Yörüklerden imece usulü ile koyun kırkımı

AFYONKARAHİSAR (AA) – Afyonkarahisar'ın Hocalar ilçesine bağlı Kocagöl köyünde, Karakeçili yörükleri koyun kırkımını imece usulü ile şölen havasında yapıyor.

Tuğlu Yaylası'nda konaklayan Karakeçili yörükler, komşularının koyunlarını kırkmak için bir araya geliyor.

Tuğlu Yaylası'nda bulunan 25 yörük aile kırkımı yapılacak aileye gelerek imece usulüyle kırkım yapıyor.

Belirlenen günlerde her ailenin koyun kırkımlarını imece usulü ile yaptıklarını belirten Hasan Yaşar, gazetecilere, bugün yaylada konaklayan Mustafa Esenlipınar'ın koyunlarının kırkımını yaptıklarını söyledi.

Yaşar, "Her yıl çadırları dolaşarak koyunları kırkmaya ve kısa sürede bu işleri tamamlamaya çalışırız. Şu an burada yaklaşık 25 göçer aile bulunuyor. Nisan ayında yaylaya çıkarız, eylül ayı gibi tekrar geri döneriz. Havanın şartlarına göre kış erken olursa erken ineriz, geç olursa geç ineriz." dedi.

– "Kırkım koyunlar için terapi"

Kırkımın eskiden yılda iki kez yapıldığına dikkati çeken Yaşar, şimdi ise bir sefer kırkım yapıldığını belirtti.

Koyunların kırkım ile birlikte rahatladığını anlatan Yaşar, "İnsanın tıraş olması, haftalık banyo yapmış gibi, koyunun vücudunu bitten, pireden ve keneden arındırıyoruz. Hem de koyun için bir terapi oluyor." diye konuştu.

Hayvancılık ile geçimlerini sağladıklarını dile getiren Yaşar, en önemli geçim kaynaklarının peynir olduğunu, Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçe pazarında bunları sattıklarını ve fiyatlarının marketlere oranla daha uygun olduğunu vurguladı.

Ürettikleri peynirlerde hiçbir katkı maddesinin bulunmadığını belirten Yaşar, şunları kaydetti:

"Peyniri tamamen süt ve mayadan organik olarak yapıyoruz. İçerisinde hiçbir katkı yok, kanserojen içeren jelatin yok. Tenekelerde hazırladığımız peynirleri müşterilerimize sunuyoruz ve 1 yıl boyunca tüketiliyor. Bu yıl yeni tip koronavirüs (Kodvid-19) nedeniyle pazara pek çıkmadım. Müşterilerimin siparişi üzerine peynirleri evlerine götürdüm. Hem kendi sağlığımı, hem de onların sağlığını korumak adına bu şekilde sezonu bitirdim."

– "Göçerlik atamızdan gelen bir gelenek"

Kocagöl Köyü Muhtarı Ali Osman Yaşar ise dededen ve babadan kalma gelenek olan göçerliği sürdürdüklerini anlattı.

Bölgede çok sayıda göçer olduğunu aktaran Yaşar, "Göçerlik yıl boyu devam eder. Biz Karakeçili yörüklerindeniz. Doğduğumuzdan beri atadan dededen böyle gördük. Burada yaklaşık 25 göçer aile var. Bazı göçerlerimiz yaz sonu evine dönerken, bir kısmı da hayvanlarını kışlatmak için Manisa gibi sıcak iklimli bölgelere göçer." ifadesini kullandı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Nüfusa geç kaydedilmesinden ötürü resmi doğum tarihi 10 Mayıs 1972 olsa da 7 Kasım 1971’de Artvin’in Hopa ilçesine bağlı Yeşilköy’de doğan Kazım Koyuncu, Cavit Bey ve Hüsniye Hanımın 6 çocuğundan 5’incisi olarak dünyaya geldi.

Koyuncu, çocukluğunda babaannesinden masallar, “Kemençeci Yaşar” lakabıyla tanınan Yaşar Turna’dan türküler dinleyerek büyüdü.

Okumayı çok seven, müziğe ortaokuldayken, babasının aldığı mandolinle başlayan Koyuncu, futbolla ilgilendi ve köydekilerin aksine sıkı bir Trabzonspor taraftarı oldu.

Kazım Koyuncu, 1989’da köyünden ayrılarak İstanbul Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümünde eğitime devam etti.

Müzik çalışmalarına üniversite yıllarında ağırlık veren sanatçı, 1992’de Ali Enver’le birlikte “Dinmeyen” isimli müzik grubunu kurarak ilk profesyonel çalışmalarını yaptı.

Karadeniz müziğini rock müzikle birleştirip kendi tarzını oluşturdu

Tiyatro oyunlarına da müzik yapan sanatçı 1993’te okulu bıraktı.

