YouTube Kids uygulaması Türkiye'de hizmete sunuldu

İSTANBUL (AA) – YouTube’un çocuklara özel uygulaması YouTube Kids, Türkiye’deki kullanıcıların hizmetine sunuldu.

YouTube Kids’in Türkiye tanıtım toplantısı; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Bilgi Teknolojileri ve İnternet Güvenliği Derneği (BTİDER) ve Google Türkiye yetkililerinin katılımıyla çevrim içi olarak gerçekleştirildi.

Çocukların dijital dünyada eğlenmesini, keşfetmesini, öğrenmesini daha güvenli hale getirip yerel içeriklerle destekleyen YouTube Kids, ebeveynlere çocuklarının bu dijital deneyimini özelleştirmek için kullanımı kolay denetim araçları sunuyor. 13 yaş altı çocuklar için geliştirilen YouTube Kids, YouTube’dan ayrı bir web sitesi, Android ve İOS cihazlar için ayrı bir mobil uygulaması olan bir video izleme platformu olarak öne çıkıyor.

YouTube Kids’in içerik havuzu, yaş grubuna göre 4 yaş altı, 5-7 yaş arası ve 8-12 olarak kategorize edildi. Çocukların sağlıklı dijital alışkanlıklar edinmesine destek olan uygulama, Türkiye’deki çocukların yakından tanıdığı Sevimli Dostlar, Kral Şakir, Pepee ve Niloya gibi yerel ve kültürel olarak duyarlı ve alakalı içeriklerle ailelerle buluşuyor. Türkçe YouTube Kids’e Google Play Store ve App Store uygulama mağazalarından veya web tarayıcı ile “https://www.youtubekids.com” adresinden ulaşılabiliyor.

“Çocuklarımızın zararlı içeriklerin etkilerinden korunması son derece önemli”

Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, toplantıda yaptığı konuşmada, çocukların ve gençlerin internetin ve ilgili dijital teknolojilerin ana yararlanıcılarının başında geldiğini belirterek, “Yapılan araştırmalara baktığımızda küresel ölçekte her 3 internet kullanıcısından 1’inin 18 yaşından küçük olduğunu görüyoruz. Bilgi teknolojilerinin ve internetin bu kadar kolay ulaşılabilir hale gelmesi, bilinçli kullanılmadığı takdirde özellikle çocuklar ve gençler üzerinde bazı olumsuz etkileri yaratabiliyor. Bu etkileri en aza indirmek için hepimize çok önemli görevler düşüyor.” dedi.

Çocukların internet ortamında korunmasının aynı zamanda onların dijital mahremiyetlerinin de korunması anlamına geldiğini vurgulayan Sayan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çocuklarımızın zararlı içeriklerin etkilerinden korunması onların sağlıklı gelişimi için son derece önemli. İçinde bulunduğumuz pandemi sürecinde bu durum çok daha net anlaşıldı. Sosyal medyanın yoğun bir şekilde kullanılmaya başlamasıyla birlikte siber dünyadaki pek çok riskle daha fazla karşı karşıya gelmeye başladık. İnternet için var olan tüm risk başlıkları gerçek hayatta da karşılaşılabilecek durumlardır.

Dolayısıyla çocuklarımızı nasıl gerçek hayattaki tüm bu tehlikelerden korumak için çaba harcıyor ve kurallar koyuyorsak, interneti de bilinçli, güvenli, etkin bir şekilde kullanmayı öğrenerek çocuklara bunu öğreterek sanal dünyanın risklerini minimize edebiliriz. Geleceğimiz olan çocukları olası çevrim içi tehditlerden korurken her birimize ayrı ayrı sorumluluklar düşüyor. Çocuklarımız için onların faydasına olacak şekilde imkan veren, seçenekler sunan uygulamaların önemli olduğuna inandığım ve bir araya gelmemize vesile olan YouTube Kids en güzel örneklerden bir tanesi.”

BTK Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu da çocukların artan oranda ekran karşısında geçirdikleri süre sebebiyle ebeveynlerin kontrolünün zorlaştığını dile getirdi. Bu durumun risk ve tehlikeleri beraberinde getirdiğine değinen Karagözoğlu, “Kötü niyetli kişilerin ürettikleri içeriklerin çocuklara erişme ihtimali artıyor. Bu noktada devlet kurumlarının alacağı önlemler kadar teknoloji şirketleri, sosyal medya platformları, video paylaşım siteleri ve dijital oyun şirketlerinin de güncel duruma göre çocukları koruyucu ve eğitici yeni tedbirler geliştirmesi ve çocukların maruz kaldıkları olumsuz içeriklerle ilgili kolaylıkla bildirimde bulunmalarını sağlamaları gerekiyor.” diye konuştu.

