büyümeden de, tüm vatandaşlarımızın en iyi şekilde faydalanmasını arzuluyoruz. İkinci politika önceliğimiz cari açığın kontrol altına alınması, hatta orta vadede cari fazla veren bir ekonomik yapının hakim kılınmasıdır. Cari açıkla mücadelenin hem dönemsel hem de yapısal unsurlarının olduğunun farkındayız. İhracat pazarlarımızın toparlanıyor oluşu, dönemsel açıdan işimizi kolaylaştırıyor. Benzer şekilde, altın ithalatını azaltmak için uyguladığımız tedbirlerin de müspet etkilerini görmeye başladık. Yılın ilk 5 ayında altın ithalatı, geçen seneye göre yüzde 47 azaldı. Yapısal tarafta da bir dizi tedbir hayata geçecek. Örneğin imalat sanayimizin küresel değer zincirlerine entegrasyonunu daha da artırmak için özel programlar uygulayacağız. İhracatı öncelikleyen yatırımlara ağırlık vereceğiz. Yurtdışı lojistik merkezleri açarak ihracatçıların potansiyel pazarlara erişimini hızlandıracağız.”

“Enflasyonla mücadele tüm politikalarımızın merkezinde yer alıyor”

Üçüncü ve en önemli politika önceliğinin ise fiyat istikrarının sağlanması olduğunun altını çizen Elvan, “Enflasyon nitelikli ve sürdürülebilir büyümenin önündeki en temel engeldir. Yüksek enflasyonun olduğu bir ortamda, sanayici de önünü göremez, sağlıklı karar alamaz, uzun vadeli yatırım yapmaya da cesaret edemez. İşte bu yüzden, enflasyonla mücadele tüm politikalarımızın merkezinde yer alıyor. Biz bu sorunu bir bütün olarak ele alıyoruz. Para, maliye, finansal sektör ve yapısal politikalarımız uyum içinde hareket ediyor. Kısa vadeli kazanımlar uğruna, asla enflasyon hedefimizden kopmayacağız. Enflasyonla mücadelede, beklentiler kanalının ne denli kritik bir rol oynadığını biliyoruz. Kararlı duruşumuz ve uygulanan politikalar, enflasyonda yukarı yönlü beklentilerin de kırılmasında rol oynayacak.” diye konuştu.

Elvan, döviz kurundaki istikrarın da önemli olduğuna işaret ederek şunları kaydetti:

“Son dönemde, döviz kuru geçişkenliğinin enflasyon üzerindeki etkisinin daha da arttığını görüyoruz. Kur istikrarının sağlanması ve enflasyonun düşmeye başlamasıyla ülkemizin risk primi de düşecek, sermaye girişi hızlanacak, Türk Lirası varlıklara talep artacak ve oluşan güven ortamı istikrarlı büyümeyi de beraberinde getirecek. Biliyorsunuz geçmişte de yüksek enflasyon sorununu yaşadık ve attığımız adımlar sayesinde enflasyonu gayet başarılı bir biçimde tek hanelere indirdik. Yine benzer bir başarı hikayesi yazacağız, ancak bunun için sizlerin de sabrınıza ve desteğinize ihtiyacımız var.”

“Pandemide Türk sanayisi kendini ispatladı”

Elvan, hükümet olarak sanayicilerin yükünü alacak ve işlerini hızlandıracak düzenlemeleri yapmakta kararlı olduklarını söyledi.

Reform paketinde de yer alan sanayi için finansman, beşeri sermaye, vergilendirme ve yatırım ortamının iyileştirilmesi gibi alanlarda somut politikaları hayata geçireceklerini dile getiren Elvan, “Finansa erişimin sizler için ne denli kritik bir önem taşıdığını biliyoruz. Buradan hareketle bankacılık sektörünün yanı sıra faizsiz finans sistemi ve sermaye piyasalarını daha da derinleştirecek politikalara hız vereceğiz. Katma değer üreten firmaların hayatta kalmasını da çok önemsiyoruz. Bunun için bankacılık sektörümüzde firma rehabilitasyonları için yeniden yapılandırma birimleri kurulmasını teşvik ediyoruz.” diye konuştu.