Koyuncu, daha sonra okulu bırakma kararına ilişkin sorulan bir soruya, “Zor dönemler… O okulu bitirip kaymakam falan olacaksın ya da kendi istediğin işi yapacaksın ama hep soru işaretleri olacak. Sonu nereye varacak? Bu tercihlerden soru işaretli olanını tercih ettim.” cevabını vermişti.

Okulu bırakmasının ardından sadece müzik yapmaya karar veren Koyuncu, Karadeniz müziğini rock müzikle birleştirip kendi tarzını oluşturdu.

Aynı yıl arkadaşlarıyla birlikte “Zuğaşi Berepe” adında bir grup kurdu ve hem yeni grubuyla hem “Dinmeyen” grubuyla çalıştı.

Koyuncu, yeni grubuyla ilk albümü “Va Mişkunan”ı (Bilmiyoruz) 1995’te müzikseverlerin beğenisine sundu.

Yeni tarzıyla müzikseverlerin beğenisini daha fazla kazanan sanatçı, Dinmeyen grubuyla 1996’da “Sisler Duvarı” albümünü, Zuğaşi Berepe ile de 1999’da “İgzas” adlı ikinci albümlerini yayımladı.

Sanatında yenilik ve denemeler yapmaktan kaçınmayan, Karadeniz müziğinin hem sert hem de duygusal yapısını eserlerine taşıyan Koyuncu’nun, “Dido” adlı şarkısının da yer aldığı ilk kişisel albümü “Viya!”, 2001’de müzik marketlerdeki yerini aldı.

“Ha kanser ha konser”

Kazım Koyuncu, 2002’de yayınlanan “Gülbeyaz” adlı dizinin müziklerini yapmaya başladıktan sonra ününü katladı, konser programları artmaya başladı.

“İlk albümde Gülbeyaz dizisinin çok etkisi oldu. Bu albümü, farklılığı tercih eden insanlar aldı.” diyen Koyuncu, 2004’te ikinci solo albümü “Hayde”yi çıkardı.

Aralık 2004’te kanser teşhisi konulan sanatçı, doktorların fazla yorulmaması gerektiğini söylemesine rağmen konserlerine devam etti. Son konserini 4 Şubat 2005’te Taksim’deki Yeni Melek Gösteri Merkezi’nde veren Koyuncu’nun o gün söylediği “Ha kanser ha konser” sözleri sevenleri tarafından unutulmadı.

Koyuncu, hüzün kokan albümlerinde Türkçe’nin yanı sıra Hemşince, Lazca ve Gürcüce eserlere de yer verdi.

Karadeniz’de olduğu kadar, hem Türkiye hem de yurt dışında halen yoğun bir hayran kitlesine sahip olan sanatçı, bir açıklamasında, “Çocukken şiirle güzel oynuyordum. Şairlerle çok uğraşıyordum. Bir ceket yaptırmak istedim o zamanlar, İstanbul’a gelirken, şair ceketi…” ifadelerini kullanmıştı.

Genç sanatçı, tedavi gördüğü hastanede 25 Haziran 2005’te, henüz 33 yaşındayken yaşamını yitirdi.

Koyuncu, vefatından iki gün sonra, dünyaya geldiği Yeşilköy’de, fındık ağaçlarının çevrelediği köy mezarlığına defnedildi.

“Biz bize yetebiliyoruz”

Doğru bildiği şeyleri ortaya koymaktan çekinmediğini her fırsatta dile getiren Koyuncu, verdiği bir röportajda, şunları kaydetmişti:

“Bence bir sanatçının ya da şarkıcının çok cesur olması gerekiyor. Cesaretin ve çalışma arzun varsa hiçbir sorun yok, en fazla para kazanamazsın. Bir albümün satmaz ya da 1 milyon satar. Bunlarla ilgilenmek istemiyorum. Çok büyük bir popülaritem yok. O yüzden biz bize yetebiliyoruz.”

Koyuncu’nun ölümünün ardından Paluri Arzu Kal Demirçi, sanatçıyla ilk karşılaşmasından son ana kadar süren dostluğunu anlattığı “Şair ceketli çocuk: Kazım” kitabını kaleme aldı.

ANKARA (AA) – Tarım ve Orman Bakanlığının “Hayvan Hastalıklarında Tazminat Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmelik”i Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yönetmelikle, hayvan hastalıklarından hangilerine tazminat ödeneceği, ödeme yapılacak yeri ve uygulama zamanı hükme bağlandı.

Düzenleme kapsamındaki hastalıklar arasına şarbon da eklendi. Buna göre, şarbondan dolayı yerel kıymet takdir komisyonunca belirlenen miktarlar üzerinden ve yönetmelikteki esaslara göre hayvan sahiplerine tazminat ödenecek.

Tazminat tutarı, şarbon hastalığına yakalandığı laboratuvar muayenesi ile tespit edilen sığır cinsi, koyun keçi türü ve tek tırnaklı hayvanların takdir edilecek kıymetlerinin dörtte üçü oranında olacak.

Şarbon hastalığının resmi laboratuvarlarca tespiti tazminat ödemesi için esas oluşturacak.