Yunus Emre Enstitüsü ilk kez “Türkoloji Kış Okulu” düzenliyor

ANKARA (AA) – Yunus Emre Enstitüsünün (YEE) düzenlediği ilk "Türkoloji Kış Okulu"nda 16 ülkeden 27 Türkolog, 10 gün boyunca Türkiye'de eğitim alacak.

YEE'nin 7 Şubat'a kadar sürecek Türkoloji Kış Okulu, YEE'nin Kızılay ofisinde düzenlenen açılış töreniyle başladı.

Romanya, Azerbaycan, Bosna Hersek, Fransa, Güney Kore, Gürcistan, Polonya, Rusya gibi birçok ülkeden Türkoloji alanında doktora yapan öğrencilerin katıldığı "Türkoloji Kış Okulu"nun açılış törenine, Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof. Dr. Gürer Gülsevin, TDK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Feyzi Ersoy, YEE Türkçe Öğretimi ve Türkoloji Müdürü Prof. Dr. Yavuz Kartallıoğlu ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.

Açılışta konuşan YEE Türkçe Öğretimi ve Türkoloji Müdürü Kartallıoğlu, katılımcıların günde 6 saat ders alacağı programın kültürel gezileri de kapsadığını belirterek, "Türkiye Türkolojisi'nin tanıtılacağı programda öğrenciler, doktora konuları üzerinde çalışan akademisyenlerle de bir araya gelebilecek. Öte yandan YEE tarafından hazırlanan 'Türkoloji' kitabı da bu eğitimde ele alınacak, geri dönüşler çerçevesinde Türk tarihi ve Türkçe öğretimi konularına ilişkin yeni bölümler kitaba eklenebilecek." ifadelerini kullandı.

– "Çalışmalarınızla Türkoloji'ye damga vuracaksınız"

TDK Başkanı Gülsevin de dünyanın çeşitli ülkelerinden Türkoloji çalışan doktora öğrencilerini bir araya getiren programın önemini vurgulayarak, "İnşallah her geçen gün sizler, Türkoloji'ye damga vuracak çalışmalar üreteceksiniz." dedi.

Türkoloji'nin daha önce Avrupa'da başlamış bilim dalı olduğunu, daha sonra Sovyetler Birliği'nin kurulmasıyla "Sovyetler ekolü" diye adlandırılan bir Türkoloji'nin geliştiğini anlatan Gülsevin, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra da Türkiye'nin dünyada, Türkoloji'de büyüyen bir merkez haline geldiğini söyledi.

Gülsevin, YEE'nin hazırladığı Türkoloji kitabına ilişkin "Türkiye'deki standart Türkoloji'nin temel kitabı olabilecek bir eser." değerlendirmesinde bulundu.

Dünyada bazı Türkoloji metinlerinin tarihe odaklandığını, bazı yerlerde sadece gramer ya da dil bilimi üzerine çalışıldığını ifade eden Gülsevin, Türkiye'de ise bunların hepsinin bir arada yoğun okutulduğunu vurguladı.

Gülsevin, Türkoloji'nin "Türklük bilimi" olduğuna dikkati çekerek, TDK'nin 1932'de Mustafa Kemal Atatürk'ün yönlendirmesiyle kurulduğunun ve Türkoloji çalışmalarına büyük katkılar sağladığının altını çizdi.

– "Türkoloji'de öncü olmak YEE'nin hakkı ve görevidir"

"Türkoloji Kış Okulu"nu gazetecilere değerlendiren tarihçi yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı da "Türkoloji dünyasıyla teması kurmak YEE 'nin vazifesidir. Bu konularda öncü olmak hakkıdır ve temel görevidir." dedi.

Türkologlara yönelik böyle programların daha uzun sürmesi gerektiğini, Anadolu'yu bilmeden Türkolog olunamayacağını vurgulayan Ortaylı, "Bu programa ciddi olarak devam etmek gerekir. 1 ay, 6 ay, 1 sene gibi seminerler yapmak lazım. Bunlar çünkü genç Türkologlar." diye konuştu.

Ortaylı, program kapsamında "Türk Tarihi" başlıklı konuşma da yaptı.

YEE'nin düzenlediği "Türkoloji Kış Okulu" gibi programlara katılanların Anadolu'da daha fazla zaman geçirmesi tavsiyesinde bulunan Ortaylı, "Özellikle Azerbaycan'dan gelenlerin Anadolu'da kalmalarında büyük fayda görüyorum. Urfa, Erzurum, Gümüşhane, Bayburt yöresinde kalmalarını ümit ederim." ifadelerini kullandı.

