YÖK, üniversitelerdeki Kovid-19 tedbirlerini ve eğitim süreçlerinin çerçevesini belirledi

ANKARA (AA) – Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve TSE iş birliğiyle “Küresel Salgın Bağlamında Yükseköğretim Kurumlarında Sağlıklı ve Temiz Ortamların Geliştirilmesi Kılavuzu” hazırlanmıştı. 2021-2022 eğitim ve öğretim yılı güz döneminden itibaren üniversitelerde örgün programlarda yüz yüze eğitime geçilmesi kararı ile birlikte bu kılavuz güncellenerek “Küresel Salgında Eğitim ve Öğretim Süreçlerine Yönelik Uygulamalar Rehberi’’ ile “Kampüs Ortamına Yönelik Uygulamalar Rehberi” olmak üzere iki ayrı rehber haline getirildi. Üniversitelerdeki eğitim öğretim süreci ve kampüslerde alınması gereken önlemlere ilişkin detaylı bilgilerin yer aldığı rehberler üniversitelerle paylaşıldı.

Küresel Salgında Eğitim ve Öğretim Süreçlerine Yönelik Uygulamalar Rehberi’ne göre, örgün eğitimde öncelik yüz yüze eğitimde Kovid-19 salgınının seyrine göre yükseköğretim kurumları örgün programlarda harmanlanmış (hibrit) eğitim modeli de kullanılabilecek. Harmanlanmış eğitime geçildiği durumda da gerekli önlemler alınarak uygulamalı eğitimler, olabildiğince yüz yüze yapılacak. Teorik dersler ise salgının seyrine göre yüz yüze veya belirli bir oranda uzaktan eğitimle verilebilecek.

Salgının bölgesel seyrine göre kararı üniversiteler verebilecek

Kılavuzda, gelecekteki olası senaryolara göre yükseköğretim kurumlarında izlenmesi öngörülen genel bir çerçeveye yer verildi. Salgının bölgesel ve yerel seyrine göre farklı programlar için yapılacak olan uygulamalara yönelik hususlarda daha önce de olduğu gibi değişiklik yapma yetkisi yükseköğretim kurumlarının ilgili kurullarına bırakıldı. Buna göre, vaka sayısı artan bir yerleşkede çevrimiçi eğitim ağırlık kazanabileceği gibi başka bir kampüs tamamen yüz yüze devam edebilecek.

Salgın süresince devletin ilgili kurum ve kuruluşlarının yanı sıra iller düzeyinde yerel otoritelerin aldığı kararlar da takip edilecek ve ona göre gerektiğinde uygulamalarda değişikliğe gidilebilecek.

Üniversitelerde örgün eğitim nasıl olacak?

Kılavuza göre, yükseköğretimin örgün eğitiminde esas olan sınıf ve kampüs içi yüz yüze eğitim olacak. Salgının bölgesel ve yerel seyri, ilgili örgün programdaki öğrenci sayısı ve altyapı imkanları göz önünde bulundurularak üniversiteler, ilgili programların teorik eğitimlerini vermeye ve uygulamalı eğitimlerini desteklemeye yönelik uzaktan öğretim süreçlerini planlayacak.

Salgının etkinliği azalmakla birlikte devam ettiği süreçte harmanlanmış (hibrit) öğrenme uygulamalarına yer verilebilecek. Yüz yüze yürütülen dersleri desteklemek amacıyla sınıf içi eğitimin yanı sıra çevrimiçi uygulamalar da gerçekleştirilebilecek. Derslerde, zenginleştirilmiş içerik geliştirmeye ağırlık verilecek. Üniversitelerin uzaktan öğretimle ilgili teknik altyapısını belli standartlarda sürdürmesi sağlanacak. Öğretim elemanlarının uzaktan öğretim yeterliliklerini iyileştirecek adımlar atılacak.

Uygulamalı eğitimler nasıl yapılacak?

2021-2022 eğitim ve öğretim yılında da geçmişe dönük tespit edilen veya gözlemlenen eksik kazanımlar üniversite kurulları tarafından değerlendirilecek, ilgili eksiklikler, uygulamalı eğitimlerle tespit edilerek gerekli olması halinde hafta sonları da kullanılarak telafi eğitimleri verilecek.

Uygulamaların yüz yüze devam edebilmesi için akademik ve idari personelin yanı sıra öğrencilerin de aşılanmış olmalarına özen gösterilecek, aşı olmaları için teşvik edilecek.

