YÖK, uluslararası soykırım ve insanlık suçlarını araştırmak üzere enstitü kuruyor

ANKARA (AA) – AA muhabirinin, YÖK yetkililerinden aldığı bilgiye göre, YÖK’ün bu alanda belirli kriterleri taşıdığını değerlendirdiği bir üniversitede kurulmasını planladığı enstitüde, sadece Ermenilerle ilgili asılsız soykırım iddialarına ilişkin değil aynı zamanda Amerika’dan Afrika’ya, Asya’dan Avrupa’ya kadar dünyanın her neresinde olursa olsun insanlığa karşı işlenen suçlara ilişkin araştırmaların da gerçekleştirilmesi hedefleniyor.

YÖK yetkilileri, emperyalist devletlerin tarihin çeşitli dönemlerinde giriştikleri soykırım ya da insanlık suçu kavramı çerçevesinde değerlendirilebilecek uygulamalarının, kimi coğrafyalarda halen devam ettiğine işaret ederek, insanlık tarihinin bu emperyalist ülkelerin işgal ettikleri ve sömürdükleri topraklarda yaşayan halkların egemenlik haklarını yok sayma, onları katletme, sürgün etme, dillerini değiştirme, asimilasyona tabi tutma, dini yaşayışlarına müdahale etme ve onlara gaddarca davranma gibi pek çoğu insanlık suçu oluşturan politikalarına tanıklık ettiğine dikkati çekti.

İnsanlık suçları raporlaştırılarak ulusal ve uluslararası kamuoyu ile paylaşılacak

Dünyanın neresinde olursa olsun bu ülkelerin geçmişte veya halihazırda işlediği suçlar, kurulacak enstitü bünyesinde bilim ve hukuk düzleminde akademik bir üslupla ele alınacak.

Araştırmaların sonuçları ulusal ve uluslararası kamuoyu ile paylaşılmak üzere raporlanacak.

Talep eden ülkelere bilimsel destek verilecek

Raporlandırmaların yanı sıra lisansüstü düzeyde akademik faaliyetlerin de sürdürüleceği enstitüde, baskı ve zulme maruz kalan ülkelere de talep edilmesi halinde gerekli bilimsel destek verilecek.

Yerli ve yabancı akademisyen ve araştırmacılar görev yapacak

Uluslararası boyutta araştırmalara imza atması hedeflenen enstitüde sadece Türk akademisyenler ve araştırmacıların değil aynı zamanda yabancı bilim insanlarının da görev alması planlanıyor.

İnsan kaynağı YÖK tarafından desteklenecek

Belirlenecek bir üniversite bünyesinde kurulacak Uluslararası Soykırım ve İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar Enstitüsü, insan kaynağı açısından YÖK tarafından desteklenecek, kapsamına denk çeşitlilikte bir akademik yapılanmaya kavuşturulacak.

YÖK 100/2000 Doktora Projesi’ndeki insan kaynağı da bu enstitüye katkı sağlayacak.

YÖK’ün seçiminde kurumsal liyakat ve ehliyet özellikle dikkate alınacak

Araştırmaları ve çalışmaları disiplinlerarası bir mahiyet taşıması dolayısıyla Uluslararası Soykırım ve İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar Enstitüsünün hangi yükseköğretim kurumu çatısı altında kurulacağına ilişkin en doğru kararı verebilmek için enstitünün kurulacağı yükseköğretim kurumunun insan kaynağı bakımından yeterli olması, yani kurumsal liyakat ve ehliyet özel önem taşıyor.

YÖK Yürütme Kuruluna yapılacak sunumların ardından enstitünün kurulacağı üniversite belirlenecek

Bu alanda yeterliliği önde olan üniversiteler YÖK tarafından bilgilendirilerek, enstitünün kendilerinde kurulmasını talep etmeleri halinde konu ve alana ilişkin yeterlilikleri hakkında Yükseköğretim Yürütme Kuruluna sunum yapmak üzere YÖK’e davet edildi.

Enstitünün hangi yükseköğretim kurumunun çatısı altında kurulacağına, 27 Mayıs Perşembe yapılacak sunumların neticesinde karar verilecek.

Muhabir: Selma Kasap

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Adana Çukurova e-sınav merkezinde incelemede bulunan Halis Aygün, burada AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana e-sınav merkezlerinde elektronik yabancı dil sınavlarını (e-YDS) gerçekleştirdiklerini dile getiren Aygün, bu merkezlerde yılda ortalama 15 e-sınav düzenlediklerini anlattı.

ÖSYM olarak elektronik yabancı dil sınavı uygulamalarına İngilizcenin yanı sıra Almanca, Arapça, Bulgarca, Farsça, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça ve Yunanca dahil olmak üzere 10 farklı dilde devam ettiklerini belirten Aygün, “Çukurova e-sınav merkezinin hizmet vermeye başlamasıyla tek bir sınava giren aday kapasitemiz 6 bine ulaşmış oldu. Ayda en az bir kez yapılan e-sınavlara yılda 50 binin üzerinde aday katılıyor.” diye konuştu.

“Adayların yeni taleplerini gerçekleştirmek için çalışıyoruz”

Halis Aygün, adayların yeni taleplerini takip ettiklerini ve bunları gerçekleştirmek için çalıştıklarını belirterek, şu bilgileri verdi:

“Hedeflerimizden biri de elektronik sınav sayısını ve çeşitliliğini artırmak. Bu kapsamda YÖKDİL sınavını basılı ortamda gerçekleştirmeye devam ederken aynı zamanda elektronik ortamda da uygulamayı planlıyoruz. e-YÖKDİL için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Önümüzdeki yıl e-YÖKDİL’i elektronik sınav merkezlerimizde uygulamaya başlayacağız.”