Elvan, sanayicilerin ara eleman bulma noktasında karşılaştıkları zorlukların farkında olduklarını belirterek şöyle devam etti:

“Bu sorunu çözmek üzere çok önemli bir adım atıyoruz. Hazırlıklarımızı büyük ölçüde tamamladık. Mesleki eğitim merkezlerini gençlerimiz için çok daha cazip kılacağız. Kalfalık döneminde alınan ücretlerde iyileşme sağlayacak, bu merkezlerde eğitim gören öğrencilerin ücretlerini kamu tarafı olarak biz karşılayacağız. Böylece sizlerin üzerindeki yükleri kaldırmayı hedefliyoruz. Ülkemizin potansiyeline ve sizlerin yapabileceklerine çok büyük bir güven duyuyoruz. Türkiye, küresel ekonominin sayılı üretim ve inovasyon merkezlerinden biri olabilir. İnanın bunun önünde hiçbir engel yok. Pandemide Türk sanayisi kendini ispatladı, en zor durumlarda bile müdahale kapasitesiyle gücünü gösterdi.”

“Dijitalleşmeyi teşvik eden ve rekabet gücünü artıracak yatırımlara öncelik vermeli”

Sanayinin daha ileri taşınması adına sanayicilerden 4 temel beklentileri bulunduğunu bildiren Elvan, şunları söyledi:

“Birincisi, yüksek katma değer üreten, dijitalleşmeyi teşvik eden ve rekabet gücünüzü artıracak yatırımlara öncelik vermenizi arzu ediyoruz. Bursa, sahip olduğu avantajlarla yerli, yabancı pek çok yatırımcının hedef noktası da olabilir. Dolayısıyla sizlerin proaktif olmanızda, uluslararası iş birliği imkanlarını zorlamanızda büyük faydalar bulunuyor. İkincisi, borç-öz kaynak dengenizin daha dikkatli ayarlanması hususu. Ben katıldığım tüm toplantılarda bu hususun özellikle altını çiziyorum. Ödeyebileceğiniz kadar borç alın, büyük yüklerin altına lütfen girmeyin. Şirketleriniz sermaye piyasalarına açmak gibi farklı finansman imkanlarını da gündeminize alın. Ham madde ve emtia fiyatlarının dünya genelinde arttığı, gelişmiş ülkelerde enflasyon beklentilerinin yükseldiği bir döneme giriyoruz. Gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının para politikalarında değişikliğe gidebileceği bir ortamda, yurt dışı piyasalarda oynaklığın artabileceğini öngörmek gerekiyor. Bu nedenle bilanço yapımızı bu yeni döneme göre ayarlamamız önem arz ediyor.”

“Türkiye, yeşil devrimin öncülerinden biri olabilir”

Elvan, üçüncü beklentilerinin istihdam ve teknoloji dengesinin çok iyi kurulmasına özen gösterilmesi olduğunu belirterek şöyle dedi:

“İş gücümüze yeni iş imkanları oluşturmak kadar mevcut iş gücü kabiliyetlerinin geliştirilmesi de kritik öneme sahip. Bu noktada Bursa, diğer illerimize göre avantajlı bir konumda. İlimizdeki model fabrikanın gerek yalın üretim gerekse dijitalleşme konusunda dönüştürücü bir fonksiyon üstleneceğini düşünüyorum. Sizlerin burada alacağı eğitimler, verimlilik ve rekabet artışı olarak işinize geri dönecek, bundan emin olabilirsiniz. Dördüncü ve son olarak sanayinin yeşil dönüşümü konusunu da odaklı bir şekilde ele almamız şart. Yeşil teknolojiler, küresel çapta yeni ürünler ve piyasalar oluşturmak için ciddi bir büyüme potansiyeli sunuyor. Küresel iklim değişikliği, tarım başta olmak üzere hayatımızın pek çok alanını etkilemeye başladı. Ülkelerin ve uluslararası kuruluşların da bu konudaki hassasiyeti günden güne artıyor. Önümüzdeki dönemde dış kaynaklara ve dış finansmana erişim şartlarından birisi de yeşil dönüşüm olacak. Dolayısıyla, bu konuyu asla ıskalamamamız gerekiyor. Türkiye, yeşil devrimin öncülerinden biri olabilir.”