Salgının seyri takip edilerek öncelikle her bir program kazanımları için gerekli olan uygulamalı eğitimlerin içeriği, laboratuvar ve uygulama yapılacak olan alanların fiziki koşulları da gözetilerek öğrenciler gruplara ayrılacak ve dönüşümlü eğitim alabilmeleri için planlamalar yapılacak. Öğrencilerin hem grup çalışmalarında hem de bire bir yapacakları uygulamalarda enfeksiyon kontrolü için gerekli tedbirler, imkanlar dahilinde alınacak, uygulama yapılacak laboratuvar, birim ve merkeze göre öğrenciler, korunma önlemleri açısından bilgilendirilecek. Korunma önlemlerine riayet etmeyen öğrencilerin bu durumlarının tespit edilmesi halinde hem kendilerinin hem de diğer kişilerin sağlığını riske atma ihtimali bulunduğundan uygulamalara devam etmesine izin verilmeyecek.

Uygulamalı eğitimlerin mümkün olduğunca yüz yüze yapılması, dijital ortamda desteklenmesi veya harmanlanmış uygulama yapılması durumunda da mümkün olan en etkin ve verimli yöntemlerin tercih edilmesi için program özelinde gerekli tedbirler alınacak.

2021-2022 eğitim ve öğretim yılında sınavlar esas olarak yüz yüze yapılacak. Bununla birlikte salgının bölgesel ve yerel seyrine göre mücbir durumların varlığında yahut program özelinde yükseköğretim kurumlarının ilgili kurulları tarafından uygun görülmesi koşuluyla çevrimiçi sınav uygulamalarından da yararlanılabilecek.

Kampüs ve yerleşkelerde alınacak önlemler neler olacak?

Salgının dinamik bir süreç olduğu göz önünde bulundurularak üniversitelerin ilgili kurulları tarafından salgının bölgesel ve yerel seyrine göre farklı programların farklı uygulamaları özelinde planlama yapılacak ve üniversite senatoları esnek karar alabilecek. Bu kapsamda derslikler ve çalışma salonlarındaki Kovid-19 tedbirleri şöyle belirlendi:

– Akademik ve idari personel ile öğrencilerin aşılanmış olması çok önemli.

– Üniversitelerde dersliklerde, kampüslerde, toplantı salonlarında maskeye, mesafe ve temizliğe dikkat edilmeli. Özellikle kapalı alanlarda sürekli maske kullanımı sağlanmalı.

– Kampüs içinde ortak kullanım alanları düzenli olarak temizlenmeli.

– Sosyal faaliyetler mümkün olduğunca açık havada sürdürülmeli.

– Sınıf içinde oturma düzeninde kişiler arası en az 1 metre mesafe konulmalı. Ders içeriğine, faaliyet ve uygulamalara göre mesafe artırılmalı.

– Derslik ve laboratuvarların havalandırmasına özellikle özen gösterilmeli.

– Dersler mümkün olan en az sayıda kişi ile yapılmalı.

– Blok ders yerine dersler arasında salonun büyüklüğüne göre, en az 10 dakika ara verilerek ortamın havalandırılması sağlanmalı.

– Çalışma salonları ve sınıflarda kapasite planlaması yapılmalı, kalabalık grup çalışmalarından kaçınılmalı.

– Damlacık oluşturması nedeniyle şarkı söyleme koro çalışması, tiyatro provaları gibi yüksek sesle yapılan faaliyetler için küçük derslikler ve sınıflar yerine büyük salonlar tercih edilmeli.

– Damlacıkların yayılmasına yol açabileceği için mümkün mertebe içerde kişiler olduğunda klima ve vantilatör kapalı olmalı.

– Masa yüzeyi, kapı kolu gibi birden çok kişinin temas ettiği alanların temizliğine özellikle dikkat edilmeli.

– Dersliklerde oturma düzeni ve mesafeleri de önceden ayarlanmış olmalı.

– Yerleşke içerisindeki yurtların öğrenciler tarafından kullanılması konusunda sosyal ortamlar için alınan tedbirlere uyulmalı, Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurulların alacağı kararlara uygun düzenlemeler yapılmalı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) Başkanı Prof. Dr. Ülkü Yılmaz, grip, Dünya Akciğer Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, dünyada solunum hastalıklarında belirgin bir artış olduğunu ve Türkiye’de de sağlık sistemine yük getirdiğini aktardı.