Ebeveynlerin internet ortamlarında hem kendi hem de çocuklarının güvenliğinin korunması hakkında bilgi sahibi olmaları gerektiğinin altını çizen Karagözoğlu, “Oyun oynama alışkanlıkları ebeveynler tarafından kontrol edilmeli ve sınırlamalar konulmalıdır. Kurum olarak ülkemizde yaşayan herkes için çevrimiçi ortamın gerek sunulan içerik, gerekse güvenlik açısından daha iyi hale gelmesi önemli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Bu vesileyle ülkemiz çocuklarının interneti daha iyi deneyimlemeleri adına YouTube ile atılmış olan bu adımı desteklediğimizi ve YouTube’un benzeri çalışmalarında her zaman yanında olduğumuzun bilinmesini isterim.” ifadelerini kullandı.

“Güvenli aile eğlencesini sunacağına inanıyoruz”

BTİDER Başkanı Ömer Faruk Sorgun ise BTK’nın sunduğu güvenli internet hizmetini yaygınlaştırmak için ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini söyledi. Sorgun, “BTK’nın sunmuş olduğu güvenlik hizmeti, başladığı tarihten itibaren geçen 9 yıllık süre zarfında yaklaşık 12 milyonun üzerinde alan adının sınıflandırmasını yapmış ve vatandaşlarımızdan gelen ihbarları değerlendirerek neticeye ulaştırmıştır. İnternette özgürlük diyenlerin internette saygı kavramını da öncelemeleri gerekir.” dedi.

Google Türkiye Kamu İlişkileri Direktörü Pelin Kuzey de YouTube Kids’in renkli dünyasını çocuklarla buluşturduklarını belirterek, “YouTube Kids uygulamasının, her yaştan çocuğun tüketebileceği çocuk içeriklerinin yanı sıra çeşitli ebeveyn denetimleri ile Türkiye’deki ebeveynlere ve çocuklara uzun süredir bekledikleri daha güvenli aile eğlencesini sunacağına inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Dijital platformlarda çocuk güvenliğini iyileştirmek, internet erişimi kısıtlı çocukların bilinçli, güvenli ve etkili internet kullanımı konusunda farkındalıklarını artırmak üzere yeni bir eğitim programını hayata geçirdiklerini aktaran Kuzey, “Türkiye’nin 20 şehrine düzenlenecek olan bir ‘roadshow’ ile BTİDER’in Güvenli İnternet Tırları’nın 200 bin çocuğa ve 2 bin öğretmene ve ebeveyne ulaşması hedefleniyor.

Toplam 24 ay sürecek program kapsamında, çocuklarımız, ebeveynler ve öğretmenler çevrimiçi güvenlik ipuçları, dijital platformlardaki riskler ve fırsatlar konularında eğitim alacaklar. Söz konusu eğitim programı çerçevesinde Google.org tarafından BTİDER’e 250 bin dolar tutarında bir bağış desteği sağlanıyor. Bu programın çıktıları ile ilgili olumlu sonuçları da ilerleyen süreçte sizlerle paylaşabilmeyi umuyoruz.” diye konuştu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – LG Electronics'in (LG) yaşamın getirdiği olasılıklara karşı sinematik bakış açısı sunan projesi, geleceğin sanatçılarını ortaya çıkartıyor.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, geleceğin yönetmenlerinden Jackson Tisi'nin LG'nin desteğiyle yönettiği "The Life's Good" filmi, LG'nin YouTube kanalında görücüye çıktı.

Dünyanın dört bir yanından yüzlerce genç film yapımcısı tarafından sunulan videolardan bir araya getirilen Tisi yapımı çalışma, genç yaratıcılar tarafından yorumlandığı şekliyle hayata güzel ve dokunaklı bir bakış sunuyor.

LG'nin mayıs ayında başlayan Life's Good kampanyasının önemli bir bileşeni olan Life's Good Film Projesi için 33 ülkeden 531 genç yönetmen, yaratıcı sunumlarını Jackson ile paylaşmaya davet edildi.

En iyi görüntüleri kullanan Tisi, dünyanın gelişen görsel hikaye anlatıcılarının kendine özgü seslerini, yeni bakış açılarını ve inkar edilemez yeteneklerini sergileyen 20 dakikalık bir hikaye üretti.