ANKARA (AA) – Doğadaki tüm seslerin frekanslarını ayırt edebilme yeteneği ile “müzikal deha” kabul edilen otizmli piyanist Buğra Çankır, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde girdiği sınavda tüm aşamaları başarıyla geçerek Türkiye’nin otizmli ilk doktora öğrencisi olmayı başardı.

Henüz 3 yaşındayken otizm teşhisi konulmasının ardından Buğra ve ailesinin hayatı değişti. İsmi dahil anlamını bildiği tek kelime dahi olmayan Buğra, 3,5 yaşına geldiğinde ise konuşmadan önce okumaya başladı, özel eğitim yoluyla her alanda büyük bilgi ve beceriler elde etti.

Buğra’nın kendisinin ve ailesinin yaşantısına yön veren gelişme ise 2004’te yaşandı. California Üniversitesinin yaptığı “mutlak kulak” testinden 36 tam puan alan Buğra, 664 kişi arasından “dünyanın en iyi müzik kulağı” seçilerek aileye umut ışığı oldu.

Doğadaki tüm seslerin frekanslarını ayırt edebilme yeteneği 2007’de Wisconsin Medical Society tarafından tescil edilen Buğra, “müzikal deha” olarak literatüre girdi.

Konservatuvarların ortaöğretim bölümlerine otizmli olması nedeniyle kabul edilmeyen Buğra, Hatay Bedii Sabuncu Güzel Sanatlar Lisesinden, ardından İskenderun Teknik Üniversitesi Mustafa Yazıcı Devlet Konservatuarı lisans bölümünden derece elde ederek 2016’da mezun oldu.

Mezun olduğu konservatuvarda “korrepetitör” olarak çalışan Buğra, hem ailesi için gurur kaynağı hem de benzer durumdakilere örnek oldu.

Dünya Engelliler Piyano Yarışması’nda finale kalma başarısı gösteren, yurt içi ve dışında birçok konser veren Buğra, Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müzik Anasanat Dalı Tezli Yüksek Lisans sınavlarını başarıyla kazanarak Türkiye’de bir ilke imza attı.

Buğra Çankır, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin doktora sınavını da başarıyla geçti.

“Yetenekli otizmliler için yeni bir yol açmış olmasından gururluyuz”

Buğra’nın iletişimde yaşadığı sıkıntılar nedeniyle AA muhabirinin sorularını baba Kemal Çankır yanıtladı.

Buğra’nın kariyerine akademik ortamda devam etmesi için büyük uğraşlar verdiklerini anlatan Çankır, oğlunun Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin doktora sınavını kazanarak yeni bir başarıya imza atmasından duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Baba Çankır, 2 Şubat 2021’de Buğra adına yazdığı dilekçe ile otizmlilerin doktora yapmasının önündeki yabancı dil engelinin kaldırılması yönündeki talebini YÖK yetkililerine ilettiğini belirtti.

Dilekçede, Buğra’nın Afyon Kocatepe Üniversitesinde yüksek lisans eğitimini tamamladığını, müzikteki başarılarını anlattığını ifade eden Çankır, şöyle konuştu:

“Sanatta yeterlilik eğitimi için başvuru ön şartı olarak yabancı dil sınavından en az 55 puan alma zorunluluğunun kaldırılmasını istedik. Dilekçemiz, YÖK Engelli Komisyonu nisan ayı toplantısında ele alındı. YÖK, tarihi bir kararla, otizmin yanı sıra dil öğrenmede özel güçlükleri bulunan zihinsel engelliler, işitme engelliler ve otizmli engel gruplarını da içine alacak şekilde sanatta yeterlilik programlarına başvuruda yabancı dil şartını kaldırdı. Bu engelin kalkmasıyla Buğra, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesinin sanatta yeterlilik programına başvuru için bütün yaz boyu günde 5 saat çalıştı. Doktora sınavında çok güzel bir performans gösteren Buğra, doktora programına kayıt hakkı kazandı. Şu anda Türkiye’de otizmli olarak doktora programına kabul edilmiş ve devam edecek ilk öğrenci Buğra oldu. Bundan dolayı çok mutlu, çok gururluyuz. Buğra’nın müzikte yetenekli otizmliler için yeni bir yol açmış olmasından da ayrıca gururluyuz.”

“Aslında Türkiye’de bir tarih yazıldı”

Otizmlilerin kendilerini ifade etmede ve Türkçe kullanımında güçlükler yaşadığını dile getiren Çankır, “Yüksek lisans eğitimi sırasında olduğu gibi doktora eğitimi sırasında da adeta gölge öğretmeni olarak derslere Buğra ile birlikte gireceğim.” dedi.

Müziğin doğuştan yetenek olduğuna işaret eden Çankır, “Ben de Buğra ile girdiğim derslerden çok şey öğrendim, eşimin de benim de müzik kültürümüz çok yükseldi. Müziğin teorisini, matematiğini biliyorum ama müzik yapmam imkansız.” diye konuştu.

Baba Kemal Çankır, “Buğra’nın doktora öğrencisi olması ile aslında ülkemizde bir tarih yazıldığını, bunun otizmli çocukların kaderini değiştiren bir gelişme olduğunu düşünüyorum. Bu tarihin içinde yer almaktan ayrıca çok mutluyum.” ifadelerini kullandı.

“Artık doktora öğrencisiyim. Çok mutlu oldum”

Duygularını anlatırken babasından destek alan Buğra ise, “Artık doktora öğrencisiyim. Çok mutlu oldum. Eğitim hayatıma devam etmek istiyorum. Yapabileceğimin en iyisi yapmak için çalışacağım. Dünyaca tanınmış otizmli bir sanatçı olmak istiyorum.” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Selma Kasap