Türkiye’de solunum sistemi hastalıkları nedeniyle gerçekleşen hastane yatışlarının tüm yatışların yüzde 13’ünü, bu hastalıklardan kaynaklanan ölümlerin ise tüm ölümlerin yüzde 11’ini oluşturduğunu aktaran Yılmaz, şu bilgileri verdi:

“Oysa solunum hastalıklarının pek çoğu önlenebilir kategoride. Bu nedenle korunma yöntemlerini bilmek ve uygulamak çok önemli. Grip, boğmaca ve zatürre gibi rahatsızlıkların yanı sıra halihazırda devam eden Kovid-19 salgınından da akciğerleri korumanın en etkin yolu aşı. Aşı olmak, pek çok akciğer hastalığı ile mücadele etmekte en etkin yol.”

Akciğer rahatsızlığı veya diğer sağlık sorunları olan kişilerin akciğer enfeksiyonlarına yakalanma bakımından yüksek risk altında olduğunu vurgulayan Yılmaz, bu enfeksiyonların bazılarının aşı yaptırılarak önlenebileceğini ifade etti.

Yılmaz, aşılamanın toplumda yeterli orana ulaşması halinde ise bu tip hastalıkların hızının yavaşlamasının ve insanların çok daha etkin korunmasının mümkün olduğunu belirtti.

10 kişiden 9’u kirli hava soluyor

Akciğer sağlığını tehdit eden en önemli unsurlardan birinin de hava kirliliği olduğunu aktaran Yılmaz, şunları kaydetti:

“Hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri biliniyor. Hava kirliliği pek çok solunum yolu hastalığını ve özellikle akciğer kanseri gibi kanser türlerini tetikleyebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, 10 kişiden 9’u yüksek oranda kirletici içeren hava soluyor. Sağlığımızı bu denli tehdit eden kirlilik konusunda hükümetler, kurumlar ve bireyler üzerine düşeni yapmalı, gerekli önlemleri almak adına ivedilikle harekete geçmeli. Birey olarak bizler hava kirliliğinin baş sorumlusu değiliz ancak daha az yakıt tüketme, enerji kaynaklarını verimli kullanma gibi yöntemlerle bu konudaki önlemlere destek verebiliriz.”

Sigara ve e-sigara uyarısı

Prof. Dr. Ülkü Yılmaz, dünyada her yıl 8 milyon insanın da tütünden kaynaklanan nedenlerden dolayı hayatını kaybettiğini vurgulayarak, “Tütün dumanının çoğu toksik ve kansere neden olabilen 4 binden fazla kimyasal içeriyor. Bu noktada sigaraya başlamamak ya da kullanılıyorsa da bırakmak, akciğer sağlığını korumanın ve iyileştirmenin en iyi yollarından biri. Tütün ürünlerini bırakmak, dumanın akciğere verdiği hasarı azaltmada etkin rol oynuyor.” ifadelerini kullandı.

Yılmaz, e-sigaralardan solunan nikotinin de akciğer dokusuna zarar verdiğinin ve akciğerler için tehlikeli olduğunun altını çizdi.

ANKARA (AA) – Video konferans yöntemiyle düzenlenen Koronavirüs Bilim Kurulu toplantısının ardından yazılı açıklama yapan Koca, toplantıda salgının seyrinin, özellikli bazı grupların salgın karşısındaki yeni durumunun, okullardaki seyrin ve aşı programının değerlendirildiğini belirtti.

Bakan Koca, “Son 3 haftayı içine alan dönemde artan hareketlilik ile birlikte vaka sayılarında yaşanan artış, kontrolü güç sınırlara yaklaşıyor. Salgının başladığı günden bu yana bildiğimiz üzere hastalığı kapan bir kişi yaklaşık 3 kişiye bulaştırıyor. Bu durum salgının kontrol altına alınmasını güçleştirmeye devam ediyor. Kayıplarımız benzer şekilde yüksek seyrediyor.” bilgisini paylaştı.

Aşının varlığının salgına karşı en büyük güç olduğunun altını çizen Koca, “Buna rağmen vaka sayısı ve kayıplarımız artarken, tedbirlere uyumda ise buna paralel bir artış olmuyor. Daha üzücü olan ise tedbirlere uymakta gevşeklik gösterdiğimiz ortadadır. Salgın aşı ile engellenebilir. Ancak aşıların etkisini güçlü şekilde gösterdiği sınırlı bir zaman dilimi var. Bu zaman diliminde toplumun büyük bölümünü aşılayamazsak, aşılanmasının üzerinden uzunca süre geçen vatandaşlarımız tekrar tehdide açık hale gelebilir.” uyarısında bulundu.