Proje, üretim sürecinde sosyal medya platformlarında 140 milyonun üzerinde etkileşim, ilgili gönderilerden de toplam 44 milyondan fazla görüntülenme alarak büyük etki yarattı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Jackson Tisi, “Dünyanın hangi köşesinden gelirsek gelelim, hepimizin sahip olduğu ve hissettiğimiz duyguları paylaşmak istedim. Empati, özellikle zor günleri atlatırken birbirimizle iletişim kurmanın anahtarıdır." ifadelerini kullandı.

New York Film Critcis Online Eleştirmenleri'nden Diva Velez, "Dünyanın birçok yerini gözler önüne seren Life's Good, tekil bir deney niteliği taşıyor. Film, insan diasporasının ve çeşitli ortamlarımızın hoş farklılıklarını gösterirken, aynı zamanda küresel Kovid-19 pandemisi nedeniyle ruhsal yönden ne kadar bağlı olduğumuzu ortaya koyuyor." değerlendirmesinde bulundu.

20 dakikalık kısa film, 6 bölümde (Life's Beautiful-Hayat Güzeldir, Life's Community-Hayat Topluluktur, Life's Lonely-Hayat Yalnızlıktır, Life's In Motion- Hayat Hareket Halindedie, Life's an Adventure-Hayat Bir Maceradır ve Life's Good- Hayat İyidir) iyi bir yaşamın farklı yönlerini araştırıyor.

İlk 5 bölüm, doğanın güzelliğinden, fiziksel hareketin canlılığından, yalnızlık zamanlarında beslenen kişisel gelişimden, birbirine sıkı sıkıya bağlı bir topluluğun birlikteliği ve sıcaklığına kadar geniş bir konu yelpazesini görselleştiriyor. Son bölümde ise gençler hayatı kutlamak için bir araya geliyor ve film anlamlı bir şekilde sona eriyor.

LG, Life's Good filminin fragmanını LG'nin New York City'deki Times Meydanı'ndaki ve Londra'daki Piccadilly Circus'taki dijital reklam panolarında gösterecek. Kısa film, gelecek haftalarda seçkin film festivallerinde de yer alacak.

The Life's Good filmi LG Global YouTube kanalında izlenebiliyor. LG'nin 2021 Life's Good kampanyasıyla ilgili ek bilgiler Instagram'da da bulunuyor.

İSTANBUL(AA) – Pakistan’daki üniversite eğitiminin ardından açtığı Youtube kanalında paylaştığı Urduca videolarla 9 ayda 260 binden fazla aboneye ve yüz binlerce izlenmeye ulaşan Türkan Atay, iki toplum arasındaki kardeşlik köprülerini güçlendirmeyi hedefliyor.

26 yaşındaki Atay, 2014’teki üniversite sınavının ardından yurt dışı eğitim tercihlerini incelerken diğer ülkelere göre daha uygun fiyatlı olan fakat daha öncesinde hiç gitmeyi düşünmediği Pakistan’ı tercih etti.

Central Pencap Üniversitesi’nde Psikoloji Bölümü’nü kazanan Atay, Pakistan’daki ilk zamanlarında kültürel şokun ve farklı yemek tatlarının etkisiyle oldukça zorlanarak Türkiye’ye geri dönmek istese de kararından vazgeçmedi.

Zamanla “Türk olmanın avantajını hep hissettiğim” dediği misafirperverlikten etkilenen ve Pakistan’ı adım adım dolaşarak daha yakından tanıyan Atay, üniversite eğitiminin ardından Türkiye’ye gelerek Youtube kanalı açtı.

Kanalında önce Urduca ve İngilizce yayınlarla Türkçe öğretmeye başlayan Atay, Türkiye hakkındaki içeriklerinin ardından kısa bir sürede 260 bin takipçiye ulaştı.

Atay, Pakistan, Bangladeş, Hindistan ve İngiltere ağırlıklı takipçileri için toplumlar arasında “kültür elçisi” olabilmek için çok yönlü videolar üretmeye devam ediyor.

“Yemekler yüzenden, Pakistan’a gittiğim ilk hafta hep hastanede serum yedim”

Atay, 7 kız kardeş olduklarını ve yurt dışında eğitim için Amerika ve İngiltere’yi de istediğini fakat ucuz olması ve kendisine yakın hissettiği için Pakistan’ı tercih ettiğini söyledi.