“TOGG, bu sektörün yarınlarını bugünden şekillendirme iddiasını ortaya koyuyor”

Türkiye’nin Otomobili Projesi’ne değinen Bakan Elvan, otomobillerin artık ulaşım aracı olmanın ötesinde yüksek teknolojili, elektrikli, otonom ve ağa bağlı akıllı bir cihaza dönüştüğünü dile getirdi.

Çevre ve emisyon alanında getirilen yeni düzenlemelerin otomotiv sektöründe reformu zorunlu kıldığını bildiren Bakan Elvan, şunları kaydetti:

“Otomotiv sektöründe hem ana sanayinin hem de tedarik sanayinin hızla uyum sağlamasını gerektirecek bir bakış açısına ihtiyaç var. Bu bakış açısına sahip olup harekete geçenler, otomotiv endüstrisinin yarınlarını da şekillendirecekler. İşte TOGG, bu sektörün yarınlarını bugünden şekillendirme iddiasını ortaya koyuyor. Burada geliştirilecek teknolojiler çevreyi kirletmeyen, elektrikli ve bağlantılı bir mobilite ekosistemini de hayata geçirecek. Daha da önemlisi ülkemiz tedarik sanayisi de bu dönüşüme ayak uyduracak. Bir sonraki adımda da geliştirdiğimiz teknolojileri yurt dışına ihraç edeceğiz. Bir ülke sanayisi için bundan daha ilham verici bir örnek olabilir mi? Bursa’nın bu benzersiz dönüşüme öncülük edecek olması da hakikaten heyecan verici. Bugüne kadar aldığımız kararlarda ve uygulamaya koyduğumuz eylemlerde daima sizlerin talep ve gereksinimlerini göz önünde bulundurduk. Ülkemizi salgın sonrası döneme en iyi şekilde hazırlamak için var gücümüzle çalışıyoruz. Şeffaflığı ve öngörülebilirliği daha da artırıp, sizlerin yatırım kararlarına hız kazandırmak istiyoruz. Önümüzdeki dönemde, ülkemizin üretim üssü Bursa sanayisine çok daha fazla görev düşecek. Bakanlık olarak her türlü fikir ve önerilerinize açığız. Bu ülkenin gelişmesi için çaba sarf eden, katma değer oluşturan ve istihdam sağlayan siz değerli girişimcilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.”

BTSO Başkanı İbrahim Burkay da Bursa iş dünyasının talep ve beklentilerine ilişkin bir konuşma yaptı.

​​​​​​​Toplantıya, Bursa Valisi Yakup Canbolat, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, milletvekilleri ve çok sayıda iş insanı katıldı.

MOSKOVA (AA) – ABD Çalışma Bakanlığı, mayıs ayına ilişkin TÜFE verisini açıkladı.

Buna göre, Amerikalı tüketicilerin yaşam maliyeti, mayısta bir önceki aya kıyasla yüzde 0,6 arttı. Piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşen TÜFE verisinin, yüzde 0,5 artması öngörülüyordu. TÜFE, nisanda aylık bazda yüzde 0,8 artmıştı.

Yıllık enflasyon da beklentileri aştı

Ülkede TÜFE, mayısta yıllık bazda da yüzde 5 artarak beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Ağustos 2008’den bu yana en yüksek seviyeye ulaşan yıllık enflasyonun, yüzde 4,7 olması bekleniyordu. TÜFE, nisanda yıllık bazda yüzde 4,2 artmıştı.

Mayısta en yüksek aylık fiyat artışı yüzde 7,3 ile ikinci el araçlarda kaydedildi. Gıda fiyatlarına ilişkin endeks aylık yüzde 0,4 artarken, enerji endeksinde değişiklik yaşanmadı.

Çekirdek enflasyon, yıllık bazda yüzde 3,8 artarak beklentileri geride bıraktı. Söz konusu verinin yüzde 3,5 artması bekleniyordu. Çekirdek TÜFE, nisanda yıllık yüzde 3 artmıştı.

Analistler, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) gelecek hafta yapılacak Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında enflasyonda yaşanan artışa tepki vermesinin beklenmediğini belirtti.