“Hatırlatma dozu zamanı gelmiş vatandaşlarımızın hızla aşılanmaları gerekli”

Aşılanmayanlar arasında virüs dolaşımda kaldıkça kısır bir döngü ile karşılaşılmasının kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Koca, “Kısır döngüyü kıracak olanın hızla aşılanmak ve hatırlatma dozları olduğunu tespit edip uygulamaya aldık. Hatırlatma dozu zamanı gelmiş olan vatandaşlarımızın hızla aşılanmaları bu açıdan son derece gereklidir.” ifadelerine yer verdi.

“Anne adaylarımız tereddüt etmeden aşılarını olmalılar”

Koca, Bilim Kurulu’nun, bağışıklık sistemi zayıf vatandaşları özel olarak ele aldığını ve aşı olma durumlarını değerlendirdiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Bu durumda olan vatandaşlarımızın aşılarını tamamlamak üzere özel bir çalışma yürütüyoruz. Benzer durumda gebelerimizin de hastalığa yakalanmalarında artış yaşanmıştır. Bu salgının seyrinde yeni bir durum. Gebelerimizin aşı olmalarında bir tereddüt olmaması gerektiği bir kere daha bilim kurulumuzca ortaya konmuştur. Anne adaylarımız tereddüt etmeden aşılarını olmalılar.”

Yüz yüze eğitim

Okulların, salgının seyri açısından yakın takibini yaptıkları özel bir alan olduğunu dile getiren Koca, şöyle devam etti:

“6 Eylül’den beri okullarımızda çıkan her vakayı dikkatle izliyoruz. Yaş gruplarının aktif vakalar içindeki dağılımında bir değişiklik olup olmadığını takip ediyoruz. Bugüne kadar alarm veren bir durum olmadığını ve yüz yüze eğitimin olumlu şekilde devam ettiğini görüyoruz. Endişeye mahal verecek bir durum olmadığını bilmenizi isterim.

Bilim Kurulumuz, yaygın aşılamadan önce en son kapananın tüm derecelerde okullar olmasını en erken açılanın ise yine okullar olmasını ısrarla belirtmişti, aşının yaygınlaşması ile birlikte artık okulların en son kapanan değil, asla kapanmayan kurumlar olması konusunda ısrarlıdır. Eğitimin süreleri, günlere dağılımı, sınıfların ikili ya da üçlü öğretime geçmesi, ders sürelerinin azaltılması gerekirse hafta sonları da eğitim yapılması dahil tüm alternatiflerin uygulanması konusunda kararlıdır. Bölgesel olarak gerekmesi halinde il hıfzıssıhha kararı ile tüm tedbirlerin hayata geçirilerek, tüm derecelerde okulların açık kalmasında ısrarcıdır.”

“Sıra ikinci doz aşılanma oranlarımızı gösteren haritamızın maviye dönmesinde”

Sağlık Bakanı Koca, aşı programının plana uygun devam ettiğini vurgulayarak, “Hızla hedef nüfusumuz en az iki doz aşılı hale geldiğinde, salgının kısır döngüsü sona ermiş olacak. Bildiğiniz gibi 2 doz aşılanma oranlarını gösteren haritamız artık yayında. Bu, bize yeni bir hedef gösteriyor. İlk doz aşılanma oranlarını gösteren haritamız çok büyük ölçüde maviye döndü. Şimdi sıra ikinci doz aşılanma oranlarımızı gösteren haritamızın maviye dönmesinde. Bunu hep birlikte başarabiliriz.” ifadesini kullandı.



Koronavirüs Haber Indeksi


Rusya Koronavirüs  | Hindistan Koronavirüs | İngiltere Koronavirüs | Almanya Koronavirüs | Fransa Koronavirüs | İtalya KoronavirüsKoronavirüs AşısıKoronavirüs TedbirleriSokağa Çıkma KısıtlamasıSağlık Bakanı AşıBrezilya KoronavirüsBioNTechSputnik-VYerli Aşıİran KoronavirüsABD KoronavirüsKoronavirüsü YenenJaponya KoronavirüsEsnaf Koronavirüs Haberleri