Pakistan’daki ilk aylarında zorlandığını belirten Atay, yaşadıklarını şu sözlerle özetledi:

“Pakistan’da ilk yediğim yemek şavarmaydı. Genelde sokaklarda bizim döner tarzı olur ve çok acılıydı. Yemeklerdeki acı ve baharatlardan dolayı bir hafta hastaneye gittim serum yedim. Temel farklılık tabii ki baharat ve acı. Pilav yerken kaşığında karanfil, zencefil ya da defne yaprağı çıkabiliyor. Yemeklerin üzerinde biriken yağ hiç hoşuma gitmiyordu ama aradan bir yıl geçtikten sonra sevmeye başladım, şimdi özlüyorum. Annem ve babam çok sıcak bakmıyordu aslında. Pakistan hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Bavulumu aldım, gittim. Karaçi Havalimanı’na gittim ve kolunda silahlı insanlar gördüm, ki ülkenin birçok yerinde görebilirsiniz. Saçları kınalı, gelene gül dağıtıyorlar. İlk zamanlar çok kötüydü. Lavaboya gittim ağlamaya başladım. Annemi aradım geri dönmek istediğimi söyledim ama olmadı. İlk ayım böyle çok kötü geçti.”

Kıyafetlerin, dil, yemek ve kültürün çok farklı olduğunu dile getiren Atay, “Kültür şoku yaşıyorsunuz gittiğinizde. Düğünler, misafir ağırlama şekli, hayat tarzları da farklı. Orada genellikle birçok ailede temizlikçi var örneğin. Biz temizliği kendimiz yaparız. Pakistan’da genellikle misafirleri yatak odasında karşılıyorlar. Biz yatak odasını göstermeyiz bile.” ifadelerini kullandı.

“Türk olmamın avantajını Pakistan’da çok yaşadım”

Pakistan’daki misafirperverlikten çok etkilendiğini anlatan Atay, iki ülke arasındaki kardeşliği tüm alanlarda hissettiğini söyledi.

Atay, “Pakistan’a gittiğinizde Türk olduğunuzu söyleyin halk size gerçekten kucak açıyor. Özellikle misafirperverlikleri çok iyi. Türk olarak gittiğim için bize karşı yaklaşımları, üniversitedeki hocaların Türk öğrencilere karşı yaklaşımı çok farklıydı. Türk olmamın avantajını Pakistan’da çok yaşadım. Tekrar fırsatım olsa yine Pakistan’a giderim.” şeklinde konuştu.

Türkiye’ye olan ilginin artmasında tarihi bağların yanı sıra dizilerin de etkisinin olduğunu anlatan Atay, “Türk dizilerinin yakınlaşmada çok etkisi var. Diriliş Ertuğrul ve Kuruluş Osman dizileri sayesinde özellikle pandemi döneminde Türk tarihine ilgi arttı ve hayran kaldılar. Yatırımla vatandaşlık alan, burada iş kuran çok Pakistanlı var. Ticaret konusunda da ilgi artışı var.” dedi.

“En çok istediğim şey toplumlar arasında kültür elçisi olabilmek”

Atay, üniversite eğitimini başarıyla tamamladıktan sonra Türkiye döndüğünü ve Pakistan’ı hep özlediğini dile getirdi.

İlişkileri koparmamak için Youtube kanalında Türkçe eğitimleri verdiğini ve Türkiye’yi tanıtıcı içerikler ürettiğini belirten Atay, kanalının kısa bir sürede 260 bin takipçiye ulaştığını aktardı.

Atay, toplumlar arasındaki karşılıklı sevgi ve ilgiyi kanalı aracılığıyla güçlendirmek istediğini anlatarak, şöyle devam etti:

“Urduca Pakistan’daki yaşantımı anlattığım videoyla takipçim bir andan artmaya başladı. Şimdi 260 bin aboneme Türkiye hakkında bilgiler veriyorum. Gündelik yaşam, yemekler, eğitim, gezilecek yerler, Türk dizileri, düğünler, adetler gibi birçok alanda videolar yapıyorum. Aynı zamanda Pakistan’a gittiğimde de Türk takipçilerim için orayı tanıtıcı içerikler üretiyorum. En çok istediğim şey birbirini kardeş ülke olarak gören Türkiye-Pakistan arasında kültür elçisi olabilmek. Çok iyi dönüşler alıyorum, bu açıdan çok şanslıyım. Farklı alanlarda videolar üretmeye devam edeceğim.”