Zonguldak'ta, İdlib için toplanan yardım malzemeleri bölgeye gönderildi

ZONGULDAK (AA) – Zonguldak'ta, Ereğli İlçe Müftülüğü ve Türkiye Diyanet Vakfı Ereğli Şubesi tarafından toplanan 2 tır insani yardım malzemesi, Suriye’nin İdlib kentine gönderildi.

Ereğli Kaymakamı İsmail Çorumluoğlu, Bozahane Camisi önünde düzenlenen törende, yardım kampanyasına her kesimin destek verdiğini söyledi.

"Ümmetin yetimi İdlib'e" sloganıyla düzenlenen kampanyada, 2 tır yardım toplandığını vurgulayan Çorumluoğlu, "Arkadaşlarımız gece gündüz çalıştı. Hem şehrimizin kendi dinamiklerini harekete geçirmek hem de dışarıdan gelebilecek yardımları koordine etmek suretiyle çok kısa sürede bu iyilik kervanını hazırladı. Bu yardımların içerisinde çocuklarımızın harçlıklarından, teyzelerimizin kefen parasına hepsinin olduğunu biliyorum. Allah kabul etsin ve bizleri utandırmasın." ifadelerini kullandı.

Dualarla yardımların yüklendiği iki tır, Suriye’ye uğurlandı.

Törene, Ereğli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Arslan Keleş, kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ebru Hazar Bodrumlu, biberon çürüğünün çocuklarda beslenme sorunlarından gelişim geriliğine kadar durumlara yol açabildiğini belirterek, bebeklerin tatlandırılmış gıdalar bulunan biberonlarla uyutulmaması gerektiğini bildirdi.

Doç. Dr. Bodrumlu, AA muhabirine, biberon çürüğünü 71 aylık veya daha küçük çocuklarda süt dişlerinde bir veya daha fazla çürük, çürüğe bağlı kaybedilmiş diş veya dolgulu dişin olduğu durum olarak tanımlandığını söyledi.

Küçük yaş grubu çocuklardan bahsedildiğini dile getiren Bodrumlu, “Bu, çok şiddetli ve çok sayıda diş çürüğü varlığıyla hızla ilerliyor. En başta beslenememek, özellikle bebeklerde ağrılı durumlar, çok büyük sorunlar yaşatıyor. Enfeksiyon, apse oluşumu, çocuklarda olduğu için gecikmiş tedaviyle beraber beslenme sorunlarından gelişim geriliğine kadar durumlara yol açabiliyor.” ifadelerini kullandı.

Bodrumlu, biberon çürüğünün yaygın olarak görüldüğüne işaret eden Bodrumlu, “Bazı çalışmalarda iki çocuktan birinde erken çocukluk çağı çürükleri gözlenebiliyor.” dedi.

– “Düzenli diş hekim kontrolüne gidilmesi önemli”

Bodrumlu, ebeveynlerin bu duruma dikkat etmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Bu durumu engellemek için öncelikle doğum öncesinde annenin bilgilendirilmesinden başlamakta fayda var. Biberon çürüklerinin oluşumunda mikroorganizmaların anneden bebeğe geçmesi çok önemli rol oynuyor. Annenin ağız sağlığını yüksek tutmak, aslında en baştaki önleme mekanizması. Bebeğin doğumdan sonra ilk dişi çıkar çıkmaz düzenli diş hekim kontrolüne gidilmesi ve her beslenmeden sonra bebeğin ağzının nemli bir bezle ya da gazlı bezle mutlaka temizlenmesi gerekmektedir. Ayrıca bebeğin gece beslenmesine çok dikkat edilmesi gerekiyor. Geceleyin tükürük akışının azalmasıyla çürüğe daha yatkın bir ortamın oluşması nedeniyle içeriğinde özellikle tatlandırılmış gıdalar bulunan biberonlarla çocuğun uyutulmaması çok önemli bir faktör.”

Doç. Dr. Bodrumlu, biberon çürüğüyle mücadelede en önemli silahın florürlü diş macunu kullanmak olduğunu sözlerine ekledi.

Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) gönüllüsü olarak Kırgızistan’da bulunan Melikşah Özen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gönüllülük ve ülke izlenimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Her yıl ramazan ayı dolayısıyla ihtiyaç sahibi ailelere gıda yardımında bulunan Türkiye Diyanet Vakfının gönüllüsü olan Özen, Kırgızistan’ın Bişkek ve Oş kentlerinde ihtiyaç sahibi ailelerine gıda kolileri dağıttı.

Ülkenin tarihi ve manevi değerleri barındıran mekanlarını da gezen Özen, Kırgızların ilgi gösterdiği geleneksel oyunları izledi ve yeni tanıştığı insanların yoğun ilgisiyle karşılaştı.

Özen, TDV ile, “Diriliş Ertuğrul” ve “Kuruluş Osman” dizisindeki “Abdurrahman Gazi’yi” canlandıran oyuncu Celal Al’ın vesilesiyle tanıştığını belirtti.

Oyuncu, TDV’nin yardımların her kuruşunu ihtiyaç sahibi fakir fukaraya, yetim ve öksüze ulaştırdığını ifade etti.

Gönüllülüğün önemine değinen Özen, “Bu gönüllülük öyle bir şey ki, bir kere sahada olmak, dindaşlarımızla ve soydaşlarımızla beraber olmak o kadar müthiş bir zevk ki ve o kadar büyük bir maneviyat ki, hiçbir kelime onu anlatmaya etmez. Gönüllülük olmasın da ne olsun!” diye konuştu.

Yardımları gönderenlere teşekkür eden Özen, TDV’nin her türlü yardım projesine her zaman destek olmaya hazır olduğunu vurguladı.

“Türklüğün çıktığı Orta Asya’daki Tanrı dağları eteklerinde olmak bir başka duygudur”

TDV gönüllüsü olarak ramazan ayında Kırgızistan’a geldiğini, burada hiç yabancılık çekmediğini, kendilerinin çok güzel ağırlandığını ve ülkedekilerin kendilerini kucaklayıp bağırlarına bastıklarını anlatan Özen, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Ata yurdu Kırgızistan’a geldiğimiz zaman ister istemez dizi setindeki anılar canlandı. Burada olmak, buradaki maneviyatı yaşamak, oksijeni solumak ve Türklüğün çıktığı Orta Asya’daki Tanrı dağları eteklerinde olmak bir başka duygudur. Burada olmak bence bir ayrıcalıktır.”

Özen, oyunculuğa babasının nasihatı ile atıldı

Özen, 15 yıldır profesyonel oyunculuk yaptığını aktararak, eğitimci ve bilge adam olarak nitelendirdiği babasının nasihati ile oyunculuğa adım attığını söyledi.

Rahmetli babasının “kendini sevdiren bir kişiliğin var, bazı kesimlere bazı şeyleri duyuracak bir kapasitedesin” söylemlerini dikkate alan Özen, tecrübe edinebilmek amacı ile oyunculuğa figüranlık yaparak başladığını anlattı.

Özen, tarih konulu dizilerde rol almayı ilk tercih olarak gördüğünü belirterek, “Niyetimiz, mevcut ve gelecek nesillere örnek olacak şekilde aktörlük çizgisinde ilerlemek.” dedi.

Türk dizi karakterlerinin, Türk dünyasında ve dünyadaki gençlerin üzerinde bıraktığı etkiye dikkati çeken Özen, şu ifadeleri kullandı:

“Önceden Örümcek Adam, Superman, Spider Man var iken, şimdi ise çocuklar, ‘ben Ertuğrul’um, ben Turgut’um, ben Bamsı’yım, ben Abdurrahman’ım, ben Dumrul’um, ben Günkut’um’ diyor. Böyle söylemleri duyduğum ve gördüğüm zaman çok mutlu ve bahtiyar oluyorum. Böylece, Türk tarihini, Türk kahramanlarını evvela kendi soydaşlarımıza ve daha sonra tüm dünyaya tanıtmış oluyoruz ki, bunlar hayali kahraman değil, hepsi destan yazmış, babayiğit ve aslan gibi yiğitlerdir. Onları canlandırmak, onları oynamak bizim için çok büyük şereftir.”