Ortalı, konuşmasında, TDK'nin kuruluşunda öne çıkan misyonlardan birinin Türkçe'yi Arapça ve Farsça gramerinin etkisinden kurtarmak olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:

"Bu, Mustafa Kemal Atatürk'ün ve onun gibilerin görüşüdür. Çünkü bunlar kurmaydır. Kurmaylar, dili en iyi kullanan unsurdur. Çünkü kurmayın endişesi vardır. Herhangi bir alim, bilgin yazdığı yazıyı halk anlıyor mu anlamıyor mu görene kadar vakit geçer. Halbuki kurmay her an görür, askerle temas altındadır. Bir sene Şam'dadır, bir sene Edirne'dedir, ertesi sene Makedonya'dadır. Türkçenin konuşulduğu bütün imparatorluğu tanır. Hiç kimse Mustafa Kemal Paşa gibi, onun silah arkadaşları gibi Türk dilinin konuşulduğu sahaları en otantik haliyle anlamamıştır."

Çağatay Türkçesinin coğrafyasının çok geniş olduğunu ancak nüfusunun Oğuz dil grubu kadar olmadığını anlatan Ortaylı, Türk dilinin çeşitli dinlere mensup insanların dili olduğunu da söyledi.

Bugüne kadar düzenlediği "Türkoloji Yaz Okulları" ile 5 bin Türkoloğu Türkiye'de ağırlayan YEE, ilk kez "Türkoloji Kış Okulu" düzenliyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Yunus Emre Enstitüsünden (YEE) yapılan açıklamaya göre, Halep’in 400 yıllık Osmanlı dönemini anlatan “Hatırladıkça Biz Oluruz / Osmanlı Dönemi Halep’inde Sosyokültürel Hayat” sergisi, 22 Eylül’de açılacak.

Devlet Arşivleri Başkanı Prof. Dr. Uğur Ünal, Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivlerinden derlenen arşiv kayıtlarının yer alacağı sergiye ilişkin yaptığı değerlendirmede, Osmanlı’nın yönetim anlayışının toplumda ve bölgede memnuniyetle karşılandığının kayıtlarda görüldüğünü kaydetti.

Ünal, kayıtlarda bölgedeki Rum Katolik metropolitinin verdiği vaazın da bu memnuniyeti kanıtlar nitelikte olduğunu belirterek, “Osmanlı yönetim anlayışına dair vereceğimiz onlarca örnekten en dikkat çekenlerinden birisi, 1895 yılında Rum Katolik metropoliti tarafından verilmiş olan bir vaazdır. Metropolit vaazında bölgede sultanın hilafeti yıllarında huzurun, barışın hâkim olduğunu, herhangi bir sıkıntı yaşanmadığını, Osmanlı adaletinin bölgede tecelli ettiğini ve bir anlaşmazlık çıktığı zaman da bunun anında çözülebildiğini açıkça ortaya koymuştur.” ifadelerini kullandı.

YEE Başkanı Şeref Ateş ise Halep’in kadim bir şehir olduğuna işaret ederek, kentteki Osmanlı dönemi yaşamına ilişkin örneklerin sergide paylaşılacağını bildirdi.

NOVI SAD (AA) – Türkiye’nin dost ülke olarak katıldığı festivalin kapanış programında Brezilya, Romanya, Kuzey Makedonya, Slovenya, Bosna Hersek, Hırvatistan ve Sırbistan’dan festivale katılan çok sayıda sanatçı arasından en iyileri seçildi.

Slovenyalı “Dobrec” grubu “en iyi orkestra” ödülüne layık görülürken “en iyi yorumcu” ödülünü, “en iyi söz-müzik yazarı” ödülünün sahibi Hırvatistanlı Zoran Tairovic’in “Daljine” isimli parçasını seslendiren Hırvatistanlı Cecilija Babic aldı.

“En iyi erkek solist” ödülünün Bosna Hersekli Haime Nalic’e verildiği festivalde “en iyi kadın solist” ödülü de Brezilyalı Juliana Olm’un oldu.

“En iyi söz yazarı” ödülü Sırbistanlı Jovan Adamov’a, “yaşam boyu başarı ödülü” Novi Sadlı Zoran Mulic’e, özel ödül de tambura geleneğinin korunmasındaki katkılarından ötürü Hırvatistanlı Branko Uvodic’e verildi.

Öte yandan Tamburica Festivali ile İzmir’de düzenlenen “Balkan Panorama Film Festivali” (BPFF) arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında festivalin kapanış programına katılan BPFF Kurucusu ve Direktörü Sali Saliji Sallini, “Tamburica Festivali”nin Kurucusu ve Direktörü Jovan Pejcic’e başarılı iş birliğinden dolayı teşekkür belgesi takdim etti.

Festivalin gelecek yılki dost ülkesinin Avusturya olacağı açıklandı.